← Back to list

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Başak in Türkçe Yayın · 2024-10-25 22:07 · 578 claps · 4.2 min read
#gençliğe-hitabe #atatürk #cumhuriyet #nutuk #türkçe
Open on Medium ↗

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Bir milletin varlığını sürdürebilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi için gelecek nesillerini milli bir bilinçle yetiştirmesi çok önemli. Bunun için ebeveynlerin, öğretmenlerin ve mentörlerin genç nesillere iyi bir tarih bilinci kazandırması ve gençlerin kazanılan değerlerin farkında olmaları sağlanmalıdır. Türk milletinin geleceğini omuzlarında taşıyacak olan nesillerin yani biz gençlerin yetişmesinde en önemli pay sahibi de hiç şüphe yok ki Atatürk’ün Türk gençliğine bıraktığı emanet: Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’dir.

Gençliğe Hitabe, Kurtuluş Savaşı sonrası yazılmış ve gelecek nesillere Atatürk’ün bir vasiyetnamesi olmuştur. Gençliğin her alanda en güzel ve çağdaş ilkelerle yetiştirilmesi bu vasiyetnamenin gereğini yerine getirmede büyük bir öneme sahiptir. Atatürk, Gençliğe Hitabe’yi okuduğu akşam yaptığı konuşmada bu konu ile alakalı şunu ifade eder: “Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.”

Atatürk Büyük Nutuk’unu, 15 Ekim 1927–20 Ekim 1927 tarihleri arasında 6 gün (otuz altı buçuk saat) süre ile okumuş ve eserini ‘Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet’ başlıklı bölüm ile bitirmiştir. Eşsiz bir değer taşıyan Gençliğe Hitabe de temelde “istiklal” ve “cumhuriyet” kavramları ön plana çıkmakta, milletimizin bağımsızlığının ve iradesinin her şeyin üzerinde olduğu gerçeği genç nesillere aktarılmaktadır.

Bu yazımda Gençliğe Hitabeyi hep birlikte bir hatırlayalım istiyorum:

“ …Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet:

Muhterem Efendiler, sizi, günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyanatım, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve müstakbel evlâtlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek, bazı noktalar, tebarüz ettirebilmiş isem, kendimi bahtiyar addedeceğim.

Efendiler, bu beyanatımla, millî hayat hîtam bulmuş farz edilen büyük bir milletin; istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenit, millî ve asri bir devleti, nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.

Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Bu ön girişten sonra Atatürk; Türk Gençliğine seslenir:

“Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir, istikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”

  • Türk gençliğinin görevi; “Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir”. Bu görevin önem veya tanımlamasını; “Mevcudiyetinin ve istikbâlinin yegane temeli budur.” “Bu temel, senin en kıymetli hazinendir” biçiminde yapmıştır.
  • “İstikbâlde dahî seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhîli ve haricî bedhahların olacaktır” diye de uyarmıştır Atatürk. Hatta bununla yetinmeyip gelecekteki tehlikelere karşı ikinci kez uyarır: “Bir gün İstikbâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.” (Bu nasıl bir öngörüdür Atam dediğinizi duyar gibiyim…)
  • İmkân ve şartların ne olabileceği konusunu ise Atatürk, altı ihtimal vermiştir:
  1. İmkân ve Şartların Olumsuzluk İhtimali:

“Bu imkân ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir”

  1. Düşmanların Çok Güçlü Olması İhtimali:

“İstiklâl ve Cumhuriyeti’ne kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.”

  1. Vatanın İşgal Edilmiş Olması İhtimali:

“Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.”

  1. İktidarın Gaflet, Delalet ve Hıyanet İçinde Bulunması İhtimali:

“Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleket dahilinde, iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.”

  1. İktidarın Menfaatlerini İşgalcilerin Siyasi Emelleriyle Birleştirmesi İhtimali:

“Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.”

  1. Milletin Harap ve Bitap Düşmesi İhtimali:

“Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.”

  • Altı olumsuz ihtimali sıraladıktan sonra gençliğe çok kararlı bir şekilde birinci vazifesinin ne olması gerektiğini ise; “İşte bu ahvâl ve şerait içinde dahi, vazifen;” TÜRK İSTİKLÂL VE CUMHURİYETİNİ KURTARMAKTIR! “ sözleriyle hatırlatmaktadır.

Bu yazımı okuyan tüm okurlarıma ve özellikle gençlere Nutuk’u okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Nutuk Atamızın bize verdiği bir pusula. Bu cumhuriyet öyle kolay kazanılmadı. Cumhuriyetin anlamını kavramalı ve onu ilelebet yaşatmalıyız.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız, Cumhuriyetimizin 101. yaşı kutlu olsun. Bu yazıyı son zamanlarda sık sık okuduğum Ulu Önder’imizin sözleriyle sonlandırmak istiyorum:

“Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz. İşte ben özellikle bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman bile durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her yaratılmış için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevî bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlâtları, yorulsanız bile beni takip edeceksiniz. Ben bu akşam buraya yalnız bunu size anlatmak için gelmiş bulunuyorum. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.”

Atam, sen başımıza gelen en güzel şeysin. Bu zor günlerde içimizde biraz umut varsa, bu senin sayende…

Atamı minnetle anıyorum.

Kaynak: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 44, Cilt: XV, Temmuz 1999


메타데이터
post_id
d2ca2e3df099
slug
ey-türk-gençliği-d2ca2e3df099
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ey-t%C3%BCrk-gen%C3%A7li%C4%9Fi-d2ca2e3df099
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ey-t%C3%BCrk-gen%C3%A7li%C4%9Fi-d2ca2e3df099
author_url
https://medium.com/@basakk
status
ok
fetched_at
2026-07-22 10:16:32