KİTAPLARLA YENİDEN BARIŞMANIZ İÇİN BEŞ ÖNERİ
Her yitirilen anlam gibi okumak da anlamını yitirdi. Zamanın peşinde koşarken elimizden ilk bıraktıklarımızdan biri de okuma alışkanlığımız…
KİTAPLARLA YENİDEN BARIŞMANIZ İÇİN BEŞ ÖNERİ
Her yitirilen anlam gibi okumak da anlamını yitirdi. Zamanın peşinde koşarken elimizden ilk bıraktıklarımızdan biri de okuma alışkanlığımız oldu. Kitaplara çok uzağız ama kat ettiğimiz mesafenin çok da gerisinde değiller aslında, hepsi başuçlarımızda…Bakışlarımız onlara döndüğü, göz göze gelmelerimizi kaçırmadığımız sürece yanı başımızda. Onlarla uzaklığımız mesafelerle değil bakışlarla örülmüş halde…

Photo by Rey Seven on Unsplash
Milenyum nesli çocuklarından çok önce doğan bizler okuma alışkanlığı edinimi konusunda oldukça şanslıydık. Okulda zoraki ve yarışlarla da olsa okuma alışkanlığını bir nebze kazanmış, gazete dergi gibi günlük yayınlarla haşır neşir olabilmiş, çizgi romanları, radyo tiyatrolarını sabırsızlıkla bekleyebilmiş ve kavuşmanın lezzetini tadabilmiş son nesillerden biriyiz.
2000 yılı sonrası dijital sıçramalarla uygarlığımız çok hızlı mesafe kat etti. Fakat insan ve insandan oluşan toplum bu hıza uyum sağlarken, birçok şeyden vazgeçmek zorunda kaldı.
İnsan medeniyetine baktığımızda hayvana nazaran daha yavaş ve sindirerek geliştiğini ve büyüdüğünü görüyoruz. Doğumumuzdan itibaren başlayan gelişim süreci de bunu doğruluyor. Doğuyor, zamanla annemizden besleniyor aylar sonra kendi beslenme türümüzü öğreniyoruz. Tuvalet eğitimimiz de yıllar sonra gerçekleşirken, erişkin olmamız 13 yılı buluyor.
İnsanın gelişim süreçleri bu kadar yavaşken sanayi devriminin endüstriyel hızı yetmezmiş gibi 21. yüzyılın dijital devrimleriyle insan; fıtratına tamamen aykırı bir şekilde hızın esiri oldu. Makinelerle birlikte maksimum verime ulaşmak için saatlerimiz, günlerimiz, aylarımız geçiyor, yılın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Kendi hızı bizden bağımsız olan bu akımın içerisinde onunla rekabet haline giriyor, kendimizi tüketiyoruz. Ve sonunda insani birçok yetimizi yitirmiş halde ama hala insan kalmaya çabalayarak yaşıyoruz.
Beklemenin ortadan kaldırıldığı bir çağdayız. İzlediğimiz diziler topluca platformlara yüklenirken, bir gecede hepsini tüketiyoruz. Tüm indirimleri takip edip, ihtiyacımız olmayanları da sepetimize dolduruyoruz. Tüketmeye o kadar bağımlıyız ki kitaplarla bağımız da sadece alışveriş düzeyinde. Bağlarımız sahte, ayrılıklarımızın acısıysa çok kısa. Değer anlayışımız “ben” katmanında ve çevreyle olan iletişimimiz sadece verim/çıkar yörüngesinde.
Kendimize ayna tutmadan, perişanlığımızın farkına varmamız, neleri tükettiğimizi fark etmemiz imkansız. Önce farkına varıp, sonra bunu tamir etmeye niyetlendikten sonra ancak çözüm planına geçebiliriz.
Bu noktadan sonrası çözüm arayanlar için önerdiklerim. Tamamen uzun soluklu bir okurun perspektifinden gelen amatör tavsiyeler.

Photo by Alice Hampson on Unsplash
1- ŞALTERLERİ KAPATIN
Almancada “ausschalten” fiili devre dışı bırakmak anlamına geliyor. Telefonu, televizyonu veya diğer elektrikli aletleri. Tam da bu anlamda siz de evde belirdediğiniz bir saatte tüm uyaranları devre dışı bırakın. Bu interneti kapatmak, bildirim mekanizmalarınızı sessize almak veya tüm ekran öğelerini dolaba kaldırarak olabilir. Belirlediğiniz süre boyunca sadece kitap, dergi veya gazete gibi yazılı yayınla vakit geçirin. Başlangıç için minimum 30 dakika olabilir. Bu kesinlikle sabır gerektiren bir süreç. Ama bunu günlük rutin haline getirmeden bırakmayın. Mesela 40 gün boyunca akşam şu saatler arasında veya günlük 30 dakikayı kırk gün boyunca tutturma gibi rutinler oluşturun.
