← Back to list

Kendimi Duymaya Başladığım Yer

Çocukluğumda her ne kadar her zaman kendimi duyuyor olsam da, bunu çok uzun süre fark etmemiştim. Kendimi sadece eski tabirle altıncı hissi…

Mehtap Kıldacı · 2026-01-15 20:15 · 0 claps · 2.8 min read
#kişisel-gelişim #farkındalık #türkçe #ruhsal-gelişim #kendini-sevmek
Open on Medium ↗

Kendimi Duymaya Başladığım Yer

Çocukluğumda her ne kadar her zaman kendimi duyuyor olsam da, bunu çok uzun süre fark etmemiştim. Kendimi sadece eski tabirle altıncı hissi yüksek biri sanıyordum ya da tesadüfen söyledikleri tutan biri.

Yıllar sonra büyük bir aşk ve hemen ardından gelen büyük bir ihanet yaşadığımda, günlerce ağlayıp kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Hem ilk sırada olmadığım bir aşk, hem de gözümün önünde ihanetiyle son bulan bir ilişkiydi bu. İlginçtir ki, o ana kadar içimde ne kadar yara olduğunu, ne kadar özgüvensiz yaşadığımı fark etmemiştim bile. Ta ki seçilmeyene kadar…

Güçlü görüntümün ardına sakladığım derin bir öz değersizlik ve özgüvensizlik varmış. Bu ihanetin ardından yaşadığım büyük çöküşle birlikte kendime sormaya başladım:

Neden bunları yaşıyorum? Neden hep acı çekiyorum? Kendimi neden sevemiyorum?

Kendimi ararken çeşitli rehberlikler aldım, meditasyonlar yaptım, pratikler denedim. Birçok şey denedim ama asıl kırılma noktası bir gece oldu.

Bir gece uyandım. Gözümü açtığımda — yatak odamın manzarası ormana bakıyordu — ağaçların arasında dans eden figürler gördüm. İlk anda gözlerime inanamadım. Korkuyla gözlerimi kapattım, tekrar açtım… Hâlâ oradaydılar. Korkudan hemen uyuduğumu hatırlıyorum.

Bu durum geceler boyunca devam etti. Her gece aynı saatlerde uyanıyor, bir şeyler görüyordum. Ankalar , melekler, hücreler , ağaç enerji kanalları, ırklar, yazılar vs.. Ben ise ısrarla tekrar uyumaya çalışıyordum. Şaşkınlık bir yana, korku vardı ama en çok da anlam verememe hâli…

Rüyalarımda hep aynı cümleyi duyuyordum:

“Özüne sor.”

Ama ne soracağımı bile bilmiyordum. Ya cevap alamazsam korkusu vardı. Ne kadar kendime, ne kadar Yaradan’a güvenmediğimi o zaman fark ettim. Bir yıl boyunca bu böyle devam etti.

Bu süreçte yaşadıklarımı çevremdekilere anlatmaya başladım. Ama aldığım tepkiler ya tepkisizlikti ya da ilgisizlik. İçimden “buradan da ilgi alamıyorum” diye geçiriyordum.

Öz değerden ne kadar yoksunmuşum ki, bana gelen bilgileri bile aslında “bakın ben özelim” demek için anlatıyordum. Sevilmeyeceğinden çok emin biri gibi, fark etmeden kibire girmiştim bile.

Kaşım havada, ukala bir tavırla konuşuyordum: “Bana bunlar söyleniyor, ben şunları biliyorum…”

İstediğim tepkiyi alamayınca çevremden , bu sefer üzülmeye başladım: “Ben bu bilgileri istemiyorum.”

Sanki hak ettiğim sevgiyi hiçbir yerden alamıyordum da, bu bilgilerin ne önemi vardı?

Şimdi dönüp bakınca bana da tuhaf geliyor ama o zamanlar, eğer kendimi özel hissedebilseydim, bunca zaman sevilmemiş olmamı anlayabileceğimi sanıyordum. Kendime şöyle diyecektim: “Bu kadar acı çektin ama sebebi buymuş.”

İronik olan şu ki, sonuç yine aynı yere çıktı. Ama bu kez başkalarına göstermek için değil, kendim için keşfediyorum.

