← Back to list

Evrim 29 — “Kızıl” Sultan’ın Evrim Destekçi Politikası ve Dr. Lewis Krizi

Başta Anglikan Kilisesi ve dönemin hakim Hristiyan dünyasının şiddetle karşı çıktığı Darwin, Sultan II. Abdülhamid tahta geçtiğinde, 1876…

Yaratılış Ayetleri · 2025-05-19 00:27 · 1 claps · 9.5 min read
#sultan #evrim #kilise #darwin #islam
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🔧 · Data Engineering 🎮 · Gaming 🕊️ · Religion

Evrim 29 — “Kızıl” Sultan’ın Evrim Destekçi Politikası ve Dr. Lewis Krizi

1882 yılında Harvard mezunu Dr. Edwin Lewis, Suriye Protestan Koleji’nde (bugünkü Beyrut Amerikan Üniversitesi) Darwin krizine sebep olmuş ve bu nedenle okuldan ihrac edilmiştir.

1882 yılında Harvard mezunu Dr. Edwin Lewis, Suriye Protestan Koleji’nde (bugünkü Beyrut Amerikan Üniversitesi) Darwin krizine sebep olmuş ve bu nedenle okuldan ihrac edilmiştir.

Başta Anglikan Kilisesi ve dönemin hakim Hristiyan dünyasının şiddetle karşı çıktığı Darwin, Sultan II. Abdülhamid tahta geçtiğinde, 1876 yılında hayattaydı. Darwin, 1882 yılında vefat etti.

Katolik dünyanın aforoz ettiği Darwin’in fikirleri, II. Abdülhamid döneminde Osmanlı aydınları ve bilim insanları arasında tartışılabiliyor, evrimci yayınlar serbestçe dolaşabiliyordu. Bu durum, Katolik çevreleri olduğu kadar Osmanlı ve Arap topraklarındaki misyoner kolejlerini de rahatsız etti.

Abdülhamid döneminde Müslüman ve gayrimüslim aydınlar evrimi savunan eserler yayımlayabiliyor ve dersler verebiliyordu. Buna karşılık, Osmanlı topraklarındaki bazı Hristiyan misyoner kolejlerinde — özellikle Presbiteryen ve Evanjelik misyoner çevrelerce yönetilen kurumlarda — Darwin’e olumlu yaklaşan akademisyenler baskıya uğruyor, görevlerinden ihraç ediliyor ve inançlarını zedelemekle suçlanıyordu.

Konuyu çok uzatmamak adına, tek bir örnekle yetinelim: Dr. Lewis Vakası (“The Lewis Affair”)

Bilim, Bilgi ve Hikmet

Tartışma, Darwin’in 1882'de ölümünün ardından gelen yaz ayında başladı. Suriye Protestan Koleji (bugünkü Beyrut Amerikan Üniversitesi) yöneticileri, jeoloji ile kimya dersleri veren Dr. Edwin Lewis’in mezuniyet konuşmasına öfkeyle karşı çıktılar. Lewis’in, Darwin hakkında son derece olumlu ifadeler kullanması dikkat çekmişti. Dr. Lewis’in konuşma metni, Darwinist El-Muktaṭaf dergisinde yayımlanır ve büyük bir kıyamet kopar; Katolik kilisesi ve misyonerler bunu hazmedemez.

Daha sonra “The Lewis Affair” olarak anılacak olan bu tartışmayla, misyonerlerin modern bilimlerin yayılmasındaki rollerine dair taşıdıkları tüm çelişkiler gün yüzüne çıktı.

Dr. Lewis’in Arapça olarak verdiği konuşma “el-ʿİlm, el-Maʿrifat ve el-Hikmet” (Bilim, Bilgi ve Hikmet) başlığını taşıyordu ve esasen bilimin doğası ve sınırları üzerine bir düşünceydi.

Lewis’e göre “maʿrifa” yani bilgi, “ʿilm” yani bilim değildir; çünkü bilgi, gözlemlerin sabırla ve titizlikle biriktirilmesini ifade ederken, bilim hem gözlem toplamayı hem de bunlardan tümevarımla neden-sonuç ilişkileri kurmayı içeriyordu: “Bilim doğada olayların nedenlerini arar ve onları doğru bağlamına yerleştirir.”

