Klarceti Bölgesinin Tarihî Gelişimi (Artvin - Ardanuç -Bereket Köyü ve Civarı)
Antik Dönem (İlk Çağlar)
Klarceti Bölgesinin Tarihî Gelişimi (Artvin - Ardanuç -Bereket Köyü ve Civarı)

Artanuci Kilisesi. Güneybatı tarafından genel görünümü. Fotoğraf: Dmitri Yermakov. 1907.
Antik Dönem (İlk Çağlar)
Klarceti (Gürcüce: კლარჯეთი) adıyla bilinen bölge, tarihsel olarak günümüz Artvin ilinin Ardanuç civarını kapsayan, Çoruh Nehri havzasının aşağı kesimlerinde yer alan dağlık bir araziydi.
Antik kaynaklarda Klarceti’ye denk düşen bölge Yunanca “Cholarzene” (Χολαρζηνή) adıyla anılmış ve muhtemelen Urartu kayıtlarındaki Kaţarza/Quturza bölgesine karşılık gelmiştir. MÖ 4. ve 3. yüzyıllarda bölgede Kartli (İberya) Krallığı güçlenirken Klarceti de bu krallığın güneybatı vilayetlerinden biri haline geldi. Bununla birlikte, Klarceti stratejik konumu nedeniyle sık sık komşu güçlerin rekabetine sahne oldu. MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar İberya ve Ermeni Krallığı arasında el değiştiren sınır bölgesiydi. Ermeni kaynakları Klarceti’yi, Gugark eyaleti içinde “Kğarjk’” adıyla Büyük Ermenistan’ın bir parçası sayar ve merkezinin Artanuj (Artanuci) kalesi olduğunu belirtir.
Öte yandan Gürcü kronikleri, bölgenin ilk idarecilerini Kartli kralı Parnavaz dönemine kadar geri götüren efsanevi anlatımlara sahiptir. “Kartlis Tshovreba” (Kartli’nin Tarihi) derlemesinde Klarceti’nin, Kartlos’un torunu Odzrhostarafından yönetildiği ve onun tarafından Tuharisi adlı kale-şehrin kurulduğu belirtilir. Bu anlatılar, Klarceti’nin MÖ 4. yüzyılda dahi İberya’ya katılmasının mücadeleyle gerçekleştiğini, Kral Parnavaz’ın bölgedeki direnişi kırmak için Seleukoslardan askerî yardım almak zorunda kaldığını vurgular.
Romalıların Kafkasya’ya nüfuz ettiği dönemde (MS 1. yüzyıl civarı), Klarceti’nin kuzey kesimleri Roma himayesindeki Kolhis bölgesine dahil olurken güney kesimleri bir süre Ermeni Arşakuni Krallığı topraklarında kaldı. MS 4. yüzyılda İberya Krallığı Hristiyanlığı resmi din olarak kabul edince, Klarceti halkı da kademeli olarak Hristiyanlaştı.
Bu süreçte bölge, Lazika (Egrisi) ve İberya arasında kültürel ve dinî bir köprü vazifesi gördü. Özellikle 5. yüzyılda İberya Kralı Vahtang Gorgasali Klarceti’de önemli kilise teşkilatlanmalarına gitti; Ahiza (Ağsu/Ahızara)merkezli yeni bir piskoposluk kurdurdu ve kilise-manastır inşaatlarını başlattı.
Bu sayede Klarceti, Sasani İranı’nın saldırılarına karşı bir sınır karakolu işlevi de görmeye başladı. Gürcü tarihçi Leonti Mroveli, bu dönemin Klarceti’sini “hiç kimsenin korkudan giremediği, sarp dağ ve kayalarla çevrili bir diyar” olarak tasvir eder, halkının cesur süvariler olduğunu yazar. Bu ifadeler, Klarceti’nin antik çağ sonlarında hem coğrafi engelleriyle, hem de savaşçı topluluklarıyla tanındığını gösterir.
