← Back to list

Ekmek Bulamıyorlarsa Pasta Yesinler

“İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.” A Clockwork Orange’ 1971

Erhan Bağ in Türkçe Yayın · 2024-11-28 11:22 · 119 claps · 4.4 min read
#fakir #yardım #dayanışma #iyilik #türkçe
Open on Medium ↗

Ekmek Bulamıyorlarsa Pasta Yesinler

“İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.” A Clockwork Orange’ 1971

Photo by Yahor Urbanovich on Unsplash

Photo by Yahor Urbanovich on Unsplash

Bugünkü bilgilerimize göre modern dünyayı doğuran en önemli gelişmelerden birisi hiç şüphe yok ki 1789 Fransız Devrimi’dir. Devrimden önce Fransa tahtında XVI. Luis oturuyordu ve karısı Kraliçe Marie Antoinette devrimin en dikkat çeken figürlerinden birisi, belki de en önde geleni olarak görülüyordu. Toplumdan, halkın sıkıntıların, gerçeklikten ya da yaşamın zorluk ve dinamiklerinden bihaber, tasasız, zengin ve soylu sınıfın körleşmiş bakışını ifade eden şu meşhur sözün, onun ağzından döküldüğü rivayet edilir: “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler.”

1789 yılı ekim ayında maddi zorluk ve aileleri açlık çeken fakir kadınlar, dertlerini krala duyurmak için Versailles sarayı önünde toplanıp yürüyüş yapıyorlardı… Söylentiye göre, bu protesto günlerinden birinde kadınların ne istediğini yanındakilere soran Kraliçe Marie Antoinett’e “ekmek istiyorlar” dendi ve o da “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” anlamında bir şeyler söyleyiverdi… Sen misin bu sözü söyleyen, bir zaman sonra bu talihsiz laf kraliçenin boynunda giyotin bıçağı olarak tecelli edecekti… İngiliz-Yahudi iş bilirliği ile gerçekleşen devrimin en önemli sembolü olan bu ifade aslında ilk kez Jean Jacques Rousseau’nun İtiraflar (Confessions) adlı kitabında geçer ama devrim sırasında bir kara propaganda aracı olarak kullanılarak halk arasında yayılması sağlanır.

Photo by Max Böhme on Unsplash

Photo by Max Böhme on Unsplash

Kuşkusuz, hangi coğrafyada, kültürde ve çağda olursa olsun dünyanın taşıyıcısı olan geniş halk kitlelerinin yüzleştiklerini anla (ya)mayan, ağzında gümüş kaşıkla dünyaya gelen bencil azınlığın alaycı yaklaşımına vurgu yapmak isteyenler için bu sözün tarihten gelen işlevi oldukça mühimdir. Her kültürde, her çağda ve her coğrafyada bulunan tuzu kurular, bilhassa ekonomik buhran dönemlerinde fakir fukara edebiyatı yapmaktan geri durmazlar… Bilhassa şimdilerde yalılarda, lüks konutlarda, rezidanslarda, turizm beldelerindeki villalarda oturup da yoksulluk edebiyatı yapanlar var ya, işte bunlar insanı gerçekten çileden çıkartan bir yaklaşım içinde olmuşlardır. Garibanlık nedir, yoksulluk nedir, günübirlik yaşamak nedir bilmeyen bu tuzu kuruların ağlamaklı bir ifade ile dövünerek “ah gariban halkım, vah ekmek alamayan yoksullarım, işsizlerim” diye feryat-figan ederek sergiledikleri “tiyatro”, insanı hayretlere düşürüyor. İki yüzlülüğün, münafıklığın böylesi, istismarcılığın bu kadar utanmazca yapılanı başka hiçbir devirde görülmemiştir.

Bu merhamet yoksunu bencil yaratıklara: “şurada bir fakir var” ya da “şurada işsiz kalmış bir baba ve ailesi var” yahut da “az ötede yatalak yaşlı bir kadın var, hadi bunlara yardım edelim, biraz yiyecek alıp götürelim de yüzleri gülsün” diyecek olsanız cin çarpmışa dönüp hemen bir bahane ile sizden uzaklaşır, “sosyal devlet” nutukları atmaya başlar ve “devletin doyurması gerekenleri biz mi doyuralım?” diyerek zeytinyağı gibi üste çıkıp pişkinleşirler… Bir zaman önce belki kendisi de garibandı, imkanları kısıtlıydı, borç ve geçim sıkıntısı altındandı ama Allah’ın hikmeti (meşru veya gayri meşru) bir vesile ile durumu düzelmiş ve geniş imkanlara kavuşmuştu…

Heyhat! Kadim tarihlerden buyana görüldüğü gibi insanoğlu daima unutkan ve nankördür! Öğrenciyken bursla geçindiği halde ihtiyacı olan öğrencileri görmezden gelir, atadan-babadan fakir olduğu halde bir vesile maddi imkanlara kavuşur ama ihtiyaç sahiplerini görmez, göremez. Yıllarca hem babası hem kendisi kirada oturmuştur ama şimdiki imkanları ile gözüne inen perde oturduğu evin kirasını ödemekte zorlanan garibanı görmesine manidir…

Photo by Steve Mushero on Unsplash

Photo by Steve Mushero on Unsplash

Erdemli insan elindeki imkanları, maddi olanakları ihtiyaç sahipleri ile paylaşmayı bilen kişidir. İşin edebiyatını yapmak, suya sabuna dokunmamak, sadece kendisini ve yakınlarını düşünmek yüksek şahsiyetlerin işi değildir… Dayanışma halinde olmak her toplum için çok gerekli olduğu gibi, kişisel huzur ve manevi tatmin için de vazgeçilmez bir tercihtir. Toplumda insanların huzurlu ve mutlu olması, kendilerini güvende hissetmesi için dayanışma kültürü çok önemlidir. Toplumun dayanışma içinde olması, insanların birbirini anlaması, yardımcı olması, genel olarak “insanların iyi hissetmesine çalışmak” kişisel hayatın da anlamlandırılması için son derece gereklidir.

