← Back to list

O KAFİRLERDEN İDİ!

Bugün, en iyi bildiğimizi sandığımız lakin hakkında belki de en çok yanılgıya düştüğümüz bir konuya değineceğiz. Meramımı anlatmak nasip…

Bulbula · 2025-12-20 12:48 · 0 claps · 3.7 min read
#i̇blis #melekler-ve-şeytanlar #bakara #fallen-angels #adem
Open on Medium ↗

O KAFİRLERDEN İDİ!

Bugün, en iyi bildiğimizi sandığımız lakin hakkında belki de en çok yanılgıya düştüğümüz bir konuya değineceğiz. Meramımı anlatmak nasip olur mu bilemem; ancak birazdan aktaracaklarımın hakikatinden şahsen çok eminim. El-Aliym olan, şüphesiz Allah’tır.

Bakara Suresi 30. ayet bağlamında; Adem’in yaratılışı, halifelik, öğretilen esmalar (isimler) ve İblis’in secde etmeyişi meselelerini yeniden okuyacağız. Ancak bu kez merkeze Adem’i değil, İblis’i koyacağız. Zira ilgili ayetler ışığında bakıldığında, hadisenin çıkış noktası Adem’in değil, İblis’in sınavıdır. Şu iddialı cümleyi kurmaktan çekinmiyorum: Adem’in ilk yaratılışındaki maksat, adeta İblis’in imtihana tabi tutulması ve içindekinin ifşa edilmesidir. Nitekim sonrasında bu imtihandan kalan ve kibrinden dolayı haddi aşan İblis, şeytanlaşarak Ademoğluna açık bir düşman haline gelmiştir. Bu durum başlangıçtaki değil, sonraki meseledir.

Peki, Allah’ın bildiği, meleklerin bilmediği; Allah’ın önce Adem’e öğretip sonra Adem’in dilinden meleklere bildirdiği o “esmalar” nedir? Bu konuda üretilen “Adem’e isimlendirme kapasitesi verilmiştir” veya “eşyaların isimleri öğretilmiştir” gibi cevaplar; zorlama, ucu açık ve belirsiz anlam arayışlarıdır. Çünkü ortada Adem’e ait bir üstünlük vurgusu yoktur. Üstünlük davası Adem’in değil, İblis’in davasıdır. Kendisine “Ademoğlu” diyenler, farkında olmadan İblisvari bir refleksle bu ayetlerden Adem’in üstünlüğünü devşirmeye çalışmaktadır. Oysa Allah katında üstünlük ancak takvadadır. Adem’e sadece ekstra ve önemli bir bilgi öğretilmiş, sonrasında bu bilgiye melekler de sahip olmuştur. Üstünlük bunun neresindedir?

Buradaki ince detay şudur: Adem’e öğretilenler “esmalar”dır (isimler), ancak meleklere arz edilenler sadece isimler değil, o isimlerin sahipleridir. Çünkü bir “esma” varsa, o ismi taşıyan iradeli bir “müsemma” (isimlendirilen) olmak zorundadır. Ayette geçen “hum, haulai” gibi akıllı ve iradeli varlıklar için kullanılan zamirler, bu basit çıkarımı adeta haykırmaktadır. Arapça dilbilgisi kuralları bize bunu net bir şekilde gösterir.

Zamirlerin dildeki kullanım amacı bellidir: Daha önce bahsedilen veya muhatap tarafından bilinen bir ismi tekrar tekrar zikretme yükünden kurtulmaktır. Peki, ayetteki bu zamirlerin nitelediği isimler öncesinde geçiyor mu? Bu soru genellikle göz ardı edilir. Ancak bağlam, 28. ayetten hareketle aradığımız ismin “kâfirler” olduğunu işaret ediyor.

Daha net ifade etmek gerekirse; Adem’e oradakilerin isimleri (kimlikleri/mahiyetleri) öğretiliyor ve bunların içinde “kâfir” vasfını gizleyenler de var. Daha sonra bu varlıklar meleklere sunuluyor ve melekler, “Hadi sözünüzde sadık iseniz, buradakilerin isimlerini (mahiyetlerini) bana haber verin” şeklinde, adeta yalancılık iması taşıyan bir suçlamayla muhatap oluyorlar. Meleklerin cevap veremeyip, içlerinde kâfir vasıflı biri olduğunu (İblis’i) Adem’in dilinden öğrendikleri anı düşünün. Allah’ın “Ben sizin açıkladıklarınızı da, içinizde gizlediklerinizi de bilirim” ifadesi şimdi daha anlamlı olmuyor mu? Demek ki meleklerin “Biz senin hamdin ile tesbih ediyoruz” şeklindeki sözleri tam manasıyla gerçeği yansıtmıyordu; çünkü içlerinde gizlenen bir hainden habersizdiler.