Ancak Lewis, bilgi (maʿrifet) ile bilim (ʿilm) arasına bir sınır çizerken, bunları hikmetten de ayırıyordu. Hikmetle kastettiği, ilahi olarak belirlenmiş hakikatti. Şöyle diyordu:

“Bilim aracılığıyla insan, bütün nedenlerin nedeni olan Tanrı’nın varlığı hakkında bir şeyler bilebilir ama Tanrı’nın kim olduğunu ve ne olduğunu kavrayamaz.” Zira “hiçbir teleskop Tanrı’yı bize göstermez; hiçbir mikroskop insan ruhunu göstermez; hiçbir kimya hayatın sırrını açığa çıkarmaz.” Sonuç olarak bilim “sınırlıdır”; çünkü “insan bilimde en yüksek zirvelere ulaşsa da, önünde hâlâ çıkılması gereken daha yüksek zirveler bulacaktır.”[1]

Lewis’in Darwin’e yaptığı övgüler sayesinde konuşma geç dönem Osmanlı Arap basınında önemli bir yankı buldu. Bunun en önemli aracı ise, konuşmayı yayımlayan ve ardından gelen tartışmayı körükleyen el-Muktataf dergisi oldu.[2]

Lewis, Darwin’i, “bilginin uzun ve dikkatli incelemeyle bilime dönüşmesine örnek” olarak sundu ve evrim teorisini modern bilimin doğrulama ve ispat yöntemleri bağlamında ele aldı. Elbette bu teorinin tartışmalı niteliğinin farkındaydı. Teorinin, “düşmanlar ve karşıtlar tarafından hedef alındığını; yorumcuların onu saptırdığını” belirtti ve kışkırtıcı biçimde, bu karşıtlığın “insanların dinlerinin bir parçası gibi gördükleri bazı fikirlerin geçersiz kılınmasından” kaynaklandığını söyledi. Ancak Lewis, bilimin hiçbir zaman hikmet olamayacağını, özellikle ilahi hikmetin yanında sönük kaldığını da vurguladı. Gerçek hikmeti, “yukarıdan inen hakikat” olarak tanımladı.[3]

Dr. Lewis’in fikirleri, o dönemdeki birçok Presbiteryen ya da Üniteryen ilahiyatçının Darwin üzerine söylediklerine oldukça benziyordu. Kendisi Harvard mezunuydu. Harvard Üniversitesi, özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren Üniteryen düşüncenin merkezi olarak tanındı. 1805’te Harvard Teoloji Fakültesi’ne Üniteryen bir dekan atanması, bu süreci başlatmıştı. Harvard’daki teolojik eğitim, 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde neredeyse tamamen Üniteryen bakış açısıyla şekillenmişti.

Ne var ki kolejin idarecileri ve üst düzey hocaları, konuşmanın kendilerini ciddi şekilde huzursuz ettiğini ifade ettiler; onlara göre bu konuşma, “Kutsal Kitap hakikatlerine dair bir özür dileme” niteliğindeydi ve Darwinizm gibi “henüz ispatlanmamış teorilere” açık bir kabulleniş içeriyordu. Aralık ayında yapılan özel bir kurul toplantısında, Lewis’in “Darwin’in teorilerine açıkça destek verdiği, bu yüzden kolejdeki bazı meslektaşları ile yöneticilerin ciddi endişe duyarak görüşlerini dile getirdiği” ilan edildi.[4]

Suriye Protestan Koleji’nin (Syrian Protestant College) başkanı Daniel Bliss, oğullarına yazdığı bir mektupta, “Lewis Darwinci olduğunu ima etti ve insanın alt hayvanlardan geldiğini söyledi,” ifadelerini kullandı. Ardından ekledi: “Dennis ayağa kalktı — Lewis’in konuşmasına karşı çıktı (konuşma M. Fāris’in çıkardığı bir dergide yayımlanmıştı), Dodge’a sert bir mektup yazdı, Post da yazdı, ben de.” [5]

Bahsi geçen dergi, Muḥammad Fāris tarafından yayımlanan el-Muktataf dergisidir. Buradaki Dodge, Suriye Protestan Koleji’nin kurucularından ve mütevelli heyeti üyelerinden David Stuart Dodge’dur. Dodge, ilerleyen yıllarda mütevelli heyetinin başkanlığını da üstlenecektir.

