← Back to list

R.F. Kuang’ın Sarı Yüz Romanı Üzerine Kişisel Notlar

Cheersjourney · 2025-10-05 19:36 · 0 claps · 1.8 min read
#kitap #eleştiri #kurgu #okuma #kitap-i̇ncelemesi
Open on Medium ↗

R.F. Kuang’ın Sarı Yüz Romanı Üzerine Kişisel Notlar

R.F. Kuang’ın Sarı Yüz Romanı benim ilk kitap değerlendirmem olacak. Değerlendirmelerimde yalnızca kitapların konusu, içeriği ve karakterleri üzerinde değil; aynı zamanda bende bıraktığı hisler ve düşündürdükleri üzerinde durmak istiyorum.

Çin asıllı Amerikalı başarılı yazar Athena Liu’nun ölümünün ardından, başarısız yazar Juniper Song’un (June) Athena’nın tamamlanmamış romanını çalıp kendi adıyla yayımlamasını konu olmakta. June, bu eylemiyle hızla ün kazanırken, kültürel temsili ve kimlik hırsızlığını sorgulayan bir tartışma başlatır. Roman, yayıncılık dünyasının çeşitlilik ve temsil politikalarını eleştirirken, aynı zamanda bireysel etik ve hırsın sınırlarını da biraz irdelemekte.

İlk olarak, bende uyandırdığı duygularla başlamak istiyorum.

“Arkadaşlık bu mudur gerçekten ya?” sorusuyla başlayan birçok düşünce geçti aklımdan.

Bir insan, arkadaşının başarısını içten içe hep kıskanır mı? Daha iyi olmak için sürekli yollar arar mı? Hatta bunun uğruna hırsızlık bile yapabilir mi?

Ben, arkadaşlıkların bu kadar yüzeysel olmaması gerektiğine inanmak istiyorum. Ancak kitapta gördüğüm bu yüzeysellik beni ürküttü diyebilirim. Bu, beni en çok düşündüren konulardan biri oldu.

Bir diğer nokta ise yüzeysellik temelli aile ilişkileriydi. Bu tamamen subjektif bir yorum; çünkü bazı aile ilişkileri gerçekten yüzeysel olabilir ve hatta bazen öyle kalması daha sağlıklıdır. Fakat benim için bu kısımları okurken iyi hissettirmedi. Belki de kahramanımız için yüzeysel olmak daha kolaydı. Çünkü yaptığı intihalin utanç verici hissini paylaşmak hiç kolay olmayacaktı.

Bu noktada aklıma şu soru geldi: Bir yalan, gizlenen bir olay ya da yapılan bir hırsızlık sadece kişi tarafından bilindiğinde masumlaşır mı? Ya da gerçekten gerçekleşmiş sayılır mı?

Mesela, olay örgüsünde kahramanımızın o taslağı çaldığı tahmin edilmeseydi ya da suçluluk duygusunun panik hali onu hatalara sürüklemeseydi…

Yapılan eylemin zamanla kişinin kendi gerçeğine dönüşmesi ve normalleşmesi düşüncesi bana oldukça rahatsız edici geldi. Bir insanın, kendi başarısı ve yaratıcılığı olmadığı halde sahte bir persona oluşturması ve buna önce kendisinin inanması sarsıcıydı.

Gerçek hayatta da buna benzer birçok örnek görebiliriz. İş hayatında bile başkalarının tamamladığı işleri sahiplenen, emeği baltalayan kişilerle karşılaşmak mümkün. Bu durum, kişisel iç huzurla da yakından ilgili bence. Eğer kahramanımız gerçekten kendi emeğiyle bir şey başarmış olsaydı, yaşadığı mutluluk ve başarı hissinin ne kadar sahte olduğunu fark ederdi.

Çünkü insanın kendi emeğiyle elde ettiği başarının hissi bambaşkadır. O huzur, mutluluk ve gurur duygusu hiçbir şekilde sahteleştirilemez. İnsan kendisiyle baş başa kaldığında bazı hislerle yüzleşir. Bu yüzleşme bazen kişiyi doğruyu yapmaya yönlendirir, bazen de yalan üzerine yalan inşa etmeye… ta ki tükenene kadar.

Kahramanımız ise ortaya çıkan gerçeklerle mecburen yüzleşmek zorunda kalıyor ve işleri tersine çevirmeye çalışıyor.

Son olarak; kitap hızlı ve sade bir dille yazıldığı için kolayca okunabiliyor. Ancak edebi bir derinlik beklerseniz basit gelebilir.

Benim puanım: 5 üzerinden 3.

Sevgiler 🌿


메타데이터
post_id
b10035df19e9
slug
bu-benim-ilk-kitap-değerlendirmem-olacak-b10035df19e9
url
https://medium.com/@e.tariman93/bu-benim-ilk-kitap-de%C4%9Ferlendirmem-olacak-b10035df19e9
canonical_url
https://medium.com/@e.tariman93/bu-benim-ilk-kitap-de%C4%9Ferlendirmem-olacak-b10035df19e9
author_url
https://medium.com/@e.tariman93
status
ok
fetched_at
2026-06-27 07:40:21