← Back to list

Adalet, Adalet, Adalet!

“para, para, para” sözüne reddiye

Yusuf CANBAZ · 2025-05-11 16:54 · 0 claps · 3.1 min read
#adalet #iskender #alexander-the-great #kuran #çok
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🛠️ · Crafts & DIY

Adalet, Adalet, Adalet!

“para, para, para” sözüne reddiye

TRT 1 de yıllar önce yayınlanmış olan Yunus Emre dizisi verdiği bazı mesajlar ile aklımı, ruhumu, kalbimi şefkat ve bilgelik ile okşuyor. İlk bölümde adaletten öyle güzel bahsetmiş ki, paylaşmak istedim.

“Dirliği de birliği de sağlayan ADALETTİR. O adalet ki, göğü üstümüzde yeri altımızda tutan direktir. Eyvah ki o direk göçmeye! O vakit kıyameti dahi beklemeye lüzum yoktur.”

Burada bahsedilen adalet bence sadece insanlar arasındaki mal, mülk, hak, hukuktan ibaret değildir. Adalet tüm dünyadaki varlıklar arasında kurulmuş hassas düzendir. Adalet uzaydaki kütlelerin birbirini çekmesinden, aynı yüklü iyonların birbirini itmesine kadar evrende heryere içkindir. İnsanlar bu adaleti “daha güçlü” olmak için göz ardı ettiklerinde ve “daha güçlü”, “daha zengin”, “daha popüler” olduklarını zannedip, “kazandıklarını” zannettiklerinde aslında hiçbir şey kazanmıyor aslında kaybediyorlar, ama fark edebilene … İnsanlar kendi istekleri olduğunda, dünyayı kendileri yönettiğinde, kendi sözleri geçtiğinde dünyanın harika, mükemmel olacağına inanıyorlar. Her siyasi lider, gücü, iradeyi, desteği kendinde toplamak ister, buna yönelik mesajlar verirler.

Çünkü bunu yaptığında, kendi idealleri, kendi hayalleri gerçek olduğunda herşeyin çok güzel olacağına kendini inandırmıştır. Oysaki tarih aslında açık ve net bir şekilde bunun hiçte böyle olmadığını gözler önüne sermiştir ancak tarihi “savaş çıkarıp savaşı kazanmak eşittir başarı” şeklinde kodlayan bir zihin bunu ASLA göremez. Çoğu zaman kazanan tarafın “fetih” diye isimlendirdiği tarihsel olay kaybeden tarafından “istila” olarak adlandırıyor ne kadar ilginç. Burada herhangi bir dilden, dinden, ırktan herhangi bir lider için aynı şeyler söylenilebilir. Örnek olarak bu tarihsel kişilerden birini Büyük İskender’i bir de farklı bir göz ile inceleyelim.

İskender’in imparatorluğunun en geniş sınırları

İskender’in imparatorluğunun en geniş sınırları

BÜYÜK İSKENDER! Tarihin gördüğü en büyük imparator. 13–14 yılda Yunanistan’dan Kuzey Batı Hindistan’a kadar tırnak içinde “feth” etti. Ne demek feth etti. Burada ben ne dersem o olacak dedi. Başka biri hayır ben ne dersem o olacak dedi. Sonra anlaşamayınca 2 taraf da ordular toplayıp birbirini öldürmeye çalıştı. Binlerce insan savaşlarda can verdi ya da sakat kaldı ya da yakınlarının ölümlerine, yaralanmalarına şahit oldu büyük travmalar yaşadılar. Sonunda ne oldu peki? Birkaç yıllığına İskender ne derse o oldu, sonra o da öldü gitti. Onun hükmü de bitti. Gücü tanrılaştırmış insanlar ona “Büyük İskender” lakabını taktı ve böylece onu meşhur yaptılar. Hala da böyle meşhur yapmaya devam ediyorlar. Peki İskender’in orduları karşısında yenilen Pers İmparatorluğu hikayeyi nasıl anlatıyor? Bir genç delikanlı adam, çok iyi savaşıyordu, geldi topraklarımızı istila etti, yaktı, yıktı, öldürdü … Tabiki İskender nefsi müdafa için savaşsaydı çok geçerli bir argümanı olurdu. Ancak bu durumda Makedonya’dan kalkıp batı Hindistan’a kadar ordusuyla karşısında duran herkesi öldüren bir adam var. Peki sonuçta İskender hiç doğmasaydı dünya daha kötü bir yer mi olacaktı? İskender iyi birşeyler mi yaptı? İskender tırnak içinde “fetihler” yapmak için uğraşmasaydı dünya daha kötü bir yer mi olacaktı?