“Dennis” ise, dönemin Suriye Protestan Koleji’nde üst düzey akademik ve idari görevlerde bulunan Eli Smith Dennis’tir. Bu tartışmalı süreçte, Dennis, Edward Lewis’in Darwinizm’i savunan konuşmasına sert bir biçimde karşı çıkan kişilerden biri olmuştur. Özellikle evrim teorisi, Hristiyan inancı ve bilim arasındaki ilişkilere dair kaygılar, Dennis’in bu çıkışında belirleyici rol oynamıştır.

Konuşmanın el-Muktataf’ta yayımlanması (üstelik çoğu olumlu birçok yanıtla birlikte) durumu daha da karmaşık hale getirdi. Yayın sonrası Başkan Bliss’e yazan David Stuart Dodge, “Bu nasıl oldu da oraya girdi? Bu mesele araştırılmalı. [Lewis’in] etkisi, genç yardımcılarımızı o yönde yayın yapmaya mı yöneltti?” diye sordu.[6]

Lewis’in konuşmasına tepki olarak, kolejin ilahiyat okulunun yöneticisi James Dennis, el-Muktataf’a bir mektup gönderdi ve “Lewis’in Darwin’e yaptığı çok sayıda atıftan büyük üzüntü duyduğunu” belirtti. Dennis şöyle yazdı: “Böyle bir profesörün böyle bir topluluk önünde Darwin’e övgüler yağdırması beni dehşete düşürdü.” Darwin’in “bilimsel sonuçları dinden ayırdığını, agnostik olduğunu ve Kitab-ı Mukaddes’in hakikatlerini bozan biri” olduğunu söyledi. Dennis’e göre Darwin’in teorileri bilim camiasında pek rağbet görmüyordu; Agassiz, Wallace, Mivart, Pasteur ve Owen gibi bilim insanlarını örnek gösterdi. Pouchet’ten alıntı yaparak uyardı: “Türler, insan zihninin kurduğu teorik kavramlar değildir. Tanrı’nın kudretli eliyle yaratılmışlardır. Başka türlere dönüşemezler; ancak kendi içinde değişebilirler.” Darwin’in teorisi, “ilahi bir güçle türlerin yükselişi” (al-irtiqaʾ bi-quwat ilahiya) fikriyle karıştırılmamalıdır.[7]

Dr. Lewis, Dennis’in yazısına ertesi ay yanıt verdi: “Bu teorinin henüz yeterince sınanmadığını göz önünde bulundurarak değerlerini aceleyle yargılamamalıyız.” Ayrıca din ile bilimin nihai uyumunu vurguladı: “Bilimsel yöntem doğru şekilde uygulandığında, insanları dinlerinden uzaklaştırmaz.” Tabiatın incelenmesiyle Tanrı’nın yaratma tarzı öğrenilir, ama vahiy sayesinde Tanrı’nın kim ve ne olduğu anlaşılır.[8] Bu noktada Lewis, Harvard’daki derslerine katılmış olabileceği botanik profesörü Asa Gray gibi, Darwin ile tasarımı uzlaştırabileceğini düşünüyordu.[9]

Asa Gray, 19. yüzyılın önemli Amerikalı botanikçilerinden biridir ve Darwin’in evrim teorisini savunan bilim insanları arasında yer alır. Asa Gray, 1842’den itibaren Harvard Üniversitesi’nde botanik profesörü olarak çalıştı. Özellikle Darwin’in teorisinin dini inançlarla çatışmak zorunda olmadığını savunmasıyla tanınır. Asa Gray, Darwin’in evrim fikrini Amerikan bilim çevrelerine tanıtan ve destekleyen önemli figürlerden biridir.

