← Back to list

SAĞLIK VE TOPLUM

Toplum olarak ne kadar sağlıklıyız? Veya sağlıklı mıyız?

Aybüke Büyüktunçay in SAYGEL · 2025-03-16 22:50 · 0 claps · 4.0 min read
#saygel
Open on Medium ↗

SAĞLIK VE TOPLUM

Toplum olarak ne kadar sağlıklıyız? Veya sağlıklı mıyız?

Hadi gelin bu soruların cevaplarını farklı bakış açıları altında inceleyelim.

Öncelikle ışık tutmamız gereken bir konu var, sağlığın tanımı.

1948 DSÖ Tüzüğü’nde sağlığın tanımı şu şekilde yapılmıştır: Yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması durumu değil, fiziksel, sosyal ve ruhsal refah durumu. Sağlığın teşviki ve geliştirilmesi bağlamında sağlık, soyut bir durumdan çok fonksiyonel terimlerle anlatılabilen bir sonuca ulaşma aracı olarak, insanların bireysel, sosyal ve ekonomik olarak verimli bir yaşam sürmesine izin veren bir kaynak olarak düşünülmektedir. Sağlık, günlük yaşam için bir kaynaktır, hayatın amacı değildir. Sosyal ve kişisel kaynakları ve fiziksel kapasiteyi öne çıkaran pozitif bir kavramdır (1).

Yani DSÖ’ye göre sağlık; sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.

Peki ya bu tanıma göre gerçekten sağlıklı mıyız? Toplum içerisinde bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tamamen mükemmel olan kaç kişi var?

Ülkemizde de son yıllarda ruhsal bozukluklarla ilgili epidemiyolojik çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Bu çalışmalarda tanı koydurucu ölçeklerin kullanımıyla ülkemizde tanı konulabilecek düzeyde ruhsal bozukluk yaygınlığının %20’yi geçtiği vurgulanmaktadır. 2013 yılında ülkemizde gerçekleştirilmiş en büyük epidemiyolojik çalışmalardan biri olan “Türkiye Ruh Sağlığı Profili Çalışması”nda Türkiye’de nüfusun %18’inin yaşam boyu bir ruhsal hastalık geçirdiği bildirilmektedir (2).

Dünyada yapılan en büyük epidemiyolojik çalışmalardan biri olan ve ABD’de “Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü” tarafından gerçekleştirilen “Epidemiyolojik Alan Çalışması” nda(Epidemiologic Catchment AreaECA) en az bir ruhsal bozukluğun toplumda ki bir aylık yaygınlığının %15 olduğu tespit edilmiştir. Aynı çalışmada en yaygın görülen ruhsal bozukluğun anksiyete bozuklukları olduğu ve toplumun %7’sinde görüldüğü bildirilmiştir. Cinsiyetlere göre incelendiğinde ise, kadınlarda anksiyete bozukluklarının erkeklerde alkol ve madde kullanımının en yaygın tanılar olduğu saptanmıştır (2).

https://ohsad.org/2023-yili-saglik-istatistikleri-yilligi-yayinlandi/

https://ohsad.org/2023-yili-saglik-istatistikleri-yilligi-yayinlandi/

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün yayınlamış olduğu istatistiklere yıllara göre hastanelerde yatan hasta sayısı 2002 yılında toplam 5.508.263 kişi iken, 2023 yılında 13.391.434 kişiye ulaşmıştır (3).

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan alınan verilere göre 2018 yılında toplam ilaç satış hacmi 2.351 milyon kutu iken, 2023 yılında 2.760,1 milyon kutuya yükselmiştir (3).

Organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısı 2019’da 31.285 iken 2023 yılında bu sayı 34.535’e ulaşmıştır (3).

Yapılan toplam ameliyat sayısı 2002 yılında 1.598.362 olarak tespit edilmiştir, 2023 yılında ise bu sayı 5.992.338’e ulaşmıştır (3).

Hastanelerde yatan toplam hasta sayısı 2002 yılında 5.508.263 olup 2023 yılında bu sayı 13.3941.434 olarak belirtilmiştir (3).

Yayınlanan bütün bu verilere dayanarak söylemek gerekirse, ülkemiz sağlık konusunda her ne kadar iyi olursa olsun toplumdaki çoğu bireyin fiziksel, bedensel ya da psikolojik açıdan problemleri bulunmaktadır. Geçmişte atlatılmış veya şuanda sahip olunan hastalık ve durumlar toplum sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir.

Sağlıksız birey sayısındaki artış toplumun gündemini de sürekli değiştirmektedir. Örneğin HIV/AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar zaman zaman medyada büyük bir yer edinmekteyken özellikle Covid-19 sonrası dönemde ınfluenza salgınları, kardiyovasküler hastalıklar gibi durumlar da gündeme gelmekte ve konuşulmaktadır.

Sağlık kuruluşlarına başvurmadığı halde gündelik hayatta halsizlik, vücut ağrısı, baş ağrısı gibi ağrılar çeken; strese bağlı olarak sorunlar yaşayan ancak bu durumların normalliğini kabul eden çokça kişi de vardır.

