← Back to list

Kızıl Geyik Efsanesi

Erhan Tamgaç’ın öldüğünü telefonda öğrendiğimde ilk düşündüğüm şey onun ölmemiş olabileceğiydi. Çünkü o gün dağda duyduğum şeyi başka türlü…

Burak Altınay in Türkçe Yayın · 2026-05-03 00:02 · 57 claps · 5.3 min read
#short-fiction #öykü #türkçe #orman #macera
Open on Medium ↗
Wiki topics: ✍️ · Writing & Creative

Kızıl Geyik Efsanesi

Erhan Tamgaç’ın öldüğünü telefonda öğrendiğimde ilk düşündüğüm şey onun ölmemiş olabileceğiydi. Çünkü o gün dağda duyduğum şeyi başka türlü açıklayamıyordum. Ne olduğunu bulmak için izlerinin peşine düştüm. Başıma kesintisiz sorunlar yağdığından eksik parçaları birleştirmem altı ayımı aldı.

Can Bilge Alan

İstanbul, Ağustos 2019


Birinci Bölüm: Dağ

Belge 1.1- Bordo Günlük

Can Bilge, 23 Mart 2019, Akseki

Her şey, tırmanış rotamızda göz göze geldiğim o keskin bakışlı kızıl geyiğin mağaraya doğru koşup gözden kaybolmasıyla başladı. Sırt çantamı çıkarıp ben de arkasından koştum. Yüksek kayaların gizlediği girişe vardığımda, içeriden yayılan ve su sesine benzeyen müzik gibi bir titreşim duydum. Bu civarda karstik mağara olmadığını biliyordum. Ses, nefesli çalgılardan birinden çıkıyor olmalıydı.

Bir buçuk sene önceki tırmanışımda rehberimiz Erhan abinin kamp yerinde bana anlattığı anı, şimşek gibi çarptı zihnime. O da bir geyik görmüştü. Ne demişti? Hatırlayamadım ama şöyle bir şeydi: ‘’ Müzik gibi ama hayat gibi ritimsiz bir ses’’. Yok hayır aynısı değil bu hafızamın bir yanılgısı. Ya da aynısıydı da ben öyle olmasını istemiyordum. Bunları düşünürken kızıl geyiğin uzaklaşan tırnaklarının tıkırtılarını duydum. Takip edip peşinden kayaların arasına daldım. On adım attım atmadım, zifiri karanlık bastırdı. Aydınlatma almak için dışarı çıktım. Ağır adımlarla yürüyen takım arkadaşlarıma seslendim. Takım lideri beni gördü ve önce yanındakine, ‘’Bu kirpi kafayı sen çağırdın dimi?’’ diye sitem etti. Sonra da bana tekrar dönüp bağırdı: ‘’Biz mağaracı değiliz! Lütfen takıma katılın.’’

Rotadan çıkmamız tehlikeli olabilirmiş. Mağaralar konuk sever olmazmış. Dağın huzurunu kaçırmamak için kulvarımızdan ayrılmamalıymışız. Lafın kısası, ne dediğimi bile dinlemeden genel geçer tecrübeleriyle merakımı kestirip attı. Yürüyüşün huzurunu kaçırmamak için üstelemedim. Yirmi kiloluk çantamı sırtıma vurup yamacı tırmanmaya devam ettim. Ama yol boyu aklıma o geyiğin bakışı ve kulağıma hangi çalgı aletinden çıktığını anlayamadığım müzik sesi döne döne geri geliyordu.

İlk mola yerinde cep telefonu rehberimden Erhan abinin adını bulup aradım. Mekanik kadın sesi ‘’Aradığınız numara kullanılmamaktadır’’ dedi. Doğru ya, koşturmacada Erhan abiyi bir kez bile aramamıştım. ‘’Eh be vefasız Bilge, yıl geçmiş aradan , kim bilir şimdi nerededir?’’ diye gayriihtiyari sitem ettim kendime.

Belge 1.2 — Telefon Görüşmesi Dökümü

25 Mart 2019, Saat 19:45

Görüşme: Can Bilge — Öner Zengin (Ortak Arkadaş)

Bilge: Öner, selam. Erhan abinin numarasına ulaşamadım. Yeni numara çıkardı galiba. Sen de varsa paylaşsana.

Öner: Bilge? Ulan oğlum sen yaşıyor muydun ya? Bir yıldır yoksun piyasada. Özlettin kendini.

Bilge: İyiyim, iyiyim. Görüşünce arayı kapatırız. Erhan abinin numarayı ver sen.

Öner: (Durdu, hangi kelimeyi seçeceğini bilemediği için birkaç farklı harf çıktı ağzından) Dostum… Duy… Sen bilmiyor musun?

Bilge: Neyi bilmiyor muyum?

Öner: Erhan abi geçen sene öldü.

Bilge: Ne!