Çoğu siyasi lider, iktidar sahibi, tarikat, cemaat ya da ideoloji hep bu kısır güç savaşında. Gücünü çoğaltma yarışı … Bu yarışta ne kadar çok “puan” toplarsa, ne kadar çok üste çıkarsa o kadar tırnak içinde “İYİ” mi oluyor?

HAYIR! Hiç iyi olmuyor, tarih önümüzde, hep aynı safsata, hep aynı güç savaşı, çoğaltma sevdası, çokluk aşkı … Kur’an daki Tekasür suresi insanın bu çokluk hevesini çok güzel ve çok öz bir şekilde özetliyor. Bir cümle:

“Çoğaltma yarışı sizi oyaladı”. Evet peki çoğaltma yarışına girmeyelim ama ne yapalım derseniz adalet yarışına girelim, girmeliyiz. Kur’an zaten her yerde sürekli adaletten bahseder. Sürekli insana zerre miktar haksızlık yapılmayacağından bahseder. Kimsenin kimsede zerre miktar hakkı kalmayacağından bahseder. Öyle “hakkını helal et, helal olsun” haa tamam o zaman. İşte öyle olmayacağından bahsediyor sürekli Kur’an. İnsanın hakkı neyse onu alacaktır. Helal olsun haram olsun diye ağzından çıkan lafın bazı haklarda hiçbir hükmü yoktur.

Adalet yarışına girelim mesela trafikte arabanı iki adım öteye rahatça park etmek yerine yol kenarına 5 dakika dursun deyip gidiyorsun. Senden sonra sonra gelenlere yer bırakmıyorsun trafik oluyor. Sen 2 adım daha az atıp daha sağlıksız yaşayıp, işini 2 dakika daha erken bitir diye arkadan gelen 100 tane araba 2 dakika zaman kaybediyor. Daha çok benzin harcıyor, atmosferi daha çok kirletiyor, zahmet çekiyor. Şimdi sen bunun hakkını vermeyeceğini mi sanıyorsun? Kur’an vereceksin diyor.

Sokakta açık havada sigara içiliyor. Bu sigaradan kopan yanan tütün düşüp bir kıyafeti kirletiyor, yakıyor. Bunun hakkını Allah sormayacak mı soracak? İçilen her bir sigara, ortalama 11 dakika ömrü kısaltıyor. Peki sigara içmeyip sigara içen insanın yanından yürüyenin hakkı ne olacak? Belki o bir nefeslik pasif içilen sigara dumanı kanseri tetikliyor? Bunların da hepsinin de bir hakkı var ve Allah ahirette bunların hepsinin zerre ağırlığınca dahi olsa hesaba katılacağını Kur’an’da çok yerde ifade ediyor.


메타데이터
post_id
d2fd4d558acf
slug
adalet-adalet-adalet-d2fd4d558acf
url
https://medium.com/@canbax/adalet-adalet-adalet-d2fd4d558acf
canonical_url
https://medium.com/@canbax/adalet-adalet-adalet-d2fd4d558acf
author_url
https://medium.com/@canbax
status
ok
fetched_at
2026-06-26 03:39:16