← Back to list

Sokrates’i anlamak

Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Sokrates önce kendine sonra insanlara sordu bu soruyu. Basit bir soru gibi gelebilir. Ancak cevabını…

BiFT · 2024-02-29 21:21 · 132 claps · 4.7 min read
#felsefe #araştırma #yetkin-gençler #sokrates #tarih
Open on Medium ↗
Wiki topics: 📋 · Product Management

Sokrates’i anlamak

Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Sokrates önce kendine sonra insanlara sordu bu soruyu. Basit bir soru gibi gelebilir. Ancak cevabını düşünün. Ne kadar zor değil mi? İnsanı anlamak üzerine kurulu Sokrates’in felsefesi. Ömrünü kendini ve insanları anlamakla geçirdi. Sokaklara çıktı yalın ayak. Sordu herkese hayatı sorgulatan sorularını. Bu yöntem o kadar işe yaramıştı ki felsefe dünyasına “Sokratik yöntem” adıyla girmişti.

Bu yazıda Sokrates’in hayatını değil felsefesini konuşacağız. Evet konuşacağız. Sadece ben değil biz konuşacağız. Taklit ile değil kendimize bir şeyler katarak ilerleyeceğiz.

Bir insan düşünün. Hayatı boyunca tek bir kitap yazmamış, varlığı bile sorgulanan ama herkes tarafınca bilinen birisi. Evet o kişi “SOKRATES” idi. Kendi felsefesi öncekilerden farklıydı. Hatta bu yüzden kendisinden önceki filozoflara “presogratikler” dendi. Kendisi bir nevi çığır açıcı olarak görüldü felsefe dünyasında. Dünyayı anlamak üzere felsefe yapmadı, insanı anlamaya çalıştı. İnsanı anlarken de kendisini anlamaya çalıştı. Bilgisiz zannediyordu kendisini. O ünlü sözü de buradan çıktı zaten

“Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir”

dedi Sokrates. Sokaklara çıktı doğruyu bulmak için. İnsanlarla konuştu insanı anlamak, hakikate ulaşmak için. Ama daha garip olan kendisinden daha bilge biri ile karşılaşmamıştı. O zaman anlamıştı insanların ne hale geldiğini. Atina’nın gençleri etrafında toplandı. Çünkü herkesten farklı konuşuyordu Sokrates. İnsanı anlamak üzere çıktığı bu yolda birçok öğrencisi de olmuştu. Bunlardan en ünlüsü yazdıklarıyla Sokrates’i tanımamızı ve bilmemizi sağlayan Platon’du. İnsanlara insanı anlamayı öğretti. Daha da önemlisi ne için yaşadıklarını öğretti.

Sokrates içinden gelen bir sesten bahseder. Bu sese “Daimon” ismini vermiştir. kendisine ne yapması gerektiğini ve ne yapmaması gerektiğini söylerdi. Bu sese bazılarımız “vicdan” bazılarımız da “ilham” der. İçimizden gelen ve bize bilgimiz doğrultusunca doğruyu gösteren bir ses. Hepimiz ara sıra duyarız bu sesi. Karar verici bir mekanizmadır bazılarımız için. Bazıları da hiç takmazlar. -Ben takan kısımdayım herhalde-Bu insandan insana değişir.

Sokrates’e göre insan mutlu olmak için yaşar. Tabii mutluluk görecelidir. Sokrates’i mutlu eden ise bilgi öğrenmek idi. Bilgisizliğini kapatmak istiyordu.

Sokrates büstü (Louver müzesi, Fransa)

Sokrates büstü (Louver müzesi, Fransa)

MUTLULUK=BİLGİ=ERDEM=DOĞRU YAŞAM

Sokrates böyle diyordu öğrencilerine. Doğru bir yaşam için mutlu olmak gerekiyordu. mutluluk için de erdem ve bilgi lazımdı. İşte tam olarak burada bir sıkıntı vardı birçok insan için. O zaman yanlışlar nasıl oluyordu? Bir insan nasıl hata yapardı? Sokrates insanların bilerek yanlış yapamayacaklarını düşünüyordu. Hataların sebebi bilgisizlikti ona göre. Bilgisiz insan hata yapardı. Eğer o konuda bilgili olsa hata yapmazdı der.

