← Back to list

Erdemler, Kötülükler ve Yanlış Bilinen Doğrular

Giotto’nun Padova’da Scrovegni şapelindeki yedi erdem ve yedi kötülük (Vices and Virtues) tasvirinden haberdar olmam Proust sayesinde oldu…

Ezgi Küşüm in Türkçe Yayın · 2024-11-24 07:25 · 85 claps · 5.3 min read
#sanat #edebiyat #proust #giotto #türkçe
Open on Medium ↗
Wiki topics: 📟 · Gadgets & IoT

Erdemler, Kötülükler ve Yanlış Bilinen Doğrular

Giotto’nun Padova’da Scrovegni şapelindeki yedi erdem ve yedi kötülük (Vices and Virtues) tasvirinden haberdar olmam Proust sayesinde oldu. Giotto bu kavramlardan her birini bir insan figürüyle sembolize etmiş şapeldeki freskte.

Proust’un “Kayıp zamanın izinde” adlı eserinde Giotto ile karşılaşmamız Swann sayesinde oluyor. Swann anlatıcının evindeki bulaşıkçı kızı karnı burnunda haliyle bu fresklerdeki “merhamet” figürüne benzetiyor:

“Merhamet (Caritas)” — Ben olsam merhamet yerine karşılıksız yardım ya da hayırseverlik diye çevirirdim, zira eserin orjinal adı “Caritas”, anlam olarak “charity”ye daha yakın

“Merhamet (Caritas)” — Ben olsam merhamet yerine karşılıksız yardım ya da hayırseverlik diye çevirirdim, zira eserin orjinal adı “Caritas”, anlam olarak “charity”ye daha yakın

Giotto’nun Merhamet’inde kavramı sembolize eden kadın bir elini yukarı uzatmış, ve resmin sağ üstünde başında hare olan bir figüre, muhtemelen tanrıya, bir kalp uzatıyor.

Figürün aşağıda duran diğer elinde ise bir meyve sepeti var. Bu sepet tutan eli sanki resmin dışındaki birilerine sepeti uzatıyor, içindekileri ikram ediyor gibi:

Ayaklarının altında ise çuvallar var, dünya malını ayaklar altına aldım umrumda değil manasında sanırım. Üzerinde de bizim karnı burnunda bulaşıkçı kız gibi bol bir giysi var.

Burada beni etkileyen bulaşıkçı kız ya da Giotto’nun freskinden ziyade, anlatıcının bu ikisi arasındaki benzerlik üzerinden aktardığı, sembollerle ilgili düşünceleri oldu. Anlatıcı bu eserle bulaşıkçı kız arasında üzerlerindeki geniş kıyafetten başka bir benzerlik daha buluyor. alıntılıyorum:

“Padova’daki Erdemler ve Kötülükler’in, bulaşıkçı kıza bir başka bakımdan da benzediğini şimdi anlıyorum. Nasıl ki bu kız, silüetini şişiren sembolü anlamını kavramazmışçasına, sıradan, ağır bir yük gibi karnında taşıyor, bu sembolün güzelliği ve ruhu yüzünde katiyen ifade bulmuyorsa, aynı şekilde kopyası Combray’de odamın duvarında asılı, Arena’da “Caritas” adı altında boy gösteren güçlü kuvvetli ev kadını da, bu erdemi hiç aklından geçmemişçesine, kanlı canlı, bayağı çehresinde merhamet kavramı asla ifade bulmamış gibi temsil eder. Ressamın güzel bir buluşuyla dünya nimetlerini ayaklar altına almıştır, ama tıpkı suyunu çıkarmak üzere üzüm çiğner gibi, daha doğrusu yükselmek için çuvalların üstüne çıkar gibidir; alev alev yanan yüreğini tanrıya sunuşu, daha münasip bir tabirle uzatıverişi ise, bir aşçının bodrumun hava deliğinden zemin kat penceresindeki birine bir tirbuşonu uzatıverişini hatırlatır.”

Yani anlatıcı özetle diyor ki, bizim bulaşıkçı kız da aynı Giotto’nun merhamet içermeyen merhamet tasviri gibi. Sanki karnında bir bebek değil de önüne asılmış bir sepet yük taşıyor. Taşıdıkları anlamı içermemelerinden ve hatta farkında dahi olmamalarından ötürü kadınla “Merhamet” tasviri arasında bir ortaklık buluyor.

