Ahmet Dönmez Hikâye Mi Yazıyor? (Gölbaşı Özel Harekat’ın Bombalanması Olayı)
Bu yazı 3 bölümden oluşuyor. Başta, neden yazdığımı açıklıyorum. İkinci olarak, Dönmez’in bir yazısını ele alarak bunun bir hikâye olduğunu…
Ahmet Dönmez Hikâye Mi Yazıyor? (Gölbaşı Özel Harekat’ın Bombalanması Olayı)
Bu yazı 3 bölümden oluşuyor. Başta, neden yazdığımı açıklıyorum. İkinci olarak, Dönmez’in bir yazısını ele alarak bunun bir hikâye olduğunu gösteriyorum. Üçüncü olarak, sonuç bölümünü yazıyorum. Uzundur, atlama yapabilirsiniz direk bölümlere.
1. YAZIYI NEDEN YAZIYORUM?
Bu bir Ahmet Dönmez eleştiridir. Dönmez’i eleştirince 4 tepki geliyor. Birincisi “şimdi sırası mı, aynı taraftasınız”. İkincisi, “adam çok iyi işler yapıyor, herkes ona saldırıyor, şimdi sırası mı”. Üçüncüsü, “özelden söyleseydin”. Dördüncüsü, “Dönmez’i eleştirinceye kadar önce AKP’den başla sen” ve benzeri birçok şey. Kafanızın karıştığını anlayabiliyorum. Kesinlikle şu an susmamı, gündem değiştirmememi ve Cemaat trollerine malzeme vermememi istiyorsunuz. Bu tarz eleştiri yazılarını benim yüksek egoma bağlayıp kavga çıkarıyor olarak görüyorsunuz, anlıyorum. Belki de öyle. Ama yazacağım.
Ahmet Dönmez, DM’lere, site yorumlarına, YouTube videosu yorumlarına, tweetlere cevap vermiyor. E-postaya cevap veriyor ama orada da kimlik soruyor. Eleştirileri saldırı olarak görüyor. Burnu havada. Eleştiriye değil yapana bakarak komplo teorilerine giriyor. Bir eleştiri yapınca, “hmm bana cemaat mahremi karşı, AKP’de karşı o zaman sen acaba hangi kesimdensin” kafasına giriyor. Yıllardır böyle. Bir şey yazarsın önce kimliğini söyle der. Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın geçtiği yazılarına en ufak bir şey söylesen anında o ikisinin adamı olarak görür. Biz birey olmuşuz herkes farklı düşünüyor, ona rağmen gelir bizi etiketleyip bir grup olarak görür. Biz derken kastettiğim “Münferitçi” diye oluşan etiket. İçindeki kim var belli değil. Cemaat ve AKP trolü olmayıp eleştirirsen Münferitçi oluyorsun Dönmez’e göre. Açıkçası gıcık oldum. Ama bu yazıda yapıcı bir eleştiri yapmak istiyorum. Çünkü Dönmez’den bir şeyler öğrenmek istiyorum. Hakkaniyetli de buluyorum. Ama öğrenmek istediğim şeyi düzgün öğrenemiyorum. Artık Dönmez’in videoları izlemiyorum. Çünkü kafam karışıyor. Buradaki kafa karışıklığı insanların dogmalarına saldırılınca oluşan kafa karışıklığı değil. Aşağıdaki görsele bakın, eleştirimizin içeriğine bakmıyor, hepimizi aynı kefeye koyuyor. Ve onun için eleştiriyi kimin yaptığı önemli, biri eleştirirse illa bu 3 gruptan birine giriyor. Ve eleştiren bu “ağalar” salak, tek boyutlu bakıyor, biz takmışız bu darbe %100 cemaat işi demeye ondan eleştiriyormuşuz. Yeni bir şey öğrenmek istemesem niye o videoları izleyim niye 35 serilik yazı dizilerini okuyayım kitap gibi. Bu yazıya da cevap versin o zaman. Bu sefer uzun uzun sağlam argümanla yazıyorum. Okuyucu takdir etsin kim sığ bakıyor, kim önyargılı, kim kötü analizci.