-Tam olarak Sokrates ile burada uyuşmazlığımız var. Başta dedim ki mutluluk görecelidir. İnsanın neye göre mutlu olduğunu, nelerden zevk aldığını ancak o insan belirler. Herkes aynı şeylerden mutlu olmaya bilir dimi? Bir katil düşünelim. Ama ne katil. Kendisi zevk aldığı için insanları katlediyor. Kendince idealleri var ve buna göre hareket ediyor. Bu insana ne kadar yaptıklarının yanlış olduğunu söyleseniz de kabul etmeyecektir. Çünkü bundan zevk alıyor ve mutlu oluyor. Bu insana doğru olduğunu düşündüğün bilgiyi versen de kendi ideallerini savunur. Yani kendi doğrularını. Aynı Sokrates’in kendi idealleri ve doğruları adına idam edilmeyi kabul etmesi gibi. Bu konuyu burada kesip devam edelim.-

Sokrates Atina’da ismini duyurmuştu. İnsanlar artık kendisini tanıyor, felsefesini biliyordu. Birçok dost kazandı, tabii düşman da. Siyasiler onu sevmediler. Çünkü felsefesi kendilerine tersti. Daha çok tanrılarına tersti. Sokrates kendisini bir at sineğine benzetiyordu. At gözlüklerini takmış biz insanların etrafında vızır vızır dolaşıyor ve bizleri rahatsız ediyordu. Amacı bizleri konfor alanından çıkarmaktı. Gerçekliğe ve doğruya ulaşmanın yolunun konfor alanından çıkılarak olacağını çok iyi biliyordu. Bazıları konfor alanından çıkarak gerçekliğin peşinden ilerlemeye karar verdi. Bazıları da sineği ezmeye…

Eski yunan tanrılarını düşünün. Gerçekten de Sokrates’in felsefesine hiç de uymuyorlar. Yanlış ve bilgisizce yapılan hatalar vardı. Sokrates’in çirkin gördüğü şeyleri yapıyorlardı. Bu yüzden de Sokrates kendi tanrılarını oluşturdu. Kendi felsefesine uygun olarak.

Siyasiler daha fazla dayanamadı ve Sokrates’i mahkemeye verdiler. Suçlamalarına bakalım biraz; “Atinalı gençleri ayartmak, ahlaklarını bozmak, ve Atina tanrılarının yerlerine yenisini koymak” Sokrates’in suçlamaları arasında idi. Sizce de saçma değil mi? Bu suçlamalar bir insanı nasıl idama mahkum edebilir ki? Tabii olarak siyasilerin de parmağı ile Sokrates idama mahkum edildi.

İşte Sokrates’in isminin bu kadar duyulmasının sebebi olan o olay gerçekleşiyordu. Sokrates’in en yakın arkadaşlarından “Krito” kendisini hapisten kaçmaya ikna etmeye çalışıyordu. Bu kararın haksız olduğunu ve sebepsiz yere idam edileceğini söylüyordu. Ancak Sokrates bunu zaten biliyordu. Sokrates, kendisini sevmeyen kişilerin etkisi ile idam edildiğini biliyordu. Hem de bir kadeh baldıran zehri ile… Sokrates hapishaneden kaçmadı. Fırsatı olmasına rağmen hem de. Bunun tek bir sebebi vardı ve bence en güzel açıklayan Youtuber “Pelin Dilara Çolak” tarafından sarf edilmiş olan şu kelimelerdi:

“Eğer düşünceleriniz doğrultusunda ölmeyi göze alamıyorsanız, onların doğruluğundan nasıl emin olabilirsiniz ki”

Çok güzel bir şekilde özetlemiş. Sokrates kendi fikirlerinin doğruluğuna sonsuz bir şekilde inanıyordu. Eğer af dileyip özür dilese fikirlerinin doğruluğundan şüphe edilmesine sebep olurdu. Kendi idealleri için can vermeye hazır birisi. Herkes bu kadar hazır olabilir mi ki? Ölümden bahsediyoruz. Kaçımız bu riski göz önüne alır?