Meleklerin “Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın?” sorusuna gelirsek; burada melekler gaybı taşlayarak gelecekten haber vermiyorlardı. Geleneksel algının aksine, melekler bizzat şahit oldukları bir durumu dile getiriyorlardı. Zira topraktan yaratılanlar zaten arzda yaşıyor, kan döküyor ve bozgunculuk yapıyordu. Onların bilinçsiz varlıklar olduğunu iddia etmek yanılgıdır; çünkü irade verilmemiş bir varlık kan dökse bile “ifsad” (bozgunculuk) çıkaramaz. Hayvanlar, kan dökerken bile Allah’ın onlara çizdiği varoluş yasasına göre hareket eder, yani tesbih ederler. Meleklerin “Biz tesbih ediyoruz (görevimizi tam yapıyoruz)” iddiasının yanıldığı nokta tam da burasıydı: Hepsi yapmıyordu, içlerinde en azından bir kâfir (İblis) vardı ve melekler onun durumunu bilmiyordu.

Adem’in sahneye çıkışını netleştirmek isteyenler Hicr Suresi 26–28. ayetlerdeki kronolojiyi okumalıdır. Adem’in ilk insan olmadığı o ayetlerde gayet nettir. Bakara 30’u bu kronolojiyle okuduğumuzda görürüz ki; meleklerin asıl sorunu bir halife atanması değil, görevi devralacak olanın “topraktan” olması, yani kendilerinden olmamasıdır. O meşhur kıyaslama sorusunu sormalarının sebebi budur.

Bir diğer yaygın hata, öğretilen esmaların “Allah’ın isimleri” olduğu tevilidir. Oysa zamirler çoğuldur; Allah ise Tek’tir. Ayette “O’nun (Allah’ın) isimleri” denilmemekte, iradeli varlık topluluğuna işaret edilmektedir.

Bu kıssayı doğru anlamak için, anlatıya Bakara 30’dan başlamak büyük bir eksikliktir. Ayetin başındaki “Vav” bağlacı bile öncesiyle olan irtibatın kanıtıdır. Öyleyse Bakara 28–29’u hatırlayalım. Bu iki ayette sunulan prensip, sonraki dört ayette İblis üzerinden somut bir örnekle (misalle) anlatılmıştır.

Pasajın örgüsü şöyledir: 28. ayetteki “Allah’a karşı nasıl kâfirlik edersiniz!” meydan okumasıyla başlar ve 34. ayetteki “O kâfirlerdendi” hükmüyle biter. Aradaki tüm ayetler, kulun cehaleti ile Allah’ın ilmi arasındaki farkı vurgular. Özetle; “Allah her şeyi bilirken kul nasıl kâfirlik eder?” sorusuyla başlayan pasaj, bir kâfirin (İblis’in) ifşasıyla örneklendirilmektedir.

Ayetlerdeki akışı şöyle özetleyebiliriz:

  • 28. Allah’a karşı nasıl kâfirlik edersiniz!…
  • 29. …Her şeyi bilen O’dur.
  • 30. …Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.
  • 31. …Adem’e bütün isimleri öğretti… “Bunların isimlerini bana bildirin.”
  • 32. …”Bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin.”
  • 33. …”Göklerin ve yerin gaybını Ben bilirim; açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?”
  • 34. …O (İblis), kâfirlerdendi.

EK

ayetlerin meallerini bu bütünlük içinde tekrar okumak isteyenler için ilgili pasajı da eklemiş olalaı

28. Allah’a karşı nasıl kâfirlik edersiniz! Siz cansız varlıklardınız, size O hayat verdi. Sonra sizin canınızı alacak ve daha sonra yeniden hayat verecektir. Sonunda O’nun huzuruna çıkarılacaksınız. 29. Yerde olan her şeyi sizin için yaratan O’dur. Aynı zamanda göğe yönelmiş ve onları yedi gök olarak düzenlemiştir. Her şeyi bilen O’dur. 30. Hani! Bir zamanlar Rabb’in, meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim.” demişti. Melekler: “Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz.” dediler. Allah: “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi. 31. Allah, Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: “Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin.” dedi. 32. Melekler de: “Sen Sübhansın. Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin.” dediler. 33. Allah: “Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir.” dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: “Göklerin ve yerin gaybını Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?” dedi. 34. Sonra meleklere: “Adem için secde edin.” dedik. İblis hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O Kafirlerdendi.

El-Aliym olan, şüphesiz Allah’tır.


메타데이터
post_id
ca4cb01b998c
slug
o-kafi̇rlerden-i̇di̇-ca4cb01b998c
url
https://medium.com/@bulbulajah/o-kafi%CC%87rlerden-i%CC%87di%CC%87-ca4cb01b998c
canonical_url
https://medium.com/@bulbulajah/o-kafi%CC%87rlerden-i%CC%87di%CC%87-ca4cb01b998c
author_url
https://medium.com/@bulbulajah
status
ok
fetched_at
2026-06-15 20:49:13