Fatiha Suresi-3: “Meliki Yevmiddin” Kavramı
“Meliki Yevmid-Din” Kavramı: Hızlı bir istekle başlayalım. Bir kariyer örneğinden. Nouman Ali Khan bir dönem çocuklara öğretmenlik etmek…
Fatiha Suresi-3: “Meliki Yevmiddin” Kavramı
“Meliki Yevmid-Din” Kavramı: Hızlı bir istekle başlayalım. Bir kariyer örneğinden. Nouman Ali Khan bir dönem çocuklara öğretmenlik etmek için ilk kez göreve getirilmiş ve getirildiği yerde herkes kendisinden büyük ve tecrübeli insanlarmış. Geri kalanını dilinden alıntılamak daha samimi olabilir(goofy person): “Çok heyecanlıydım, çünkü yeni başlamıştım. Sınıfıma girer girmez şakalar yapmaya, onların ilgilerini çekecek hareketlerde bulunmaya başladım. Sonra da bunu gidip diğer öğretmenlere anlattım; onlarda bana manidar bakışlar [anlayacaksın] dedi.” Bir gün sonra derse girdiğinde çocuklar yerlerine bile oturmamış, yaptıkları karşısında onları gördüklerini bilmelerine rağmen, oynamaya devam etmişler. İnsanlara, sadece sevgi ve merhamet gösterildiğinde, sonra bir daha, sonra bir daha; iradelerini diri tutabileceklerin emin olabilir miyiz? Bunu suistimal etmeleri eskisinden daha mümkün olur mu? Hadi bir örnek daha verelim: Bir efendimiz ve bir kölemiz vardı değil mi, baya eğleniyorlardi? :)) Efendi köleden aniden şunu ister: Senin için şuraya bir daire çiziyorum. Bu daire senin yaşaman için, bu dairenin içinde istediğini yapabilirsin ancak bu dairenin dışına çıkma. Köle elbette tamam der. Günlerden bir gün, köle sınıra oldukça yakın bir yerde yürürken ayağı kayar ve çizginin diğer tarafına düşer. Efendi ise oralardadır. Hızlıca yerden kalkar ve efendisine bakar. Çünkü yanlışlıkla olsa bile, hata yapmıştır ve çizginin diğer tarafına düşmüştür. Efendisi: ‘Hiç sorun yok, istediğin gibi devam et’ der. Köle dairenin içine döner ve devam eder. Sonraki gün, efendisinin tavrını merak eder ve dairenin etrafında gezinir. Bu kez yanlışlıkla düşmez, düşüyormuş gibi yapar. Efendisi bu kez hiçbir söylemez ve hiçbir şey yapmaz. Sonraki gün sürekli dairenin dışına yakın yerlerde vakit geçirmeye başlar. Ara ara bir ayağını dairenin dışına koyup efendisine ne tepki vereceğini görmek için bakar. Efendi hiçbir şey söylemez. Bu döngüde seneler devam eder. Sonraki gün sınırın dışında biraz vakit geçirip daireye geri döner. Sonra, zamanının çoğunu dışarıda geçirip arada dairenin içine dönmeye başlar. Sonra, dairenin nerede olduğunu bile unutur… Sonra….. Efendisi bir gün onu yanına çağırır, senelerdir sürdürdüğü sessizliği bozar ve ona ilk tanışmalarını hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Köle ise ‘evet, evet bana bu dairenin dışında vakit geçirme demiştin’ . Efendisi devam eder: ‘İlkinde yanlışlıkla düşmüştün ancak sonradan bu yanlışlıkla göstermeye çalıştın, sonra ise tamamen dairenin dışına taşındın. Ve ben bunların hepsini seyrettim, seyrederken de kaydını tuttum. İşte kaydın: tam 5680 kez dairenin dışına çıktın, bu sebeple şimdi sana 5680 kez kırbaç vuracağım . Çünkü sana gösterdiğim merhamet, seni efendin olarak yargılayabileceğimi unutturdu. Suistimal edene kadar, merhametimin sınırlarını görmeni istedim. Ve sen benim rehberliğimi hafife aldın.’ Aslında neyden bahsettiğimizi anlıyorsunuz değil mi? Bizden ve Allah’tan bahsediyoruz. Eğer o bizim için sadece ‘Er-Rahman Er-Rahim’ olursa, bu suistimal ihtimalini her zaman açıkta bırakırdı. Ancak; Allah’ın bu isimlerinden hemen sonra andığı vasfı nedir ? “Meliki yevmid-din” yargılama gününün sahibi. Bu ifadeyi anlamaya çalışarak devam edelim: Önce adalet ifadesi ile başlayalım. Sonra sahipliğe gelelim. Din kelimesi Arapçada yanlışsız hesap görmek anlamına gelir. Bu kelime, Allah’ın size adaletle hükmedeceği ile ilgilidir. Sadece bu kelime ile; İslam dininin çok önemli bir felsefesini öğreniyoruz: Hesap gününde sadece iki ihtimali yaşama ihtimaliniz var. Sadece iki ihtimal. Ya Allah’ın sevgisini ve merhametini elde edeceksin ya da Adalet’ini..!?? Allah, merhameti ya da cezayı elde edeceksin demedi. Sevgimi, merhametimi ya da gazabımı elde edeceksin de demiyor. Diyor ki; “Ya sevgimi ve merhametimi elde edeceksin ya da adaletimi.” Burada, hadisten alıntı yapılarak bizim için bir hesap günü resmediliyor. Herşey bitti, ölündü ve dirinildi. Herkes, görüntülü olarak amellerinin kaydedildiği defterlerinin karşısında.. İnsanın yaşarken hayatta en zor geçen dakikalarından birisi, sınavları biter bitmez öğretmenin hemen önünde sınav kağıdını okumasıdır. Bu çok zor bir andır, sadece sonucu almak kısmı değil; o güne kadar getirdiğin emeklerin değerini bilememek, hesaplayamamak ve kestirememek; buna bir başkasının karar verecek olması bile tek başına yorucudur. Allah o günde, hayatın içinde iradelerinin sorumluluğunu almış olan insanların defterlerine bakmıyor bile.. Görevlendirdiği melekler cennetin önünde bekliyor, defteri görüyor, bir an olsun incelemiyor ve içeri davet ediyorlar.. Bu, Allah’ın rahmetiyle karşılaşmaktır. Birkaç ders önce KGK’da başka bir ayetin tefsiri ile ilgili şöyle bir şeyden bahsetmiştik: Allah, cennete layık olduğuna sevgi ve merhameti karar verdiği insanların defterlerindeki en güzel günü, HER güzel günüymüş gibi hesaplıyor. Çünkü; O’nunla yürüdü ve hep dairesinin içinde kalmaya çalıştı, düştü ama sanki hesabı şimdi görünüyormuş ciddiyetiyle geri döndü. Daireden yanlışlıkla çıktı ve benimle yaşamayı seçerek geri döndü Dairede kalmak sorumluluğu ile yaşadı.. Bir de defteri adaletle karşılanan var. Onların defterleri sırtlarına asılıyor ve henüz başına gelenlerin farkında değiller. Melekler onları aniden durduruyor ve defteri ince ince sormaya başlıyorlar: Burada neden bunu yaptın, neden buraya döndün, burada olanlar pek hoş görünmüyor. Hadisin tam halini analım: ‘Kıyamet günü, hesaba çekilen biri, helak olmuş demektir’/ Buhari, İlim Bahsi 35/. Bu hadisin içinde geçen ifade çok ilginç değil mi? Hesaba çekilen biri, Allah o günün sahibi olarak kendini tanımladığı