Fransız ressam Jacques-Louis David tarafından 1787 yılında çizilen “Sokrates’in ölümü” tablosu

Fransız ressam Jacques-Louis David tarafından 1787 yılında çizilen “Sokrates’in ölümü” tablosu

Peki daha öncesinde fırsatı yok muydu? Kendisinin siyasiler tarafından yasaları kullanarak böyle bir yola sürükleneceğini anlamamış mıydı? Bahsettiğimiz şahıs Sokrates tabiki de, anlamıştı. Ama neden kaçmadı? Kendisinden dinleyelim:

“Tüm yaşamımı Atina’da sürdürdüm. İsteseydim bu kenti bırakıp gidebilirdim. Atina’dan ayrılmam için hiçbir engel yoktu. Fakat bunu yapmadım. 70 yıllık yaşamım boyunca Atina yasalarının korunmasına sığındım. Bu yasaların tüm koruyuculuğundan yararlandım. Böyle davranmakla içimden gelen bir yükümlülük altına girdim. Bu yükümlülük tüm yaşamımı bağladığım yasalara uymaktır. Şimdi bu yasaların tam hakkımda uygulayacakları bir karara uymasam içimden vermiş bulunduğum sözde durmamış olurum. Başka bir kente gitsem de bu kentin insanları bana haklı olarak Atina’nın yasalarını bozduğum için bu kez kendi yasalarına uymayacağımı söyleyecekler. ve bana iyi gözle bakmayacaklardır”

Büyük ve önemli bir karar. İnsanların ne düşündükleri etkili burada. Daha doğrusu ne düşünecekleri. Sokrates artık idam masasında. Kaçmamış ve fikirleri ve ideallerini son ana kadar savunarak ölmeyi seçmişti. Cesurca bir karardı. Bir çoğumuzun asla düşünmeyeceği bir karar. İşte Sokrates’in bu kadar isminin duyulmasında bu ölüm anı vardı. Sokrates idealleri için ölmeyi seçti. İdam edileceği sırada odada Platon da vardı -yatağın en uç kısmında yere doğru bakan kişi- . Olayların farkında. Hocası birazdan “Baldıran zehri” içirtilerek idam edilecekti. Bazı arkadaşları Sokrates’i ikna etmeye çalışıyordu hala. Ama Platon tepkisizdi bu duruma. Biliyordu çünkü “Sokrates bir şeye karar verirse o kararından asla ayrılmazdı”.

Sokrates öldükten sonra Platon hocasını asla unutmadı. Sokrates’in kendisi hiç kitap yazmadığı için hocasının unutulmaması adına eserlerinde bolca Sokrates’ten bahsetti. Onun sayesinde Sokrates ile alakalı birçok şeyi biliyoruz. Onun gibi bazı öğrencileri ve felsefeciler de Sokrates’ten bahsetti. Ancak şunu da unutmamak gerek. Bazı teorilerce; Sokrates, Platon tarafından felsefesini açıklamak adına uydurulan bir şahıs olarak da görülür. Ancak bu konu ile alakalı net bir cevaba ulaşılamamıştır. Felsefe tarihçileri uzunca bir zaman bunu tartışmış ve hala da tartışmaktadır.

Bu soruyu elimizdeki veriler ile bir cevaba ulaştırmamız imkansız gibi. Ancak şunu asla unutmayalım:

Sokrates insanlara, kendilerini ve diğer insanları anlamaları için düşünmeye sevk etmiş ve en çok bilinen felsefecilerden biri haline gelmiştir. Kendisini taklit etmek yerine felsefesinden ders çıkarmalı ve hayat yolculuğumuzdaki basamaklarımızdan biri haline getirmeliyiz. Kendisini anlamaya çalışmalı ve felsefesini hayatımızda da uygulamaya çalışmalıyız.

TRT belgeselin şu sloganı aslında Sokrates’in felsefesini kısa bir şekilde özetliyor:

“İnsanı anlamak, hayatı anlamaktır”

-Hepinize iyi günler dilerim-


메타데이터
post_id
c72149347ff4
slug
sokratesi-anlamak-c72149347ff4
url
https://medium.com/@BiFT/sokratesi-anlamak-c72149347ff4
canonical_url
https://medium.com/@BiFT/sokratesi-anlamak-c72149347ff4
author_url
https://medium.com/@BiFT
status
ok
fetched_at
2026-07-24 08:12:30