“Bu bilgileri istemiyorum” dediğimde, gerçekten de her şey kesildi. Artık uyanmıyor, görmüyor, duymuyordum. İstediğim olmuştu ama içimde derin bir terk edilmişlik hissi vardı.

Aslında Yaradan’ın dikkatini çekmeye çalışan küçük, şımarık bir çocuk gibiydim. Ona küsüyordum. “Beni buraya bıraktın gittin. Bana verdiğin hiçbir yetenek, kimse tarafından sevilmemi sağlamıyor…”

Cevap arıyordum ama kibrimin içinde boğularak. Aldığım cevap ise sessizlikti. Ben bunu her şeyimin elimden alınması olarak yorumladım.

Kendimin cezalandırıldığını sanıyordum. Oysa kim kimi cezalandırıyordu?

Kendimden kendime yapıyordum her şeyi.

Gördüklerim ve duyduklarım gidince kendimi terk edilmiş hissettim ve hayata küstüm. Maddi olarak sahip olduğum her şeyi tam da o noktadan sonra kaybetmeye başladım. Evim, arabam, eşyalarım, param… Hepsi bir anda gitti.

İçimden “zaten hiç sevilmiyordun, elbette gidecekti” dedim. Sanki bir hata yapmışım da cezasını çekiyormuşum gibi her şeyi kabullendim. Dibe doğru giden yolculuğuma sessizce razı oldum.

Üç yıl geçti.

Üç yıl boyunca kendime dibin dibini yaşattıktan sonra kendimle yüzleşecek cesareti bulabildim.

Kimse bana ceza vermiyordu. Nasıl ki geceleri gördüklerim kendimden kendime mesajlardıysa, farklı olduğum için sevilmediğimi düşünmek de yine kendimden kendime bir cezaydı.

Aslında duyduklarım ve gördüklerim önce kendime, sonra başkalarına anlatmam gereken şeylerdi. Paylaşarak , rehberlik ederek değişmesi gereken şeylerdi.

Sisteme uyum sağlayarak değişemezsin. Kendini saklayarak değişemezsin. Görmezden gelerek hiç değişemezsin.

Kendine dürüstçe bakabilmelisin.

İnsanlar karşı çıkıyor, uzaklaşıyor diye sevilmiyor değildim. Onlar henüz değişime hazır değildi. Herkesin zamanı farklı işler, uyanış farklı olur.

Ben ise bir yanım çocuk gibi sevilmek isterken, bir yanım bilgeydi. Konuştuklarımın herkes tarafından kabul edilmesini bekliyordum.

Oysa fark ettim ki, söylediklerimi kendi hayatıma bile dahil etmiyordum. Kendimi kabul edemeyen bendim.

Bunu fark edip yavaş yavaş kabul etmeye başladığımda anladım ki, beni geceleri uyandıran Öz’üm hiçbir yere gitmemiş. Hep benimleymiş.

Kendimi sevdikçe şimdi onu çok daha net duyuyorum.

O zamanlar dünyevi olana fazlasıyla bağlıydım. Dikkatimi çekmek için gecenin bir yarısı uyandırıldım. Şimdi ise her yerde, her anda, her insanla konuşuyor benimle.

Tek fark şu: Artık korkularımı değil, Öz’ümü duyuyorum.

Öz, Kaynak, Yaradan, Evren… Adına ne dersen de. Her an bizimle konuşuyor.

Yeter ki kalkanını indir. Teslim ol. Ve görmek istemediğin her şeyin gözünün içine cesaretle bak.

Bu dünyayı, özgürlüğünü hatırlayıp seçen ve cesaretle kendi yolunda alanını tutan kadınlar dönüştürecek.


메타데이터
post_id
c4dfda92fb22
slug
kendimi-duymaya-başladığım-yer-c4dfda92fb22
url
https://medium.com/@mehtapkildaci/kendimi-duymaya-ba%C5%9Flad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m-yer-c4dfda92fb22
canonical_url
https://medium.com/@mehtapkildaci/kendimi-duymaya-ba%C5%9Flad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m-yer-c4dfda92fb22
author_url
https://medium.com/@mehtapkildaci
status
ok
fetched_at
2026-07-20 06:48:50