Karl Marx, Anneannem ve Muşamba örtü
Mutsuzluğun başkentindeyim… Odamda…
Karl Marx, Anneannem ve Muşamba örtü

Mutsuzluğun başkentindeyim… Odamda…
Altılı biramı piknik buzluğuna koyup yanıma aldım. Mutfağa gitmeye dahi takatim yok. Biranın birini açıp L koltuğun uzun tarafına çöktüm. Çökerken biranın henüz höpürdetemediğim köpüğünü üzerime döktüm. Köpüren kısmı içip ağzımı elimin tersiyle sildim. Silerken elim, yanağımda birikmiş ıslaklığa değdi. Ağlıyordum ya az önce, unutmuşum. Ya da ağlamak o kadar olağandı ki herhalde “Dur lan, önce şundan soğuk bir yudum alayım, devam ederim,” demiştim.
Kumandaya uzandım. Müzik açmalıydım. Daha önce ağlarken araya giren “Kastamonu balı, 3 al 2 öde” reklamlarından efkar gecelerim bölündüğü için premium üye olduğum uygulamayı açtım.
Tam tombul göbeğimin üstünde tombul biramı sabitlemişken kapı küt diye açıldı. Şişe sarsıldı ama düşmedi; tıpkı benim gibi.
Uzun, çiçekli ev elbisesi içinde iri yarı ama omuzları yaşlılıktan çökmüş anneannem kapıda belirdi.
“Hayırdır anneanne, odaları mı karıştırdın?” dedim.
“Yok goca gız. Fıtı fıtı elin kalabalık girince merak ettim,” dedi. Göbeğimdeki birama bakıp, “Tuzlu fıstık da aldın mı?” diye devam etti.
“Yok anneanne, bugün keyiften değil dertten içiyorum; izin verirsen efkarlanmam lazım.”
Hiç teklifsiz mini dolaba uzandı. Karşımdaki yatağın kenarına oturup bir fırt açtı, bir tanesini su içer gibi kana kana içti ve şaşkın bakışlarımın ortasında bana döndü:
“Boş ver be çiroz tıfılı… Tıraş olduğunda soyulmuş hıyara benziyordu desem yazık, Allah var efendi çocuk, patlıcana benziyor desem patlıcana yazık… Anlarsın ya…” Bir yudum daha aldı. “Baktım, ayakları ufacıktı,” dedi gülerek.
“Aaaa anneanne ama yaaa! Ne kadar ayıp ya… Gerçekten öyle mi dersin ya?” diyerek doğruldum.
“Seni meraklı sıpa seni… Ver bir de sigara tellendireyim,” dedi.
O da hemen uzanma mesafemde olan paketi kalkıp verdim. Bir tanesini elbisesinin cebine, bir tanesini dudaklarına götürdü. Sigarasını yakıp gerisin geri koltuğun ucuna oturdum.
Sigara dumanını tavana doğru üflerken, “Aman, annen duymasın odada sigara içtiğimizi,” dedi. “Zaten içki sende, alkol sende, ne yapsın o oğlan seni? Para dayanmaz sana.”
“Zaten biz neden öyle böyle değil de giyotine gitmelik zengin değiliz ki?”
“Giyotin nere kız, bizim yazlığın oralar mı?”
“Yok anneanne, yani böyle halkı kendimize düşman etmeli zengin olmak.”
“Aman yok, ben daha geçen pazarda ‘Ekonomi çok iyi, bak nasıl herkesin eli kolu dolu’ diye takılayım dedim; hamalından pazarcılar odası başkanına kadar zor kurtardım canımı.”
“Bu konjonktürde zaten söyleyebileceğimiz şiirlerimiz bile ‘Köylüleri Neden Öldürmeliyiz’den ötesine geçemez. Karl Marx’ın da dediği gibi: ‘Orta sınıfta henüz çözemediğim bir y…raklık var.’”
“Sen yine göt göt konuşmaya başladın. Ben gidiyorum, annenle fasulyeyi ayıklayacağız akşam yemeğine. Hadi gel yardım et, olmayan kafanı dağıtırsın.”
İkimiz de elimizdeki şişelerden içebileceğimiz kadar içip bir kenara bıraktık ve balkona geçtik.
Ağaçların gölgesinin düştüğü balkonda, duvara asılı radyoda çalan şarkı eşliğinde, muşamba kaplı masa üzerinde taze fasulye ayıklamanın efkar dağıtma üzerinde olumlu bir etkisi vardı. Yüzde yüz bilimsel gerçek…
메타데이터
- post_id
- d57db002f3ed
- slug
- karl-marx-anneannem-ve-muşamba-örtü-d57db002f3ed
- url
- https://medium.com/dili-turkce-in-turkish/karl-marx-anneannem-ve-mu%C5%9Famba-%C3%B6rt%C3%BC-d57db002f3ed
- canonical_url
- https://medium.com/dili-turkce-in-turkish/karl-marx-anneannem-ve-mu%C5%9Famba-%C3%B6rt%C3%BC-d57db002f3ed
- author_url
- https://medium.com/@pinaricka
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-21 19:25:17