← Back to list

Çelişkilerini Görme Paradigması

İnsan çelişkileriyle var olan bir varlık, amenna. Fakat aynı zamanda çelişkileri gören de… Ve gördüklerini dile getirmeden duramayan da……

Kübra SAYGl in Türkçe Yayın · 2026-07-15 10:51 · 269 claps · 3.2 min read
#çelişki #türkçe #thomas-kuhn #paradigmas #bilim
Open on Medium ↗

Çelişkilerini Görme Paradigması

İnsan çelişkileriyle var olan bir varlık, amenna. Fakat aynı zamanda çelişkileri gören de… Ve gördüklerini dile getirmeden duramayan da… Özellikle çelişkiler başkalarındaysa:)

Thomas Kuhn’a göre bilim, doğruların doğrusal biçimde üst üste eklenmesiyle ilerleyen tarafsız bir bilgi birikimi değil. Bilim adamları (🫣) çalışmalarını belirli bir paradigma içinde yürütür ve bu paradigma hangi soruların sorulacağını, hangi yöntemlerin kullanılacağını ve hangi kanıtların geçerli sayılacağını, hangi kanıtların da eleneceğini belirler. Eleği paradigma seçer. Bilimin büyük bölümü normal bilim dönemlerinden oluşur; bu dönemlerde amaç mevcut paradigmayı sorgulamak değil, onun ortaya koyduğu problemlerle uğraşmaktır. Ancak zamanla açıklanamayan anomaliler birikir ve mevcut paradigma ciddi bir kriz yaşayıp, ondan daha başarılı bir alternatif ortaya çıkarsa bilimsel devrim gerçekleşir ve yeni paradigma eskinin yerini alır. Kuhn’a göre bu paradigma değişimleri yalnızca yeni verilerin eklenmesiyle açıklanamaz; çünkü farklı paradigmalar, olayları farklı kavramlar ve ölçütlerle yorumladıkları için aralarında tam anlamıyla tarafsız bir karşılaştırma yapmak mümkün değildir. Hangi paradigmanın daha iyi ve geçerli olduğunu söylemek için yapılacak bir kıyaslama; ölçülemez, subjektif bir değerlendirmedir. Bu nedenle giderek daha iyiye doğruya giden bir doğru değil, kesintisiz ve doğrusal bir ilerleme değildir bilim tarihi; tarihsel, toplumsal bir süreçtir.

Son zamanlarda; dünyada bilimsel(!) dergilere hakim olan paradigmanın kimlerin, ne konuda, nasıl bilim yapacağını belirlediğine dair artan yakınmalar da bu kapsamda değerlendirilebilir. Paradigma; felsefi duruşla fikir beyan eden entellektüel ve masum bir etki değildir, tüm gücüyle oyunu kurgulayan bir etkidir, oyunun sahnesidir. Söylemeye gerek yok ki bu etki sosyal bilimlerde daha belirleyici, zira buralardaki bilimsel çıktıların etkiye açıklığı daha fazla ya da daha görünür.

Peki, mesela Thomas Kuhn’u dikkate alan birinin; bir bilim adamını ‘eski’ diye dikkate almaması, bir kitabı eski diye önemli bulmaması nedir? Çelişkidir. Böyle bir çelişkideki örtük savları ele alalım :

“Bilim her zaman ve sürekli olarak nesnel gerçekleri biriktirerek ilerler. Hem ileriye dönüktür (ilerlemeci bakış) hem de nesnel gerçekleri biriktirir (bilime iman).”

Hayır. Hep biriktirmez, bazen de eksiltir. Merceğin bir tarafa, yeni bir yere kayması bütünü görmeyi hatta eskiden gereğinden fazla mercek altında tutulan şeyi görmeyi de engelleyebilir. Hatta bir önceki paradigmanın birikimleri yersiz, gereksiz görülerek ilerlendiğinde aslında eksilerek ilerleniyor bile olabilir..

“Yeni bir teori, mantıksal olarak doğru olduğu için eski teorinin yerini alır. Daha yeni olan daha doğrudur (yeniye iman).”