Toplumsal huzur ve barış ortamının korunması için dayanışmaya her zaman ihtiyaç vardır… Çok klasik bir tabir olarak “her şeyi devletten beklememek lazım.” Hiç umulmadık zamanda her an şahsen çok berbat, çok kötü durumlara düşülebileceği şuuru ile her imkân sahibi maddi olanaklarını ihtiyaç sahipleri ile paylaşmayı öğrenmeli ve sürdürmeli… Hem toplumsal görevleri tam yerine getirmeyip hem vergisini tam ödemeyip hem kendine sağladığı imkanlar için topluma borcunu unutup hem de bencilce “devlet baksın veya çalışsın kazansın” edebiyatı yapmak geleceği düşünen akıllı ve erdemli insanın işi değildir!

Tahsil gördüysen bu milletin vergileriyle yapılan okullarda gördün. Ticari başarı sağladıysan bu millete sattığın mal ve hizmet sayesinde oldu. Bilim adamı olduysan bu milletin vergileriyle kurulan üniversitenin laboratuvarında çalıştın. Sanatçı olduysan bu milletin alkışları ve paralarıyla yükseldin. Siyasetçi ve bürokrat olduysan bu milletin kendi hizmetini göresin diye altına koyduğu koltuğa oturdun… Şimdi ben yaptım, ben ettim, ben başardım, ben kazandım, benim aklımla oldu demek ne tür bir akıl yürütmedir ya da ahlaklı bir duruş mudur? İmkân sahibi olan herkes imkânı nispetinde yasal mecburiyetleri haricinde topluma olan borcunu ödemek zorundadır; erdemli şahsiyet olmak budur!

Photo by Marek Studzinski on Unsplash

Photo by Marek Studzinski on Unsplash

Dayanışma ile hem yoksullar ve ihtiyaç sahipleri korunmuş olur hem de toplumsal huzur gerçekleşir. İhtiyaç sahibine, fukaraya yapılan maddi yardımlarla onların hırsızlık, gasp ve hile gibi kötü yollar ile uyuşturucu, kumar ve içki gibi bağımlılıklara sürüklenmesi engellendiği gibi yardım yapanla yardım gören arasında bir sevgi köprüsü kurulur. Yapılan yardım ve destekle birlikte topluma kazandırılan insanlar kin, garez, kıskançlık, düşmanlık gibi kötü huylardan kurtulup üretime ve toplumun yükseliş süreçlerine katılır… Bu sayede toplumda bir güven iklimi hâkim olur, insanlarda “toplumda kötü bireylerin yanında iyi bireylerin olduğunun” bilinci de gelişir. Toplumu oluşturan bireyler maddi ve manevi olarak birbirleri ile ne kadar yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olursa, o toplum o kadar huzurlu olur, mutlu olur ve ileri gider.

İyilik ve yardımlaşma; iyilik yapılandan daha fazla iyilik yapana faydası olan bir şey… Bu konuda bir psikiyatri uzamanı şöyle diyor: “Sen var olduğun için ben varım” biçimindeki, mutluluğun ve iyi olma halinin sadece almaktan değil vermekten, iş birliğinden geçtiğini öğrendiğimiz bir dönüşüm çağındayız… “Benim görevim seni yaşatmak, senin görevin beni yaşatmaktır” anlayışı ile “iyilik sosyal ilişkilerimizi geliştirir, iyilik mutlu eder, iyilik hayata anlam katar, iyilik fiziksel sağlığı olumlu etkiler, iyilik depresyon ve anksiyeteyi azaltır”, iyilik iyi gelir vesselam. İyilik yap, iyilik bul.

İyilerle birlikte iyilik yaparak sevgiyle kalın…

*Bu yazıyı beğenip faydalı bulduysanız sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasına destek olabilirsiniz… İlginize teşekkür ederim.

Faydalı Linkler:

**https://arkeofili.com/kralice-gercekten-ekmek-bulamiyorlarsa-pasta-yesinler-dedi-mi/**

**https://www.gzt.com/genc-motto/ekmek-bulamiyorlarsa-pasta-yesinler-3772289**

**https://uskudar.edu.tr/pozitif-psikoloji/iyilik-iyilestiriyor**

**https://haberajandanet.com/Article/tuzu-kurularin-fakirlik-edebiyati-beni-deli-ediyor/ofhhwvf0VidznHtOtpkC**


메타데이터
post_id
d334ec80dd2f
slug
ekmek-bulamıyorlarsa-pasta-yesinler-d334ec80dd2f
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ekmek-bulam%C4%B1yorlarsa-pasta-yesinler-d334ec80dd2f
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ekmek-bulam%C4%B1yorlarsa-pasta-yesinler-d334ec80dd2f
author_url
https://medium.com/@erhanbag
status
ok
fetched_at
2026-07-21 23:30:11