← Back to list

Halep Rüyası

Halep hâlâ yaşıyor mu ? Sahi, bir mekanı canlı kılan nedir? Geçmişten taşınan geleceğe kurulan düşler mi?

Melike Sıla Acar-Kaya in Türkçe Yayın · 2024-12-09 10:36 · 50 claps · 3.0 min read
#türkçe #türkçe-yayın #halep #suriye #rüya
Open on Medium ↗

Halep Rüyası

Halep hâlâ yaşıyor mu ? Sahi, mekanı canlı kılan nedir? Geçmişten taşınan, geleceğe kurulan düşler mi?

Mimar olmanın verdiği bir şey olsa gerek. Anlatılanları dinlerken özellikle mekanları hayal ediyorum. Kişilerin yüzleri bulanık, isimleri yok ama mekanlar tüm açık seçikliği ile beni karşılıyor. Bu kez Arapça öğretmenimin anlattıklarını aktarıyor ve onun zihninden Halep’i resmediyorum.

Halep Rüyası..

29.03.2019. İstanbul- Başakşehir

Sana memleketim Halep’ten bahsedeceğim. Tabii Halep 2011 yılından sonra değişti, öncesinde güzel bir şehirdi. Çok güzel bir ticaret şehri ve ayrıca birçok tarihi eseri olan bir İslam şehri… Tarihi eserler dediğimde bu bana acı veriyor çünkü artık biliyorum ki tarihi eserlerin birçoğu yok edilmiş durumda. Örneğin eski kapalıçarşı, eski camiler ya da eski Halep gitti. Ben de kalbimin tıpkı böyle kırıldığını hissediyorum.

Hakikaten Halep’te çok fazla anım var. Halep iki kısımdan oluşuyor: Eski şehir ve Yeni şehir. Eski şehirde binlerce yıllık çarşılar var, bu çarşılar insanların dünyanın dört bir yanından bakmaya geldiği çok eski yerlerdi şimdi yok oldu, yandı. Bildiğim şey bu.

Eski Halep’te bulunan okulumu hala hatırlıyorum. Bu okul ne yazık ki tamamen yıkıldı, geriye hiçbir şey kalmadı. Okulum, bir Osmanlı paşası olan Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştı, içinde bir okulda olması gereken her şeyi görürdünüz, hatta öğrencilerin uyuması için bir yer bile vardı. Tabii ki eski bir mutfağı, yemekhanesi, dersten çıktığımızda nefes alabileceğimiz güzel bir bahçesi vardı. Hani teneffüs diyorlar ya, işte orasının gerçekten teneffüs, temiz bir nefes, verdiğini hissederdiniz. Yani burası her zaman sakin hissettiğim, İslam’a yakın hissettiğim, sessiz bir yerdi.. Şimdi fotoğrafını görüyorum, bakmak istemiyorum, istemiyorum, istemiyorum, içinde bu yerin olduğu resme bakmak istemiyorum. Tekrar yıkıldığını görmek istemiyorum, gerçekten istemiyorum, zihnimdeki görüntüsünü, bu mekanın eski görünüşünü korumak istiyorum.

Sınıfımda duvardaki taşlardan birinin üstüne adımı kazımıştım ve bazen hala duruyor mu diye görmeye giderdim. Şimdi orası da benim adım da yok. O okuldan geriye hiçbir şey kalmadı. Tabi bu okul diğer okullar gibi değildi, o bir çeşit imam-hatip gibiydi ve Halep’teki geleneksel eğitim veren tek medreseydi. Cami ve sınıflar yan yanaydı. Şimdiki Süleymaniye gibi düşünebilirsin, evet evet kesinlikle Süleymaniye gibi, biz orada okuduk.

Tabii ben hep okuldan eve kadar olan uzak mesafe boyunca yürüyordum. Yolumun üzerinde bir kapalı çarşı vardı ve yerler de eski kaldırım döşeliydi. Evet, Halep’e dair “en” hatırladığım şey bu..

