← Back to list

Güven Kırılınca Geriye Ne Kalır?

Duruyormuş gibi hissettiğin yerde bile hayat devam eder.

Sinem Demirkan in Pandorium · 2026-07-06 09:36 · 425 claps · 5.0 min read paywalled
#güven #psikoloji #kişisel-gelişim #hayat #deneyim
Open on Medium ↗

Güven Kırılınca Geriye Ne Kalır?

Duruyormuş gibi hissettiğin yerde bile hayat devam eder.

Photo by Markus Winkler on Unsplash

Photo by Markus Winkler on Unsplash

Medium üyesi değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.

Ben ilişkileri binalara benzetiyorum.

Hayatta hem kendimiz hem de başkalarımızla olan ilişkilerde bir temel olduğunu düşünüyorum. Bu temel ne kadar sağlamsa, bir tane şey eksildiğinde o kadar dengede kalabililiyoruz.

Bu temelin en orta noktasını ise bence güven oluştutuyor.

Peki ya güven kaybolursa geriye ne kalır?

Photo by Colton Duke on Unsplash

Photo by Colton Duke on Unsplash

Bunu ilk önce karşı tarafa sormadan kendime sormak istiyorum.

Yani karşıdaki kişiye olan değil de kendime olan güvenim kaybolduğunda ne oluyor?

Çünkü kendimize güvenimizi kaybettiğimizde bir şeylerden uzaklaşmaya başlıyoruz, ilk olarak kendimizden ve sonra başka şeylerden uzaklaşıyoruz, birden normalde bize kolay gelecek şeyleri ertelemeye başlıyoruz.

Normalde bize keyif veren şeyler bizi strese sokmaya başlıyor. Birçok şeyi daha fazla sorguluyoruz. Sorgulamak güzel olsa da bizi sorgulama döngüsünde tutup aksiyona geçmemizi engelleyen bir hale geldiğinde o overthink dediğimiz çok düşünme, sürekli düşünme halinde oluyoruz.

Ve bu bizi istediklerimizden daha da uzaklaştırıyor ve hani zaten hayat zorken o düşünmenin içinde kaybolmak da daha da zorlaştırıyor bir şeyleri.

Photo by The Prototype on Unsplash

Photo by The Prototype on Unsplash

Onun için karşı tarafa güvenimizi kaybettiğimizde de ben ilk olarak kendimizi sorguladığımızı düşünüyorum.

Başkası güvenimizi kırdığında bile biz ilk kendimize dönüp ‘’niye ben böyle bir şeye izin verdim, böyle bir şey niye oldu’’ deyip yine suçu kendimizde aramaya meyilli oluyoruz.

Sanki karşı tarafın yaptığı seçimler bizimle alakalı gibi geliyor. Yani insanların davranışlarını onlarla değil bizimle alakalı görüyoruz.

Tabii ki bazı davranışları bizim ilişkimize, bize özel olabilir ama bir insanın yaptığı her şeyi, kendimiz üzerinden yorumlamak kendimizden şüphe etmeyi ve beraberinde kendimize güvenimizi sorguladığımız bir yere geliyor.

Photo by Ronda Dorsey on Unsplash

Photo by Ronda Dorsey on Unsplash

Bence bu aslında o temelin sağlam olmamasıyla da alakalı. Çünkü güveni sağlam tutan başka değerler de var. Mesela öz şefkat olmadığında hatalarımıza sahip çıkamıyoruz ve kendimizi her sorunda yargılıyoruz.

Kendimizi anlamak yerine yargıladığımız o anlarda da kendimize olan güvenimiz zamanla azalmaya başlıyor. ‘’Aa bak ben bunu yapamıyormuşum’’ deyip yapamadığımız şeyleri bir kanıt olarak görmeye başlıyoruz. Ve yaptığımız şeyleri bu çok normal, bunu herkes yapar deyip normalleştiriyoruz.

