Dönüşüm
Dalgalı bir denizden dingin bir göle
Dönüşüm
Dalgalı denizden dingin bir göle

photo by instagram: @aybupqe
Aslında bu satırları belli bir plan içinde yazmam çok mümkün olmayacak. Zira tecrübeyle şekillenen iç dünyamı yazıya dökmek zorlu bir uğraş. Bir süredir deneyimlediğim bazı olguları, vardığım sonuçları, bulmayı umduklarımı; insan olarak ortak noktada buluştuğumuza inandığım bazı başlıklar altında toplamak istedim sanırım. Kendime bir hatırlatma, buluştuğumuz anlarda ortak bir his yaratabilmek dileğiyle…
Her zamanki gibi bana eşlik eden notaları buraya bırakıyorum :)
[embed]
Çemberin dışına çıkmak
İnsanın kendini diğer insanlarla kurduğu her türlü ilişkide bir çemberin içinde var ettiğini düşünüyorum. İç içe geçmiş bu çemberlerin en küçüğü en insani yanlarımıza, zayıflıklarımıza ev sahipliği yaparken, bu daracık çemberin içindeki yalnızlığımız “kendi” miz olduğumuz alanı da temsil ediyor.
Bu çemberlerin sınırları ise hayatın evrelerinde çeşitli formlarda müdahil olduğumuz, bir şekilde dokunabildiğimiz hayatların çemberleriyle zaman zaman kesişiyor. Bazen tüm bu kesişmeler ayrık birer küme haline dönüşüyor.
Bu başlık altında bilakis deneyimlediğim ve bana belki de son yıllarda aradığım anahtarı sunan ise, çemberin dışına bir adım atma girişimim oldu diyebilirim. İnsan içinde bulunduğu çemberin sınırlarını bir kez gözden kaybettiğinde -ki bu kendi çemberi değilse- zayıf düşüyor. Bağımlılıkla sonuçlanan ilişki formlarının pençesinde doğrulmaya çalışırken kendinden yitip gidenlere veda bile edemiyor.
İşte tam bu noktada bir nefeslik durmalı, içerisinde bulunduğunuz veya içerisine alındığınızı sandığınız çemberlerden geriye bir adım atmalı. Bu farkındalık adımı ne sağlıyor derseniz, sanırım cevabımın omurgasını “bağımsızlık” oluşturur.
İçinde homojen olarak varolmadığım, özümsenmediğim ve esasen dışında olduğum çemberleri; bir çaresizlikle değil, farkında olabilen göz ve zihinle değerlendirebilmek “ben” olabilmenin anahtarını kullanmayı öğretiyor. Bağımsızlığımdan ve var olan duyarlı içselliğimden, dış dünyaya ve diğer insanlara kalması gereken payı ayırabilmemi sağlıyor.
Bu başlık için demem o ki kendinizi, içerisinde bulduğunuzu sandığınız ve sınırlarını gözlemlemekten ari tuttuğunuz çemberlerin dışına çıkarabildiğinizde yüzleşecekleriniz, sizi biraz daha “size” yaklaştırabilir. Yeter ki deneyimin kapısı aralandığında ardına bakmaktan korkmayın.
Hepimizin bir şey araması gerek hayatta, hayattan huzur içinde ayrılmak istiyorsak, o şeyi bulmak zorundayız. Elio Vittorini
Kutuplaşmış duygular girdabından çıkmak
İç dünyamı bir süredir göl metaforuyla gözlemliyorum. Göl metaforuna göre hepimiz birer gölüz. Zaman zaman yüzeyimizde güneş açarken, bazı anlar olur ki bir fırtına her şeyi bulanıklaştırabilir. Ancak ruhumuz gölün derinliklerinde kıpırtısız durarak, yüzeyde olanı gözlemleyebilir. İşte bu dengesini bulmuş dingin bir iç yapıdır.
Tam bu noktada kutuplaşmış hislerden uzak durmaya çalışıyorum. Bu uzaklaşma, olumsuz duygulara karşı olduğu kadar şüphesiz olumlu duyguları da bünyesinde eritmeli ki, pür bir dinginlik zihnime hakim olabilsin.
Herhangi bir olay karşısında, olası kutuplardan birine yaklaştığımı hissettiğimde ki bu aşırı bir çoşku, yoğun bir hırs, dolu dizgin bir özlem veyahut yersiz bir zayıflık olabilir; tüm bunlardan kaçınmaya gayret göstererek iç stabilitemi dengede tutmaya özen gösteriyorum.
Bu süreçte gözlemlediğim bazı duygular var. Bir görüşe, görünüşe veya kendine yönelmeyen herhangi bir davranışa dahi duyulan yoğun öfke veyahut olası gerçeklerden tamamen uzak bir hayalperestlik içinde kurgulanmış romantizme duyulan heyecan. Her iki kutbu temsil eden nacizane örneklerim üzülerek söylüyorum ki geçmiş deneyimlerimden birer kalıntı.
İçimde durulmayan suların, dinmeyen gürültünün sebebinin kutuplaşmış duygular girdabından çıkamamış olmamdan ve bazı dış etkenlerden kaynaklandığını hissetmeye başladığımdan beri; olaylar ve olgular karşısında gölün derinliklerinde var olan dinginliğimi korumaya çalışıyorum. Zaman zaman kolay olmasa da, meditasyon ve ilk başlıkta belirttiğim gibi dışında olma, farkında olma çabasıyla giderek kolaylaştığını söyleyebilirim.
Damakta sakinlik yaratan bir pasta yapmak gibi bu süreç; ne fazlaca şeker, ne fazla un ne de fazla süsleme; ilk lokma sonrasında yüzümde oluşan gülümsemeyi bana vaad etmiyor. Dengeli bir tatla tüm dilimi doyasıya yiyebilmek için, bazı fazlalar indirgenerek, bazı azlar ise yükseltilerek ortada ince bir temas bulmalı..
Tıpkı tüm hırçınlıkların sessizleşip, coşkuların sakinleşerek ruhunuzu kucaklaması gibi..