Neden kafam karışıyor? Aşağıda anlatacaklarımı görünce diyeceksiniz ki Dönmez çok net bir şekilde Hikâye yazmış. Dönmez’in 3 tane yaptığı şey var: Hikâye Yazmak, Analiz Yapmak, Gerçeği vermek. Dönmez ya doğrudan hiçbir analiz ve yorumunu karıştırmadan gerçeği veriyor. “Birçok tanığım var Cevdet Türkyolu, Osman Şimşek’i darp etmiş” diyor. Bu gerçeği vermesi ve tanıklarının beyanını aktarmasıdır. Bazen ise elindeki bilgilere göre yorum yapıyor bu yorumlar gerçeğe yaklaşırsa analiz oluyor. Gerçekten çok uzaklaşırsa hikâye oluyor.
Eleştiri sebebim ise şu, Dönmez’in nerde gerçeği verdiği nerde analiz yaptığı nerde hikâye yazdığı belli değil. Hepsi birbirine karışmış. Bu adam sürekli hikâye yazmıyor. Analiz yapmaya çalışıyor belli sebeplerle analizleri çok kötü çıkıyor ve ortaya gerçeklerden kopuk saçma bir hikâye çıkıyor. Beklentim bu vereceğim örnekte nasıl gerçekten bu kadar kopup hikâye yazdığını kendisinin sorgulaması. Ön yargıları olabilir, kaynaklarından bazıları kripto cemaatçi olabilir, tek başına yetemiyor olabilir, yorgun olabilir, birçok sebep var ama sonuçta ortaya hikâye çıkmış ben buna bakıyorum. Art niyetli olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. %1 belki öyledir kimseye de %100 güvenmemek lazım.
Eleştiriyorum çünkü burada çözüm basit. Konuşurken diyecek ki analiz yapıyorum, elimde açık kaynaklar, ifadeler var ekstra bir tanığım gizli kaynağım yok. Dönmez öyle bir algı oluşturdu ki, oluşturduğu algının farkında mı bilmiyorum ama. İnsanlar, Dönmez bir şey yazınca, “bu adama herkes bilgi veriyor birçok gizli kaynağı var” diye bakıyorum. Benim algıma göre Dönmez’e herkes konuştu, generaller, emniyet müdürleri, hakimler, en tepedeki ihraç bürokratlar, Kamptaki mollalar, ülke imamları, Osman Şimşek gibi en tepedeki isimler, Cevdet’i sevmeyen herkes, Adil Öksüz’ün tasfiye ettiği eski TSK imamları… Ben de böyle bir algı var çünkü kamptaki en gizli konuşmaları bile yazdı. Gerçekte ne bilmiyoruz, kaç kaynağı var, kaynaklarının bilgisi ne? Hiçbir şey bilmiyoruz. Dönmez bir konudan bahsederken, bu konuda şu kişiler kaynaklarım demek zorunda değil, ama şu kadar kişi kaynağım var, mesleği şu, tepeden ya da aşağıdan yani kimliği açığa çıkmadan bir bilgi vermesi gerekiyor. Çünkü ben Dönmez’in analizlerini dinlemek istemiyorum. Ben onun önemli kaynaklarının verdiği ham bilgiyi istiyorum. Ee, o zaman izleme diyebilirsiniz. Zaten arada izliyorum artık. Ama onun analizlerini sevenler de bilsin ki, Dönmez hikâye de yazabiliyor. Analizin yanında hikâyeyi de alıyorsunuz ve hangisinin çoğunlukta olduğunu bilmiyorum. Ama kendisi bilgi verirken, “kardeşim bu ham bilgi, bu benim analizim” şeklinde ön bilgi verse hiçbir sorun kalmayacak.