Erken Orta Çağ ve Klarceti’nin Yükselişi
7nci yüzyılda Kafkasya’nın büyük kısmı Emevî Abbasi fetihleri ile sarsılırken, Klarceti de bu çalkantıdan etkilendi. Arap akınlarına karşı İberya Krallığı zayıflayıp parçalandığında, Klarceti ve civarı kısa bir süre için ıssızlaşmış ve siyasî otoriteden yoksun kalmıştı.
Bununla birlikte bölgenin dağlık oluşu, kısmen bir sığınak işlevi görmesine yol açtı. 8. yüzyılın sonlarında, hem Gürcü hem Ermeni kökenli soylu ailelerden gelen Bagratuni (Bagrationi) hanedanı mensupları bu yöreye yerleşerek Arap egemenliğine karşı direnişi örgütlediler.
Ermeni tarihçi Ukhtanes’e göre, 780’lerde Ermeni prensi Vasak Bagratuni Klarceti’de Araplara karşı mücadeleye girişmiş, torunu Aşot (Ashot) Bagratuni ise Bizans ile müttefiklik kurarak bölgenin yönetimini ele almıştır.
Nitekim erken 9. yüzyılda Aşot I (Büyük Aşot) Klarceti’nin hakimi olarak ortaya çıkar ve bölge tarihinin en parlak dönemini başlatır. Bizans İmparatoru tarafından “Kuropalates” (Kurapalati) unvanıyla onurlandırılan Aşot, Ardanuç’taki harap durumda olan Artanuji kalesini yeniden imar edip kendi başkenti haline getirdi.
Etrafındaki harabeye dönmüş yerleşimleri yeniden nüfuslandırarak Klarceti’yi canlandırdı.
Aşot’un idaresinde Klarceti, bir Gürcü prensliği (særisthavo) olarak ekonomik ve siyasi güç kazandı.
Grigol Handzteli (Gregoriyos Khandzta) adlı keşiş önderliğinde aynı dönemde büyük bir manastırlaşma hareketibaşladı. 8. yüzyılın sonlarında Klarceti’ye gelen Grigol, 780’lerden itibaren ıssız vadilerde peş peşe manastırlar kurdu. İlk olarak Opiza Manastırı’nda görev yapan Grigol, sonra Khandzta (Hanzta) Manastırı’nı inşa etti ve etrafına keşişleri topladı.
Onun ve öğrencilerinin gayretiyle Klarceti kısa sürede irili ufaklı onlarca manastır ile donatıldı. Bu manastırlar yalnız dinî merkezler değil, aynı zamanda dönemin eğitim ve kültür ocakları idi; içinde kurulan yazıhanelerde (skriptorium) Gürcü dilinde elyazmaları, ilahiler ve edebi eserler üretildi. Bölgenin ücra ve inzivaya elverişli coğrafyası nedeniyle, Gürcü yazarlar Klarceti’deki manastır topluluklarına “Klarceti’nin On İki Çölü” (Gürcüce: ატორმეტი უდაბნო, atormeti udabno) adını vermiştir.
- yüzyılın ilerleyen kısmında Klarceti, Samtshe, Şavşeti, Acara ve Nigali gibi komşu bölgeleri de içine alan güçlü bir Bagratuni idaresinin merkezi oldu.
Aşot I’in oğulları ve torunları, Klarceti üzerinden hem batıdaki Abhazya Krallığı’nda hem de doğudaki Kartli’de nüfuz kazandılar. 10. yüzyıla gelindiğinde Klarceti merkezli Bagratlı prensleri, kuzey Ermenistan ve Gürcistan’ın büyük bölümünü hakimiyet altına almış durumdaydı. İmparator VII. Konstantinos Porfirogennetos, eserinde Artanuji şehrini uluslararası ticaretin geliştiği bir merkez olarak överek anmıştır. Bu sayede bölge, ekonomik refah içinde, sikkelerin basıldığı, vergi gelirlerinin Gürcü hanedanının gücünü pekiştirdiği bir yapıya kavuştu.
