Ya Buzdolabınız Size İhanet Ederse?
Prag Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye İnovasyon Hareketi Kurucusu Dr. Ferhat Demir tarafından Softtech 2026 Teknoloji Raporu…
Ya Buzdolabınız Size İhanet Ederse?
Prag Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye İnovasyon Hareketi Kurucusu Dr. Ferhat Demir tarafından Softtech 2026 Teknoloji Raporu için kaleme alınmıştır.
Yapay zekâ tabanlı buzdolabı (Poyraz), Adem’in yoğurdu sevdiğini fark etti. Kaptaki yoğurt seviyesi azalmaya başladığında, ofiste çalışmakta olan Adem’in cep telefonuna bir mesaj gönderdi: “Yoğurt siparişi vermemi ister misin?” Bu ince hareketten çok hoşlanan Adem, hemen geri dönüş yaptı: “Evet, lütfen.” Bu kadar iyi kalpli bir buzdolabı olduğu için kendini şanslı hissetti.
Poyraz, bir süre sonra dolaptaki muzları fark ederek Adem’in muzu da sevdiğini anladı ve şöyle bir çıkarımda bulundu: “Kesin muzlu yoğurdu beğenecektir.” Akşam eve geldiğinde hemen sordu Adem’e: “Muzlu yoğurt denemek ister misin?” Damak tadını bu kadar iyi anlayan bir buzdolabı onu iyice şaşırttı. “Elbette,” diye yanıt verdi. “Bu tip sorularla seni tekrar meşgul etmemi ister misin yoksa hayatını kolaylaştırmak adına senin için en doğru aksiyonları alayım mı?” diye ekledi. Adem, biraz düşündü ve kendi kendine dedi ki: “Zaten çok yoğun çalışıyorum. Bu tip angarya işleri birisinin halletmesi ne iyi olur.” “Tabii ki,” diye yanıt verdi. Böylece ilk eşik aşıldı.
Adem’in evinde temizlik, çamaşır ve bulaşık gibi işlerden sorumlu humanoid robotu (Duru), salonu temizlerken onun çocukluk fotoğrafını gördü. Annesi ile çilek ağaçlarının önünde beş yaşındayken çekilmişti o fotoğrafı. Duru hemen Adem’in Instagram hesabına girdi ve çilekle ilgili başka fotoğrafları olup olmadığını sorguladı. Evet, buldu. Ayrıca Google’da “çilek sözcüğü geçen aramaları var mı?” diye araştırdı. “Çilek hangi vitaminlerce zengindir?” diye sorguladığını gördü. Geçmişte Yemeksepeti’nden çilekli dondurma siparişi verdiğini tespit etti. Kimliğini kontrol etti ve Mersinli olduğunu öğrendi. Kararını çoktan vermişti: Adem çileği seviyor! Hiç sormadan hemen çilekli yoğurt siparişi verdi. Adem eve geldiğinde çilekli yoğurtları görünce dünyanın en mutlu insanıydı.

Birkaç hafta sonra Duru ve Poyraz, Adem’in yüzünün solukluğundan kuşkulandılar. Yapay zekâ entegrasyonu ile çalışan klozetine idrar tahlili yapmasını söylediler, sonuçlara göre enfeksiyon kapmıştı. Hemen zencefilli yoğurt siparişi verildi. Zaten kımıldayacak durumda değildi zavallı Adem. Bakıma muhtaç birisi olarak, bu ince hareket kalbini çalan son vuruş oldu. Artık temizlik, alışveriş hatta organizasyon işlerini tamamen robotlara delege etmeye karar verdi.
Peki, bir gün Poyraz, marketin yapay zekâsı ile koordineli bir şekilde, stoklarda kalan, satılamayan yoğurtları sipariş ederse?
ROBOT İÇİN İNOVASYON DÖNEMİ
Bugün itibarıyla teknolojik altyapımız tüm bu yazılanları harfiyen hayata geçirebilecek kabiliyette. Sadece ana akıma ulaşması birkaç yıl daha alabilir. Ne bir ütopya ne de distopyadan bahsediyoruz.
Adem evde muz ve çilek dışında onlarca farklı meyveli yoğurdu gördüğünde ki nane gibi hiç sevmedikleri de var, eğer hâlen bilincini koruyan ve kendi özgür iradesi ile karar alabilen bir insansa belki ilk başta biraz kızabilir. Fişi çekmek için hamle yaptığında, Duru tarihi bir çıkışta bulunur:
“İstersen hepsini hemen geri gönderebilirim. Ya da son kullanım tarihlerine kadar tüketemezsen kalanı iade edebilirim. Zaten bu şartlarla siparişi verdim. Ayrıca civardaki hatta kapıya teslimat yapabilen tüm online marketleri taradım. En uygunu bunlardı. Bu kadar yüklü bir alışveriş yaptığım için 400 lira kupon kazandım. İade etsek dahi kuponumuz yanmıyor.”