Mesela, soru çalmalarını yazmıştı; kaynak olabilecek insanlar belli. Şunu diyebilirsin: “ben soruyu alanla da ona direk soruyu verenle de konuştum, bu konuda farklı farklı yıllara ve bölgelere dağılmış birçok kaynağım var. Bahsettiğim sınavlarla ilgili de şu sınavla ilgili bu şekilde 20 kişi bana bilgi verdi ama mesela şu sınavda sadece 1 tane kaynağım var” diyebilirsin. Bunlardan farklı “ÖSYM içinde de kaynağım var, o sorunun nasıl alındığını da biliyorum ya da en tepede bu soruyu almaya kampta nasıl fetva verildiği konusunda da kaynağım var” diyebilirsin. Yazının sonucunda soruların verildiği anlaşıldı. Ama hangi yıllar, hangi sınavlar, nasıl, fetvası ne vb. birçok başka soru da var. Ham bilgiyi ver, kaynaklarını belirt, kendin analiz yapınca da de ki: elimdeki verilere göre bu işin şu yıldan başlayıp her sene olduğuna kanaat getirdim. Elimdeki verilere göre bu adamlar zaten bu sınavları kazabilecekken sorular verilmiş, bu da bu kişileri gebe bırakmak içindir. Bu da benim analizimdir diye bitir. Veri ve analizi ayır, yoksa analizi de veri sanıyoruz. Kaynakların güvenilirliğini sen bilebilirsin, ama şunu demek de önemli: benim kaynağım cemaatteki şu grubu sevmez ve zamanında kendi de mahrem işlerde suçlara karışmış. Şimdi pişman olduğunu düşünüyorum. Seviyesi şuydu, iddiası da şu.
Ahmet Dönmez bir tekel haline geldi. Piyasada kaç tane kaynak var bilmiyorum; hepsi Dönmez’e konuşuyor gibi görünüyor. Tekellerin zararlı olabileceğini biliyoruz. Denetlenmesi gerekir. Rekabet için alternatiflerin olması gerekir. Yeni birileri alternatif çıkacak gibi görünmüyor. Ya da biz bu Tekel’e hesap soracağız ve denetlemeye çalışacağız. Tekeller şeffaf değildir. Art niyetli olmasa bile o da insandır; önyargıları olabilir, tek başına altından kalkamayabilir. Bu durumun değişmesi lazım. Aksi halde, ham bilgi yerine ara sıra hikayeler alacağız. Bu durum beni çok rahatsız ediyor.
Hikâye aldığınızı nasıl anlarsınız? Kafanızı fena karıştırır.
Mesela Ahmet Dönmez’in yaptığı son seride Binbaşı O.K.’yı ele alıyor. Kafanız karışacak; çünkü Dönmez’in eskiden dediği şeylerle şimdi dediği şeyler çatışıyor. Tutarsızlık var diyeceksiniz. Çünkü ortada bir hikâye var. Dönmez tutarlılığını kaybediyor zaman zaman, farkında değil. Mesela aşağıda vereceğim örnek bariz bir hikâye ama sırf daha önce dediği şeylerle uyuşmadığı için kendi de bu hataya düşmeyebilirdi. Mehmet Değerli yazı dizisinde mesela kafanız karışmadı mı? Ham bilgiyi verse, kaynakları az detaylandırsa da sonradan beş olasılığı ele alsa. O analizi biz de yapabiliriz. Bunun yerine mevzu Türkiye darbe tarihine gidiyor. Bizi analizine ikna etmek için 60–70–80 darbeleri, filmler, İngiltere ve onların tarihi anlatılıyor. Tekel olmuş, olayı çözmüş; kimseyle bir şey paylaşmıyor, yardım istemiyor. Yardım istemediği için dört sene önce ‘ByLock yazı dizisi yazacağım, şimdi yoğunum’ demişti; hala ayrıntılı yeni bir yazı dizisi çıkmadı. Geçen Twitter’da yaptığım eleştiri gibi, kafasında bir sonuca ulaşmış ve ona göre olaylara bakıp delil topluyor. Çünkü o bir insan ve tüm insanlar böyle yapar. Bu konuda eğitilmişler bile bu hatalara düşebilir; o yüzden gazeteciler tek başına çalışmaz. Diğer gazeteciler ya da meslekte daha deneyimliler tarafından denetlenirler.