Lewis, Asa Gray gibi evrim teorisinin Tanrı’nın yaratma yöntemlerinden biri olabileceği görüşünü savunmuş ve bu iki anlayışın birbirini dışlamadığını belirtmiştir.

Lewis ayrıca Kolej Mütevelli Heyeti Başkanı William Booth’a bir mektup gönderdi. Lewis burada konuşmasının içeriğini anlattı. Dodge, Bliss’e yazdığı mektupta şaşkınlıkla şöyle diyordu: “Darwinizmi nasıl tanımladığını, yetkisini nasıl sınırlandırdığını ve ruhun varlığını açıklayamayacağını anlattığını görünce, konuşma güçlü şekilde ortodoks ve Kitab-ı Mukaddes’e uygun görünüyor.” Booth da bu görüşe katıldı: “Suriye’deki dostlarımızın birbirlerini sadece yanlış anladıkları anlaşılıyor.” Ancak kolej başkanı Daniel Bliss, Mütevelli Heyeti Başkanı William Booth’un bir hileye kandığını düşünerek mektubu Jessup’a gönderdi. “Kardeş Henry mektubu okuduğunda neredeyse dili tutuldu.” Jessup, konuşmanın Arapça orijinalini inceledi ve “Arapça o kadar muğlaktı ki kim olsa yanlış anlayabilirdi” dedi. Bu noktada çeviri de mesele haline geldi; Dodge ve Jessup, kendi çeviri versiyonlarını hazırlayarak Booth’u ikna etmeye çalıştılar.[10]

Kısa süre içinde, kolej dışından başkaları da bu tartışmaya katıldı. İskenderiye’den yazan, derginin hevesli okuyucularından Yusuf el-Hâik, el-Muktaṭaf’a bir mektup gönderdi ve bu mektup aynı sayıda yayımlandı. El-Hâik, mektubunda Lewis’in “gerçek din bilime karşı gelmez” şeklindeki görüşünü doğruluyordu. Ona göre Darwin’in inanıp inanmadığını sorgulamak çok da önemli değildi. “Mümin bir kişinin, inanmayan bir âlimin teorisine atıfta bulunmasında hiçbir sakınca yoktur.” Sonuçta, “Eğer doğru değilse, bilim bunu çürütecektir; eğer doğruysa, insanlık yüce konumundan aşağı düşmüş olmaz.”[11]

Kolejden İhraçlar, Darwin Karşıtı Evanjelik İttifak ve İstifa Eden Öğretim Üyeleri

Kolejin Yönetim Kurulu üyeleri ikna olmamıştı ve New York’ta Mütevelli Heyeti ile düzenlenen bir toplantının ardından, Lewis kolejden ihraç edildi. İlk bakışta, bu kadar sert bir tepki verilmiş olması şaşırtıcı görünebilir; zira Darwin’in fikirleri, yıllardır kolejin önde gelen yayınlarında oldukça açık bir şekilde tartışılıyordu. Lewis de görünüşe göre bu durum karşısında şaşkınlık içindeydi. Kolejde, Lewis’in inançlarına kuşku ile yaklaşan düşmanları vardı — müzik ve şaraba olan ilgisi daha önce de eleştirilmişti — ama bunlar, böylesi büyük bir krize sebep olacak ölçüde ciddi sayılmazdı. Asıl belirleyici unsur, el-Muktataf dergisinde, kolej mezunlarından Şibli Şumayyil gibi isimlerin evrim teorisine dair makaleler yayımlamaya başlamasıydı; bu durum, kolej yöneticilerini daha sert bir tutum almaya sevk etti.[12]

Bunun sonucu olarak, tüm öğretim üyelerinden bir “İlkeler Bildirgesi”ni imzalamaları istendi. Bu bildiri, James Dennis tarafından, uluslararası bir Protestan birlik olan Evanjelik İttifakı ile birlikte hazırlanmıştı. Bildirgede, öğretim üyelerinin, “Tanrı’nın doğa üzerindeki yaratıcı ve mutlak egemenliğini vurgulayan dengeli ve saygılı görüşleri benimsemeye” kendilerini adamaları isteniyordu. Ayrıca, “vahiy edilmiş hakikatlerin öğretilerini koruyacak ve İncil ile tüm gerçek bilim ve felsefe arasındaki özsel uyumu gösterecek bir ruh ve yöntemle” eğitim verilmesi öngörülüyordu. Kolejde görev alacak kişilerin, kolejin “dini ruhuna” uygun olması şart koşuluyordu.[13]