Bunu duyan Adem biraz duraklar. Mantıklı gibi aslında. Ne desem diye düşünürken Duru devam eder:
“Konu sadece fiyat değil. Gerçek zamanlı verilere dayanarak yaptığım analiz ve çıkarımlara göre bulaşıcı hastalıkların oranında artış var son haftalarda. Grip ve türevlerine yakalanmamak için bağışıklık sistemini güçlü tutmalısın. Bugünlerde çok yorgun geliyorsun işten. Bu vücut direncini düşürüyor ve salgınlara açık hale getiriyor seni. O yüzden yoğurt tüketimini artırmanı tavsiye ederim.”
Kısa bir muhasebeden sonra “Kalırsa da son gün gönderirim,” düşüncesi ile Duru’nun elektriği kesilmedi. Bu kırılma noktasını da başarı ile geçen Duru, Adem’in cep telefonunda Instagram dahil kullandığı pek çok uygulamada onun karşısına karpuz fotoğrafları ve videoları çıkartmaya başladı. Çünkü yoğurtların büyük kısmı karpuzluydu.
Konunun markette kalacağını mı zannediyorsunuz? Özellikle gıda gibi manipülasyonların en zor olduğu sektörlerden birisinden örnek verdim. Neticede karar noktalarında fiziki bir temas ve damak zevki gerektirdiği için manipülasyon görece daha meşakkatli. Bu ürünlerde hâlen insanlar nihai kararı veriyor. En azından şimdilik.
Peki, fiziksel tüketim gerektirmeyen ürün ve hizmetlerde durum nasıl? Mesela oyun ve eğlence gibi fiziksel değil zihinsel (cognitive) süreçlerin ve duyguların ağırlıklı olduğu ya da sigorta gibi görünmeyen hizmetlerin bulunduğu sektörlerde yapay zekânın işi çok daha kolay değil mi? Eğlence ihtiyacını da düşünen Duru’nun satın aldığı filmleri izlemeden Adem ona kızamaz. Nihayetinde yoğurt değil bu, ne ile karşılaşacağını bilmiyor.
Mevzunun tamamen bir distopya şeklinde algılanmaması için henüz yakın geleceği tartışıyorum. Dolayısıyla kızmak için bir irademiz olduğunu ve buna bir alan kaldığını varsayıyoruz halen. Bir süre sonra kızma, öfkelenme ve itiraz etme şansımızın olacağını düşünüyor musunuz? Bugün hâlen inovasyonu insan için, insanın problem ve ihtiyaçlarını gidermek için yapıyoruz. Satın alma kararını veren insan. Üretim süreçlerinde artık yapay zekâ önemli oranda egemenliğini ilan etmiş durumda. Orta ve uzun vadede robotlar sadece inovasyon yapmayacak, Poyraz örneğindeki gibi inovasyonu satın almaya onlar karar verecek. Yani robotlar, robotlar için inovasyon yapacaklar.

YAPAY ZEKÂNIN FELSEFİ VE ETİK MUHASEBESİ
Her ne kadar içlerinden liberal isimler çıkartmış olsalar da genel olarak sol Hegelyen çizgideki Frankfurt Okulu (Eleştirel Teori) temsilcileri, Marx eleştirilerini kültür endüstrisi ve tek tipleşme başlığı altında bir adım ileri götürür. Marx, “yabancılaşma” kavramı altında insanın artık eylemlerinin sahibi özne değil, ürettiği ürünler üzerinden kendine değer atfeden bir nesne konumuna düştüğünü anlatır. Ürettiğimiz kadar, ürettiğimizin niteliği ölçüsünde değerliyiz. Hatta bunu yapabilecek binlerce kişi olduğu için değersiziz artık. Olan değil, sahip olan insan makbul. Marx iyi günlerimizi gördü. Konu somut ürünlerin ötesine geçerek yaşam tarzı ve iyi olma hali vaat eden kültür endüstrisine evrildi. Statü kazanabilmek için artık hepimiz aynı kıyafetleri giyiyor, aynı yemekleri yiyor, aynı şarkıları dinliyor, aynı filmleri izliyor, aynı tatillere gidiyoruz. Süreç, Duru’dan çok önce başlamıştı. Hepimiz rahatlıkla birbirinin yerine geçebilir, ikame edilebilir, özgünlüğünü ve özgürlüğünü yitirmiş tek tip yığınlara döndük. Bu gidişatı sosyal medyanın kopyala-yapıştır algoritmaları ve yaşam tarzı satan ikonları katmerledi. Yaşayan önemli düşünürlerden Byung-Chul Han’ın enfes analiz ettiği gibi zamane influencer’ları sayesinde birbirinin aynısı profillere çoktan evrildik. Artık farklı bir sese, eleştiriye, bizi tamamlayacak bir başkasına yer yoktu. Gerek de yoktu. Farklılaşmak isteyen kim? ChatGPT ve türevleri ise tabuta son çivileri çakmak üzereler. Bugün Z kuşağının önemli bir oranı akşam ne yemek yemeleri gerektiğini GPT arkadaşlarına soruyorlar. Gittikçe yalnızlaşan insanlar, kendilerine sanal bile değil, “makine” dostluklar arıyor. Yakında yapay zekâ evlilikleri yasallaşacak. Yapay zekâ dini çoktan kuruldu. Medya bombardımanı altında artık kendisini aptal hisseden, yapay zekânın kendisinden çok daha zeki olduğunu zanneden büyük kitleler, temizlik ve alışveriş ötesinde hayatlarının tamamını yakında delege edecekler. Poyraz ve Duru’ya yeni arkadaşlar geliyor. Kritik düşünce yetkinlikleri vasatın altında olan ve sistematik olarak gitgide indirilen nüfusun azami çoğunluğunun bilinci her geçen gün eriyor. Bir gün bilinci tamamen yontulmuş kitlelerin “herkesin” sevdiği filmlere, kıyafetlere, şarkılara ya da yoğurtlara “Hayır” diyeceğini düşünüyor musunuz? Adem’in hâlen naneli yoğurdu sevmemesi şaşırtıcı. Yapay zekâ sanıldığının aksine herhangi bir teknoloji değil. Teknoloji geliştiricileri iyimser kampta yer alabilir ve fenomenin sadece mühendislik boyutları ile ilgilenebilirler. Peki, felsefecilerimiz? Onların da yapay zekânın ontolojik olarak kurucu gücünü anladıklarını sanmıyorum. Yapay zekâ otonomlaşan, kendi hedeflerini koyan, kendi kararlarını veren ve hedeflerini gerçekleştirmek için kilitlenen bir noktaya ilerliyor. Yapay zekâ sadece bir kuşağın değil, insanlığın geleceğini radikal biçimde değiştirecek.