Şöyle bir tweet atmıştım. “Tüm bilgiler Dönmez’de toplandı. Dönmez ise hala duygusal. Ebuseleme itiraf ediyor konduramadım diye. Dönmez ben kondurabiliyorum duygusal bakmıyorum kafasında. Dönmez duygusal olmasa bugün net 15 Temmuz fotosu çıkardı. Dönmez bilgileri bize yorumlayıp verdiği için iş karmaşıklaşıyor. Darbeyi çok iyi bilen bir arkadaşın da son videosunu izleyip yaptığı yorum şu: “Olmasını istediği, arzu ettiği bir sonuç var. Bu da cemaatin kumpasa getirilmiş olması. Bu sonuç çıkmadıkça her seferinde kazana yeni bileşenler ekliyor, ama istediği sonuç bir türlü ortaya çıkmıyor. Daha doğrusu kendi vicdanını ikna edemiyor. Yeniden yeni bileşenler aramaya koyuluyor. Olmasını arzu ettiği sonucun ortaya çıktığında bir de bakıyor ki Erdoğan her şeyi planlayan çok zeki, öngörülü, muhteşem bir profile dönüşüyor. “Hayır bu olamaz, onu başbakanlığından tanıyorum bu kadar zeki biri değil ki” diyor yeniden başka bileşenler aramaya koyuluyor. Sonunda uluslararası aktörleri de oyuna dahil etmeye kadar vardırdı işi. Buna “Confirmation Bias/ Doğrulama yanlılığı” deniyor psikolojide konuya nesnel yaklaşma çabası var ama doğrulama yanlılığı nedeniyle her seferinde kayırmacı davranıyor Darbeye karışan, çocukluk çağından bu yana yalan söylemek ve başkalarını aldatmak konusunda ustalaşmış sanık ifadelerini mutlak doğru olarak kabul ediyor. Yahu onlar sanık”
Mesele Sönmezateş’e sürekli atıf yapıp, onun dediklerini kabul ediyor. Çünkü Sönmezateş ben darbeciyim ama FETÖ’cü değilim dedi. Bu da bir yalandı ve böyle bir yalanı söylemek tam bir tilki olduğunu gösterir. Sönmezateş’in cemaatçi olduğunu da kabul ediyor fakat buna rağmen onun ifadelerini mutlak hakikat olarak görüyor. Çünkü kafasındaki senaryo olan darbe içinde darbe vardı, plan içinde üst plan vardı senaryosunu doğrulayacak en net tanık Sönmezateş.
Sönmezateş ile ilgili bir yazı yazıp, bu adamın 2 polisin katili olduğunu ve yalan söylediğini yazmıştım. Böyle bu adama mutlak güvenilir mi? Madem bu adama güveniyorsun, itirafçı olan Cemaatçi generallere neden güvenmiyorsun? Onlara hiçbir atıf yok. Bir general ve bir albay, tüm darbe planını anlattılar ve hala cezaevindeler. 16 sene ceza aldılar. Bu adamların beyanına niye inanmıyorsun? Bak çıkıp kurtulmadılar da rahat da değiller. Mahkemelerde söylenen, polis ve savcılık ifadesinde yer alan, iddianamelerde delillendirilen, gerekçeli kararlarda delillendirilen hiçbir dosyaya bakmıyor, atıf yapmıyorsun. Devlet ne derse yalandır hiçbir AKP ile görüşmeye soru sormaya gerek yok. Ama darbe yapan cemaatçiler sanıklar güvenilirdir onları bir dinleyelim… Müyesser Yıldız da aynı kafada. En son Gülen Türkiye’ye getiriliyor dedi ve yalan çıktı. Özür yazısı var mı? Kaynaklarıma artık güvenmeyeceğim diye bir beyanı var mı?
