← Back to list

HER YER AZİZ HER YER SAFİ

Fenerbahçe, 44.741 kongre üyesiyle dokuz ay sonra yeniden bir başkan seçecek. Yarın kullanılacak oylar, Sarı-Lacivertlilerin 35. başkanını…

doktrin · 2026-06-06 17:50 · 1 claps · 3.3 min read
#fenerbahçe #seçim #aziz-yıldırım #hakan-safi
Open on Medium ↗

HER YER AZİZ HER YER SAFİ

Fenerbahçe, 44.741 kongre üyesiyle dokuz ay sonra yeniden bir başkan seçecek. Yarın kullanılacak oylar, Sarı-Lacivertlilerin 35. başkanını belirleyecek. Peki neden?

Mevcut başkan Sadettin Saran, kanalı olan orta ölçekli bir medya patronu. Oradan kalkıp ülkenin en güçlü ikinci makamına, Fenerbahçe başkanlığına oturdu. Bunu kolay, ulaşılabilir, sıradan bir insanın da elini uzatıp tutabileceği bir şeymiş gibi gösterdi. İşte asıl rahatsız eden buydu. Çünkü artık burası — orası Fenerbahçe bile olsa — belli istekler, belli izinler olmadan ulaşılabilen bir yer değil. Tıpkı diğer büyük kulüp makamları gibi. Türkiye, belli kalıpların içinde, belli izinler verildiğinde özgür olunabilen bir yere dönüştü.

Saran o kalıbı kırdığı, daha doğrusu kırılabilir gösterdiği için, “en büyük hayalim” dediği yerden uzaklaştırıldı. Ortada bir haysiyet cellatlığı vardı; sonuçları belli olmadan başlamış, bittiğinde geriye yorgun bir adam ve bir istifa bırakmış bir kampanya. Öğrendik ki “şampiyon olsa da” gidecekmiş.

Sadettin Saran sahneden çekildi. Saran, veda konuşmasında işin özünü kendisi söyledi: hakkındaki dava süreçlerinin Fenerbahçe’ye zarar verme ihtimalini gördüğü an seçim kararını aldığını anlattı. Aday olursa hak mahrumiyeti geleceği, kazansa bile mazbatayı alamayacağı yazılıp çizilirken geldiği koltuktan, yine o cümlelerin gölgesinde ayrılıyor. Bunun adı kendi iradesiyle bırakmak değil. Belki de hayatını adadığı itibarını, varlığını kurtarma çabası. Yanlış anlaşılmak istemem, ben “Sarancı” değilim. Aksine bu sene erkek futbolda şampiyon olunamamasının 2 numaralı sorumlusu da ta kendisi. Ama öncesini anlatmazsak hak yemiş oluruz.

Bugün gelinen yerde “hükümete yakınlık” tartışmasının seçimin diline bu kadar sinmiş olması da tesadüf değil. Bir spor kulübünün başkanlık yarışının bile bu eksene oturması, aslında ülkenin halini anlatıyor. İki adayın da yönetim kurulu listeleri, mevcut siyasi anlayışa hangi isim daha yakın üzerinden yorumlanıyor; Fenerbahçe’ye katacakları yerine.

Aynı gündemle olmasa da bu yazı “seçim” kavgasıyla geçirecek bir kulüp daha var. Hatta tıpkı Fenerbahçe gibi aday profilleri de aynı. Bir tarafta kulübün yaşayan efsane başkanı Florentino Perez, diğer tarafta deli dolu, heyecanlı, zengin, yeni nesilden bir adam: Enrique Riquelme.

O kulüp Real Madrid. Orada da görünürde kulübün sahibi üyeler. Real Madrid hala “socio” kültürünün en büyük vitrinlerinden biri. Ama iş başkanlığa aday olmaya gelince kapı herkes için aynı genişlikte açılmıyor. Yirmi yıl kesintisiz üyelik, devasa bir ekonomik teminat, seçim takviminin darlığı, kulüp içi gücün yıllar içinde aynı elde yoğunlaşması… Sandık duruyor ama sandığa giden yol giderek daha dar bir koridora dönüşüyor.

Hukuken bakınca iki ülkenin kulüp rejimi de farklı yerlerden aynı soruya bağlanıyor: Kulüp kimin? Türkiye’de spor kulüpleri genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu üzerinden işleyen; tüzük, dernek hukuku ve spor kulüpleri mevzuatıyla çevrelenmiş yapılar. İspanya’da Real Madrid gibi kulüpler ise anonim şirkete dönüşmeyen, üyelik esaslı tarihsel istisnalar.

