← Back to list

İstiklal’di, Artık Mazi!

İstanbul eskiden her yaştan ve her cinsiyetten birçok delikanlı için İstiklal demekti. Yani Beyoğlu’nun gerdanlığı, Tünel’den Taksim’e akan

İçimde Kalacağına in Türkçe Yayın · 2020-11-14 00:59 · 51 claps · 2.3 min read
#türkçe #kültür-sanat #i̇stiklal-caddesi #beyoğlu #mazi
Open on Medium ↗

İstiklal’di, Artık Mazi!

İstanbul, bin bir suratlı ilginç bir şehir. Belki altyapısından dolayı çocukla çocuk, emekliyle emekli, hastayla hasta, engelliyle engelli olamıyor pek ama… Yüzeyine usta ellerle yüzlerce fasat kesilmiş dev bir pırlanta gibi hemen hepimize yarenlik etmeyi başarıyor. Zenginle zengin olup boğazdan geçerken yalı beğeniyor, hali vakti yerinde olmayanla birlikte simit ısırıyor ucuz ince belliye bandırıp. Çılgınla çıldırıyor yıldızsız kara gecelerde yağmur birikintilerinden kaçınarak, sokakta bağıra bağıra dans ederken. Suriyelilerin haline o da üzülüyor: Gel gör ki taş kaldırımları yazın kavurur, kışın dondurur çıplak ayaklarını çocuklarının, o da biliyor ama elinden bir şey gelmiyor.

İstanbul eskiden her yaştan ve her cinsiyetten birçok delikanlı için İstiklal demekti. Yani Beyoğlu’nun gerdanlığı, Tünel’den Taksim’e akan insan nehri, ünlü İstiklal Caddesi! Ve aynı zamanda İstiklal kelimenin gerçek anlamıyla istiklal demekti! Şüphesiz kanunlar, sınırlar, ahlak kuralları vb geçerliydi, sonuçta orası da Türkiye Cumhuriyetiydi. Ama bir tarafıyla da orası sanki bizim biricik “kültür sanat, çiçek böcek, aşk meşk, yemek içmek, hayal kurmak ve peşinde koşmak” cumhuriyetimizdi…

Beşiktaş’tan Taksim dolmuşuna atladın. Yerleştin bir köşeye şanslıysan, dolmuş doldu, kalktı, ödedin paranı cep harçlığından. Ardından düğün pastası ihtişamındaki güzelim sarayı geçtin, köşeleri döndü araç. Hele de tırmanışa geçti mi neredeyse geldin demekti. Kalbin hızlanırdı “bizim topraklara geldik” diye sevincinden. Yüreğin heyecanla pırpır ettiği gençlik, sonra da üniversiteli seneleri…

Kültür sanat filmlerinin gösterildiği mütevazı salonlar. Dantel gibi kiliseler, sessiz, loş, mozaik pencereli; havası dua, beyaz mum ve is kokan. Alternatif oda tiyatroları sağda solda, çat kapı arkasında. Kül ve duman olan canım köprü altından Beyoğlu’na yayılan mini mini rock barlarda yudumlanan ucuz sulu bira, kaçamak bakışmalar, avazı çıkana dek söylenen şarkılar.

Pera yıllarındaki itibarını çoktan yitirmiş Beyoğlu yavaş yavaş yeniden başını suyun üstüne çıkarıp nefes almaya başlamıştı. Tam o sırada keşfetmiştik biz de onu. Birçoklarımız yeniyetmeydik. Vardığımızda da kalabalıktı. Başka yolun yolcusu olanlar da, mesela pavyoncu güruhu da vardı.

Cadde bazılarımız için kültürel bir kurtarılmış bölge gibi oldu zamanla, değişik bir renk yelpazesi gibiydi. Gotik ağabeyler ablalar, rengârenk kıyafetli kızlar oğlanlar, uzun saçlılar, öğrenciler, bizim gibiler, eski müdavimler, ara sokaklardan caddenin akışına katılan yetmiş yedi milletten insan. Herkes bir arada, birbiriyle uğraşmadan, birbirine bulaşmadan…

Vakko’dan yayılan mis gibi potpuri kokuları. Cıvıl cıvıl kitapçılara girip çıkanlar. Işıklı vitrinlerde göz alıcı kıyafetler. CD dükkanlarından yükselerek birkaç yüz adımda bir etrafını saran, yürümüyormuşsun da film yapıyormuşsun gibi hissettiren melodiler.

Efsane İnci Pastanesi, Emek Sineması’nın kadife perdeleri, Borsa’nın peynirli patates kızartması, Bab, Atlas Pasajı, Avrupa Sineması’nın kadın heykeli… Mısır Apartmanı, tarihi pasajlardaki gümüşçüler, plakçılar, eskiciler. Teraslarda bir açılıp bir kapanan barlar, kafeler, türkü barlar. Jazz Stop, Kemancı, Hayal Kahvesi, Dulcinea, Mojo, Peri Petite, Çınaraltı, Gitar, Palyaço, Baykuş… Sonraları Asmalı tarafı. Gündüz hayatı, gece hayatı… Aklımdan uçup kaçanlar, unutmasam içimi yakacak olanlar… Ne çok anı, nasıl da hepsi başka bir hayatta kaldı.

Ne senelerdi, ne deneyimlerdi. O zamanlar oralardaysan yaşardın. O zamanları yaşamadıysan su aktı, devran döndü, zaman değişti. Yaşadıysan da su aktı, devran döndü, zaman değişti. Çoktan bitti!

İstikbal sandığımız, hep öyle şenlikli, keyifli ve bizim kalır sandığımız İstiklal artık mazi! Bizim kalan pek az şey gibi!

[embed]İstiklal'di, artık mazi! Anlamışsındır, burası az yürünmüş bir patikayla ulaşılan o küçük dağın tepesi. Yaşam üzerine bir başka blog, duygular…icimdekalacagina.com


메타데이터
post_id
c596ff0e8b5f
slug
i̇stiklaldi-artık-mazi-c596ff0e8b5f
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87stiklaldi-art%C4%B1k-mazi-c596ff0e8b5f
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87stiklaldi-art%C4%B1k-mazi-c596ff0e8b5f
author_url
https://medium.com/@icimdekalacaginaartikyazayim
status
ok
fetched_at
2026-08-04 05:13:04