Photo by instagram: @aybupqe
Basitleştirmek
Bu dönüşüm sürecinde açmak istediğim, keşfettiğim başlıklardan bir diğeri “basitleştirme”. Bu başlık bu zamana kadar son derece basit olguları kendi zihnimde kompleks hala getirdiğimi keşfetmemle ortaya çıktı.
Basitleştirme eyleminin zihnimde yarattığı berraklık ve bunu sözel olarak dışa vurumunu sağlayabilmem, içimdeki kelebekleri kozalarından çıkarmaya yetti diyebilirim.
Somut olarak örneklemem gerekirse, olmasını arzu ettiğim bir durumun olmayışı veya olamayışının ardındaki gerçekliği bir çok kompleks sebeplere, insanlara veya şartlara bağladığımı farkettim. Bunu farketmemi sağlayan ise “istemek” fiilinin kendi ruhumda katettiğim yola olan katkısı.
Özünde “istemek” olan hiç bir eylem ardında komplike bir sebep barındırmıyor. Dayandığımız tüm sebepler zihnimizin bize, bizdeki zayıflıklara ve korkulara direnişi aslında. Tüm bu zayıflık ve bağımlılıkla yüzleşme korkusuyla arkasına sığındıklarımız, “yok yahu öyle değiller, öyle düşünmüyordurlar..” ve diğerleri “istemek” fiilinin gerçekliğini örtmüyor.
Şimdi biliyorum ki, yaşanılan hiçbir deneyimi, hiçbir oldurulmayanı, gerçeklikle bağlantısı olmayan sebeplere bağlayarak zihnin sesini yükseltmeye ihtiyacım yok..
İçimde yaşadığım bu vb. deneyimleri “dönüşüm” olarak adlandırmayı seviyorum..Kendini keşfetmenin, bağımsızlaşmanın, dinginleşmenin çokça yolları varmış.. Hayatın bizlere direttiği her deneyimi kabullenmek, tüm duygularıyla yaşamak, sorgulamak; insanın içinde hep gizlediği gücüyle tanışmasına, dayatılan, diretilen kalıplardan çıkmasına, göremediği belki de görmezden geldiği gerçeklikle yüzleşmesine olanak sağlıyor..
Bu yazıyı yazarken bana eşlik eden ve yukarıya bıraktığım notalar, bir ilerleyişi, bir devamlılığı hissettiriyor bana..Şimdi elimde tuttuğum bu anahtar neleri açacak bilmiyorum.. Lakin bu ana kadar keşfettiklerim dahi kanatlarımı hissettiriyor..Sevgiyle..
Okumanız ne hoş mutluluk🙏🏻
Ben bir şekilde hayatı sorularla, sorgularla yaşamaya çalışan kendini bulma yolunda, bazen tökezleyen bazen düşen, fakat kalkmaktan yana umudunu yitirmeyen biri olmaya çalışıyorum..burada yazdıklarım ise yolculuğumun güzel hatıraları.. Beni sosyal medyadan takip etmek isterseniz
👇🏻👇🏻👇🏻
Instagram Hesabım:
Diğer yazılarımdan bazıları:
[embed]Ne Zaman Bırakmalı ? Oyuna dair bir sorumedium.com
[embed]Hayat Dönüşebiliyor mu? (Hayatı Dönüştürmek- II) /Yeni Koza Deneyimimedium.com

**Facebook | Twitter | Instagram | Slack | Kodcular | Editör | Sponsor**

메타데이터
- post_id
- dbdb6315b326
- slug
- dönüşüm-dbdb6315b326
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm-dbdb6315b326
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm-dbdb6315b326
- author_url
- https://medium.com/@aybupqe
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-29 21:31:15