Bu durum, bazı öğretim üyelerinin istifasına neden oldu. Bu isimler arasında el-Muktataf’ın akıl hocası Cornelius Van Dyck ve oğlu William da vardı. Cornelius, meslektaşlarının Lewis’i yanlış anladığını ve öğrencilerin uzaklaştırılması konusunda uygunsuz davrandıklarını düşünüyordu; William ise, her zaman bilime olan bağlılığıyla tanınmıştı (hatta bu yüzden, kolejde işe alınması konusunda bazı tereddütler yaşanmıştı). Ona göre, kolej “tehlikeli bir yöne” gidiyordu. (William Van Dyck, ayrıca Darwin’in özgün eserlerini kolejdeki öğrencilerle tanıştıran ilk kişilerdendi: 1880 yılında, zooloji dersi kapsamında Türlerin Kökeni ve İnsanın Türeyişi adlı kitapları beraberinde getirmişti. 1882’de Darwin’le kısa süreli bir yazışma da gerçekleştirmişti.)[14]

Tıp fakültesinden başka istifalar da geldi. Hatta, tıp fakültesi neredeyse kadrosuz kaldı.[15] Ancak, kıdemli misyonerler ve yönetim kurulu üyeleri pek endişeli görünmüyordu:

Kayıtlara net bir şekilde geçsin: Bu tür gerekçelerle gelen istifalar başımızın tacıdır! Gerekirse yarı hızla gideriz — gerekirse tamamen yavaşlarız — ama ateist, maddeci ya da dinsiz bir düşüncenin itici gücüyle asla tam yol ileri gitmeyiz![16]

Kampüste öğrenci protestoları ve hatta zaman zaman şiddet içeren olaylar yaşandı.[17] Jurji Zaydan, otobiyografisinde şöyle yazmıştı: “Tıp öğrencileri, Dr. Lewis’in 1 Aralık 1882 itibariyle istifa ettiğini öğrendiler… ve protesto etmeye karar vererek koleji boykot ettiler.” 45 tıp öğrencisi, ilk toplantılarını Prusya Hastanesi’nin salonlarından birinde yaptı. Öğrenciler hemen bir dilekçe organize etti ve bu fırsatı, tıp fakültesindeki koşullara ve şartlara yönelik diğer şikâyetlerini dile getirmek için de kullandılar (örneğin, İstanbul’da alınması gereken tıp diplomasının sadece Türkçe ya da Fransızca ile alınabiliyor olması — bu dillerin kolejde öğretilmemesi gibi).[18]

Ayrıca Lewis’in sözde “küfre düşmüş” fikirlerine karşı onu savunmak için de harekete geçtiler. Dilekçede şöyle deniliyordu:

Saygıdeğer ve dindar Dr. Lewis’i görevden alma kararı almışsınız… son konuşmasında Darwin’in küfür dolu fikirlerini savunduğunu iddia ediyorsunuz. Konuşmasını anlayan, onun örnek davranışlarını bilen, kolejdeki öğrenci örgütünün ve dini topluluğumuzun lideri olarak gösterdiği erdemli beceri ve gücüne tanık olan hiçbir kimse bu kararı onaylamaz.

Ancak tüm bu protesto ve çatışmalara rağmen, yönetim kararlılığını sürdürdü. Daniel Bliss imzalı öğrencilere yönelik bir bildiride şöyle yazıyordu:

Dr. Lewis’in okuldan uzaklaştırılması konusunda yaşadığınız üzüntüyü anlıyoruz ve bu konuda bilgilendirilme hakkınız olduğunu kabul ediyoruz. Ancak, bu durumun derslere devam etmeme hakkı verdiğini düşünmüyoruz.