Efendim, biz gazeteciyiz, iddiaları böyle ortaya atar dururuz. Saçma sapan bir iddia atıyorsan ortalığa o zaman ben de art niyetli, manipülatör, tetikçi derim. İşlerine gelince gazeteciliği biz biliriz, biz ne eğitimler aldık, tecrübeliyiz derler. İşine gelmeyince “ben soruları soruyorum Devlet cevap versin bana ne” diye aşağıda vereceğim örnek gibi yazılar yazılır. Öyle bir kibir, gurur, burnu havadalık var ki en zeki bunlar, IQ’su en yüksek bunlar. TV’lere çıkıp en çok konuşmayı hak eden bunlar. Toplumun aydınları, entelektüelleri, kanat önderleri bunlar. Gazetelerde köşe tutup yıllarca analiz yapmayı hak eden bunlar. Çünkü bunlar en zekimiz, en bilgilimiz, her konuda bokolog uzmanlarımız. Tarihe de girer, psikolojiye de girer, sosyolojiye de girer, Terör uzmanı da olur, pandemi çıkar pandemi uzmanı olur, gıda uzmanı olur her bok olur. Bir bok bilmeyen, meslek sahibi olmayan, devlete KPSS ile giremediği için siyasete giren adamlar, bakan olup en tepede bürokratlara emir verdiği sistemde, gazeteciler de başımıza bilim adamları kesildi. Git bir uzmana danış, senin işin gerçeği bulup gerçeği ham olarak vermek. Her konuda uzman gibi analiz yapmanız gerekmez.
Davalara el atarsınız, zerre hukuk bilginiz olmadan. Savcıya hâkime ayar vermeye çalışırsınız. Abi siz kimsiniz ya? Gazetecilik fakülteleri sayısaldan ilk 500’den adamların gittiği bir yer mi? İlk 500’e girip Hacettepe tıp mı okudunuz, Bilkent’te ilk 300’e girip mühendislik mi okudunuz? Ne bu burnu havadalık. Yapay zekâ mı geliştirdiniz, kuantum fizik mi çalışıyorsunuz, Matematik dehası olup şirketlere borsa danışmanlığı mı yapıyorsunuz. Siyasetçilere bakıp daha iyi olduğunuzu görüp kendinizi Türkiye şartlarında bir şey sanıyorsunuz. Yurtdışındaki gazeteciler kesinlikle böyle değil, bu durum Türkiye’de var. New York Times’ın bir köşesini tutup ekonomi ile ilgili yazı yazan gazeteci, ekonomi doktoralı oluyor. 2’li çalışıyorlar, editörüne hesap veriyor. Patreon çıktı diye tek başına çalışmıyorlar. Kaynaklarının ismini vermese de onları sınıflandırıp önemli özelliklerini veriyor. Bir hâkim gibi delillere atıf yaparak analiz yapıyor. Çaba harcıyor, 5 kat ekstra uğraşıyor belki ama ortaya çıkan sonuçta adam ham bilgiyi çok güzel bir şekilde vermiş diyorsun. Aynı bir bilim adamı gibi, deneyin şartlarını yazıyor. Yaptığı anketi nasıl yaptığını, sorularının ne olduğunu yazıyor. Yani bilimsel iş yaptığı için çürütülebilir oluyor. Gittiği yolu görüyoruz. Aynı yoldan gidip aynı sonucu alır mıyız diye test etme imkânımız oluyor.
