Uzak Nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Uzak Nedir?
Photo by Bahador on Unsplash
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Mataramda Tuzlu Su şiirinin bu dizeleri, ilk duyduğum anda beni çok etkilemişti. Belki de kendimden bir parça bulmuştum, bilmiyorum. Şairin kendi sesinden, farklı versiyonlarla birçok kez dinledim bu şiiri. Bazı şarkılar gibi bazı şiirlere de böyle takılı kalabiliyor insan.
Kaçmayı seviyoruz. Başka bir oda, başka bir şehir, bazen de başka bir ülke… Gitmek her şeyi çözer sanıyoruz. Ben kendimi hiçbir yere ait hissetmedim bugüne kadar mesela. Zannettim ki, bir yer bulacağım; öyle bir yer bulacağım ki orada çok mutlu olacağım.
Medium Member değilseniz yazının tamamını *buradan *okuyabilirsiniz.
[embed]
Bir makale okuyorum bu şiirle ilgili. Bununla ilgili yazmak istedim.
Ait olduğu toplumun değer yargılarına göre yetişen bireyin ilk çabası toplumsallaşmaktır. Toplumsallaşma sayesinde güven alanını inşa eden bireyin bu konumu, kişisel arayış sürecinin sonunda aşılır. Toplumsal bir nesne olmaktan kurtulup özneleşen bireye iki önemli araç yardımcı olur: eleştiri ve özeleştiri.
İsmet Özel’in Mataramda Tuzlu Su adlı şiirinde izlerini aradığımız özneleşme, ütopik göndermelere kapı aralayan bir arayışa karşılık gelir. Toplumsal bir yabancılaşmanın reddiyesi olarak da okuyacağımız bu şiirde, şairin betimlediği yolculuk, moderniteyle birlikte daha fazla anlam kazanan ben’in sahici inşasıdır. Şairin yabancılaşmış bir toplumda sahici ben’i arayışının bedeli ise yalnızlık olmuştur.
*West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin!
Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.*
Bu imgeler, insanlığın tarih boyunca peşinden koştuğu ütopyaları ve idealize edilen diyarları simgeler. Ancak bu yolculuk, bir kaçış değil, bireyin sahici “ben”ini bulma mücadelesidir. İsmet Özel’in bu noktada toplumsal değerleri ve dayatmaları reddederek kendini yeniden inşa etme çabası, bireyin herkesleşme endişesiyle bağlantılıdır.
*Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı suç işledim.*
Bu dizelerinde şair, toplumsal aidiyetini kaybetmiş bir bireyin ruh halini yansıtır. Bu yabancılaşma, modern toplumun bireyi sıradanlaştıran ve kendisine yabancılaştıran yapısından kaynaklanır. Şair, ne “beyazların” ne de “yerlilerin” dünyasında kendine yer bulabilmiştir; her iki dünya arasında sıkışmış ve suçluluk duygusuyla baş başa kalmıştır. Bu durum, bireyin toplumsal bağlarından kopuşunu ve yalnızlığını derinleştirir.
Şiir boyunca yalnızlık, şairin hem kaderi hem de tercihi olarak belirir.
*Zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların arasında uygunsuz biriyim.*
Toplumun sıradanlaştırıcı yapısına uymayı reddeden şair, uyumsuzluğun bedelini yalnızlıkla öder. Makalenin de altını çizdiği gibi, bireyin özneleşmesi, moderniteyle olan çatışması içinde bir tür soylu yalnızlık getirir. Bu yalnızlık, bireyin kendini bulma sürecinin kaçınılmaz bir sonucudur.
*Vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı kendime dünyada bir acı kök tadı seçtim.*
Bu dizeler, bireyin konfor alanlarından ve toplumsal uyuşukluktan uzaklaşma kararını simgeler. Şair, toplumun uyuşturucu etkisi yaratan yüzeysel değerlerini ve kolaylıklarını reddeder. Bu reddediş, bireyin sahici benliğini inşa etme yolundaki çetin mücadelesini temsil eder. “Acı kök tadı,” sahici bir özgürlük ve bireysellik arayışının metaforudur. Bu mücadele, bireyin modern toplumun sunduğu rahatlıktan vazgeçip zorlu bir yola çıkmasını zorunlu kılar.
Photo by lee Scott on Unsplash
*Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?*
Benim için en vurucu olan bu dizede uzaklık, sadece fiziksel mesafeyi değil, bireyin kendine ve topluma olan yabancılaşmasını da simgeler. Birey, hem içsel bir yolculuk hem de toplumsal bir hesaplaşma içindedir. Şairin bu sorgulaması, makalede de belirtildiği gibi, bireyin modernitenin sıradanlaştırıcı etkileriyle hesaplaşmasını ve kendini anlamlandırma çabasını gözler önüne serer.
*Başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım kimin ülkesinden geçsem şakaklarımda dövmeler beni ele verecek.*
Bu dizeler, bireyin toplumsal normlara başkaldırısını somutlaştırır. Şairin fiziksel görünümü, onun bireyselliğini ve topluma karşı duruşunu temsil eder. Ancak bu dışsal duruş, onun içsel suskunluğu ve kederiyle çelişir. Şair, toplumsal dayatmalara karşı, kendi öz benliğini ve özgürlüğünü savunan bir birey olarak konumlanır.
*Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta.*
Ismarlama hayat, bireyin özgün benliğini kısıtlayan, onun hareket alanını daraltan bir düzendir. Bu düzeni terk etmek, bireyin kendine olan sadakati ve özgünlüğünü koruma mücadelesinin bir parçasıdır.
*Mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.*
Tuzlu su, bireyin yolculuğunun zorluklarını ve beraberinde gelen özveriyi simgeler. Bu yolculuk, bireyin kendini bulma ve yeniden inşa etme çabasını temsil eder. Şairin uzun yola çıkmaya hüküm giymesi, onun özneleşme yolunda verdiği mücadele ve bu yolda ödediği bedeli yansıtır.
Bireyin özneleşme çabası, onun yalnızlıkla ve zorluklarla dolu bir yolculuğa çıkmasını zorunlu kılar; bu yolculuk, sahici bir yaşamın ve özgürlüğün bedelidir.
Makaleyi buradan inceleyebilirsiniz. Düşünmem için önerebileceğiniz başka şarkı/şiir varsa paylaşmanızı merakla bekliyorum.
Görüşürüz ❤
[embed]
메타데이터
- post_id
- b6531f6563f5
- slug
- uzak-nedir-b6531f6563f5
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/uzak-nedir-b6531f6563f5
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/uzak-nedir-b6531f6563f5
- author_url
- https://medium.com/@buketyaziyor
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-22 05:38:57