Yönetim kurulu ve öğretim üyeleri, tüm muhalif öğrencilerin ancak kamuya açık bir özür metni imzalamaları hâlinde derslere geri dönebileceklerini, aksi hâlde okuldan uzaklaştırılacaklarını duyurdu. Öğrenciler ise fakülteye yazdıkları mektupta şöyle diyordu:

Suriye’nin bilinçli insanlarının ve kolejin öğrencileri olan bizlerin aklına hiç gelmezdi ki, özgürlükler ülkesi Amerika’dan gelen siz değerli hocalarımız, böyle bir hüküm veresiniz.

Bu süreçte aralarında Jurji Zaydan’ın da bulunduğu yaklaşık on beş tıp öğrencisi okuldan uzaklaştırıldı.[19]

Sonuç

140 yıl önce Suriye Protestan Koleji’nde yaşanan Darwin ve evrim teorisi tartışması, bugün hâlâ farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. O dönemde Darwin’i anlamaya çalışan bir bilim insanı olan Dr. Lewis, sırf bilimsel dürüstlüğü ve fikir özgürlüğünü savunduğu için dışlanmış, ötekileştirilmişti. Bugün de benzer şekilde, evrim teorisini savunan veya anlamaya çalışan kişiler, din adına konuşan kimi çevrelerce aynı sertlikle yaftalanmakta. O dönem Katolik misyonerlerin ve kilisenin gösterdiği tepkileri, bugün islam adına konuştuğunu sanan bağnaz çevreler taklit ediyor. Roller değişti ama refleksler aynı kaldı.

Dr. Lewis’in altını çizdiği gibi, bilim Tanrı’nın varlığını inkâr etmez; sadece yaratılışın nasıl olduğuna dair gözleme dayalı açıklamalar getirmeye çalışır. Ancak bu açıklamalar, hâlâ birileri tarafından “dine düşmanlık” olarak algılanıyor. Oysa gerçek düşmanlık, bilgiye ve meraka karşı gösterilen bu kör tepkiyle ortaya çıkıyor. Dün Papa’nın önünde diz çöken bilim adamlarının yerini bugün “bilim karşısında sinirlenen” mollalar aldı. Ama hakikat, ne kilisenin ne caminin duvarlarına hapsolur; onun yolu, sorgulayan ve arayan zihinlerden geçer.