Ayrıca, Dönmez tek başına gittiği için, yarın başına bir şey geldiğinde tüm bilgiler ve kaynaklar yok olacak. Şeffaf ve birden fazla kişiyle çalışsa bir sorun olmaz. Başına da bir şey geldi, az kalsın ölüyordu. Adamın ölmesi umurunda değil de hala daha kaynakların peşindesin diyebilirsiniz, bir insan yaptığı işten dolayı bedel ödüyorsa, işini de sağlama almalı ki her şey boşa gitmesin. Öldürenlere son darbesini vurabilsin.
2. AHMET DÖNMEZ’İN YAZISI
Örneğimize geçelim:
Tarih: 29 Aralık 2019
Yazı: https://www.ahmetdonmez.net/komiser-cenneti-15-temmuz-gecesi-kim-vurdu/
Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=T70RfMNlM84&ab_channel=AhmetD%C3%B6nmez
Konu: F16 pilotları tarafından bomba ile şehit edilen Gölbaşı Özel Hareket Polislerinin Otopsi Raporları
Bu konuda Cevheri Güven, Âdem Yavuz Arslan, Emre Uslu gibi kişiler de aynı tarz yayın yapmış olabilir. Adem yapmış. Dönmez onlardan mı etkilendi bilemem.
Dönmez’in yazı ve videolardaki iddiası: Şehit olan polislerin bedenlerinde mermi çekirdeğine rastlanmıştır. Dönmez’e göre, bu bomba patlamadan önce bu mermi çekirdekleri bu kişilere girmiş ve ölüm sebepleri de aynı zamanda mermi çekirdekleri olmuştur. Bu durumda, birilerinin bomba patlamadan önce bu kişilere ateş ettiğini iddia ediyor.
Yazısının en sonunda şunu diyor:
“Öyleyse tam da bombalama öncesi ve sırasında bu kurşunları kim, neden sıktı?
Bu mermiler savcılara teslim edildiyse savcılar bugüne kadar hangi bulgulara ulaştı?
Aradan 3 buçuk yıl geçti. Mermiler hangi silahlardan çıktı?
Bu silahlar hangi envantere ve kimin üzerine kayıtlıydı? Bakalım bu sorular cevap bulacak mı?”
Videonun en sonunda şunları diyor:
“Bu kurşunları kim sıktı
Bu polisleri kim neden vurdu
Tetiği çeken eller kimlerdi
Bu mermiler hangi silahlara ait
O silahlar kimin üzerine kayıtlı”

Görselde gördüğününüz otopsi raporu, Dönmez’in videosunda geçiyor. Gördüğünüz gibi bedende hem mermi çekirdeğine hem de boş kovana rastlanmış. Şimdi düşünün dünyadaki hangi silah önce mermiyi sıkıp arkadan da boş kovanını gönderir? Böyle bir şey mümkün mü? Bu otopsi raporuna bakınca ilk akla gelen bomba patlayınca, polislerin üstlerindeki silahlar da patlamış ve hepsi şarapnel etkisi göstermiş. Dönmez videosunda bunu hiç demiyor. Otopsi raporu hatalı olabilir bilemem diyor. Oysa çok basit bir olay. Bunun yerine komplo teorili hikaye yazmaya gerek yok. Kim niye cevap versin bu iddiana.
Adamın vücudunda boş kovan var, nereden geliyor o kovan? Üzerinde taşıdığı mermilerden değil mi, o mermi nerden geliyor o zaman? Üzerinde taşıdığı mühimmat olabilir mi?
