Ortak Acizlik
“Bir çocuk için aynı anda nefesimizi tutabiliyoruz ama emirler uğruna birbirimizi öldürüyoruz.”
Ortak Acizlik
“Bir çocuk için aynı anda nefesimizi tutabiliyoruz ama emirler uğruna birbirimizi öldürüyoruz.”
Ağlamalar, bağrışmalar ve enkaz birbirine karışmıştı. Matviy ellerine baktı, nasırlar elini iyice hissizleştirmişti. Buraya gelmeden önce Harkiv’de kendi vatandaşlarını kurtarmak için yollandığında var gücüyle çalışmış, onlarca insanın enkazdan çıkartılmasına yardım etmişti. Ekipman eksikliğinden dolayı çıplak elleriyle çalışmış, eldiveni yırtılmış olmasına rağmen insan canının yanında, elini kaybetmenin dahi hiçbir şey olmadığını düşünerek kendini yıpratmıştı. Kafasını sallayıp kendine gelmeye çalıştı, siren sesi hala kulağında çınlıyordu. Gecenin dondurucu soğuğunda, kolunda Ukrayna bayraklı montuyla oturduğu yerden kalktı.
Hemen yanında başka bir adam kulaklık takmış önündeki sismik dinleme cihazı ile uğraşıyordu. Etrafından bihaberdi, dizlerinin üzerine çökmüş toz içerisindeki üniformasıyla can havliyle çabalıyordu. Onun montunda Kiril harfleriyle EMERCOM yazıyordu, hemen üzerinde ise bir Rusya bayrağı. Adı Ivan’dı, belki de günler önce Matviy ile yakın cephelerde, kendi vatandaşını enkazdan çıkartmaya uğraşıyordu.
Matviy ile Ivan’ı ayıran tek şey, Maraş’ın dondurucu soğuğu, sert esen rüzgar ve yıkılmış on katlı binanın enkazıydı. Aralarında sadece binadan kopmuş bir döşeme vardı, eğer kendi ülkelerinde olsalardı birbirlerini öldürmek için canla başla çabalayacaklardı. Birbirlerine nefes alışverişlerini duyacak kadar yakındılar. Şu an için tek çabaları enkaz altındaki insanları çıkartmaktı.
Ivan kafasını kaldırdı, gözlerinin altında torbalar oluşmuş, üniforması yıpranmıştı. Matviy ile göz göze geldiler, birbirlerine sadece bakmakla yetindiler. İkisi de çok yorgun ve çaresizdi.
Türk arama kurtarma görevlisinin kırık ingilizcesi duyuldu, heyecanla ama çok net bir ses tonuyla bağırdı: “Quiet! Close everything that makes noise! (Sessizlik! Ses çıkartan her şeyi kapatın!)” O an bütün caddede zaman durdu, tek çıt çıkmadı. Siviller, çeşitli ülkelerden gelen görevliler, jeneratörler ve rüzgar, hepsi sustu.
Ivan nefesini tuttu, Matviy’in gözleri fal taşı gibi açıldı, umut doluydu. İki düşman ulusun görevlileri dillerini bile bilmedikleri bir ülkede enkaz altından çıkacak tek bir kelimeyi bekliyordu. Türk çocuğunun cılız ağlama sesi duyuldu, o an nereden geldiğini duymak için kalp atışlarını dahi yavaşlattılar. O an dünyadaki, ülkelerindeki savaşlar, sınırlar, siyaset, liderler, tanklar, Kiev ve Moskova hiçbirinin önemi yoktu. Türk çocuğu kendini zorlayarak “buradayım” dedi.
Matviy Ivan’a baktı ve “живий! (yaşıyor!)” dedi. Ivan kulaklığı fırlattı ayağa fırladı ve hiltiyi kavradı, Matviy sesin olduğu bölgeye koştu. İkisi birden enkaz altındaki ağlayan o Türk çocuğunu kurtarmak için seferber olmuştu. Durmaksızın çalıştılar, onlar çalışırken Türk kurtarma görevlisi Mehmet hemen karşı taraftaki enkazın üzerinde kaldırabildiği taşları kaldırıp yere atıyordu. Matviy ve Ivan’ın çabalarını, üzerlerindeki Rusya ve Ukrayna bayraklarını görünce gözü doldu.
Üzerinde Meksika bayrağı olan bir yelek giyen köpek bütün gece kuyruğunu sallaya sallaya, Matviy ve Ivan’ın delmek için uğraştığı noktada havladı. Sabahın ilk ışıklarıyla Türk çocuğu o karanlıktan çıkartıldı, çıkan çocuğun adı Ege’ydi. Ivan ve Matviy çocuğu olabildiğince az hareket ettirerek Japon sağlık görevlilerine teslim etti. Bölgeye kurdukları sahra hastanesi sayesinde Ege hızla tedavi altına alındı.
İkisi de görevleri bitince Azerbaycan’dan çıkan ve can havliyle bölgeye ulaşan tırın dağıttığı çorbadan birer kase alıp, Türk bir madencinin uyuduğu kaldırımın yanındaki kaldırım taşına oturarak sessizce çorbalarını içtiler. İkisi de çok iyi biliyordu ki birkaç gün sonra kendi ülkelerine döneceklerdi, birbirlerini boğazladıkları, akrabalarının öldüğü savaşın olduğu topraklara.
Ivan çorbasını bitirdikten sonra ayağa kalktı, tek kelime konuşmadılar, sadece başlarıyla birbirlerine hafifçe selam verdiler. Matviy bir sigara yaktı ve uzaklaşan Ivan’ın kolundaki Rus armasına baktı. İçinden: “Bir çocuk için aynı anda nefesimizi tutabiliyoruz ama emirler uğruna birbirimizi öldürüyoruz” diye geçirdi.
Bundan yıllar sonra Rusya’da bir yangın meydana geldi, ilk gelen bilgilere göre Rus arama kurtarma görevlilerinden yirmi sekiz kişi hayatını kaybetmişti. Aralarında Ivan da vardı. Matviy’in gözüne “Rusya’da büyük yangın” haberinin başlığı altında, birkaç saniyeliğine kayıp geçen “ilk tahminlere göre yirmi sekiz arama kurtarma görevlisi hayatını kaybetti” alt başlığı takıldı. İçinden “umarım Maraş’taki o Rus aralarında değildir” diye geçirdi. Sadece iki gün sonraki haber başlıklarında “Türk arama kurtarma ekiplerinden iki kişi hayatını kaybetti” yazıyordu. Türkiye ikisinin de ismini TRT’de hemen yayınlamıştı; evet, içlerinden birisi Ege’ydi. Yangında vefat eden diğer arama kurtarma görevlisi arkadaşına attığı son mesaj basına yansımıştı: “Umarım insanlar normal zamanın kibrinden kurtulur ve acizlik yaşamadan önce birbirine tutunur.”

@fire — Internationaler Katastrophenschutz Deutschland e. V. / CC BY-SA 4.0
메타데이터
- post_id
- bbe45ef81d9d
- slug
- ortak-acizlik-bbe45ef81d9d
- url
- https://medium.com/@ardaaslankaya/ortak-acizlik-bbe45ef81d9d
- canonical_url
- https://medium.com/@ardaaslankaya/ortak-acizlik-bbe45ef81d9d
- author_url
- https://medium.com/@ardaaslankaya
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-09 15:37:30