← Back to list

Çifte bela

Mişon ve Solomon

Gultekin KOMANLI · 2025-06-14 18:59 · 0 claps · 7.5 min read
Open on Medium ↗

Çifte bela

Mişon ve Solomon

Mişon’un Solomon’a borcu varmış. Borcunu ödemek için oradan sıkıyor buradan sıkıyor ama bir türlü gerekli olan parayı denkleştiremiyormuş.

Geceleri rüyasına girer olmuş bu durum. Uyku tutmaz olmuş günlerce, gecelerce.

Sabah işe giderken bakmış yolu karşı tarafından Mişon geliyor hemen ara sokağa dalmış. Ne diyecek ki adam parayı sorarsa?

O günü öyle atlatmış.

İşler yine kesat, söylene söylene eve gitmiş, çorbasını içip yatmış.

Sabaha kadar dönüp durmuş, kıvranmış, gün doğarken yine ter içinde uyanmış:

“Olmayacak böyle, bunu bir şekilde çözmek lazım”

Daha ne kadar uykusuz ve huzursuz kalsın, işler kötü olunca tasarruf etsen de olmadı mı olmuyor işte!

Hay bin kunduz!

Dememiş tabii… nereden bilsin Kaptan Swing ve adamlarının maceralarını, artık kendi topluluğunda nasıl lanet ediliyorsa bu duruma lanet okumuş. Aklına bir çözüm gelmiş ve kalkıp Solomon’un dükkanına gitmiş:

“Solomon, sana borcum var, halen ödeyemedim biliyorsun. Öyle görünüyor ki bundan sonrasında da ödeyemeceğim. Bunu bilmeni istedim!” deyip çıkmış.

Büyük bir rahatlamayla kendi dükkanına doğru yürürken kendi kendine:

“Şimdi Solomon düşünsün!” demiş.

Geçiş

Çok çok çok uzaklarda bir galakside, zamanda bir yerde… (‘somewhere in time’ diye geçiyor, çevirisi böyledir herhalde) ama yıldız tarihinin 2016.01 olduğuna dair kesin olmayan izler var…

Kara Kamil gelmiş, birlikte yemekhanede öğlen yemeği yiyoruz. O benim iş yerime veya yakınlarına geldiğinden ben onu hep en kral retoranlarda ağırlamışımdır ama kendisi çocukluğundan gelen travmalar nedeniyle bu tür şeylere mesafelidir.

Pintinin tekidir. Ah be Süleyman Amca bunlar senin hataların…

Diyor ki:

“Sen orada BT’nin başına geç, oradaki arkadaşla anlaşamıyoruz, zaten emekliliği geldi.”

“Kabul etmeme özgürlüğüm var mı?”

“Tabii ki var, olmaz mı? Hayır diyebilirsin.”

“Burayı bırakıp oraya geçeceğim, değil mi?”

“Hayır, hem burası hem orası olacak.”

“Tamam, bir düşünelim… Burada 40 yönetici ve 500 personel vardı, orada ise yaklaşık 400 yönetici ve çalışan ile 5000 kişiye hizmet veriliyormuş, yardımcından öğrendim, güzel. Oradaki kişi kaç para alıyorsa aynen onu da isterim.”

“Öyle değil, şu an ki maaşınla ikisini de yapacaksın”

Oohhh! Çifte bela ama tek maaş.

“Yani bu grubun iki ayrı iş yerinde en sorunlu birimleri yönetiyor olacağım, ama tek maaş alacağım.

Üstelik şimdiye kadar burada çalışan bir yönetici vardı ve maaşını alıyordu. Yemezler, kabul etmiyorum”

Ertesi gün yardımcısı VD aradı:

“Patron senle konuşmuş, kabul etmemişsin, anlıyorum seni ama, hepimiz adına bunu kabul etmen iyi olacak, orada ciddi sorunlar yaşıyoruz.”