Klarceti Kalesi (Bereket Kalesi) de bu yüzyıllarda önemini korudu. Ardanuç kasabasının ~12 km güneybatısında, Bereket (eski Klarceti) köyünde yer alan bu küçük ortaçağ kalesi, adını çevreleyen bütün bölgeye vermiştir. Muhtemelen Klarceti bölgesinin erken idari merkezi olan Tuharisi kalesiyle özdeşleşen bu kaleden günümüze harap sur duvarları kalmıştır. Gürcü tarihçiliğinde Klarceti’nin simgesi sayılan kale, 16. yüzyıla dek kullanıldı. Aşağıdaki fotoğrafta Klarceti (Bereket) kalesinin 19. yüzyıl sonundaki kalıntıları görülmektedir:
Klarceti (Bereket) Kalesi harabeleri (1890’lar). Gürcü yönetimi döneminde inşa edilen kale, sarp kayalık üzerine kurulu olup adını tüm bölgeye vermiştir. Günümüzde sadece yıkıntıları kalmıştır.
Klarceti, Bagratlı (Bagrationi) hanedanının devletleşme sürecinde adeta bir çekirdek bölge işlevi gördü. Nitekim Aşot I’in kurduğu Klarceti prensiği, torunları döneminde daha da büyüyerek güneybatı Kafkasya’da birleşik bir krallığın temelini attı. 826 yılında Aşot’un oğlu Adarnase’ye Bizans imparatoru tarafından İberia’nın “kuropalates” prensiunvanı verilirken, yönetimi altındaki topraklara Trialeti, Şida Kartli (İç Kartli) ve Samtshe gibi bölgeler de eklendi ve başkent Artanuji olmak üzere birleşik bir İberya Prensliği ilan edildi.
Adarnase ve Aşot’tan sonra gelen kuşaklardan Prens Sumbat ve Gurgen, hem Klarceti’de hem de komşu topraklarda Bagratlı otoritesini kökleştirdiler. Sonunda, Klarceti’de filizlenen bu güç, 1008 yılında Kral III. Bagrat tarafından Birleşik Gürcistan Krallığına dönüştürüldü. Böylece Klarceti, Orta Çağ başlarında bağımsız Gürcü krallığının beşiği konumuna ulaştı.
Bizans, Arap ve Gürcü Etkileri (11.–13. yy)
Orta Çağ boyunca Klarceti, büyük imparatorluklar ile yerel krallıklar arasında nüfuz mücadelesinin yaşandığı bir sınır bölgesi olmayı sürdürdü. 10. yüzyıl sonunda bölge, birleşik Gürcü Krallığı’nın parçası haline gelmişse de, Bizans İmparatorluğu 11. yüzyılın başlarında güneybatı Kafkasya’ya yönelik askerî harekâtlar gerçekleştirdi. İmparator II. Basileios, 1020’lerde Tao bölgesini Bizans’a bağladıktan sonra Klarceti ve civarına da egemenlik iddiasında bulundu. Artanuji dâhil bazı stratejik kaleler Bizans’ın eline geçti ve yörede kısa süreli bir Bizans idaresi kuruldu (yaklaşık 11. yüzyıl ortaları).
Bu döneme ait ilginç bir kayıt, Bizans yönetici Eustathios Boilas’ın vasiyetnamesinde görülür: Boilas, Klarceti’deki nüfusun büyük kısmının geleneksel Ermeni Kilisesi’ne bağlı kaldığını, bir kısmının ise Kadıköy (Kalkedon) inancını benimsediğini yazarak bölgedeki dini bölünmeye değinmiştir.
Bu ifade, Klarceti’de Gürcü (Ortodoks) ve Ermeni (Apostolik) kiliselerinin halk arasındaki etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Nitekim Orta Çağ Klarceti’sinde etnik-dini yapı bir hayli çeşitlilik arz ediyordu; Gürcü Krallığı yönetiminde olmakla birlikte, önemli bir Ermeni nüfus ve onların kurduğu kiliseler de bulunmaktaydı.