Sağlık bir bütündür evet, sağlıklı toplum sağlıklı bireyler sağlıklı bireyler de sağlıklı toplum demektir. Ancak bireylerin bu kapsayıcı tanıma göre tamamen sağlıklı olması neredeyse imkansızdır.

Toplumun her kesimi farklı düşünce, inanç ve farklı yaşam tarzına sahip olsa dahi topluma dahil olan bireylerin hastalıklara tepki verme düzeyi birbirlerine benzer şekillerdedir. Toplumun sahip olduğu kültürel faktörler, sosyal faktörler, psikolojik faktörler, ekonomik faktörler, politik ve yapısal faktörler, biyolojik ve demografik faktörler ile bilgi ve iletişim faktörleri verdikleri tepkiler ile direkt ilişkilidir. Örneğin; Covid-19 pandemisinde farklı toplumların ve bireylerin gösterdiği tepkiler bu faktörlerin etkisiyle şekillenmiştir. Kimileri hastalığa karşı hızlıca önlemlerini alırken, kimileri inkar eğilimi göstermiştir. Kimileri ise hastalığın gerçekte var olmadığına dair veya doğal olmadığına dair komplo teorileri üretmiştir.

Hemen hemen her toplum, hastalıklara/semptomlara karşın farklı tepkiler gösterseler bile, minimum düzeyde dahi olsa, bu tepkilerin bazı ortak yanlarından söz edilebilir:

  1. Her toplum, hastayı, yakınlarını ve hastalığın üstesinden gelmesi beklenen kişilerin davranış ve beklentilerini yönlendirmek için çeşitli kalıplar geliştirir.

  2. Birçok toplumda, günlük hayatlarını olumsuz etkileyen, ani ve açıklanamaz bir şekilde tahrip eden semptomlara maruz kalan bireyler hasta diye nitelendirilmektedirler.

  3. Hastalığa yol açan semptomlar, toplumda özel bir güce, beceriye, bilgiye sahip olarak hastalıkları yenebileceği düşünülen uzman kişilerden yardım istemeyi gerekli kılmaktadır.

  4. Hemen hemen her toplumda ne tür tedavi alırsa alsın, ya da hiç almasın, eğer hasta iyileşmişse semptomların üstesinden gelmek için izlediği yolun en doğru yol olduğuna inanılmaktadır (4).

Sonuç olarak, yaşadığımız ülke sınırları içerisinde var olan toplum yapısında her bireyin aynı hastalıkları atlatıp bu hastalıklara aynı tepkiyi vermesi neredeyse imkansızdır. Bütüncül sağlık anlayışı hastalıkları ve bireyleri kapsamlı incelemesi gerektiğinden dolayı iyi ve yerinde bir anlayış biçimi olarak gözükse bile, Türkiye sağlık sistemi içerisinde uygulanabilirliği çok da verimli değildir. Bu anlayış içerisinde hizmet veren bir yapının veya hekimin toplumu çok iyi analiz etmesi, çok iyi tanıması gerekmektedir. Gerek muayene sürelerinin kısalığı, gerek toplumdan uzak kalarak bireyselleşme davranışı ve nihayetinde tıpta uzmanlaşma ile gelen hastaları makine/robot gibi görme davranışları bütüncül sağlık hizmeti sunumunun kalitesi ve verimliliğini sorgulamaya neden olacak bazı sebeplerdir.

Her birey hem kendi hem de toplum sağlığını önemsemeli ve düşünmelidir. Ancak bunu yaparken sorulacak soru “Gerçekten sağlıklı mıyım?” yerine “Ne denli sağlıklıyım?” sorusu olmalıdır. Böylelikle sağlık hizmeti almaya yönelik eğilimde, belki de yukarıda saymış olduğum istatistiklerde gözle görülür bir azalma gerçekleşebilir. Ayrıca gereksiz ilaç ve tedavi masrafları azaltılarak sağlık harcamaları daha planlı ve tasarrufa uygun hale gelebilir. Bireyin ne denli sağlıklı olduğunu sorgulaması, kendisindeki problemleri görerek var olan hayat düzenini değiştirmesinin yani risklerden uzak bir hayat sürmesinin yolunu da açabilir.

KAYNAKÇA

  1. Sağlığın Teşviki ve Geliştirilmesine Yönelik Ottawa Sözleşmesi. DSÖ, Cenevre, 1986.

  2. Keskin, A., Ünlüoğlu, İ., Bilge, U., & Yenilmez, Ç. Ruhsal Bozuklukların Yaygınlığı, Cinsiyetlere Göre Dağılımı ve Psikiyatrik Destek Alma İle İlişkisi, 2013.

  3. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Sağlık İstatistikleri Yıllığı, 2023.

  4. Cirhinlioğlu, Z., (2024), Sağlık Sosyolojisi, (10.Basım), Nobel Yayıncılık, Ankara.


메타데이터
post_id
d3f91f45dfed
slug
sağlik-ve-toplum-d3f91f45dfed
url
https://medium.com/saygel/sa%C4%9Flik-ve-toplum-d3f91f45dfed
canonical_url
https://medium.com/saygel/sa%C4%9Flik-ve-toplum-d3f91f45dfed
author_url
https://medium.com/@aybuke.byktncy
status
ok
fetched_at
2026-07-20 15:41:31