Belki normal ama bir şeyin normal olması o şeyin değerli olduğunu gerçeğini değiştirmiyor. Yani başarılı olmak ve başarılı hissetmek için dünyayı kurtarmanız gerekmiyor aslında. O yüzden bazen kendi standartlarımızla başkalarına koyduğumuz standartlara bakıp kendimizi haksızlık mı ediyoruz diye düşünmenin faydası olabiliyor.

Photo by Pelin Şan on Unsplash

Photo by Pelin Şan on Unsplash

Onun dışında sevgi, kendimizi tanımıyorsak, olduğumuz halimizle yüzleşip kendimizi olduğumuz gibi sevemiyorsak da kendimize pek güvenemiyoruz.

Kendimize güvenememek kendimize olan sevgimizi etkiliyor, güvenimiz kırıldıkça da kendimizi daha az sevmeye başlıyoruz derken bu birçok kavram birbiriyle bir döngü içinde bağlantılı hale geliyor.

O yüzden aslında biz güveni kaybettiğimizde sadece güveni kaybetmiyoruz.

Orada birbiriyle bağlantılı birçok değer var ve biz sadece güven kaybını sonuç olarak görüyoruz.

Photo by Jeremy Thomas on Unsplash

Photo by Jeremy Thomas on Unsplash

Ama hayatta insan olduğumuzu anlamak ve kabul etmek ve insan kalmaya karar vermek, o dengenin sarsıldığı zamanlarda da hayatın devam ettiğini fark etmekten geçiyor.

Devam etmek aslında kolay gibi görünen bir şey olsa da insan birçok şeyi kaybederken devam ettiğinde sanki devam etmiyormuş gibi hissediyor.

Hayat devam ediyor ama sen duruyormuşsun gibi geliyor. Ben son bir yıldır bu hissi çok hissediyorum, birçok yazımda da bu histen bahsemiştim.

Neyse ki sırf biz böyle hissediyoruz diye bu bir şeylerin böyle olduğu anlamına gelmiyor. Aslında duruyor gibi hissetsek de birçok anlamda devam ediyoruz.

Aslında her sabah uyanmak bile kendimizi seçmenin bir sembolüyken bizim için devam etmek çoğu zaman büyük aksiyonlarda gizli gibi hissettiriyor.

Ki aslında hayat o ufak dediğimiz aksiyonların birleşmesiyle oluşup bir araya geliyor. Biz aslında durduğumuz sandığımız anlarda bile devam ediyoruz.

Ve ben bunu fark ettiğimde aslında birçoğumuzun benzer şeyler yaşadığını görmeye başladım. Sadece bazılarımız bunu ifade ediyoruz, bazılarımız ise hiçbir şey söylemiyoruz. Bazılarımız acıyı kelimelere döküyor, bazılarımız spora gidiyor, bazılarımız ise yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışırken bazılarımız sadece hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Aslında bu yanların hepsi hepimizin içinde var, hayatın farklı dönemlerinde farklı şekillerde var oluyoruz.

Hepimiz bu maskelere sahibiz, sadece bazılarımız bu maskelerden kurtulup tüm renkleriyle var olmayı seçebiliyor.

Hayatta yaptığımız şeylerin, seçimlerimizin hep bir bedeli var.

Ve o an neyi ödeyebileceksek onu seçiyoruz.

Doğrusunu, yanlışını bilemem çünkü doğru yanlış kavramını sorguladıkça aslında doğru yanlış denen bir şeyin olmadığını fark ettim. Tabii ki etik anlayışlarımız var ama bir şeylere doğru yanlış demek çok kısıtlayıcı olabiliyor. Ve biz doğru yanlışı düşünmeye başladıkça seçimlerimizin arkasında durmakta zorlanıyoruz.

Yani bir şey seçiyoruz, o şeyi zaten yeterince tartıp düşünmüş oluyoruz. Daha sonra üzerine zaten seçtiğimiz bir şeyi tekrar tekrar tartmanın bir faydası yok.