şeyi yaparsa, birinin helak olacağını söylüyor. Demek ki, burada iki şeyin ayrımı var: Evet, Allah elbette hesap gününde her birimizi değerlendirecek ve O(c.c.) hesap gününün tek ve şüphesiz sahibi. Burada helak olunanlar, Allah’ın adaleti ile değerlendirilenler. Yani, hayattaki muhabbetin tonunun aniden ciddileşmesi gibi. Diyelim ki, yakın arkadaşlarınız ile berabersiniz ve muhabbet ediyorsunuz. Biri size aniden sizi küçümseyen bir ifade kullanırsa ciddileşir ve karşıdaki kişiyi uyarırsınız öyle değil mi? İşte Allah’ın bir anda sevgi ve merhametini hesap gününde değiştiren şey, O’nun mutlak adaleti ile değerlendirdiğinde defterin sol tarafından verilmesine sebep oluyor. Bir an olsun, bir an olsun O’nun merhametinin seni esnetmesine izin verme. Çünkü; O bir an, bu inancın içindeki ‘gözümü açıp kapayana kadar bile beni nefsimle baş başa bırakma’ anına tekabül ediyor. Her an sevgi ve merhametle karşılaştığın bu dinin bazı kırmızı çizgileri seni zorladığında, ruhunu ağırlaştırdığında unutma ki sana yaşattığı her günün sahibi, seni o ağırlıkları taşımandan ötürü başka bir güne çağıracak ve sen, O’nunla devam ettiğin için, nefsinle mücadele ettiğince, gücün, imkanın yetiştikçe, satır aralarındaki hatalarını zerre önemsemeyip seni kutlayacak ve seni yüce bir selamla selamlayacak. Ancak! Bugün, o gün değil. O gün için hatırında tutman gereken şey, defterinin satır satır değerlendirilebileceği ihtimali. Bu ihtimal sadece, Sen O’nun merhametinden faydalanmaya çalışırsan ve ciddiyetini, sorumluluklarını gevşetirsen ortaya çıkabilir. Ya MERHAMET Ya MUHAKEME(O’NUN ADALETİ) Bazı insanlar var. Haram olan şeylerle yaşıyorlar, haram şeyler izliyorlar, haram şeyler yiyorlar, ticaretlerini bunun üzerine kurmuşlar ve arada yaptıklarını düşündükleri iyiliklerle diyorlar ki: ‘Allah merhametli ve beni seviyor.’ Şimdiii 3 ayeti tamamladık ve bununla ilgili öğrenmemiz gereken bir şey var: Bu 3 ayet, Allah’ın kendini tanıttığı inanılmaz güçlü ve kuvvetli 3 ayet. Yani birisi sana sorarsa ‘Allah kimdir?’ diye, bu 3 ayeti söyleyebilirsin. Bu 3 ayet, O’nun en eksiksiz tanımı. İlk söylediği şey ‘O övgüye ve teşekküre layıktır’ İkincisi ‘O bizim efendimizdir’ Üçüncüsü ’O diğer efendiler gibi değildir, Sana karşı inanılmaz güçlü sevgisi ve merhameti vardır ve sonsuzdur ve senin içindir.’ Sonuncusu ‘Sakın kesin bir şekilde bu sevgiye öldükten sonra da muhatap olacağına güvenip, O’nun bu aşırı sevgi ve merhametinden yararlanabileceğini düşünme’
메타데이터
- post_id
- d13b595cbf52
- slug
- fatiha-suresi-3-meliki-yevmiddin-kavramı-d13b595cbf52
- url
- https://medium.com/@kendinigerceklestirenkadinlar/fatiha-suresi-3-meliki-yevmiddin-kavram%C4%B1-d13b595cbf52
- canonical_url
- https://medium.com/@kendinigerceklestirenkadinlar/fatiha-suresi-3-meliki-yevmiddin-kavram%C4%B1-d13b595cbf52
- author_url
- https://medium.com/@kendinigerceklestirenkadinlar
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-22 12:16:40