← Back to list

Mahpus Taraflarımız ve “The Substance (Cevher)” Filmine Bir Bakış

İt kopuk halimizi halının altına süpürdüğümüz, süpürülecek gibi değilse, zincirleyip zindanlara kapadığımız 30'lu yaşlar. Ölçülü…

Ezgi Küşüm in Türkçe Yayın · 2024-11-09 19:31 · 52 claps · 4.5 min read
#the-substance #cevher #sinema #psikoloji #türkçe
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🎬 · Film & Television

Mahpus Taraflarımız ve “The Substance (Cevher)” Filmine Bir Bakış

İt kopuk halimizi halının altına süpürdüğümüz, süpürülecek gibi değilse, zincirleyip zindanlara kapadığımız 30'lu yaşlar. Ölçülü eğlencelere açık, bize ve birbirine benzeyen arkadaşlarla çevrili, bol vizeli ve havaalanlı, iş hayatında unvanlı, kişisel gelişimli, gym’li ya da yogalı, belki yeni yeni spiritüel arayışlı, şarap ve viski tadımlı, otoparklı siteli, yer yer glutensiz hayatlarımızı kazandık. Tek bir sıfat seçmem gerekse — steril — derdim. Hayatlarımız, süper marketlerin ışıklı cam dolaplarında, vakumlu plastik poşetlerde duran ortalamadan bir tık pahalı peynirler gibi.

Bu tek renk parlak ışığın altında hep birlikte sıkıcı ve sıradanken özel olduğumuza, gelmiş geçmiş her kuşaktan daha çok inanıyor gibiyiz. (Genellediğim grubun Türkiye şartlarında nüfusun %1'i bile etmediğinin farkındayım, ama zaten bu yazıyı o gruptan başka kim okuyacak ki?)

Bu yazıyı yazma sebebim, birkaç hafta önce kendimi yakın zamanda tanıştığım bir grup insanla yemek yerken — ben üniversitedeyken çok serseriydim — derken bulmam. Serserilik derken kastettiğim şeyin, buradan bakınca bana ölçüsüz ve dürtüsel gelen davranışlarım, ve hayatı daha spontane yaşamam olduğunu görüyorum. Peki bu “serseri” diye tabir ettiğim hal sözde “daha iyi bir versiyonuna” mı dönüştü?

(Yazının geri kalanı “The Substance” filminden spoiler içermektedir.)

— — -SPOILER — —

Ne seninle ne de sensiz

The Substance (Cevher) filminde 50 yaşındaki Elisabeth ününü neredeyse kaybetmiş bir Hollywood yıldızı. Yaşlı olduğu gerekçesiyle işinden kovuluyor. Daha iyi bir versiyonuna dönüşmek üzere kendisine bir sıvı (activator) enjekte ederek, kendinin daha genç, güzel ve yetenekli versiyonu olan Sue’yu yaratıyor.

Kullandıkları teknoloji gereği, bir hafta Elisabeth’in uyanık olup hayata devam etmesi, o sırada Sue’nun damardan beslenerek uykuda kalması, diğer hafta ise Sue’nun hayata devam etmesi, bu sırada uyuyacak olan Elisabeth’i beslemesi gerekiyor. 7 günde bir bu değişimi yapmak zorundalar (ek olarak, Sue hayatta kalmak için Elisabeth’in omurgasından çektiği bir sıvıyı her gün kendine enjekte etmek zorunda).

Bir noktadan sonra, Sue, Elisabeth’e sırasını vermek istemiyor ve Elisabeth’in iliğini kurutana kadar onun vücut sıvısını sömürüyor. Burada Sue’yu suçlamak mümkün, Elisabeth’e yaşam hakkı tanımıyor, onu sadece kendi hayatını sürdürmek için kaynak olarak kullanıyor.

Peki ya Elisabeth’in yaptığı da aynı şey değil mi? O da kendine yaşam hakkı tanımadığı için Sue’yu yaratıp geri kalan hayatının yarısında banyo zemininde paralize şekilde yatmayı, hayatının yarısını Sue’ya bırakmayı seçmedi mi? Yani, hem Elisabeth’in hem Sue’nun, Elisabeth’in hayatının kıymetsizliği konusunda hemfikir olduğunu söylemek mümkün.

Bizim de (yazının ilk paragrafındaki güruha kendini dahil hissedenleri kastediyorum) yaşadığımız şey bu olabilir mi?

Belki de dönüşmedik, sadece ‘serseri’ halimizle, toplumda kabul gören, belli bir standardı tutturmuş halimiz arasında bir seçim yapıyoruz ve ‘serseri’ diye tabir ettiğimiz yanımıza yaşam hakkı vermiyoruz.

Ayrıca, serseri diye tabir ettiğimiz o taraf da kendine yaşam hakkı vermemiş olacak ki, belki 2 çocuk yaptı, Taksim’deki 1+1 evinden Sancaktepe’de güvenlikli bir siteye taşındı, yetmiyormuş gibi işten sonra MBA sınıflarında dirsek çürüttü?

Bu noktada, The Substance’tan ana karakterlerin hatırlamakta zorlandığı bir uyarıyla devam edelim: “Remember, you are one”

“Unutma, siz birsiniz ”

Elisabeth ve Sue bu ikili yaşam sistemiyle ilgili ne zaman zorlansa bu değişimi tetikleyen sıvıyı (activator) sağlayan telefon numarasını arıyorlar ve telefondaki ses her seferinde ikisine de bunu hatırlatıyor:

“ Siz aynı kişisiniz.

Önemli olan aranızda bir denge bulmanız.