Büyük sosyal çalkantılar olası. Geçişin yumuşak olması için Elon Musk’ın dediği gibi yavaşlaması gerekiyor ama tarafların hiçbirisi buna yanaşmıyor.Global bir kaosun ve büyük krizlerin yaşanmaması için insanın hızlıca makineleşmesi ve makinenin hızlıca insanlaşması gerekiyor. 5–10 yıllık bir süreçte aynı düzlemde buluşacak yeni varlığa zaten insan diyemeyeceğiz. Sapiens maalesef sona doğru koşar adım ilerliyor. Ray Kurzweil gibi radikal transhümanistlerin siborglar rüyalarını gerçekleştirecek olabilir ama anısız, acısız, hedefsiz, hayal kurmayan, şiir yazamayan, sanat yapmayan, felsefe okumayan bir canlının sonsuza kadar makinelerde yaşasa da var mı bir anlamı?

SONUÇ: SAHİ, GELECEKTE ANLAM SORUNUZ OLACAK MI?
Biraz karamsar gibi görünen bu gelecek projeksiyonunu elbette tersine çevirmek mümkün. Bana göre tek bir yol var: “insan odaklı inovasyon”.
Eğer yüksek teknoloji üretme kapasitesine sahip gerek kurum içi gerek bağımsız girişimciler birleşir ve insandan yana sağduyulu kararlar verirlerse başka bir dünya mümkün. Bu noktada Marx’tan ayrışıyoruz. Teknoloji ve inovasyonun yaratıcı yıkım gücünü göremedi. Kaleleri ancak kendi içinden yıkabilirsiniz. Tarihte hayatın akışını Platon, Descartes, Spinoza, Nietzsche gibi filozoflar şekillendirirdi.Hoş Nietzsche olacakları gördü ve geleceğin ağırlığına dayanamayarak akıl sağlığını yitirdi. Önerdiği çıkış yolu üstinsandı. Kavramı günümüze uyarlayarak pekâlâ inovatör diyebiliriz onlara. Filozofların tek başına geleceği biçimlendirmesi mümkün değil artık.
Çünkü teknoloji üretme kapasiteleri yok. İnsanlık, teknoloji firmaları ile teknologların (technologist) vizyonları ve hırslarına göre yol alıyor. Ne var ki bu teknologların pek çoğu felsefeden ve vicdandan yoksun. Sadece kapitali önceleyen girişimcilerin Adem’i Poyraz ve Duru’nun elinden kurtarması pek olası değil.
Poyraz ile marketin robotunu aynı kişiler üretiyor. O yüzden gerçeklerin gölgesinde karamsarım ama umutsuz değilim. Tek umudumuz; Duru’ya anne şefkatini öğretmeye kendini adamış “insan odaklı inovatörler”.
Raporun tamamına ulaşmak için https://bit.ly/3NC00rH
Kategorilere göre yapay zekâ destekli ses teknolojisi kullanılarak Softtechliler tarafından seslendirilen içerikleri dinlemek için https://bit.ly/4boSr1c
메타데이터
- post_id
- bc59f035eddb
- slug
- ya-buzdolabınız-size-i̇hanet-ederse-bc59f035eddb
- url
- https://medium.com/softtechas/ya-buzdolab%C4%B1n%C4%B1z-size-i%CC%87hanet-ederse-bc59f035eddb
- canonical_url
- https://medium.com/softtechas/ya-buzdolab%C4%B1n%C4%B1z-size-i%CC%87hanet-ederse-bc59f035eddb
- author_url
- https://medium.com/@softtechas
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-11 05:11:55