Konu Bulamayanlar İçin Yazma İpuçları
“Eğer yazmak istiyorsanız, her gün yazmalısınız. Korkacak bir şey yok, sadece yazmaya başlamalısınız.”- Ray Bradbury
Konu Bulamayanlar İçin Yazma İpuçları
“Eğer yazmak istiyorsanız, her gün yazmalısınız. Korkacak bir şey yok, sadece yazmaya başlamalısınız.”- Ray Bradbury
Ücret duvarına takılmamak için bu **linke** tıklayabilirsiniz.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere, konu bulmak bazen epey zorlayıcı olabiliyor. Bugün ne hakkında yazsam dediğim an, sanki beynim bomboş bir siyah ekran vermeye başlıyor. Uzun yıllardır iyi bir okuyucuyum fakat 2024 yılında yazmaya cesaret etmeye başladım. Her yazma serüvenimin başında, “Sen zaten yazamazsın” diyen bir iç sesle mücadele etmek pek eğlenceli değil (:
Hatta bazen düşünüyorum, bu insanlar yazacak şeyleri nereden buluyorlar? Nasıl ilham geliyor onlara, diye düşünüp dururum. Şu anda ismini hatırlayamadığım bir yazar, “Yazmak istiyorsanız, balkona çıkın, uçan kuşu, mavi gökyüzünü, savruk bulutları yazın” şeklinde konuşmalar yapıyordu. Bazı insanlar sabah erkenden kalkıp iki üç sayfa gelişi güzel, aklından geçenleri olduğu gibi yazarak, yazma pratiği yaparak güne başlıyor. Sanırım bu şekilde “yazmaya alışıyorlar”. O yüzden bu yazımda yazmak isteyenler ama konu bulamayanlar, bulsa da devamını getiremeyenler için hem kendi deneyimlerimi hem de ünlü yazarların deneyimlerini aktaracağım. Okumanın doyumuna ulaşmış ve yazmayı düşünen kişiler için güzel bir başlangıç olabilir.

Öncelikle hangi türde yazmak istiyorsunuz? Tutkulu olduğunuz bir konu mu var, yoksa sadece içinizden gelen şeyleri mi yazacaksınız? Roman, şiir, deneme veya aklımdan geçenleri toparlamak için yazmak istiyorum diyebilirsiniz. O yüzden öncelikle yazmak istediğiniz türü belirleyip o yönde ilerleyebilirsiniz.
Yazmaya başlamadan önce gözlemleme olayını hiç ama hiç yapmazdım. Kim ne giymiş, konuşurken nasıl mimik yapmış, konuştuğu şeyin hakkında gerçekten o duyguları hissediyor mu, yoksa başka anlamlar mı taşıyor, veya dağların eteklerinde kar mı varmış, apartmanların balkonundan çiçekler mi sarkmış, bahçede güller açmış, mis gibi bir koku mu duyumsamışım… hiç dikkat etmezdim. Ama yazmaya başlamak için gözlem yeteneğimin gelişmesi gerektiğinin farkına vardım. Sonuçta insanları, doğayı, evreni anlamadan onlar hakkında yazmak pek mümkün değil. O yüzden ilk önce gözlemleme yeteneğinizi geliştirmenizi öneririm.
Yazmaya başlamak için en iyi yöntemlerden birisi de okumaktır. Farklı yazarlar neler yazmış, nasıl yazmış diye kitap, dergi karıştırmak, kendi tarzınızı geliştirmenize yardımcı olur. Dizi veya film izlemek, hikaye anlatımı ve karakter gelişimi hakkında size ilham verebilir.
Peki, şimdi türü seçtiniz, gözlem olayını da hallettiniz, ben yazmak için masaya oturdum ve aklıma hiçbir şey gelmiyor diyorsanız yalnız değilsiniz. Bence hepimiz bu yollardan zaman zaman geçiyoruz. Yazacak süper bir konumuz var, yazmaya da bayağı hevesliyiz ama kalem oynatamıyoruz veya bilgisayarla bakışıyoruz. Hemen panik yapmıyoruz ve sakince aklımızda olan konunun taslağını çıkarmaya başlıyoruz. Giriş ve gelişme kısmında neler yazabileceğimizi düşünüyoruz, bunlar uzun uzun cümleler olmasına gerek yok, kısa olsa bile en azından neler yazabileceğimizi görüyoruz. Mükemmel olmak zorunda da değil, daha sonrasında dönüp düzeltebiliriz. Eğer bağlamak istediğimiz sonucu da işin içine katarsak, kabataslak ne yazacağımızı görebiliriz. Yani aslında konuyu bölümlere ayırıyoruz. Bir bütün olarak ele almaktansa bölüm bölüm yazarak zihnimizi rahatlatıyoruz.
