Türcü Öğretinin Meşruluğunu Kaldırma Edimi Olarak Veganlık
Bu yazı ilk başta 2018 yılında Kaos GL Gökkuşağı Forumu’nda yayımlanmıştır. Bu, güncellenmiş halidir.
Türcü Öğretinin Meşruluğunu Kaldırma Edimi Olarak Veganlık
Bu yazı ilk başta 2018 yılında Kaos GL Gökkuşağı Forumu’nda yayımlanmıştır. Bu, güncellenmiş halidir.

“Saygı yoksa sevgi, sevgi değildir”, “Bizler eşya değil, kişiyiz”.
Vegan olmayan insanlar vegan olduğumu ilk duyduklarında, konuya aşina olsalar dahi bu malum soruyu yöneltiyorlar: “Neden vegansın?”
Neden mi veganım?
İnsan harici hayvanların da acıyı ve hazzı hissedebildiğini, kendi yaşamlarının farkında olduklarını bildiğim için veganım. Onların hayatlarını, bedenlerini ve beden parçalarını; kendi alışkanlıklarımız ya da çıkarlarımız doğrultusunda kullanmanın bir hak ihlali olduğunu düşündüğüm için veganım. Hissedebilirliklerinden ötürü “kişi olma” ve “yaşama” hakları olduğunu bildiğimden veganım. İnsanların kaçınabilecekleri her yerde hayvanları köle olarak kullanmalarının yanlış olduğunu düşündüğüm için veganım.
Onları; hissedemeyen, yaşamdan çıkarı olmayan veya sadece bizim değer ölçütlerimize göre anlam kazanan birer “eşya” ile aynı kefede görmediğim için veganım. İnsan harici hayvanların adil yaşamasının; onları mülkleştirmemekten, yaşam pratiğimizde köleleştirmemekten, bu sömürüyü talep etmemekten ve öldürülmelerine seyirci kalmamaktan geçtiğini bildiğim için veganım. Zihniyetimizde onları, adil bir şekilde yaşama hakkı olan birer “kişi” olarak görmemiz gerektiğini düşündüğüm için veganım.
Bir kedi veya köpeğin; ördüğü yuvasından ve kışlık besininden (bal) edilen arıdan, sütü ve yumurtası için beden bütünlüğü ihlal edilen tavuk, inek ve keçiden hiçbir farkı olmadığını bildiğim için veganım. Ne endüstride ne de kırsalda özgürce yaşaması mümkün olan bu varlıkların; tüyü ve yünü için sömürülen koyundan farksız olduğunu gördüğüm için veganım. Hiçbir hayvanın insan çıkarı için gereksiz yere kullanılmaması gerektiğini, bu konuda her hayvanın birbiriyle eşit olduğunu ve bizlerin “kullanmaktan kaçınma” sorumluluğu taşıdığımızı düşündüğüm için veganım. Vegan olmak gayet mümkün ve gerekli olduğu için veganım.
(Daha derin bir bakış için: veganoluyorum.com)
Aynayı Ters Çevirmek: Sizin Gerekçeniz Nedir?
Peki, sizin vegan olmamak için gerekçeniz nedir? Eğer bu yazıyı okuyorsanız ve vegan değilseniz, bu sorunun cevabını biraz düşündüğünüzde şunu fark edeceksiniz: Yanıtlarınızın geneli sadece alışkanlıklar ve çıkarlar üzerine kurulu. Yani bu aslında bir keyfiyet meselesi ve bunu değiştirebilirsiniz.
Önünüzde sadece değişimden korkma hakikati duruyor. Ancak şiddetin ve sömürünün faili olarak yaşamanın, her yıl 59 milyardan fazla hayvana yapılan devasa bir haksızlık olduğunu görmelisiniz. Nicelik tek kriter olmasa da, bunun bir katliama eşdeğer olduğunu fark etmek işten bile değil.
Brezilya’dan 25 bin hayvanı “sağlıksız” koşullarda Mersin Limanı’na taşıyan o gemiyi hatırlayın. Birçok insan Twitter üzerinden tepki göstermiş, hayvanların akıbetini merak etmişti. Peki, o gemideki koşullar; her gün mezbahalarda, çiftliklerde ve kırsalda bedeni sömürülen hayvanlardan farklı mıydı? Hepsi aynı sistematik ve kurumsallaşmış şiddetin birer parçası değil mi?
“Gerekli” Diye Dayatılan Öğretiler ve Toplumsal Kırılma
Sosyal medyada; köleleştirilen atların gördüğü şiddetle sakatlanmasının veya ölmesinin insanların canını yaktığını görüyorum. Sakat, bakıma muhtaç olan bazı evcilleştirilmiş hayvanlara yönelik yuvalandırma çağrıları paylaşılıyor. Bunlar, aslında insanların hayvanlara değer verdiğini, onların acı çekmesini istemediğini gösteriyor. Fakat konu; ineğin sütünün kullanımına, tavuğun yumurtasına veya koyunun yününe gelince, bu pratikler aniden “gerekli” görülmeye başlanıyor.
Oysa bu, bize doğduğumuzdan itibaren “gerekli” diye dayatılan öğretilerden farksız:
- “Bu oyun kızlara göre değil, kız çocukları oğlanlar gibi davranmaz.”
- “Kız mısın oğlum sen, ağlıyorsun!”