-
yüzyılın ortalarında Selçuklu Türkleri Anadolu’ya girdiklerinde, Bizans’ın doğu sınırlarındaki denetimi zayıfladı. Malazgirt Savaşı (1071) sonrasında Bizans çekilirken, Klarceti ve Tao bölgesindeki kaleler yeniden yerel güçlerin, özellikle de Gürcü Bagratlı hanedanının kontrolüne geçti.
-
ve 13. yüzyıllarda Klarceti, güçlü Gürcistan Krallığı (Bagratlılar) içinde yer alarak göreceli bir istikrar dönemi yaşadı. Gürcü kraliçesi Tamar ve halefleri zamanında ülkenin altın çağı yaşanırken, Klarceti de bu refahtan payını aldı. Bölgede manastır kültürü devam ediyor, Işhani, Doliskana, Otkhta gibi yakın civardaki kiliseler imar ediliyor, Khakhuli gibi manastırlarda sanat eserleri (ör. ünlü Khakhuli ikonası) üretiliyordu. Ancak 13. yüzyıl ortasında Moğol istilası Güney Kafkasya’yı vurduğunda Klarceti de tahribattan nasibini aldı.
Moğolların akınları sonucu bazı manastırlar ıssızlaştı, ticari hayat darbe aldı. Yine de Klarceti, 1266’dan itibaren özerk Samtshe-Saatabago (Atabeglik) prensliğinin sınırlarında kalarak Gürcü soyluların idaresinde varlığını sürdürdü.
Bu geç dönem Orta Çağ’da bölge halkının bir kısmı artık Müslümanlaşmaya başlamıştı
Özellikle 14.–15. yüzyıllarda, yönetimdeki bazı yerel beylerin (örneğin Çıldır Atabegleri gibi) etkisiyle zorunlu din değiştirmeler yaşandığı, Klarceti’nin bir kesim nüfusunun İslam’ı benimsediği Ermeni kaynaklarınca belirtilir.
Bu gelişmeler, Osmanlı fethine zemin hazırlayan sosyo-kültürel dönüşümlerin habercisiydi.
Orta Çağda Dini ve Mimari Yapılar
Klarceti, erken Orta Çağ’dan itibaren yoğun bir kilise ve manastır mimarisi ile donatıldı. Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin bölgedeki varlığı, 5. yüzyılda kurulan Ahiza Piskoposluğu ile kurumsallaşmıştı.
- ve 10. yüzyıllarda Grigol Handzteli’nin öncülüğünde inşa edilen manastırlar ise bölgenin hem dini hayatına hem de kültürel birikimine damga vurdu. Khandzta, Shatberdi, Midznadzori, Opiza, Parkhali ve Doliskana gibi manastır-kompleksleri, yüksek dağ vadilerinde konumlanmış olup Gürcü taş işçiliğinin seçkin örnekleriydi.
Örneğin, Khandzta Manastırı (Artvin-Yusufeli sınırlarında) kubbeli ana kilisesi ve yan yapılarıyla 9. yüzyılda inşa edilmiş; yüzyıllar boyunca burada onlarca elyazması üretilip korunmuştur. Aşağıdaki fotoğrafta Khandzta manastırının günümüzdeki kalıntıları görülmektedir:
Khandzta Manastırı Harabeleri (Artvin). 9. yüzyılda Aziz Grigol tarafından kurulan Khandzta, Tao-Klarceti bölgesinin en önemli manastırlarından biriydi. Günümüzde kilisenin kubbesi çökmüş olup duvarlarının bir kısmı ayakta kalmıştır.
Klarceti’de Gürcü manastırları kadar Ermeni kiliseleri de bulunmaktaydı. Ermeni kaynakları, özellikle 9.–10. yüzyıllarda Ermeni Apostolik Kilisesi’ne ait manastır ve kiliselerin de Klarceti’de inşa edildiğini belirtir. Bu durum, bölgenin etnik ve mezhepsel çeşitliliğinin mimariye de yansıdığını gösterir.