Eğer evinizde yazmaktan sıkıldıysanız ve ilham gelmediğini düşünüyorsanız, telefon, bilgisayar, tabletinizi veya yazı defterinizi alıp dışarıda açık havada, bir mekanda, sessiz bir kitabevinde yazmayı deneyebilirsiniz. Hem dış dünyayı daha rahat gözlemleme şansı bulursunuz, hem de keyifli bir gün geçirme olanağı yakalayabilirsiniz.
Rutin belirleyebilirsiniz. Benim en zorlandığım şeyin başında rutinler ve disiplin geliyor. Yazmak, kaliteli yazmak istiyorsak disiplinli olmak bence şart. Düzenli yazma alışkanlığıyla beraber zihnimiz daha rahat yeni fikirler üretebilir. O yüzden günde belirleyeceğiniz rutinlere uymak gerekli. Ünlü yazarların çoğu da rutin sahibi. Hepimiz aynı rutine sahip olalım demiyorum, elbette yanlış anlaşılmasın, herkesin rutini kişiseldir. Ama düzen, disiplin ve belli saate yazma alışkanlıkları, yazarların üretkenliğini artıran şeyler. O yüzden dikkat edilmesi gereken bir konu.
Konu bulmakta zorlanıyorsanız da belki size komik gelecek ama ansiklopedi veya etimoloji sözlüğü karıştırabilirsiniz. “Bir kelime, bir dünya yaratabilir” mottosundan yola çıkarak (bunu ben uydurdum), farklı farklı şeyler düşünebilirsiniz veya daha önce düşünmediğiniz bir konunun kelimesini ve anlamını görünce oradan bir konu çıkarabilirsiniz. Bu benim yeni yeni yaptığım bir şey, o yüzden sadece tavsiye (:

— “Yazmak, yeni fikirlerin peşinden gitmek gibidir. Gerçekten yazmaya başlamak için, bu fikirlerin sizi peşinden sürüklemesine izin vermelisiniz.” — Isaac Asimov
Ünlü yazarların yazma deneyimlerine gelirsek: Bu aralar İmkansızın Şarkısı’nı bayılarak okuduğum yazarı Haruki Murakami, yazma rutinini oldukça disiplinli bir şekilde sürdürür. Her gün sabah saat 4'te uyanır ve yaklaşık 5–6 saat yazı yazar. Bu süre zarfında yalnızca yazmaya odaklanır, ardından egzersiz yapmak ve okumak için zaman ayırır. Murakami, düzenli olarak koşar. Koşu yaparken zihninin açıldığını ve yazılarını daha kolay yazabildiğini söyler. Yazmaya başlamadan önce her gün aynı ritüelleri yapmayı sever; bu da onun yazı sürecine hazırlanmasına yardımcı olur.
Stephen King ise, her gün yazmayı bir alışkanlık haline getirmiştir. Günde yaklaşık 2000 kelime yazma hedefi koyar ve bu hedefe ulaşmak için sabahın erken saatlerinde yazmaya başlar. Genellikle kendi ofisinde yazan King, kendini yazmaya tamamen adamış bir yazar olarak kabul edilir. Yazı süreci sırasında tamamen izole olmayı tercih eder. King, hem okuma hem de yazma konusunda sürekli bir alışkanlık geliştirmiştir. Yazmayı bir iş olarak görür, ama bu işi sevdiğini ve her gün yeni bir şeyler yazmaya çalıştığını söyler.
Franz Kafka, çoğunlukla akşamları yazmayı tercih ederdi. Gündüzleri işini yaparken yazmaya vakit bulamazdı, bu yüzden akşamları yalnız kaldığında yazmaya başlardı. Kafka yazarken çok yalnızlık ve sessizlik arardı. Kendi düşüncelerine odaklanabilmek için yalnız bir ortamda çalışmayı severdi.
Her yazarın kendine ayrı bir rutini, alışkanlığı ve düzeni var. Biz de kendi rutinimizi deneme yanılma yoluyla bulacağımıza inanıyorum. O yüzden yazmayı tek günlük bir hobi gibi değil de, ömür boyunca sürüp gelişecek, sizin kendi çabalarınızla büyüyecek bir yol gibi görmenin yararlı olacağını düşünüyorum. Bu yazıyı önce kendim, sonra sizin için yazdım. Umarım keyif almışsınızdır. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler, sevgilerle.
메타데이터
- post_id
- dbeea8854bbe
- slug
- konu-bulamayanlar-i̇çin-yazma-i̇puçları-dbeea8854bbe
- url
- https://turkiyeyayini.com/konu-bulamayanlar-i%CC%87%C3%A7in-yazma-i%CC%87pu%C3%A7lar%C4%B1-dbeea8854bbe
- canonical_url
- https://turkiyeyayini.com/konu-bulamayanlar-i%CC%87%C3%A7in-yazma-i%CC%87pu%C3%A7lar%C4%B1-dbeea8854bbe
- author_url
- https://medium.com/@nihinkitapdunyasi
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-21 15:07:53