“Ooo, hep sorunlu işler bende, buradaki zaten sen söylemiştin problem adam değil miydi? Her fırsat bulduğunda ortalıkta özellikle diğer yöneticilerin yanında bana çıkışıyor sonra benden yanıtları aldığında susuyor, özür yok… Birde diğeriyle mi uğraşacağım?”

“Bunu bizim için kabul etmen lazım, sana tam destek vereceğiz, bir telefonunda hemen ekipler burada olacak.”

Welcome To The Team

“Bunu ancak sen yaparsın, başka seçeneğimiz yok şu anda, lütfen kabul et sana tam destek vereceğiz.”

Neyse, görelim bakalım tam destek nasıl olacakmış. Biraz daha konuştuk ve kabul ettim.

Kara Kamil gelmiş, beni aradı:

“Gel seni tanıştıracağım yönetimle ve oradaki BT ekibiyle”

BT birimine girdik, makamında oturmakta olan Nightmare yerinden zıplar gibi kalktı Kara Kamil’i görünce, kapıda karşıladı, heyecan ve zoraki gülümseme nasıl belli.

Kara Kamil durumu anlatınca yüzü asıldı. Sonra bütün ekibi Nightmare’in odasına topladı, yukarıdan teknik destek ekibi de geldi:

“Hanımefendi yakında emekli olacak, bugünden itibaren buranın yöneticisi beyefendi olacak. Siz aranızda uygun bir şekilde tanışırsınız. En kısa sürede eski yönetici yeni yönetici arasında bilgi aktarımı başlayacak. Herkese kolay gelsin” dedi ve ekibi gönderdi.

Bizi aynı odadaki büyük masada çapraz oturttu, sanırım personele sırtımızı dönmeyelim ve her an neler oluyor görelim diye, bir iki laf daha etti öylesine ve gitti.

Dakika bir, gol bir!

Hemen sistem yöneticisini çağırdım, derhal hesap tanımımın ve email ayarlarımın yapılmasını istedim, dönüp Nightmare’e bakarken ondan destek ister gibi bir hali vardı, o ne yaptı ise pek dikkat etmedim. Sistem yöneticisi:

“Üst yönetimden onay almadan hesap açmıyoruz” dedi.

“Az önce sende duydun artık buranın yöneticisi benim, derhal söylediğimi yapmanı istiyorum.”

“Söylediğim gibi, üst yönetimin izni gerekiyor.”

Pekala.

Üstelemeye gerek yok. Ben belki aklını başına alır, ‘çok gerekli’ görüyor ya gider üst yönetime konuşur ‘onay’ alır, işi yapar diye düşünerek akşama kadar bekledim, saat 18 gibi anlık destek sözü veren VD’yi aradım:

“Merkezden buradaki hesap tanımlarımın yapılmasını ve bu adamın buradan alınmasını istiyorum.”

“Umm…”

Düşünüyor… Ne yapacak? Ne diyecek? Benim bir şey dememi bekliyor ki üzerine konuşup belki fikrimi değiştirmeye çalışacak.

Bir şey demedim. Hamle sırası onda, sözünü tutmalı, bana o kadar dil döktü, sözünü ilk dakikadan bozarsa ne yaparım, bir düşünelim… Derken:

“Peki, onu oradan alıyorum, ben kendisini arar iletirim.”

“Bak onu burada bir daha görmek istemiyorum, ne yaparsın bilmem. Yarın sabah buraya gelmesin.”

“Okey” Şutingen.

Nightmare

İki ay boyunca Nightmare’in asık suratı ve negatif enerjisiyle ‘takıldık’, yuvarlak yanıtlar, yanıtı bilemeyince diğer personele paslar ‘o biliyor’ ‘şu biliyor’ filan, bir işin dokümanını sorunca koca klasörü veriyor ‘şunda’ diyor… Ben hiç böyle devir teslim işi görmedim, demek böyle de yapılabiliyormuş, ne aptalmışım.

Neyse en sonunda gitti ama yönetim onu kurumdan göndermedi.