2- UYGUN ORTAMI HAZIRLAYIN
Şalteri kapatmadan önce kendinize en uygun ortamı seçin. Pencere önünde rahat bir koltukta, masada kaleminizle, balkonda çayınızla, salonda radyoda çalan hafif bir müzikle…
Bir arkadaşınızla buluşacağınızda gösterdiğiniz özeni ona da gösterin. Gelişigüzel, dolu bir kafayla, dağınık bir ortamla, tükenmiş bir halde yapacağımız okuma sadece yüzeysel olur. Yine aynı kısır döngüye hizmet etmiş, döngüyü kıramamış oluruz.
Bu konuda da rutinleşmiş zaman dilimleri ve yer belirleyin.
3- DOĞRU KİTAPLARLA BAŞLAYIN
Sizin okur yolculuğunuza en uygun eseri araştırarak bulun ve seçin. Önümüzde onlarca türün olduğu bir yelpaze var. Araştırmadan, yorumları ve önerileri okumadan size hitap ettiğinden emin olmadan satın almayın. Ve aldığınız hiçbir kitabı yarım bırakmamaya çalışın. Eğer ön hazırlıkla kitap satın alıyorsanız bir şekilde size hitap eden yanı vardır. Okuma sürecinde sıkılsanız bile bitirdikten sonra sizde bırakacağı duygu ve düşünceleri ıskalamayın. Benim tavsiyem yeni okurlar için klasik hikayelerle başlangıç yapmaları. Modern edebiyatın sırtına yüklenen semboller ve imgecilik sizi yorabilir. Verim gerektiren ve sizden yeni beklentiler doğuran kişisel gelişim yerine daha dingin ve alışkanlığı körükleyecek en güzel eserler hikaye kitapları olabilir.
4- ALDIKLARINIZI BİTİRMEDEN YENİ KİTAP ALMAYIN
Bu benim hala devam ettiğim artık davranış haline gelmiş alışkanlığım. Genelde yıllık veya iki yılda bir kitap siparişi veriyorum. Ve aldıklarım bitmeden yeni satın alım yapmıyorum. Okurken kalemim hep ayraç şeklinde kitabın arasında. Alıntılarım ve notlarım mutlaka tüm kitaplarımda var. Tanıştığınız bir insanı nasıl merak ederseniz, kitaplarla olan madenciliğinizde de kalem en büyük yoldaşınız oluyor. Onun yoldaşlığında kitapla bağ kurup, derinleşiyorsunuz. Ben alıntılarımı ve incelerimi şurada paylaşıyorum. Alıntı ve not alışkanlığı ilerde yazı alışkanlığı kazanmada çok yardımcı oluyor.
Bitiremediğiniz kitabı en çok vakit geçirdiğiniz yere bırakabilir, onunla paralel başka kitaba başlayabilirsiniz. Ben arabaya bırakıyor, çocukları beklerken veya trafiğe sıkıştığımda açıp birkaç sayfa da olsa okuyorum.
Alışkanlığı kazandıktan sonra kitap alışverişleri alışkanlığınız da sizin seçiminize kalmış.
5- AMACINIZDAN SAPMAYIN
Amacımız yeniden okuma alışkanlığı kazanmak, yarışmak veya sayılarda boğulmak değil. Hayatımızdaki en büyük anlam kaybı sayılar yüzünden oldu. Nicelik niteliğe üstün geldi. Hayatın ve kelimelerin şiirselliği kayboldu. Sizin amacınız bu anlamları yeniden kazanmak. Cümlelerin büyüsünü, şiirin sihrini, yazının çekiciliğini yeniden bulmak. Bu yolda sıkılmanın, kaybolmuşluk hissinin ve zaman zaman yoksunluğun sizi ziyaret etmesi çok normal. Ama bunlara yenik düşüp vazgeçmeyin, mücadele edin.
Ben yazmaktan çok okumayı seven biriyim. Kaynağı entelektüel birikim olmayan duyguları yazıya geçirmek için çok büyük yetenek ve potansiyele sahip değilim. Yazmayı hep sevdim ama bunun için hep çaba gösterdim. Fakat okumak benim için zevk aldığım, davranış haline getirdiğim bir alışkanlık. Sizin okuma mücadeleniz benim için yazarken geçerli. Zaman ayırmalı, kafa yormalı ve sabrederek sonunu getirmeliyim. İçimizdeki tohumları çürütmeden çatlatmayı başarabilir, yeniden insani zaman dilimimizde bir nebzede olsa yaşayabiliriz. Hiçbirimiz vazgeçmeyelim…
[embed]Her zaman olmasa da bazen kitap okurken dinlediğim Japon bir sanatçının eseri.
Yazıyla, sizin okuma ve yazı alışkanlıklarınızla ilgili öneri ve yorumlarınızı bekliyorum. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere…
메타데이터
- post_id
- b0caca426146
- slug
- ki̇taplarla-yeni̇den-barişmaniz-i̇çi̇n-beş-öneri̇-b0caca426146
- url
- https://mediumturkiye.com/ki%CC%87taplarla-yeni%CC%87den-bari%C5%9Fmaniz-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-be%C5%9F-%C3%B6neri%CC%87-b0caca426146
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/ki%CC%87taplarla-yeni%CC%87den-bari%C5%9Fmaniz-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-be%C5%9F-%C3%B6neri%CC%87-b0caca426146
- author_url
- https://medium.com/@zalihaa
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-23 17:05:31