Denge bulduğunuzda her şey yoluna girecek. ”

Elisabeth’in herhangi bir noktada bu ikili hayatı sonlandırabileceğini, Sue’yu yok etme yetkisi olduğunu hatırlayalım. Elisabeth, Sue onu sömürmesine rağmen, Sue toplum tarafından kabul gördüğü, sevildiği ve başarılı olduğu için, onun hayatta kalmaya devam etmesini istiyor.

Bu bizim kumun altına gömdüğümüz serseri tarafımız için de geçerli. İstediği an hayatımızı ayağımızın altından çekip alabilir, bunu kurmamızı sağladığı gibi yerle yeksan edebilir. Oysa biz, sözde “daha iyi bir versiyonumuz” olarak ona hayatta yer açmak, biraz olsun yaşam hakkı tanımak yerine Sue’nun Elisabeth’e yaptığı gibi evimizin görünmez odalarına saklayıp orada unutuyoruz.

“Kendinden kaçamazsın”

Filmde “genç güzel kadın — yaşlı çirkin kadın” (50 yaşındaki birinin yaşlı sayılamayacağına, ve Demi Moore çirkin olmamasına rağmen) üzerinden bir kutuplaşma kurulmuş. Burada toplum tarafından kabul gören hal genç/güzellik, görmeyen hal yaşlı/çirkinlik. Toplum tarafından ittirilen ve hayatımızı şekillendiren sayısız normdan sadece biri.

Benzer bir kutuplaşma, ilk gençlikteki özgür ve özgün bakışımızla, 30'lardan sonra maddi güvence ya da statü kaygılarına gark olduğumuz beyaz yakalı hayatı arasında da var. Statü kaygısına “başarı” adı altında herhangi bir şey koyabilirsiniz, kimi insan için para, kimi insan için iş kurma, evlenme, ünlü olma vs..

Bu halleri birbirini ezmeden, ya o ya diğeri demeden, aynı vücutta ve hayatta yaşatmak mümkün olur mu? Bu yanlış bir soru olur, çünkü, mümkün olan tek yol zaten bu. Diğer türlüsü yaşamaktan ziyade, benliğimizin bir bölümünü, dolayısıyla kendimizi kilit altına almamız demek. Ortalıkta gezmesine izin verdiğimiz tarafın da yaşam enerjisinin çoğunu diğer tarafın saklı ve kontrol altında kalması için harcaması gerekecek. Dolayısıyla tek yol, her iki ucu da kapsayıp alan açmak.

Elisabeth için de bu geçerli, kendi genç ve güzel olmayan (!), daha objektif bir tabirle Hollywood dünyasında talep görmeyen halini kapsamayı, insanların hayranlığı olmadan da var olmayı öğrenmeyi seçseydi hayatına kaldığı yerden aynı doyumla devam edebilecekti.

Öteki’nin önemi — ama hangi öteki?

Burada söylemek istediğim başkasının gözünde ne olduğumuzu önemsememek değil. İnsanlığımız gereği ötekinin sevgisine, arzusuna muhtacız. Kendimizi bilmemiz için dahi öteki’nin bakışına, bizden çıkan her ne ise onu karşılayıp bize geri yansıtacak bir temas yüzeyine ihtiyacımız var. İnsan sadece ötekiyle ilişki içinde var olabilir, bunu yadsımıyorum.

Elisabeth, kendini gözünden göreceği “öteki” olarak, onunla buluşmak için can atan, onu dünyanın en güzel kadını olarak gören lise arkadaşını seçebilseydi, Sue’yu yaratmaya ihtiyaç duymayacaktı. Elisabeth’in öteki’si 30 yaşın üzerindeki kadınları yaşlı bulan, bütün kadınlar için gerçeküstü güzellik standartlarını empoze eden erkek bakışı olduğu için kendisi kalarak sevgi alması, kabul görmesi mümkün olmadı.

Benzer yanlış öteki’lerin mevcut ekonomik sistemde kadın/erkek farketmeksizin hepimize ittirildiğini düşünüyorum. Yazının başında bahsettiğim statü kaygısının sebebi bu. Toplumda kabul görmemiz için “düzgün” olmak, yani, iyi bir işi, arabası olan, evli, evliyse çocuklu, çocukluysa çocuğunu piyano kursuna gönderen biri olmak, marka giyinmek, alnın kırışırsa botox yaptırmak gibi türlü türlü normlar dikte ediliyor. Ötekinin sevgisine ikame olarak sunulan bu nesnelerin peşinden koşmak, bizi diğer insanlarla ve dolayısıyla kendimizle gerçekten temas edebilmekten alıkoyuyor.

Hayat gailesinde zaman zaman durup, ben bunu ne için ve kimin için yapıyorum demekte fayda var. Kilit altına aldığımız, hoş görülmeyeceği için sakladığımız yanlarımız varsa gün ışığına çıkarmak, sandığımızın aksine bize ve çevremizdeki herkese iyi gelebilir.

Serseri kalmak dileğiyle,

ezgi


메타데이터
post_id
cf93edf8fadb
slug
mahpus-taraflarımız-ve-the-substance-cevher-filmine-bir-bakış-cf93edf8fadb
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/mahpus-taraflar%C4%B1m%C4%B1z-ve-the-substance-cevher-filmine-bir-bak%C4%B1%C5%9F-cf93edf8fadb
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/mahpus-taraflar%C4%B1m%C4%B1z-ve-the-substance-cevher-filmine-bir-bak%C4%B1%C5%9F-cf93edf8fadb
author_url
https://medium.com/@ezgi-kusum
status
ok
fetched_at
2026-07-22 06:07:49