Gidip üst yönetime ağlaya zırlaya dramasını yapınca çok daha pasif olan başka bir göreve alındı. Öncesinde bir ton sorumlulukla koca bir hizmeti vermeye çalışırken şimdi çıkıp yalnızca ve yalnızca Excel ve PowerPoint anlat, maaşını almaya devam et!… La Dolce Vita dedikleri böyle bir şey mi?

Pekiii, neden bana gelince para yok? Bunu anlayamıyorum. Koskoca bir grup nelere ve kimlere ödenen tonla para dönüyor ama konu bana verilecek ücret olunca — olmuyor.

Etik? O da ne?

Görevinin ilgisi yok ama yönetim onu kanatlarının altına alıyor ve haftalık toplantılara alınmaya başladı. Etik olarak bir kurumun yapabileceği en kötü yanlışlardan bir tanesi bu, eski yönetici devir işlemlerini yapar ve gönderilir, böylece habire eski yöneticiye dönülmez — bağlar kesilir, böylece yeni kişiye doğru dürüst bir şans verirsiniz. Bu işyeri ise kendisinin ‘engin tecrübeleri’ konusunda hassas anlaşılan.

Toplantılarda karşılıklı atışmalar oldu, arkamdan konuşuyormuş (heey, belki bunuda yazarım), kulağıma geliyor ama çirkinlikler onda kalsın. Zaten çirkin, her anlamda çirkin.

Bir toplantıda amir pozisyonundaki yöneticimiz sordu:

“Biz bir süre önce 40.000 Dolar ödeyip iki tane çok güçlü ve yüksek kapasiteli makina almıştık, halen ana uygulamamızın yavaşlığı şikayetleri var, bu makinalarla epeyce hızlanmasını umuyorduk, neden hızlanamadık halen?”

“Bakıp inceleyeyim efendim.”

Bir sonraki toplantıda bilgi verdim:

“Halen eski sistemler kullanımda efendi. O çok pahalı makinaları almışız 3 ay önce. Sistem odasında uygun bir şekilde fiziksel kurulumlar yapılmış, temel işletim sistemi v.s. kurulmuş ama uygulamamızın yüklenmesiyle ilgili hiç bir işlem yapılmamış, 3 aydır o iki makina boş boş dönüp duruyor, enerji harcıyor, ısı üretiyor ve gerekli olan soğutma nedeniyle daha çok enerji harcamamıza neden oluyor.”

“Peki soralım o zaman…” döndü sağ tarafındaki katılımcılar arasında Nightmare’i buldu:

“Neden bu makinalara uygulamanın aktarımı yapılmadı?”

“Halen makinaları test ediyoruz efendim.

Yönetici hafifçe gülümsedi, başını bana doğru döndürdü, bir mimik bir tepki arıyor bende. Robot gibi durdum.

Toplantı çıkışı beni çağırdı odasına:

“Siz bilişimciler hep böyle yeni alınan makinaları 2–3 ay test eder misiniz?

“Hayır efendim, böyle bir örnek görmedim — duymadım. Siz bir otomobil aldığınızda ne kadar test ediyorsanız o kadar test ediyoruz, en fazla 3 gün sürsün her şeyin kontrolü diyelim, yani o da yalnızca kurulum planlamasını yaparken geçen zamandır. Bu makinalar yüksek üretim standartlarıyla yapılır ve her biri otomatik olarak 3 yıl yerinde parça değişim garantisiyle satılır, ana makina en kritik işinizi yapıyor, tonla para veriyorsunuz, 3 ay test etmek olacak şey değil.

“Peki, teşekkürler” dedi gülerek.

Bir — iki ay sonra artık toplantılara katılmaz oldu nightmare. Yararlanamaz olduk engin tecrübelerinden.

6 ay geçti, resmi yollardan gelen baskıyla, yani özetlersek ‘BT yöneticisi neden yok, birini atayın’ emri gelince, beni resmen kadroya alıp maaş bağladılar. Ohh nihayet dedim. Resmen burada da BT müdürüyüm.