Madrid’de sistem, başkanlık makamını mevzuat ve ekonomik eşikler üzerinden koruyor. Türkiye’de ise aynı daralma çoğu zaman yazılı şartlardan çok yazılı olmayan güç ilişkileriyle işliyor. Bir yerde 190 milyon euroluk teminat, diğer yerde siyasi yakınlık tartışması, medya baskısı, gözaltılar, cezalar, korkular ve sosyal medya orduları. Kulüp üyeye ait gibi duruyor ama başkanlık makamı üyelerin ortak iradesinden çok, o iradenin etrafını çeviren güç alanlarıyla belirleniyor.

Kadıköy’e dönelim. Bugün sabahtan öğlenden sonra 3'e kadar Aziz Yıldırım kazanacak gibiydi. Ama gün ilerledikçe şunu hissettim: Yıldırım “taraftarlarının” tavrı, kararsızları ve Safi tarafını birbirine kenetledi. İki adayın kürsüdeki halini de yan yana koymak gerek. Safi’nin konuşması daha iyiydi; daha akıcı, daha kendine ait. Aziz Yıldırım’ın kağıda bağlı konuşması ise ona hiç yakışmadı. Yıllarca o statta kağıtsız, doğaçlama, sertçe konuşan adamı tanıyan biri için, notlara mahkum bir Aziz Yıldırım garip kaçtı. Kendi karakterinden uzakta bir Yıldırım görmek, olmadı.

Yıldırım 2018'de gitti. Şimdi yeniden kürsüde. Yıldırım’ın en büyük avantajı hafızası. Fenerbahçe taraftarının önemli bir kısmı için hâlâ güçlü başkan, dik duran adam, kulübü kimseye ezdirmeyen figür. Ama aynı hafıza onun en büyük yükü de. Nitekim bugün onu çok iyi gördük. İstisnasız konuşan her üye onun dönemini andı, iyi veya kötü. Onun da döndüğü Fenerbahçe ve döndüğü Türkiye dinamiği hiç aynı değil. Ülkenin yaşadığı süreçler ve Fenerbahçe’nin erkek futboldaki başarısızlık sarmalı sonucu borç 26 milyar lirayı aştı, arada koltuklar daha çok el değiştirdi, arada bir “seçim endüstrisi” oluştu: imza toplayanlar, liste pazarlıkları, itibar zedelenmeleri, sosyal medya orduları. Fenerbahçe’ye liderlik etmek artık daha çetrefilli bir süreç sonucu elde edilebiliyor.

Son olarak, Aziz Yıldırım’ın yuhalanması, Hakan Safi’nin konuşurken sürekli tezahüratlarla bölünmesi. Tonla yanlışı olsa da Yıldırım’dan alınmak istenen “intikam” duygusunu anlayamıyorum. Katıldığı her seçimde tezahüratlarla aşağılanması mantık dışı. Keza Hakan Safi. İlk adaylığı, hevesli ve kelimenin tam anlamıyla “her şeyini” Fenerbahçe’ye vereceğini ilan eden bir adam. O konuşurken sürekli yapılan alaycı tezahüratlar.. İnsan niye bu kadar fanatik olur, anlamıyorum. Tribün, fikrin değil sesin yarıştığı bir yere döndüğünde kaybeden kulüp oluyor. Birini aşağılamak, diğerini sevdiğini sanmak, en hafif tabiriyle akılsızlık. İşin kötüsü (ya da iyisi) seneye bu zamanlar yine bunları belki de başka adaylar için konuşacağız. Çünkü Olağan Genel Kurul, yani üç yılda bir yapılan seneye olacak.

Bu seçimde oy hakkım yok, olsaydı ne yapardım hiç bilmiyorum. Bunca üzüntülü geçen futbol yıllarının ardından tanıdığım bir “efsane” figürüne sarılmak isteyebilirdim. Ancak ne kadar hazır olduğu ve sorunları ne kadar anladığı tartışmalı. Diğer tarafta ise seçim kampanyasının başındaki imajıyla şu anki arasında dağlar fark olan bir aday var. Safi, gün geçtikçe saygımı kazandı. Hala daha o transferleri nasıl yapacağı meçhul. Ama Türkiye’de büyük futbolcu transferi meselesi zaten en kirli kıyafetten daha kirli.

Yarın 44.741 üye oy kullanabilecek, kaçı sandığa gider bilinmez. Kazanan kim olursa olsun, asıl soru bu kadar erken yeniden buraya gelmiş olmamız. O sorunun cevabı da tek başına Fenerbahçe’nin içinde değil.


메타데이터
post_id
d0fdcd5aef4c
slug
her-yer-azi̇z-her-yer-safi̇-d0fdcd5aef4c
url
https://medium.com/@doktrinco/her-yer-azi%CC%87z-her-yer-safi%CC%87-d0fdcd5aef4c
canonical_url
https://medium.com/@doktrinco/her-yer-azi%CC%87z-her-yer-safi%CC%87-d0fdcd5aef4c
author_url
https://medium.com/@doktrinco
status
ok
fetched_at
2026-07-14 02:11:20