İstikamet
Nuh’un gemisi bir kurtuluş vasıtası değildir yalnızca, varlık ile hakikat arasına çekilmiş perdelerin kaldırıldığı bir imtihan mekânıdır…
İstikamet

Nuh’un gemisi bir kurtuluş vasıtası değildir yalnızca, varlık ile hakikat arasına çekilmiş perdelerin kaldırıldığı bir imtihan mekânıdır aynı zamanda. Bugün gemiyi tarihsel bir hadise olarak konuşabiliriz ama zor olan, o geminin bizim iç dünyamızdaki karşılığını idrak edebilmektir. Çünkü tufan, sadece bir zamanın kavmini yutan su değildir.
O, her çağda bizi kuşatan gafletin, arzunun ve dağdağanın ta kendisidir. Gürültü, hız ve arzularıyla tufanın tam da ortasında duruyor insan. Her biri suyun başka bir hali gibi. Dışarıdan bakıldığında hayat akıyor zannediliyor ama hakikatte insan, içine çekildiği bu akışta boğuluyor.
Ve “gemi” meselesi anlam buluyor yeniden. Bu gemi, idrakle kurulan, imanla derinleşen ve teslimiyetle ayakta kalan bir varoluş girişimidir.
Nuh’a inanmayanlar gemiye binemediler çünkü mesele daveti duymak değil o davetin hakikatine yönelebilmekti. Bugün ise insan, kendisini inkâra çağıran sayısız sesle, hakikatin üzerini örten gaflet perdesi ile çevrelenmiş halde. İnsan, kendi putlarını inşa edip o putların etrafında bir hayat yaşıyor. Bu put bazen güç, bazen haz, bazen de kendilik vehmi olarak çıkıyor karşımıza. Oysa gemi, insanın putlarını kırarak kendi merkezini terk etmesiyle vücud bulabilir. Kendi hakikatine doğru bir hicret ile Yaratıcının emri doğrultusunda kurulan bir istikamet üzerine. Bu istikamet, insanı zandan hakikate, dağınıklıktan tevhide, gürültüden sükûna taşır.
Burada asıl mesele herkes bir şekilde ya bir gemi inşa eder ya da bir dalganın parçası olur. Dalga olmak çevrelenmiş olduğu seslerle sürüklenmektir, sürüklenmek çaba gerektirmez. Fakat gemi inşa edebilmek, bir bilinç, bir yön ve bir sadakat ister. İnsan, kendi iç dünyasında bu gemiyi kurmadıkça dışarıdaki hiçbir çağrı ona yetmez. Sonunda tufan yine gelir. Biçimi değişir ama hakikati değişmez.
Tufan geldiğinde ya kendi elleriyle yaptığı putların arasında boğulur ya da emre icabet ederek tesis ettiği gemiyle selamete erer. Kurtuluş, verilmiş bir imkan olduğu kadar o imkana layık bir yöneliş tayin etmekle bizi bulur ancak.
메타데이터
- post_id
- d6c9e2fb348e
- slug
- i̇stikamet-d6c9e2fb348e
- url
- https://mediumturkiye.com/i%CC%87stikamet-d6c9e2fb348e
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/i%CC%87stikamet-d6c9e2fb348e
- author_url
- https://medium.com/@esmagnc28
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-28 14:26:31