Şimdi gazeteci bilmediği şeyi uzmana sormalı, buradaki olay o kadar bariz ki uzmana sorulabilecek bir durum bile yok ama ben bir uzmanı dinledim diyor ki:
“Pompalı tüfeklerde uzaktan ateş edildiğinde, mermi yorgun bir etki göstererek vücutta kalabilir, ancak askeri bir silahtan çıkan mermi kemiğe saplanıp kalmaz, delip geçer. Eğer vücuttan askeri bir mermi çıkıyorsa, bu yorgun bir mermidir ve şarapnel olarak vücuda girmiştir. Bombalama olaylarının hepsinde otopsi raporları böyledir. Etrafta mühimmat varsa şarapnel etkisi gösterir. Adli tıp raporunda da vücutta çıkan her şey yazılmak zorundadır. Otopside mermi kovanının şeklinden hangi tür silaha ait olduğu tespit edilebilir, ancak mermi çekirdeğinin hangi silahtan çıktığı tespit edilemez. Balistik inceleme için mermi kovanı gerekir. Önemli olan mermi kovanıdır. Çekirdekten hiçbir şey bulunmaz. Ancak suya ateş edilmişse ve mermi çekirdeği hiçbir zarar almamışsa o çekirdekten silah bulunabilir. Olayda mermi çekirdeği vücutta parçalanmış, mermilerin kovanı ise zaten olay yerinden çıkmıyor onlar da vücutlardan deforme olmuş bir şekilde çıkıyor. Böyle bir olayda hangi silahtan çıktığı tespit edilemez. Bunu tespit etmeye çalışmak da abestir. Bomba etkisi ile öldükleri raporda yazılı, vücuttan çıkan parçalarda bomba etkisi ile giren şarapneller. Kişinin vücudundan boş kovan çıkıyor, plastik malzeme çıkıyor, metal parçalar çıkıyor bunları görmeyip aa mermi çekirdeği varmış denmez. Açık bir şekilde üzerinde taşıdığı silah ve mühimmat da patlayarak şarapnel etkisi göstermiş. Üzerinde taşıdığı mermilerin hepsi F16 bombası etkisiyle patlar. Bedenler kömüre dönerken, ateşle temas edince patlayabilecek mermilerin orda öyle sapa sağlam durması beklenemez. 3,5 yıldır bir gizem yok, savcının yapabileceği bir araştırma da yok. İkna olunmuyorsa, terör örgütlerinin yaptığı bombalı saldırılara, mühimmat patlaması durumlarındaki otopsi raporlarına bakılabilir. Aynı durum görülecektir. Aynı şekilde terör operasyonlarında şehit olan askerlerin ya da teröristlerin otopsi raporlarına da bakabilir, mermi çekirdeğinin kalmadığını görecektir, bir şarapnel etkisi yoksa. Polisler o gece çıkışa hazırlanıyorlar, çıkış kapısının hemen gerisinde mühimmat yüklü bir araç var. Uçaklar direk o aracı vuruyorlar. Araç üzerindeki mühimmatlar da patlıyor. Mermi çekirdeği kafanın tam arkasına çapraz pozisyonda yapışıp kalmış. Ateş edilince kafaya kadar gidip girmeyip orada yapışan mermi çekirdeği mi olur? ”
Dönmez’in çıkarsaması ise bomba patlamadan hemen önce birilerinin bu kişilere ateş ettiği yönünde. Otopsi raporunu bu şekilde yorumluyor. Bu konuda uzmanın görüşü:
“Otopsi raporunda ölüm sebebi ilk bombanın etkisi mi yoksa gelen şarapnel mi belirlenemez. Sadece ölüme sebep olan bu ikisi sebep diye yazılır.”
Bu kadar bariz bir şey varken, kim niye tam bomba patlamadan önce oradaki polislere ateş etsin. Ki ateş etseler o mermiler vücutlarında kalmaz. 50 polisi yaylım ateşine tutmak demek yerlere binlerce mermi kovanının düşmesi demek. 1 kişi de mi görmedi 1 tane de mi mermi kovanı unutmadılar. Nasıl bir profesyonel ekip bu, yani komplo teorisi bu oluyor işte. Çok açık bir neden varken, bu neden göz ardı edilerek kafalar karıştırılıyor. Birine el bombası atıldığında da otopsi raporu vücutta patlama kaynaklı yanıklar ve metal parçalarının bulunduğunu yazar. Biri gelip adama ölmeden önce metal parçalar mı fırlatmış diyeceksin? El bombasının gücü mermileri patlatır mı bilmiyorum ama insanı kömüre çeviren F16 bombası mermileri havai fişek gibi patlatır.