O an en doğru kararı vermiş olabilir ama üzerinden zaman geçtikçe artık o kadar doğru hissettirmiyor olabilir, ama bu bir seçim yaptığımızı değiştirmez ve bu seçim bana ne getirecek deyip o yolculuğa izin vermek gerekiyor. Eğer sürekli seçimlerimizi sorgularsak ne seçtiğimizi devam ettirebiliyoruz ne de bir şeyler tam anlamıyla doğru gelebiliyor.

Photo by Katarzyna Grabowska on Unsplash

Photo by Katarzyna Grabowska on Unsplash

Bence bize o duraklama dönemlerinde devam edemiyormuşuz, hayat devam ediyor, biz duruyormuşuz hissini veren de o seçimin bizi nereye götürdüğünü bilememekten alakalı.

Mesela başka bir şehre taşınmak gibi. O süreci planlamak ve oraya taşınmak sürecin başka bir boyutuyken oraya vardığında karşılaştığın şeyler planlarının dışında olan şeylerdir.

Tahmin ettiğine benzer bir süreç de yaşayabilirsin hayal kırıklarıyla dolu bir şeye de dönüşebilir.

Bunu süreci ne kadar planlarsan planla ancak oraya gidip yaşama cesaretini gösterdiğinde bulabilirsin.

Bazen de o an çok doğru gelen bir karar yıllar sonra doğruluğunu yitirir çünkü artık aynı kişi değilsindir.

Yani aslında o bitiş noktaları, başlangıç noktaları bir planladığımız gibi gitmez. Çünkü biz aynı insan olmayız. Duyguları yaşama şeklimiz beklediğimiz gibi olmaz. Bazen aynı acıyı on kere yaşarız ama on birinci seferde bambaşka bir tepki veririz.

Bazen çok tepki vereceğimizi düşündüğümüz bir şeye tepki vermeyiz.

Tepki vermememiz, onu hissetmediğimiz, önem vermediğimiz anlamına gelmez ama her zaman her şeyi aynı frekansta yaşayamayız.

Yani aslında güveni kaybettiğimizde elimizde çok fazla şey var. Eğer inşa etmek istiyorsak, o paramparça olan legoları tekrar sıfırdan dizebiliriz. Aslında sıfırdan dizmiş olmuyoruz da bu sefer öğrendiklerimizle onu inşa etmiş oluyoruz.

Ve bizim için neyin öncelikli, neyin değerli olduğunu bilerek bunu yapıyoruz.

Ama tabii yaşarken öyle hissettirmiyor. Yaşarken bir şeylerden darmadağın olduğunda bir duruyoruz ve olanları hazmetmeye çalışıyoruz sonrasında yolumuzu buluyoruz. Bazen de bulamıyoruz ama devam ediyoruz yolu yolda bulmak için.

Aslında bunların hiçbirinin bir doğrusu yok, hepimiz devam ediyoruz o kadar.

Hayatta her şey gibi güven de artıp azalıyor, biz kendimize kattığımız ve bizden çıkan şeylere olduğundan fazla anlam yüklediğimizde kendi kendimizi kısıtlayan ve sürecimizi zorlaştıran birisi haline gelebiliyoruz.

Oysa insan olmak tam da böyle bir deneyim. Kaç yaşına gelirsek gelelim her an bir şeyler paramparça olabiliyor ve biz bir şekilde silkelenip yolumuza devam ediyoruz.

[embed]Var Olmaya Çalıştıkça Yok Olmak Hayat bazen yarım bırakabildiklerimizde saklı.medium.com


메타데이터
post_id
daa2b9ef81ff
slug
güven-kırılınca-geriye-ne-kalır-daa2b9ef81ff
url
https://medium.com/pandorium/g%C3%BCven-k%C4%B1r%C4%B1l%C4%B1nca-geriye-ne-kal%C4%B1r-daa2b9ef81ff
canonical_url
https://medium.com/pandorium/g%C3%BCven-k%C4%B1r%C4%B1l%C4%B1nca-geriye-ne-kal%C4%B1r-daa2b9ef81ff
author_url
https://medium.com/@sinemdemirkan
status
ok
fetched_at
2026-07-08 21:20:17