Çok zaman sonra uyandım, kaçak çalışıyormuşum orada!

Bu küçük bomba, benim için asıl bomba ise:

Maaş minimum! Nasıl yahu, koca kurum bilgi teknolojileri yöneticisine bu galaksinin en düşük ücretini mi verecek? Daha neler göreceğiz bakalım.

Epey bağırıp çağırdım:

“Verecekseniz adam gibi maaş verin ya da şimdiye kadar olduğu gibi hiç vermeyin, bu iş için en düşük ücreti vermek de ne demek?”

Bir şey değişmedi.

Kültür ha!

Çok güçlü, herkesin korktuğu, her şeye, çok şeye gücü yeten, muktedir direktörümüz Kara Kamil bu konuda yetersiz kaldı:

“Patron böyle uygun görüyor.”

Yersen. Adamın haberi bile yoktur. Kara Kamil ve onun gibi ‘yöneticiler’ söylemez patrona böyle şeyleri, söylerse onun için hoş olmayabilir yani niye söylesin ki?

Bu grupta her türlü yalakalık yapılır ama kendi altındaki kadro için üst yönetimden bir şey istenilmez.

Sana bağlı personel için bir şey istiyorsan sen kötü yöneticisin diyor Kara Kamil. Kültür böyleymiş, ne kültür ama… Anlamıyoruz tabii, biz ayrı galaksiden olunca.

Tonla iş var, hepsiyle uğraşıyoruz. Uzun süredir kimsenin sorumluluk almamak için girişmediği en merkezi uygulama (‘mission critical application’) üzerinde ciddi planlama ve denemeler sonrasında önemli güncellemeleri ve majör yükseltmeleri yapıyoruz. Yani Nightmare, burada geçirdiği yıllar boyunca başına bir iş çıkacak diye elini sürmemiş ve güncellemeleri yaptırmamış. Bizim “hot-fix” dediğimiz kritik olan güvenlik amaçlı küçük güncellemeleri bile yaptırmamış, La Vita Bella.

Tıkır tıkır işler yürüyor, olumsuzlukları görmezden gelip işimize odaklanıyoruz.

Bir süre sonra birinci işyerimin başındaki ile ikinci işyerimin başındaki ( bir nedenden — bu ayrı bir öykü) bozuştular. Ben ikisine de, ayrı ayrı bağlıyım, ne olacak şimdi?

İkinci amirim çağırdı beni, yanında maşa adamı var:

“Senin maaşını biz ödediğimize göre tüm zamanını bize ayırmanı istiyoruz.

dedi, büyük bir özgüvenle — ne sanıyorsa artık durumu veya benim maaşımı?

Hah haaa!

Durum öyle değil efendim.

Şah ve Mat

Kendimi tutamıyor, gülümsüyorum ya da gülüyorum ama kendimi tutmaya çalışıp gülümsediğimi sanıyorum. Durumun vehametinden kontrolümü kaybetmek üzereyim. Adamdaki özgüvene bak! Kurumun başında ya, benim amirim ya, kendini tanrı gibi görüyor. Heeeyyyttt!

Sen bizim kadromuzdasın işte, maaşını biz ödüyoruz. Doğal olarak tüm zamanını bize ayırmanı istiyoruz. Sana göre öyle olmayan nedir?

Bu söylem ‘paranı ben veriyorum, sahibin benim, bana çalışacaksın’ gibi oldu. Sonraki dönemde bu adamın böyle sessiz ve derinden giden ama aslında oldukça katı bir diktatör olduğunu görecektim, içine Stalin kaçmış ama göstermemeye çalışıyor. Kendisi ön planda çok düzgün, akademik, etik, kalite görünüyor, pis işler için maşasını (maşalarını) kullanıyor.