“Ama daha sonraları, bu fresklerin çarpıcı tuhaflığının, kendine has güzelliğinin sembollere bu kadar geniş bir yer ayrılmış olmasından kaynaklandığını, sembolün simgelenen düşünce ifade edilmediğine göre bir sembol olarak değil, bir gerçeklik, fiilen yaşanan ya da maddeten kullanılan bir şey olarak temsil edilmesinin esere daha gerçek, daha belirgin bir anlam kattığını, mesajını daha somut, daha çarpıcı kıldığını anladım.”

Yani, Giotto’nun merhametsiz merhameti tam da içindeki figür merhameti yüzünde ve jestlerinde taşımadığı için merhameti çok net bir şekilde sembolize edebiliyor, çünkü merhameti taşıyan bir şey değil, fiilen merhametin kendisi oluyor. Bulaşıkçı kıza baktığınızda, onun zorlukla taşıdığı karnını farkediyorsunuz ilkin, yani aslında hamileliğinin mucizesinin yüzüne yansımamış olması, bunu ağır bir yük gibi taşıyor olması bizim odağımızı karnına yönlendiriyor. Devam ediyorum anlatıcının sözleriyle:

“Daha sonraki yıllarda, örneğin manastırlarda karşılaştığım, hayata geçirilmiş merhametin gerçek birer azize sayılabilecek canlı timsalleri, genellikle işi başından aşkın cerrahların neşeli, gerçekçi, kayıtsız ve sert tavrına, ıstırap çeken insan karşısında hiçbir acıma ve şefkate yer vermeyen, incitmekten korkmayan bir çehreye, yani gerçek iyiliğin sevecenlikten uzak, sevimsiz ve asil çehresine sahiptiler.”

Ayinesi iştir kişinin

Kendimi sessize alsam yaptıklarım benimle ilgili ne söyler? Tersine çevireyim soruyu, etkileşimde olduğum insanları sessize alsam, bana kendilerini, düşüncelerini açıklayamasalar, benim gözümde sadece yaptıklarından ibaret olsalar bir süre için, onlarla ilgili düşüncelerim değişir mi?

Öteki için davranışlarımızdan ibaret olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmek zor. Neyi niye yaptığımızı açıklama eğilimimiz, davranışlarımız kendimize yakıştırdığımız sıfatlarla örtüşmediğinde bu tutarsızlığı gerekçelendirme çabası olabilir mi? Bunun karşı tarafa bir etkisi var mı, yoksa bunca zahmet niye?

Giotto’nun merhametindeki gibi, bir eliyle kalbini tanrılara sunan, diğer eliyle yiyeceğini karşılıksız olarak paylaşan, dünya malını adeta bir tabureye çıkmış gibi kayıtsızca ayaklar altına almış bir kişi, her fırsatta maddiyata önem vermediğini ifade eden, birilerine yardım etmenin gururunu taşıyan mağrur bir figürden daha uygun bir temsil değil mi?

Gelelim kötülüklere

Giotto’nun tasvir ettiği yedi kötülük (belki, kusur ya da kötü davranış daha uygun bir çeviri olur “vice” için) şunlar: Umarsızlık/çaresizlik, haset, ihanet, adaletsizlik, hiddet, tutarsızlık/döneklik, ahmaklık/enayilik.

Bunlar bana erdem tasvirlerinden daha ilgi çekici geldi. Erdemleri kendimize yakıştırmaya teşne olduğumuzdan olsa gerek, hayatta tespit etmek de kolay. Tasvir edilen erdemler (sağduyu/tedbir, metanet/iradeli duruş, ölçülülük/aşırıya kaçmama, adalet, iman/güven, merhamet, umut) üzerine düşünme ihtiyacı yaratmadı bende.

Bu kötülüklerden/kusurlardan beni düşünmeye sevk eden çaresizlik oldu. Bunu bir kusurdan ya da günahtan ziyade kendimizi içinde bulduğumuz, seçmediğimiz, hakkında bir şey yapamayacağımız bir hal olarak gördüğümden belki.

“Çaresizlik (Desperation)”

“Çaresizlik (Desperation)”

Giotto çaresizliği “intihar” olarak fiile dökmüş. Umutsuzluğa düşmek, elimizin kolumuzun bağlı olduğu düşüncesi, bir konuda yapacak bir şeyimiz olmadığı hissine seçimli bir karar, bir nevi intihar olarak bakabilir miyiz?

Viktor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” kitabında toplama kampında, insanlıkdışı koşullarda, o günü canlı çıkarıp çıkarmayacağını bilmezken dahi çaresizliğe kapılmamanın mümkün olduğunu, içsel olarak seçtiğimiz tutumun dış koşullardan bağımsız olabileceğini (olması gerektiğini) söyler. Sahip olduğumuz tek özgürlük bu içsel seçimdir, çünkü dış koşulları belirleyemeyiz. Bu yaklaşımda, Giotto’nun çaresizliği bir intihar olarak tasvir etmesiyle bir paralellik görüyorum.

