← Back to list

Kim Daha Çok Sevdi?

Ara ara çeşitli ortamlarda da tartışma konusu olan bir konu, kadınlar mı daha çok sever yoksa erkekler mi? Kadınlar mı daha çok aşk acısı…

nişaburek in Türkçe Yayın · 2020-06-20 15:32 · 79 claps · 3.1 min read
#leyla-ile-mecnun #fuzuli #türkçe #edebiyat
Open on Medium ↗

Kim Daha Çok Sevdi?

Ara ara çeşitli ortamlarda da tartışma konusu olan bir konu, kadınlar mı daha çok sever yoksa erkekler mi? Kadınlar mı daha çok aşk acısı çeker yoksa erkekler mi? Şair erkekler, çöle düşen Kays, dağı delen Ferhat örneklerinden yola çıkılarak genelde sorular erkekler şeklinde yanıtlansa da, bu soruların net bir cevabı olduğunu söylemek çok zor. Derdim bu sorulara cevap bulmak değil ancak bu konu etrafında Leyla ile Mecnun hikayesine yeniden bir bakmak faydalı olacaktır.

Efsane bahanesiyle sırrını açan Fuzuli, belâ binası mektepte kuruldu diyerek Kays’ın gözünden Leyla’yı tarif eder: Kara gözünden sürme utanır; kara benine sürme tutkundur! Kızıl, düzgün yanaklarından utanır… Konuşma kapısını açsa, ölülere ruh müjdesi verirdi… Doğan bakışlı, ceylan gözlü, şirin hareketli. Tatlı sözlü yolu ve yürüyüşü devamlı gamzelerle dolu…

Kays ile Leyla muhabbeti kurar, aşk tedbir ülkesine giremez deyip Kays maskara olmayı tercih eder ve bu aşk macerası cihana aşikâr olur. Durumdan haberdar olan Leyla’nın annesi kızına bir nasihat verir: ‘Oğlanın aşık olması acayip olmaz, aşıklık işi kıza yaraşmaz, bu ayıp yaman olur namusumuzu yitirme!’ Leyla’nın annesinin nasihatı önemli çünkü bir toplumun bu konudaki zihniyetini yansıtıyor ve Leyla bununla sınanıyor. Gelenek veya dini parametreler ile kadın ve erkeklere biçilen rolde kadın ister istemez, doğru ya da yanlış sürekli bir namus baskısı ile karşı karşıya olduğundan bazen ailesinin ve kendi namusunu-itibarını muhafaza etmek adına fedakârlık etmeyi tercih eder veya etmek zorunda kalır.

Neticede Leyla’nın aşktan kaderine düşen sessiz sessiz yanmak, Anka gibi yalnızlık âdeti olur, dostların vefasız demesi uğruna. Kays’ın kaderine ise mecnun olmak düşer duası ise ‘dostlar ayıplayıp bana vefasız demesinler!’ Aşk uğrunda Leyla vefasız bir güzel olurken, Kays ise Mecnun, aşktan çöle düşmüş bir kahraman. Mecnun’un derdi birken bine dönüşür halkın dilinde ve efsaneleşir, belki derdini dağa, taşa, kuşa anlattıkça hafifler, sırrını yaş dökerek meclislerde açığa vurmak ona hoş gelir. Leyla’nın çerağa derdini açarken söyledikleri aynı zamanda Mecnun için de söylenmiş belki de kınama sözleri: ‘Ey inleyen mum, sen yalnızca geceleri yanarsın! Bense gece ve gündüz yanarım. Sana sırrını açığa vurmak hoş gelir, gönlün vefa ile ayakta olmadığından gönlündeki daima dilindedir. Ben belâ mülkünde daimiyim… Başım kesilse sır söylemem. Ahım seni yakar. Her kime açıkladıysam bu derde ve yaraya katlanamayarak dağa, taşa düştü.’

Mecnun dahi Leyla’nın yangınına ve sırrına vakıf değildir ki, İbni Selâm ile Leyla’nın evlendiğini duyunca bir azarlama ve şikâyet mektubu yazar. Leyla’nın cevabı ise kadınlar nasıl mecnun olmaz, nasıl aşk acısını kolay atlatır sorusuna da cevap verir:

‘Ne kadar ayıplasan yerindedir! Senden utanıyorum yüzüm karadır! Bu çektiğim utanç bana yeter. Günahım var, kabul ediyorum! Özür dileğimi kendi lütfun eyle. Ben cevherim, başkaları alıcıdır! Pazarı kurma iradesi bende değildir! Felek beni mezada salınca, alan kim, satan kim bilmem! Suçlamağa lâyık isem de benden tiksinerek bakma! Ben bir inci değilim ki, sanatkarı eline alır almaz istediğini yapabilsin. Benim sevinçli olduğumu düşünme! Bir gam tuzağı içinde ayağı bağlıyım. Bazen ağlamaya heves etsem önce ona bahane bulmam gerek. Elbiselerimi yırtmak istesem terzisine kızarım. Ben mezardayım kocadayım sanma! Ben ayrılık bahçesinin inleyen bülbülüyüm! Amma kafese yakalanmışım. Bir vahşi ile beraber olmuşsam da bu, azarlanmamı gerektirmez! Seninle de beraber olanlar vahşilermiş! O halde ben seninle aynı renge girmişim. Ey kederli ve uzaklara düşmüş aşık, ben kederli sevgilini de mazur tut!’

Her mahallenin yersiz yurtsuz bir delisi vardır malumunuz onlar hakkında söylenen efsaneleri hatırlayın çoğu bir aşka tutulmuştur geçmişleri şişirildikçe şişirilir ve bunlardan kaç tanesi kadın, bir elin parmağını geçmez sayıları. Bir kadın sokağa düşmüşse kim olursa olsun hakkında pek güzel şeyler söylenmez, kimse aşk acısından bahsetmez. Elbette keşke kadınlar daha çok sokağa düşse, neden daha fazla kadın mecnun yok demiyorum bir gerçeklikten bahsediyorum sadece. Kadın fıtratı ve toplumdaki rolü dikkate alındığında gözü kara bir cesaret onun için ahmaklık olur çoğu zaman. Hayâ en güzel onda anlam bulur. Sever derdini kimseye söyleyemez, acı çeker inlemiyor diye dertsiz sanılır. Dağlara düşerse ahlaksız olur. Evde kalırsa dert ve kız kurusu. Gözyaşı dökmeyip kocaya varırsa vefasız olur.

Ne zaman Leyla’nın inlemelerini okusam ona vefasız diyen Mecnun’a da bir kendini mi yanar sanırsın demekten geri duramam. Mecnun ki aşk yolunda yanmaya dayanamayıp, elbisesini ayakkabısını çıkarıp kendini toprağa salar, kimi görse derdini anlatır vefasını herkese kanıtlar. Leyla, yangınına tahammül eder, yetmezmiş gibi başkalarına yâr olur, yas tutmak için bahaneye muhtaç olur. Kim daha çok sever, daha çok yanar Allahualem yalnız:

‘ger derse ki Fuzûlî güzellerde vefa yok

inanma ki şair sözü elbet yalandır’


메타데이터
post_id
b407b2ae9342
slug
kim-daha-çok-sevdi-b407b2ae9342
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kim-daha-%C3%A7ok-sevdi-b407b2ae9342
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kim-daha-%C3%A7ok-sevdi-b407b2ae9342
author_url
https://medium.com/@subsolenya
status
ok
fetched_at
2026-07-29 00:20:18