Nitekim Klarceti’deki bazı kiliselerde Gürcüce ve Ermenice yazıtların bir arada bulunduğu bilinmektedir. Örneğin Işhani Kilisesi’nde (7. yy) hem Gürcü alfabesiyle hem Ermeni alfabesiyle kitabeler tespit edilmiştir. Bölgede kurulan manastırlardan Opiza, İşkhani ve Khakhuli gibi merkezler, Gürcü Ortodoks kültürünün o dönemdeki zirvelerindendir. Khakhuli Manastırı’nda yapılan ve sonradan Tiflis’e götürülen ünlü Khakhuli ikonası, Gürcü altın işlemeciliğinin şaheserlerinden biri olarak tanınır. Yine Klarceti manastırlarında yetişen Ioane-Zosime gibi din adamları, eski Gürcü edebiyatının önemli ilahi yazarları olmuşlardır.
Bölgedeki kaleler ve şehirler de dini yapılarla iç içeydi. Klarceti’nin idari merkezi Artanuji (Ardanuç) Kalesi içinde bir saray kompleksi ve kilise bulunuyordu.
Ardanuç kalesindeki saray kilisesi, Gürcü kralı II. Gurgen döneminde onarılarak hizmet vermişti. Klarceti (Bereket) Kalesi civarında da bir köy kilisesi mevcuttu; 1904’te araştırmacı Niko Mari tarafından harap vaziyette kayda geçirilen bu tek nefli kiliseden geriye günümüzde sadece temel izleri kalmıştır.
Bereket köyünün Tikmaneti mahallesinde ise eskiden bir başka kilise bulunmaktaydı. Bu kilisenin yıkıntıları üzerine sonradan inşa edilen Tikmanet Camii’nin duvarlarında, orijinal kiliseden kalan üzerinde Gürcüce yazıt olan kesme taşlar halen görülebilmektedir. Bu gibi buluntular, Klarceti’deki Hristiyan mirasın izlerinin günümüzde de tamamen silinmediğine işaret eder.
Osmanlı Dönemi ve Dönüşüm (16.–19. yy)
Klarceti, 16. yüzyıl ortalarında Osmanlı İmparatorluğu’nun fetih sahasına girdi. 1551 yılında Osmanlı orduları Ardanuç bölgesini ele geçirerek Gürcü yönetimine son verdiler.
Bölge, Osmanlı idari taksimatında önceleri Ardanuç livası olarak Çıldır Eyaleti’ne bağlandı ve daha sonra Artvin sancağı içerisinde yer aldı. Osmanlı tahrir defterleri, fethin hemen öncesinde Klarceti köyü ve civarında nüfusun bütünüyle Hristiyan Gürcülerden oluştuğunu kaydeder. Örneğin 1574 tarihli Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan’a göre Klarceti (Bereket) köyünde tamamı Hristiyan olan 89 hane yaşamaktaydı; hane reislerinin adları Andri, Gabriel, Teodor, İason, Badri, Kvirike gibi Gürcü adlarıydı.
Ancak Osmanlı fethinin hemen ardından İslamlaşma süreci hızlandı. Sadece 21 yıl sonra, 1595 tarihli tahrir defterinde köydeki hane sayısı 37’ye düşmüş ve yalnız 2 hane Hristiyan kalmıştı; gerisi artık Müslüman Osmanlı tebası olarak yazılmıştır. Bu dramatik dönüşüm, Osmanlı yönetiminin bölgeye Türkmen nüfus yerleştirmesi ve yerli halkın da önemli ölçüde din değiştirmesiyle açıklanabilir. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı idaresi altında Klarceti’nin demografik ve kültürel çehresi tamamen değişti.