Kaynaklar

  1. Edwin Lewis, “el-İlm ve’l-Maʿrifa ve’l-Hikme,” el-Muqtataf 7 (1882): 158–167.
  2. Nadia Farag, “Lewis Olayı ve el-Muqtataf’ın Kaderi,” Middle Eastern Studies 8 (1972): 73–83; Donald Leavitt, “Arap Dünyasında Darwinizm ve Suriye Protestan Koleji’nde Lewis Olayı,” Muslim World 71 (1981): 85–98; Şefik Cuha, Darwin ve 1882 Krizi: Tıp Fakültesi Bağlamında (Beyrut: Amerikan Üniversitesi Yay., 1991); Olivier Meïer, “el-Muqtataf” ve Darwinizm Tartışması: Beyrut, 1876–1885 (Kahire: CEDEJ, 1996).
  3. Edwin Lewis, “el-İlm ve’l-Maʿrifa ve’l-Hikme,” el-Muqtataf 7 (1882): 158–167.
  4. Mütevelli Heyeti Tutanakları, Kitap II (1 Aralık 1882), s. 51, Amerikan Üniversitesi Kütüphane Arşivleri (AUB).
  5. Daniel Bliss’ten Howard ve Willie Bliss’e mektup, Beyrut, 28 Şubat 1883, Bliss Ailesi Belgeleri, 1850–1981, kutu 1, klasör 7, Amherst College Kütüphane Arşivleri.
  6. MSS AUB 1: kutu 5, 1/3, klasör 3: Dr. Stuart Dodge’un Daniel Bliss’e mektupları, 29 Eylül 1882, Amerikan Üniversitesi Kütüphane Arşivleri. David Stuart Dodge (1836–1921), Yale ve Union Teoloji Semineri mezunudur. Kolejin kurucu üyelerindendir ve yönetim kurulunda çeşitli görevlerde bulunmuştur.
  7. James Dennis, “el-Mezheb el-Darwini” [Darwinci Düşünce Akımı], el-Muqtataf 7 (1882): 233–236.
  8. Edwin Lewis, “el-Mezheb el-Darwini” [Darwinci Düşünce Akımı], el-Muqtataf 7 (1882): 287–290.
  9. HU 20.41, mfp, 1804–1888/9, makara 4, 1863/4–1873/4, Harvard Üniversitesi Arşivleri.
  10. MSS AUB 1: kutu 5, 1/1, klasör 1: D. Stuart Dodge’un Daniel Bliss’e mektubu, 16 Kasım 1882, AUB Arşivleri.
  11. Yusuf el-Haik, “el-Mezheb el-Darwini” [Darwinci Düşünce Akımı], el-Muqtataf 7 (1882): 290–292.
  12. MSS AUB 1: kutular 5 ve 14, Amerikan Üniversitesi Arşivleri. Şibli Şumeyyil ve materyalizm üzerine detaylı bilgi için bkz. bölüm 3.
  13. Stephen Penrose, Onlar Yaşasın Diye: Amerikan Üniversitesi’nin Hikâyesi, 1866–1941 (New York: Amerikan Üniversitesi Mütevelli Heyeti, 1941), 309–310.
  14. Lewis, Ocak 1882’de Darwin ile yazışmıştır ve “Beyrut’taki Suriye Sokak Köpeklerinde Irk Değişimi” başlıklı makalesini Darwin’in yardımıyla Zoological Society bülteninde yayımlatmıştır. Bkz. Darwin Yazışmaları Projesi, www.darwinproject.ac.uk: Takvim no. 13645 (Darwin’den W. T. Van Dyck’e, 25 Ocak 1882); 13710 (Van Dyck’ten Darwin’e, 27 Şubat 1882); 13757 (Darwin’den Van Dyck’e, 3 Nisan 1882 — Darwin bu mektuptan 16 gün sonra vefat etmiştir).
  15. Sarruf ve Nimr, tıp fakültesinde eğitimin sürmesi için geçici olarak “yardımcı profesör” unvanı almış, ancak kolej yönetimine katılmaları engellenmiştir.
  16. MSS AUB 1: kutu 5, 1/3, klasör 3: Dr. Stuart Dodge’un Daniel Bliss’e mektubu, 1 Ağustos 1882, AUB Arşivleri. Orjinal metin: “Let us stand clear on the records — ‘Resignations’ springing from such grounds there be welcomed. Better run at half-speed — ‘slow her clear down’ — than make sixteen knots with the aid of atheistic, materialist or non-religious boilers.”
  17. “el-Medrese el-Kulliyye” [Suriye Protestan Koleji], el-Muqtataf 7 (1882): 192; “el-Duktur Lewis” [Doktor Lewis], el-Muqtataf 9 (1884): 183; Penrose, Onlar Yaşasın Diye, s. 47–48; A. L. Tibawi, “Suriye Protestan Koleji’nin Kuruluşu ve İlk Tarihi,” Middle East Journal 21 (1967): 208.
  18. Curji Zeydan, Oto/Biyografi, s. 58–62.
  19. A.g.e., s. 64–71.

메타데이터
post_id
c63889278a30
slug
evrim-29-kızıl-sultanın-evrim-destekçi-politikası-ve-dr-lewis-krizi-c63889278a30
url
https://medium.com/@yaratilisayetleri/evrim-29-k%C4%B1z%C4%B1l-sultan%C4%B1n-evrim-destek%C3%A7i-politikas%C4%B1-ve-dr-lewis-krizi-c63889278a30
canonical_url
https://medium.com/@yaratilisayetleri/evrim-29-k%C4%B1z%C4%B1l-sultan%C4%B1n-evrim-destek%C3%A7i-politikas%C4%B1-ve-dr-lewis-krizi-c63889278a30
author_url
https://medium.com/@yaratilisayetleri
status
ok
fetched_at
2026-07-19 20:22:47