Öner: Rusya’da, Yakutistan’da. Lena Sütunları diye bir yere gitmişler. Akademik araştırma yapacaklarmış. Kar fırtınası çıkmış. Sanıyorum çığ altında kalanlar olmuş. Fırtına bittiğinde on iki kişilik takımdan üç kişi kayıpmış. Bir Rus arkeolog, Erhan abi ve eşi Tomris hanım. Yardım için gelenler Tomris hanımı ve Rus’u hipotermiden ölmek üzereyken kurtarmış. Erhan abi bulunamamış. Kolundaki akıllı saat sinyal gönderiyormuş. Buna rağmen bulamamışlar.

Bilge: Nasıl bulunamaz! Sinyal varsa yeri bellidir. Olur mu öyle şey. Koordinat yanlıştır. Cihaz bozuktur. Sinyal var adam yok ne demek?

Öner: Sanırsın buhar olup uçmuş. Aramalar on günden fazla sürdü. Sonuç değişmeyince orada bıraktılar.

Bilge: Olmaz kardeşim bir mantıksızlık var. Aynı yerden mi geliyormuş?

Öner: Sinyal hep aynı yerden geliyormuş.

Bilge: Gidip alırsın işte. Bu kadar basittir.

Öner: Gitmişler…

(Kısa sessizlik)

Öner: Orada kimse yokmuş.

Bilge: Hiç aklıma yatmadı Öner. Yanlış kişiyi mi aradılar ne yaptılar artık. Neyse siz bana neden haber vermediniz peki? Adamın cenazesine bile katılamadım.

Öner: Aradık, sosyal medyadan yazdık. Haberlere de çıktı. Bütün dünyanın haberi var dostum. Sen hangi dünyada yaşıyorsun. Aramalara en azından dönüş yapsan öğrenirdin. Bir de kalkmış hesap soruyor ya. Adam bak!

Bilge: (Biraz utandım. Sessiz kaldım) Haklısın. Ne desen haklısın. Peki eşinin numarası var mı? Arayıp ona bari başsağlığı dileyeyim.

Öner: Tomris hanım bizleri suçluyor. Dağcı arkadaşlarının telefonlarına çıkmıyor.

Bilge: Ev adresi var mı peki?

Öner: Adresi vereyim ama sen yine bir şey bekleme. Kapıdan kovulabilirsin.

Belge 1.3 — Haber Kupürü

‘’Lena Sütunları’nda Trajedi: İki Ölü, Bir Kayıp’’

Sibirya Ajansı, 17 Ekim 2018 ( Türkçe çevirisi)

Rusya Federasyonu’na bağlı Saha Cumhuriyeti’nde (Yakutistan) bulunan Lena Sütunları Milli Parkı’nda, Kuzey Doğu Federal Üniversitesi tarafından organize edilen bilimsel araştırma heyeti, beklenenden çok erken gelen bir kar fırtınasına yakalandı. Heyetten alınan ilk bilgilere göre meydana gelen çığda iki kişi hayatını kaybetti, bir kişi kayboldu.

Yetkililer, kaybolan Türk vatandaşı Erhan Tamgaç’ın (41) bulunması için arama kurtarma çalışmalarının on gün boyunca sürdüğünü ancak bir sonuç alınamadığını açıkladı. Tamgaç’ın kolundaki uydu bağlantılı akıllı saatin gönderdiği son sinyale ulaşılmasına rağmen bölgede herhangi bir ize rastlanmadı. Arama çalışmaları resmi olarak 27 Ekim 2018'de sonlandırıldı.


İkinci Bölüm: Blog Yazıları

#Araştırmacının notu: Aşağıdaki yazılar, Erhan Tamgaç’ın ‘’Dağ Havası’’ adlı kişisel blogunda, 2014–2016 yılları arasında yayımladığı metinlerden olayların akışına göre seçtiklerimden oluşuyor. Blog, yazarın ani bir kararla yayın hayatına son verdiği 2016 yılının Ekim ayına kadar aktifti#

Belge 2.1 — Blog Yazısı

‘’Varsın Kopsun’’ — 14 Ağustos 2016

Ağrı Dağı’nda yeni tırmanışçılardan bir arkadaşı mahsur kaldığı çukurdan çıkarmak için öncü gitmiştim. Son çaktığım vidalardan biri arkamı döner dönmez çınlayarak gevşedi. Çektiğim hattın kopacağını hemen anladım. İp boşalacak, belimi kavrayan kemerden aşağı çekilip süzülerek yere çakılacaktım. Vida ipi titreterek yerinden söküldü ve şans eseri ayaklarımın üzerine düştüm. Dokuz canımdan biri gitmiş oldu. Kaldı sekiz. Ameliyattan sonra dikişleri aldırmaya gittiğimde doktor altı aydan önce tırmanmaya kalkarsam çapraz bağlarımın tekrar kopacağını söyledi. Varsın kopsun. Her şeyin yedeği çıkar bir yerden.