Gürcü ve Ermeni aristokrasisi bölgeden çekildi veya İslam’a geçerek Osmanlı askeri sınıfına katıldı. Gürcülere ait kiliselerin bir kısmı camiye dönüştürüldü, çoğu ise bakımsızlıktan harap oldu. Klarceti’nin eski ünü ve merkezi konumu kaybolurken, yöre Osmanlılarca bazen “Livane” (Artvin havalisi) adıyla anılmaya başladı. 18. yüzyılda bölgede yerel derebeylerin etkinliği görülür. 1780’ler–1830’lar arasında Ardanuç ve Artanuji’de hüküm süren Ömer Paşazâdeler (Ermeni kaynaklarında “Paşents Poti” ailesi), bölgedeki köylülere karşı baskıcı bir tutum izleyerek kalan Hristiyan nüfusu göçe zorladı
1828–1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Edirne Antlaşması ile Osmanlı’nın Gürcistan’daki hakimiyeti sarsıldıysa da, Artvin yöresi bir süre daha Osmanlı’da kaldı. Nihayet 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı Klarceti için yeni bir dönemin kapısını araladı. Osmanlı’nın yenilgisi üzerine imzalanan 1878 Berlin Antlaşması ile Artvin, Ardanuç ve Klarceti köyü dahil tüm bölge Rus İmparatorluğu’na bırakıldı.
Rus idaresi, bölgeyi Artvin Okrugu (sancağı) içinde yönetmiş, merkezi Artvin olmak üzere Ardanuç kazasını oluşturmuştur. 1886 yılında Rusların yaptığı nüfus sayımında Klarceti (Gilarcet) köyünde 423 kişi tespit edilmiş ve ilginç bir şekilde bunların tamamı “Türk” olarak kaydedilmiştir.
Bu kayıt, o tarihe gelindiğinde köy halkının dil ve din itibariyle artık kendini Türk/Müslüman kimliğiyle tanımladığını göstermektedir. Gerçekten de 19. yüzyıl sonu itibarıyla Klarceti’de Gürcüce konuşan Hristiyan nüfus neredeyse kalmamış, sadece Müslümanlaşmış Gürcü ve Ermeni kökenli topluluklar yaşamıştır. Osmanlı döneminde başlayan asimilasyon süreci, Rus idaresi sırasında da devam etti; bölgeye Kafkasya’nın başka kesimlerinden Laz, Hemşinli ve Türkmen unsurlar da yerleştirildi.
Cumhuriyet Dönemi ve Kültürel Mirasın Durumu
I. Dünya Savaşı sonunda Rus Çarlığı çökünce, Artvin ve Ardanuç bölgesi 1918’de kısa süreliğine Osmanlılarca tekrar işgal edildi. Ancak Osmanlı’nın da savaştan çekilmesiyle bölgede bir otorite boşluğu oluştu. 1918–1921 arasında Klarceti ve çevresi üzerinde yeni kurulan Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti hak iddia etti ve Gürcü kuvvetleri Artvin’e kadar ilerledi.
Buna karşılık Ankara Hükümeti de Misak-ı Millî kapsamında Artvin-Ardanuç havalisini istedi. Sonuçta 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması ve akabindeki Kars Antlaşması ile Klarceti dahil Artvin bölgesi Türkiye’ye bırakıldı. Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, 1920’lerde bölgede Türk kimliğini pekiştirme siyaseti güttü. 1922 nüfus tahririnde köyün adı “Kılarcet” olarak geçmekte olup 155 nüfuslu tamamı Müslüman bir köy olarak kayıt altına alındı. 1925 yılında, Türkçe olmayan yer adlarını değiştirme politikası kapsamında “Klarceti/Kılarcet” ismi “Bereket” olarak değiştirildi. Bu tarihten sonra resmi kayıtlarda Klarceti adı yer almamıştır.
Günümüzde Bereket (Klarceti) köyü, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı küçük bir köydür. 2021 yılı itibarıyla nüfusu sadece 143 kişidir ve halkı etnik olarak Türk/Hemşinli topluluklardan oluşmaktadır. Bölgede Gürcü kültürel mirasının izleri büyük ölçüde silinmiş olsa da, terk edilmiş kilise ve kale kalıntıları halen ayaktadır. Klarceti Kalesi’nin yıkıntıları köyün üst kısmında görülebilir durumdadır ancak hiçbir koruma altında değildir. Köy içindeki tarihi Tikmaneti Kilisesi’nden geriye kalan taşlar, bugün cami duvarında görülebilmektedir.
