← Back to list

2018'den gelen 530.000 seçmen…

Ne olmuştu?

Potemkin Zırhlısı · 2023-04-04 01:06 · 0 claps · 3.1 min read
#tips #hdp #chp #dhondt #seçim
Open on Medium ↗

2018'den gelen 530.000 seçmen…

Ne olmuştu?

Ak Parti ve CHP, 2018’de kendi adaylarından daha az oy alırken, HDP ve İyi Parti, adaylarından daha yüksek oy almıştı. Buradaki oy geçişkenliği elbette tartışılabilir fakat seçmenin, kendini yakın hissettiği adaya oy vermese dahi, onun partisini mecliste görmek adına bir tavır geliştirdiği de göz ardı edilmemeli. Nitekim 2018 seçimi yeni CB sisteminde girilecek ilk seçim olduğundan halk tercihinde öncelikli ağırlığı cb adaylarına verdi. Bunu daha kritik buldu ve kendi gönlünde yatan aday yerine, “kazanabilecek aday”a oy vermeyi tercih etti. Diğer seçimlerden farklı olarak ise bu seçimde kendi gönlünde yatan adayın partisinin veya direkt olarak gönlünde yatan partinin kendisinin meclise girmesini sağlayabilecek bir oyu daha vardı seçmenin. İşte bu iki oy arasındaki fark, oy geçişkenliğini tamamıyla gözler önüne sererken, yurttaşların seçim pusulasındaki kararlarını verirken en azından vicdani olarak daha rahat bir şekilde tercih yapmalarını sağladı. HDP, Kürt siyasal hareketinin öncü partisi olarak “Türkiye Partisi Olma” vizyonu ile Selahattin Demirtaş gibi etkili bir liderle birlikte, hareketin tarihinde, meclisteki en yüksek vekil sayısına ulaşmasını sağladı.

Yukarıda, 2018 genel seçimlerinde İstanbul’daki oy dağılımını görebilirsiniz. HDP İstanbul’da adayından 533.841; yani %5.5 daha fazla oy alarak 12 Milletvekili çıkardı. Hiç ilginç değildir ki, HDP’den Selahattin Demirtaş’a gitmeyen oylar ile İyi Parti’den Meral Akşener’e gitmeyen oyların toplamı, CHP’nin adayı olan İnce’nin kendi partisi dışından aldığı oy miktarıyla neredeyse aynı.

Peki öyleyse soru şu:

Selahattin Demirtaş’a oy vermezken HDP’ye oy veren 533.841 kişi kim? Sosyalistler mi? Sosyal demokratlar mı? Kürt milliyetçileri mi? Dindar kürtler mi? LGBTİ+’lar mı? Feministler mi?

Bu seçimde, HDP adına iki önemli değişiklik var. Biri, 2018’deki gibi tek başına değil, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak seçimlere giriliyor olması, bir diğeri de bu kez CB adayı çıkarılmaması… Cumhurbaşkanı adayı çıkarılmadığı için bu seçimin sonuçları ile 2018 seçim sonuçları arasındaki olası oy oranı farklılıklarını anlamamız daha zor olacak. Peki neyi daha kolay anlayabiliriz? Elbette HDP’nin “kemik” olarak ifade edilen oy oranını… Öyle ya, önce 2015 seçimleri, ardından 2018’deki 2’li oy pusulaları ve bu seçim ile birlikte, CB adayı da çıkarılmadığı için artık HDP’nin kemik kitlesini ortalama olarak belirleyebilecek kadar yeterli veriye sahip olabiliriz. Fakat tam da burada ortaya bir sorun daha çıkıyor bu veriyi elde etmekte: TİP…

TİP’in seçime Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında kendi amblemi ve adayları ile girmek istemesi, 2018 seçimlerinde ayyuka çıkan oy geçişkenliğindeki muğlaklığı en azından CHP ve onun solunda kalan partiler adına yok etmesi gibi bir olasılık taşıyor. TİP’in iddiası, yukarıda bahsettiğimiz 533.841 kişinin İstanbul’da TİP’e oy verebileceği imasını da içinde barındırıyor. Bu iddiayı kazanabilecek adaylar da bir bir duyurulmaya başlandı. Peki bu HDP’den oy koparmak anlamına gelmiyor mu? Eğer, Selahattin Demirtaş yerine Muharrem İnce’ye giden HDP parlamento oylarını verenlerin tamamının HDP seçmeni olduğu varsayımından hareket edersek, buna düpedüz hırsızlık diyebiliriz. Fakat tam tersi bir şekilde bu oyların CHP adayına oy veren seçmenlerin arasındaki sol, sosyalist, sosyal demokratlardan geldiğini varsayarsak buna ancak taban yaratmak diyebiliriz.

Muhafazakarlık her zaman gericilik anlamını da içinde barındırmaz. İlerici adımlar atarak bulunduğu sosyolojik ve siyasal çevreyi değiştirme başarısını kazanan pek çok hareketin, işin doğası gereği, ilerici adımlar atmış olmanın getirdiği özgüvenle birlikte ve elde ettiği kazanımları korumak adına muhafazakarlaştığı bilinmektedir. Bu bağlamda, eğer TİP kendine kitlesel bir taban yaratmayı, ülke siyasetine getirdiği yeni soluk ve başlı başına sosyalizm savunusu ve propagandası sebebiyle ilerici olarak pekala kabul edilebilir bir adım atarak başarabilmişse, hangi parti tapulamaya çalışırsa çalışsın, o taban yaratılmıştır ve artık herhangi bir potada eritilemez, üstünkörü şekillendirilemez ve muhafaza edilemez hale gelmiş demektir.

Böyle bir tabanın oluşup oluşmadığını henüz bilmiyoruz. Evet bir rüzgar var, bir ilgi var; bu çıplak gözle görülebilen hatta kimi çevrelerin kendi adına kaygılanmasına sebep olan bir ilgi. Fakat bu ilginin gerçekten sandıkta karşılığını bulup bulmayacağı TİP dışında kimsenin belirleyebileceği bir şey değil gibi görünüyor. Sosyalist bir parti olarak meclise girme ve nihayetinde sosyalistlerin iktidarını kurma hedefi olan hangi parti vardır ki zaten bu ülkede linç edilmemiş, bedel ödememiş, yalnız kalmamış ve ezilmeye çalışılmamış…


메타데이터
post_id
dba31febe4c8
slug
2018den-gelen-530-000-seçmen-dba31febe4c8
url
https://medium.com/@hey_21129/2018den-gelen-530-000-se%C3%A7men-dba31febe4c8
canonical_url
https://medium.com/@hey_21129/2018den-gelen-530-000-se%C3%A7men-dba31febe4c8
author_url
https://medium.com/@hey_21129
status
ok
fetched_at
2026-07-25 22:50:20