Şimdi evimdeyim. Oturdum iyileşmeyi bekliyorum. Karım Tomris bana harika bakıyor. Her gün başka çorba yapıyor ve her yemekte bu işleri bırakmamı istiyor. Belki de o haklıdır. Bense haklı olmaktan daha önemli şeylerin olduğunu düşünüyorum. Serüvenlerin çağırdığını hissettiğimde hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Dağ yok, rüzgar yok, manzara yok, doğanın sesi yok ama yaşıyoruz öyle mi? Şehirde yaşamıyoruz ki. Hayatta kalıyoruz. Yaşamın kendisi değil güzel olan. Ufka baktığında gördüğün yere doğru yürüyerek gitme özgürlüğü olmayan yaşam bana göre değil.

Ha unutmadan eski uygarlıkları araştırmaya başladım. Tomris bu işe çok sevindi. Bugün İskitler ile ilgili iki makale okudum. Kültürel bağlantıları çok ilginç. Sizlere de tavsiye ederim. Ben bu işi ciddiye alıyorum. Şimdiden tahminlerim var. Sonra paylaşacağım.

Dağcı Erhan

Belge 2.2 — Blog Yazısı

‘’Veda’’ — 20 Ekim 2016

Bu yazı maalesef sizlerle paylaştığım son günlük yazım olacak. İki yıldır beni takip eden, yorum yazan, mail atan okurlara teşekkürler. ‘’Daha eski uygarlıkları yazacaktın’’ dediğinizi duyar gibiyim. Yazmakla yaşamak arasında gidip gelirken yorgun düştüğümü anladım. Bazen insanın kendine saklaması gereken şeylerin olduğu zamanlar başlıyor. Tırmananlar, uzun kulvarlar aşanlar, maceraya atılanlar bilirler ki dönerken bir şeyleriniz orada kalır. Bu kez ben kendimi bıraktım. Onu bir gün gidip aldığımda döneceğim.

Hoşça kalın.

Dağcı Erhan


Üçüncü Bölüm: Araştırma

Belge 3.1 — Bordo Günlük

Can Bilge, 25 Mart 2019, İstanbul

Pencereden başımı çıkardığımda sokaktaki her haneyi yanında götürmüş olan uykunun bana gün doğmadan uğramayacağını anladım. Erhan abinin blogundaki tüm yazıları okudum. Son yazdıklarına doğru giderek mutsuzlaştığını ve yalnız hissettiğini gördüm. Oysa sakatlık anısını yazarken bile sözlerinden neşesinin yerinde olduğu anlaşılıyor. Bu adam blogunu neden yarım bırakıp gitmiş diye düşünürken arama motorunun derinliklerinde kayboldum. Bilmem kaçıncı sayfayı tıkladıktan sonra tuhaf bir şey okudum. Erhan abinin bıraktığı yerden devam eder gibi yazan, adını hiç duymadığım gezginin birinin yeni açtığı blog. Tam olarak emin değilim. İlkten sadece ortak konular ve ton benziyor gibi gelmişti. Hatta tam sekmeyi kapatmak üzereydim. Sayfalarda uykum gelene kadar takılmaya devam edecektim ki dikkatimi çeken, altı çizili o beylik lafı gördüm. ‘’Dağ insanı her zaman geri çağırır’’ yazmış. Buna benzer bir sözü ondan bizzat duyduğuma eminim. Sonra dikkatimi bu şüpheye odakladım. Bir de baktım cümle yapısı, dağlara ve doğaya bakışı, kelime tercihleri fena halde benziyor. Sanki kendine ait olmayan bir kişilik oluşturmuş ve arkasına saklanıp gerçekte ne düşündüğünü yazmaya devam etmiş. Hah şimdi oldu. Yayın tarihleri çakışıyor. Öyle olamazdı zaten. Bir an aklımdan saçma bir ihtimal geçti. Yok, yok hemen aklımdan attım. Çünkü böyle şeyleri düşündükçe sonu gelmez.

Peki bu blogdan Tomris hanıma bahsetmeli miyim? Ya kadının aklına olmadık şeyler sokarsam. Ya o şey zaten oradaysa? Olacak gibi değil. Kızıl geyik hakkında bildiklerini öğrensem yeter. Bu kadarı fazla geldi. Gidip uyumaya çalışmalıyım.

Öğleye doğru uyandım. Hafif bir kahvaltı, acı kahve, siyah şapkam ve adres cebimde. Gidip Tomris hanımı göreceğim. Onunla uzun konuşacağım için telefonumun ses kayıt programını ayarladım. Kötü bir şey yaptığımı biliyorum. Bazen iyi bir şey yapmak için kötü şeyler de yapılabilir.


메타데이터
post_id
b1efe17c13d3
slug
kızıl-geyik-efsanesi-b1efe17c13d3
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/k%C4%B1z%C4%B1l-geyik-efsanesi-b1efe17c13d3
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/k%C4%B1z%C4%B1l-geyik-efsanesi-b1efe17c13d3
author_url
https://medium.com/@Burakaltinay
status
ok
fetched_at
2026-06-27 07:40:21