İtiraz ediyorum. Örneğin; Adler’in iddialarını fMRI ölçümleriyle karşılaştırıp Adler’i ‘eski’ olduğu için küçümsemeyi ele alalım. Adler (ya da herhangi biri) yanlış ya da eksik tespitlerde bulunmuş olabilir elbette. Ama bu ‘eski’ olmasına bağlanamaz. Kaldı ki nöropsikoloji ile, çağdaş pedagoji ile ortak iddiaları şaşırtıcı şekilde fazla. Olmayabilirdi de, bence mühim değil…

Modern bir bilim adamının fMRI sonuçlarına yorumu, Adler’in ilkel ölçeklerle ya da sadece bireysel görüşme gözlemleriyle elde ettiğinden daha iyi, doğru, gerçek değildir. Artan bilgi artan doğru çıkarıma sebep olmaz, malesef. Tekniğinin daha az çağdaş, daha az teknolojik olması Adler’i daha az gerçek kılmaz. Nöroloji şimdi popüler olabilir fakat insan hep vardı. İnsan hakikatine dair binlerce yıldır söz söylendi. Eskileri atalım mı? Bence atmayalım, kırpıp yıldız yapabiliriz semamıza mesela…

Pixabay

Pixabay

İnsan hakikatine dair en iyi sözü kimin söylediği; o kişinin yaşadığı tarihe, kullandığı ölçme ve değerlendirme araçlarına, bilgi birikimine(!), kullandığı spss analizlerine bağlı değildir. Nörolojiyi de severiz, dinleriz tabi ki ama moda akım olduğu için değil, hakikatin izini sürmek için. Her nerede, ne zamanda ve kimde olursa olsun bu iz.

“Bilim tarihi, gerçeğe doğru akıyor ve mantıklı bir yürüyüş gösteriyor (‘gerçek’ten eminlik).”

İtirazım var. Bilimin; iyiye gittiğine götürdüğüne, ilerlediğine ilerlemeyi sağladığına, yeni olanın gerçeğe daha yakın olduğuna, eski olanın gerçekten uzak olduğuna iman edeceksek Kuhn’u ne yapacağız. Zaten onun eleştirdiği tam da bunlar. Eminiz yani yeni gerçeklik paradigmasının çıktılarının eskisinden daha gerçek olduğuna öyle mi? Peki:)

-Çok temel ve vahim düşünme hatalarında genelde peki deyip susmayı tercih ederim çünkü: 1- Genelde ortam meseleyi en baştan ele almaya uygun değildir, 2- Bu kadar temel hatalara sıklıkla kişinin dirençli temel kişilik özellikleri sebep olur.-

Çelişki iyidir. Kendindekini görebildiğinde. Başkasındakini görmek kolay...

Tez-Antitez-Sentezle ilerler hayat.

Fakat sentez sandıklarımız en baştaki tezin bazen bizzat kendisi olabilir:) Olsun varsın. Bu her zaman kötü değildir.

…..

Kuhn bence diyor ki; ‘bilimi anokranik okumayın erenler!’.

Jung, Adler hatta Aristo, kendi zamanında değerlendirilir ve oradan tozu toprağı (tarihi, kültürel, bilimsel paradigmanın belirleyici etkileri)silinip alınarak günümüze (çağdaş -?- yaşam biçimlerimize) tercüme edildiğinde gerçek değeri ortaya çıkar. Ne yapalım hepsi eski, hepsi toz diye atalım mı? İnsanı iyice ölçemedikleri için anlayamadılar mı? Nörotransmitterleri bilmeyenler insandaki gizi çözemez mi?

Sıkıntı şu ki; Adler’in kuramının tozunu toprağını silmek kolay. Uzaktan bakıyoruz. Görüyoruz. Sen gel de kendi zamanının paradigmasının içinde, mesela nöropsikolojinin tozunu at bakalım. Zor. Bunlar hep yakını görememekten… İnsan bir paradigmanın içindeyken göremez. Açıkça göremediği bir etkiye karşı zihniyetini sakınmak da herkese müyesser olmaz. İş; düşünceleriyle/bilgileriyle araya bir mesafe koyabilmekte. Ama sadece kendi gözlerinden bakanlar kendilerine mesafe alacak esnekliğe sahip olamıyor

Peki ne yapmalı? İhtiyat olarak hiç değilse;

kendini tek veri kabul etmemekle,

öğrendiği verilerin kendi okuduğu biçimini tek veri kabul etmemekle,

kendi çelişkilerini de görüp gülmekle başlanabilir. Amin.


메타데이터
post_id
b2dc04044de4
slug
çelişkilerini-görme-paradigması-b2dc04044de4
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/%C3%A7eli%C5%9Fkilerini-g%C3%B6rme-paradigmas%C4%B1-b2dc04044de4
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/%C3%A7eli%C5%9Fkilerini-g%C3%B6rme-paradigmas%C4%B1-b2dc04044de4
author_url
https://medium.com/@kubraugursaygi
status
ok
fetched_at
2026-07-17 21:26:36