VeganVeins
Bu cinsiyetçi öğretiler hayatlarımızı nasıl mahvetmişse, “hayvanlar bizim için yaratılmıştır” öğretisi de hayvanların hayatını mahvediyor. Onları kullanmadan yaşayamayacağımızı sanıyoruz çünkü böyle yetiştirildik. Doğduğumuz andan itibaren hayvan bedeni bir “yemek” olarak önümüze konuldu, üstümüze giydirildi. Toplumsal kurumlar aracılığıyla, hayvanların “dostumuz” değil “eşyamız” olduğu benimsetildi; onlardan üstün olduğumuzu içselleştirdik. Sokakta kedileri yaralamak “hastalıklı” görülürken, akşam yemeğinde balık yemenin “sağlıklı” olduğu düşündürüldü.
Ama bunlar doğru değil. Bu öğretiyi kırmak ve hayvanları kullanmaktan kaçınarak onlara adil davranma sorumluluğumuzu yerine getirmemiz mümkün ve gerekli. Doğru bilgiye erişim artık oldukça kolay. Ben 12 yıl önce vegan oldum ve şu anki bilgi akışı o zamankinden çok daha hızlı ve erişilebilir.
(Sağlık boyutuna dair içerikler için:
Veganlık ve Diğer Adalet Eylemleri
Vegan bir kişi; feminist veya queer ortamlar gibi muhalif alanlarda dahi genelde o ortamın ‘*keyif kaçıranı’ (killjoy)** olarak görülür. Masadaki türcü şakaları hazmetmesi, kendisine ayrılmış vegan köşesiyle yetinmesi ve kimsenin keyfini kaçırmaması beklenir. Çünkü veganlığın bir “etik sorumluluk” değil, basit bir “tercih” olarak kalması istenir.
Bu tablo size tanıdık geldi mi? Cinsiyetçi, mizojinik veya dışlayıcı (fobik) masalarda “keyif kaçıran” olma halimizi anımsattı mı? Vegan olmayan biri olarak, aynı şiddetin türcülük boyutunda faili olduğumuzu fark ettirdi mi?
Şiddet ve tahakküm araçlarının mağduru olduğumuz kadar, faili de olabiliyoruz. “İnsan olma” hali; tür ayrıcalığımızı tartışmamıza engel olabiliyor. Oysa queer/feminist politika; iktidar mekanizmalarını deşifre eden bir hat olarak bize yaşam alanlarımızın politik olduğunu gösterir. Mutfağımızın, gardırobumuzun, seçilmiş ailelerle kurduğumuz queer sofranın, makyaj ve hijyen ürünlerimizin politik olduğunu fark etmek, bizlere kendimizden başlayarak dönüşme gücü verir.

Hayvan bedenini, çıktısı ya da salgısını kullanmaktan kaçınmak, insanın fail konumunda olduğu iktidarla mücadele etmektir. Hayvan kullanımının sorgulanmadığı her sofra, eşitsiz iktidar kodlarını normalleştirir. Queer/feminist etik ve politika, bu fail olma durumunu ve kesişimsel iktidar alanlarını sorguladığı için veganlıktan tamamen kopuk değildir. Odak noktamız ise; vegan insanlar değil; haklarını savunma sorumluluğu taşıdığımız hayvanlar olmalıdır.
Feminist Cynthia Enloe, bir İstanbul ziyaretinde şöyle demişti: “Sohbet aktivizm skalasında bir yerdedir, sohbet aktivizmdir.” Bu söz, veganlık ve hayvan hakları anlatmak için yaptığımız sohbetlerin ve açtığımız standların ne kadar hayati olduğunu hatırlatıyor.
Hayvanlara adil olmayı neredeyse hepimiz istiyoruz. Ancak bu, toplumdaki “mutlak üstünlük” algımızı sorgulayıp vegan olmaktan ve veganlık anlatmaktan geçiyor.
* Sara Ahmed’in teorize ettiği “feminist killjoy” kavramına referansla.
메타데이터
- post_id
- d2e2f34aee69
- slug
- türcü-öğretinin-meşruluğunu-kaldırma-edimi-olarak-veganlık-d2e2f34aee69
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/t%C3%BCrc%C3%BC-%C3%B6%C4%9Fretinin-me%C5%9Frulu%C4%9Funu-kald%C4%B1rma-edimi-olarak-veganl%C4%B1k-d2e2f34aee69
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/t%C3%BCrc%C3%BC-%C3%B6%C4%9Fretinin-me%C5%9Frulu%C4%9Funu-kald%C4%B1rma-edimi-olarak-veganl%C4%B1k-d2e2f34aee69
- author_url
- https://medium.com/@umutgizlen
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-07 20:16:47