Daha geniş açıdan bakıldığında, eski Klarceti bölgesine yayılmış çok sayıda ortaçağ Gürcü kilisesi ve manastır kalıntısı vardır. Örneğin Ardanuç yakınlarındaki İşhani Kilisesi, Doliskana Manastırı (Hamamlı köyü) ve Porta Manastırı(Paluçek köyü) kısmen ayakta olup, Türkiye Kültür Envanteri’ne kayıtlıdır.
Ancak bu eserlerin birçoğu metruk haldedir; duvar resimleri tahrip olmuş, yapılar doğa koşullarına bırakılmıştır. Son yıllarda Türkiye ve Gürcistan arasında kültürel miras alanında işbirliği girişimleri başlamıştır. 2017 yılında restore edilen Ardanuç (Artanuji) Kalesi buna bir örnektir.
Ayrıca Gürcistan’dan gelen turist ve araştırmacılar, Artvin-Ardanuç yöresindeki eski kilise ve manastır harabelerine ilgi göstermekte, bu da bu eserlerin kayıt altına alınmasına yönelik farkındalık yaratmaktadır. Buna rağmen, Klarceti’nin kadim mirası genel olarak bakımsızdır ve daha kapsamlı koruma-restorasyon çalışmalarına ihtiyaç duymaktadır.
Gürcü ve Ermeni Kaynaklarının Klarceti’ye Bakışı
Klarceti’nin tarihi, Gürcü ve Ermeni yazılı kaynaklarında farklı vurgularla ele alınmıştır. Gürcü kaynaklar, Klarceti’yi tarihsel Gürcistan’ın ayrılmaz bir parçası ve Gürcü devlet geleneğinin beşiği olarak tanımlar.
Örneğin Gürcü tarih geleneğinde Klarceti, efsanevi ataları Kartlos ve oğlu Odzrhos’a dayandırılır; “Gürcü Krallarının Hayatı” kroniğinde Kral Parnavaz’ın dahi Klarceti kalelerini zorlu mücadelelerle ele geçirebildiği anlatılır.
Orta Çağ Gürcü kronikleri (ör. Leonti Mroveli) Klarceti’nin coğrafi zorluklarını ve halkının mücadeleci ruhunu övgüyle dile getirir. Bunun yanı sıra, Gürcü hagiografik eserleri (ör. Grigol Handzteli’nin Hayatı) Klarceti’yi Arap istilasından sonra yeniden çiçek açan, azizlerin ve keşişlerin diyarı olarak tasvir eder.
Gürcü tarihçiliğinde bölgeye atfedilen önem, “Klarceti kayaları” ifadesinin “ele geçirilmesi imkânsız yurt” anlamında mecazi kullanımıyla da kendini gösterir. Modern Gürcü akademisyenler de Klarceti’yi Gürcistan’ın güneybatıdaki kültürel mirası olarak görmeye devam eder; bölgedeki kilise ve manastır kalıntıları Gürcistan’ın tarihsel mirasının parçası sayılır.
Ermeni kaynakları ise Klarceti’yi Ermeni tarihî coğrafyasının bir uzantısı olarak ele alır. Movses Horenatsi ve İoannes Draskhanakertsi gibi Ermeni tarihçiler, Klarceti’yi Büyük Ermenistan’ın Gugark bölgesine bağlı bir gavarr (ilçe)olarak zikrederler. Ermeni geleneğine göre Klarceti’de Mamikonyan ve Bagratuni gibi Ermeni nakharar (derebeyi) aileleri hüküm sürmüş, bölge uzun süre Ermeni Kilisesi’nin nüfuzu altında kalmıştır.
Ermeni Bagratuni hanedanının mensupları Aşot ve Adarnase’nin Klarceti’de yönetimi ele almaları, Ermeni tarihinde “Klarcik Bagratunileri” olarak anılır ve bunlar hem Kuzey Ermenistan’ı hem de Gürcistan’ı egemenlikleri altına alacak kadar güçlenmiş bir kol olarak tarif edilir.