Efendim, öncelikle ben iki şirketin de kadrosundayım, siz beni bu kurumda 6 ay çalıştırıp kadroya almadınız, bir kuruş ödeme yapmadınız.

Beni sonradan kadroya almak zorunda kaldınız, sanırım sizi denetleyen kurumun bastırmasıyla, benim maaşımın yükseltilmesi itirazlarıma rağmen yalnızca olabilecek en düşük ücret bağlandı bana.

Ben diğer firmada kayıtlı çalışan — yönetici olarak piyasa ortalamasının altında da olsa maaşımı aynen almaya devam ettim.

Üstelik zamanımın çoğunu sizin işlerinize — projelerinize ayırıyorum.

Belki siz bunların biraz uzağında kaldınız, alt kadronuz idare etti durumu sizin bilginiz olmadı ama durum ve gerçek olan bu. Lütfen araştırın, doğru söylediğimi göreceksiniz.

Omuzları hafifçe düştü mü ne?

Bunu hiç beklemiyordu. Öğrenmiş oldu.

Peki. Teşekkürler.

Yanında sessizce duran maşası kıpırdamadı ama bana öyle bir bakıyor ki aklını okuyorum:

Ulan sen bir gol daha attın bize, daha öncekini çıkaramadık ama dur bakalım ben yapacağımı bilirim

& & &

Geçen sürede her iki tarafta da güzel projeler yaptık — işler kovaladık.

İki yılı tamamlarken, gelişen bazı olaylar sonrasında Kara Kamil tarafından ikinci işten ayrılmam istendi!

Ortaya çıktı tabii ki maşanın tuzağına düşmüşüz!

Hiç sorgulamadım, zaten sorgulasam ne olacak ki? Bu uygarlıktan geri kalmış ortamda olsa olsa ağalar öyle uygun görmüş sonucu çıkacaktır.

Büyük bir sevinç ve heyecanla hemen kabul ettim. O sırada üst katlardaydım, kendi odama gitmeden doğrudan İK birimine gidip bir A4 istedim, İK personelinin şaşkın bakışlarıyla istifamı yazıp teslim ettim:

Ne oldu ki böyle alelacele önemli bir karar veriyorsunuz, ani bir öfkeyle verilen kararlar kötüdür, lütfen yapmayın…

Öfke mi? Sence öfkeli miyim? Tam tersine kuş gibi uçaçağım az sonra, hahhaa

Şak diye işi bıraktım, bir kutuya doldurdum not defterlerimi ve mülkiyeti diğer şirkete ait olan bilgisayarımı, diğer şirkete kayıtlı olan iki personelim MT ve AS hazırdı zaten… Yallah!

Üç gün sonra bahçede merdivenlerden inerken iki tonton üstat kol kola girmiş tırmanıyorlar, beni gördüler:

“Naber evlat?”

“İyidir, sizler nasılsınız?”

“Sana bir şey soracağım ama hiç düşünmeden yanıt vereceksin, tamam mı?”

“Tamam üstat, sizden çekinecek değilim, gönderin lütfen!”

Ayrıldın bizden, memnun musun?” demez mi! Patlar gibi yanıtladım:

“Ohhooo! Çok memnunum hemde üstat! Sanki bana çok para veriyorlardı, kocaman bir yükü sırtımdan attım, ferahladım. Fıkrada olduğu gibi ‘Şimdi Solomon düşünsün’, bana ne yaa :) “

Maceramı orada öğrendiler. Bazı bölümlere güldüler, bazı bölümlerde acı acı birbirlerine bakıp sustular.

İki tontondan ayrı ayrı kahve alacaklıyım halen.


메타데이터
post_id
ce9faa074f04
slug
çifte-bela-ce9faa074f04
url
https://medium.com/@gkomanli/%C3%A7ifte-bela-ce9faa074f04
canonical_url
https://medium.com/@gkomanli/%C3%A7ifte-bela-ce9faa074f04
author_url
https://medium.com/@gkomanli
status
ok
fetched_at
2026-06-25 16:53:31