Yanlış bilinen doğrular

Giotto, Erdemler ve Kötülükler’in şapeldeki yerleşimini, her bir kötülüğe karşılık, o kötülüğe panzehir olarak gördüğü bir erdemi gösterecek şekilde tasarlamış. Yani, Giotto bir nevi “path of salvation” (kurtuluş yolu) kurgulamış, sunduğu reçete şöyle:

  • Ahmaklığa karşı tedbir/sağduyu,
  • Çaresizliğe karşı umut,
  • Tutarsızlık/dönekliğe karşı metanet/kudret,
  • Hiddete karşı ölçülülük/itidal,
  • Hasete karşı merhamet/karşılıksız yardım
  • Haksızlığa karşı adalet
  • Sadakatsizlik/hıyanete karşı güven/bağlılık

Bunlar teolojik bir altyapıdan geliyor ve zıtlıklar besbelli olduğu için burada bir zeka görmek zor. Giotto’nın haksızlığa karşı adaleti önermesini herhalde kimse etkileyici bulmamıştır.

Bence enteresanlık bunların sevaba karşı günah, yasak olana karşı caiz olan gibi sadece tek tarafı kabul görecek bir ikilik olarak sunulmaması. Burada daha psikolojik bir yaklaşım var, örneğin, insanlığımızdan ötürü hem ahmaklığı hem sağduyuyu içimizde barındırıyoruz. Bazen elinde sopasıyla etrafı kırıp dökecek bir soytarı gibi şuursuz olabiliyoruz, oysa yazı masasında oturup kendine ayna tutan, kararlarını düşünerek alabilecek kişi de biziz.

Zemin ayağının altından kayan “Inconstancy”ye bakalım, tarafımızı belli etmekten kaçındığımız, kendi doğrularımıza tutunmak yerine işimize gelen tarafa meylettiğimiz hallerimizi temsil ettiğini düşünüyorum. Tam karşısında cesurca bulunduğu yeri koruyan, zemine köklenmiş “Fortitude”u görüyoruz, tarafını tutacak, doğrusunu savunacak kudreti var.

Prudence (Sağduyu) ve Foolishness (Ahmaklık)

Prudence (Sağduyu) ve Foolishness (Ahmaklık)

Fortitude (Metanet/Kudret) ve Inconstancy (Tutarsızlık/Döneklik)

Fortitude (Metanet/Kudret) ve Inconstancy (Tutarsızlık/Döneklik)

Özetle, bu tasvirlerde dini bir öğretiden ziyade insanın içindeki ahlaki çatışmayı anlatma derdi görüyorum. İnsan doğasına dair bir gözlem, psikolojik bir keşif var.

Proust’un radarına girmesi beni bu anlamda şaşırtmıyor. Proust’un “Kayıp zamanın izinde”de yüzlerce sayfada yapmaya çalıştığı şeyle Giotto’nun bu tasvirlerde yapmaya çalıştığı aslında aynı şey, insanın içsel dünyasını keşfetmek ve çatışmalarıyla birlikte görünür kılmak.

Diğer erdem ve kötülükleri incelemek isteyenler için yazının sonuna ekliyorum.

Temperance (İtidal/Ölçülülük) ve Wrath (Hiddet)

Temperance (İtidal/Ölçülülük) ve Wrath (Hiddet)

Justice (Adalet) ve Injustice (Haksızlık)

Justice (Adalet) ve Injustice (Haksızlık)

Faith (Güven/Bağlılık) ve Infidelity (Sadakatsizlik/İhanet)

Faith (Güven/Bağlılık) ve Infidelity (Sadakatsizlik/İhanet)

Charity (Merhamet/karşılıksız yardım) ve Envy (Haset)

Charity (Merhamet/karşılıksız yardım) ve Envy (Haset)

Hope (Umut) ve Desperation (Çaresizlik)

Hope (Umut) ve Desperation (Çaresizlik)

Okuduğunuz için teşekkürler,

Ezgi


메타데이터
post_id
ce68d01ebdc7
slug
erdemler-kötülükler-ve-yanlış-bilinen-doğrular-ce68d01ebdc7
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/erdemler-k%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkler-ve-yanl%C4%B1%C5%9F-bilinen-do%C4%9Frular-ce68d01ebdc7
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/erdemler-k%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkler-ve-yanl%C4%B1%C5%9F-bilinen-do%C4%9Frular-ce68d01ebdc7
author_url
https://medium.com/@ezgi-kusum
status
ok
fetched_at
2026-07-22 01:08:16