Ermeni tarih yazımında Klarceti’nin 9.–10. yüzyıllardaki refahı vurgulanırken, özellikle birçok Ermeni manastırı inşa edildiği belirtilir. Hatta Bizans yönetimi döneminde bile Klarceti Ermenilerinin kendi Apostolik inançlarına bağlı kaldıkları, sadece küçük bir kısmının Ortodoks (Kalkedoncu) olduğu kayıtlıdır. Ermeni araştırmacılar, Osmanlı dönemi sonlarında Klarceti’de kalan Ermeni köylerinin 1921’de Türkiye’ye geçişin ardından büyük ölçüde sürgün edildiğini veya İslamlaşarak asimile olduğunu ayrıntılı biçimde belgelemektedir.
Ermeni perspektifinde Klarceti, “elimizden çıkan kayıp vatan parçası” olarak nostaljik bir tınıya da sahiptir. Bu farklı bakış açılarına rağmen, hem Gürcü hem Ermeni tarihçileri Klarceti’nin çok kültürlü mirasını kabul eder ve bölgedeki tarihî anıtların korunmasının önemine değinir.
Klarceti’nin kapsamlı tarihi incelendiğinde, bu bölgenin antik çağdan cumhuriyet dönemine uzanan zengin bir geçmişe sahip olduğu ve Gürcü, Ermeni, Bizans, İslam gibi çeşitli kültürlerin izlerini taşıdığı görülmektedir. Bu mirasın günümüzde layıkıyla tanınması ve korunması, bölgenin çokkatmanlı tarihine duyulan saygının bir gereğidir.
Kaynakça: Klarceti bölgesinin tarihine ilişkin bilgiler, Gürcü ve Ermeni ortaçağ kronikleri ile modern akademik araştırmalardan derlenmiştir. Özellikle Gürcüce “Kartlis Tshovreba” derlemesi ile Leonti Mroveli ve Giorgi Merchule’nin eserleri bölgenin erken tarihine ışık tutmaktadır. Ermeni kaynakları arasında Movses Horenatsi’nin tarihine eklenen yorumlar ve Ermeni Coğrafyacı Anania Şirakatsi’nin “Aşharatsuyts” adlı eserindeki kayıtlar önemlidir.
Ayrıca, son dönemdeki arkeolojik ve epigrafik çalışmalar (ör. Nicholas Marr’ın 1904’teki incelemeleri) Klarceti’deki kilise kalıntıları ve Gürcüce kitabeler konusunda ayrıntılı veri sağlamıştır.
Bu raporda yer alan bilgiler, adı geçen birincil kaynakların yanı sıra konuyla ilgili güncel yayınlardan ve güvenilir çevrimiçi kaynaklardan alınmış ve dipnotlarda belirtilmiştir. Böylece Klarceti’nin antik dönemden günümüze uzanan kapsamlı tarihi, çok yönlü ve akademik bir bakış açısıyla ortaya konmaya çalışılmıştır.
Derleyen: Yilmaz Saraç
메타데이터
- post_id
- c31fb4e6ad1c
- slug
- klarceti-bölgesinin-tarihî-gelişimi-artvin-ardanuç-bereket-köyü-ve-civarı-c31fb4e6ad1c
- url
- https://medium.com/@tysdigitalperformance/klarceti-b%C3%B6lgesinin-tarih%C3%AE-geli%C5%9Fimi-artvin-ardanu%C3%A7-bereket-k%C3%B6y%C3%BC-ve-civar%C4%B1-c31fb4e6ad1c
- canonical_url
- https://medium.com/@tysdigitalperformance/klarceti-b%C3%B6lgesinin-tarih%C3%AE-geli%C5%9Fimi-artvin-ardanu%C3%A7-bereket-k%C3%B6y%C3%BC-ve-civar%C4%B1-c31fb4e6ad1c
- author_url
- https://medium.com/@tysdigitalperformance
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-20 09:42:25