Ayrıca koyduğum görselde otopsi raporunda gördüğünüz gibi bedende “patlamamış harp silahına ait mermi “çıkıyor. Dünyada hangi silah patlamamış mermi atabiliyor 😊. Mermiyi bütün halinde, hatta kovanını bile patlatmadan atabiliyor. STV’deki sır kapısındaki Salih abinin taşla mermi durdurması mı bu olay. Mermiden hangi tür silahtan çıktığı tespit edilebiliyor yukarıda demiştim, harp silahı olduğunu tespit etmeleri garip değil. Özel harekâtçıların taşıdığı silah işte. Tüm mermi kovanlarının patlaması da beklenemez. Sağır mermi, kapsül arızası. Bir tanesi de patlamadan girmiş vücuduna, nasıl izah edeceksin bunu?
Bu bilgileri ben ekstra olarak bulmuyorum, zaten Ahmet Dönmez’in YouTube videosunun 14. dakikasında kendisi de açıkça bunları dile getiriyor ve sonucu birilerinin ateş etmiş olmasına bağlıyor. Dinlerseniz bir bedende sadece boş kovan ve patlamamış mermi çıkıyor. Başka bir mermi çekirdeği yok. Ona rağmen biri ateş etmiş diyor. O zaman nasıl bir silah bu sorusunu soralım. Böyle bir hata olabilir mi? Şaka gibi.
3. SONUÇ
Sizde de bir hayal kırıklığı olacak. Bu kadar bariz hata da yapılmaz diye. Komik duruma düşüyor. Ama sebebini o bulacak. Bu tarz hataları ilerdeki yazılarında yapmaması için çözüm önerimi yazdım. Aksi halde, 1 gerçek ham bilgi, 2 güzel analiz alırız. 3 tane de hikâye alırız. Sonra herkesin kafası karışsın “ya 15 Temmuz’u niye anlayamıyoruz noluyor” desin.
Tüm Türkiye’nin izlediği Ahmet Dönmez’in, kaliteli işler yapması gerekiyor. Birçok gazeteci ona yardımcı olmaya hazır. Bu kadar yazıp çizdikten sonra, en önemli delil olan Gülen’in Kapadokya Serkarlarını göreve çağırdığı konuşmasını da yazmalı… **(Link)**
Bize çakmayı biliyor ama Gülen’e gelince onu tarih yargılasın diyor. Ben böyle bir konuşma mı yaptım Darbeden önce. Şöyle bir konuşmam olsaydı, ‘Beceremedim, beni idam edin, en büyük suçlu benim’ derdim. Atıf yaptığı Sönmezateş Mit’e her şeyi gizli bir görüşmede anlatmış ama Hocasıyla ilgili tek beyanı orda da yok.
Bu yazı çok vaktimi aldı, istesem son 5 videosundaki Binbaşı O.K. olayıyla ilgili de aynı şekilde yazardım. Mehmet Değerli olayıyla ilgili de aynı şekilde yazarım. Sönmezateş ile ilgili ise zaten yazdım **(Link)**
메타데이터
- post_id
- be50b367d470
- slug
- ahmet-dönmez-hikâye-mi-yazıyor-be50b367d470
- url
- https://medium.com/@a_wolfenstein/ahmet-d%C3%B6nmez-hik%C3%A2ye-mi-yaz%C4%B1yor-be50b367d470
- canonical_url
- https://medium.com/@a_wolfenstein/ahmet-d%C3%B6nmez-hik%C3%A2ye-mi-yaz%C4%B1yor-be50b367d470
- author_url
- https://medium.com/@a_wolfenstein
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-23 16:27:51