Sonra, evimi hatırlıyorum, Yeni Halep tarafındaydı. Evdeki her şeyi hatırlıyorum. Özellikle sabahları çok huzurlu olurdu. Sana hep aklımda olan üç sesten söz edeyim: Birincisi, ezan sesi. Evin yanındaki camiden gelen… Biliyor musun, çok yakından geldiği için şiddetli bir sesti ama çok severdim. Sonra etraftaki dükkan kapıları, yani etrafımızda çok fazla dükkan yoktu ama ekmek pişiren bir adam vardı ve her sabah onun sesini hatırlıyorum. Diğeri ise annemin odama gelirken çıkardığı adım sesleri.. Ben uykuluyum, o kahvaltı hazırlıyor. Gidiyor ve dönüyor. Gerçekten o sesi çok özledim.

Sonra köyde bir yer vardı. Her cuma kırsala gidiyorduk. Orası mütevazı bir yerdi ama bana göre bir tür saraydı. Hatta saraydan bile daha iyi. Oradaki toprağa bayılırdım, her zaman ayakkabılarımı çıkarır ve çıplak ayakla yürürdüm.. Tabii ki burası tamamen yok olmuş, geriye hiçbir şey kalmamış.

Halep’in en güzel yanı insanları. Ama bazı arkadaşlarım çatışmalar yüzünden öldü. Bazıları savaş sırasında öldü. Bazı akrabalarım ve kız kardeşim de buna dahil. Pek çok insanla iletişimimiz koptu, mesela ben anneme hastalığından beri çok zor ulaşabiliyorum.

Halep çok sayıda dindar insanın bulunduğu biryerdi. Her şey etrafımızdaydı, yani ulaşmak için fazla zaman harcamaya gerek yoktu. Evime mesafeler yakındı. Çarşı yakındı. Eski-yeni şehir yakın, çoğunlukla yarım saat, köy yakın. Bir gün içinde farklı yerlere gidebilirdim ve toplantılar zahmetsizdi. Sürekli buluşuyorduk, belki haftada üç kez. Ve Halep’teki hayat kolaydı çünkü fiyatlar yüksek değildi. Kolayca alışveriş yapmak mümkündü.

Savaştan sonra İstanbul’a ulaştığımda, açıkçası Halep’teki eski evimde gözlerimi açmak çok istedim. Evet. Üzgünüm. Hala da çoğu sabah gözlerimi eski evimde açmak istiyorum. Hastalığı nedeniyle anneme yardım ediyordum. O da saat 5'te, 6'da beni uyandırıyordu. Sanki hala her sabah onun sesini işitiyorum. Sesleniyor ve ben de “Geliyorum..” diye cevap veriyorum. Sonra uyanıyorum ve kimseyi görmüyorum.

Sözlerini tamamladıktan sonra gözyaşlarını sildi, hızla sınıftan çıktı. Aramızda kalacağına söz verdiğim bu kaydı önce görselleştirdim ve iznini alarak paylaşmak üzere bu önemli güne kadar sakladım.

Halep rüyası

Halep rüyası

Burada Halep’e farklı açılardan bakıyorum. Her açı bana farklı bir kesit ve perspektif sunuyor. Bozulan geometri, dünyaya dağılan Suriye halkını anlatıyor. Ezan sesi, dükkan sesi ve anne sesi ile özleşen ev İstanbul köprüsü ile birleşerek bir yandan geçmişi, ve sanki köprünün öte yanında geleceği anlatıyor. Düş içinden taşınan yıldızlar en başta parçalanan geometrinin içindeki yıldızlara ekleniyor ve resim böylece tamamlanıyor..

İşte bir şehri canlı kılan şey; geçmişten geleceğe taşınan düşler..

Gözün aydın Halep, gözün aydın Suriye.


메타데이터
post_id
b79094e1ad91
slug
halep-rüyası-b79094e1ad91
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/halep-r%C3%BCyas%C4%B1-b79094e1ad91
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/halep-r%C3%BCyas%C4%B1-b79094e1ad91
author_url
https://medium.com/@msilaacar
status
ok
fetched_at
2026-06-27 07:40:21