← Back to list

Zulüm Alışkanlık Yapar…

Dr. Cüneyt Yardımcı in Türkiye Yayını · 2024-04-12 05:02 · 399 claps · 4.6 min read paywalled
#i̇nsan-davranışı #dostoyevski #sosyal-psikoloji #zulüm #hayat
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🎮 · Gaming

Zulüm Alışkanlık Yapar…

Kendinden sakındığın sevgiyi başkalarına hoyratça sunabiliyorsan ve kendine fazla gördüğün saygıyı başkalarına adayabiliyorsan, şu hayatta en çok da kendinden çalmış ve kendi varlığına borçlu kalmışsın demektir…

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Ücretli bir Medium planı üyeliği olmayanlar makalenin tamamına **buradan** erişebilir…

Dostoyevski, Moskova’da 1821 yılında dünyaya gelmiş ve 1881'de Saint Petersburg’dan uğurlanmış evrensel bir yazar…

Gerçi günümüzde daha ziyade iki ağdalı sözün üstünde, hâkî renkte bol ceketli — kızıl sakallı fotoğrafının yer aldığı sosyal medya içeriklerinin kartvizit karakteri olarak biliniyor.

Vasily Perov, Public domain, via Wikimedia Commons

Vasily Perov, Public domain, via Wikimedia Commons

Dostoyevski ile ilgili olarak yukarıdaki son cümleyi kurunca eski bir şehir efsanesi aklıma geliverdi birden…

Rivayet olunur ki bir panelde Duygu Asena, Nazım Hikmet için “kartpostal şairi” ifadesini kullanır,

Ve,

Dinleyiciler arasında olan Can Yücel de hışımla ayağa kalkar ve söz alarak:

“Hanım, hanım… Kart sensin, postal da sana girsin” der…

Böyle bir olay gerçekte hiç yaşanmamasına rağmen,

Belki hikâyeye atfedilen karakterlerin bu mizansene uygun olmasından,

Belki de içerisinde barındırdığı hazır cevaplılığa ek, subliminal olarak Nazım Usta’yı yüceltiyor olmasından mıdır bilinmez hafızalarda bir şekilde yer etmiştir.

Defaatle düzeltildiği ve tekzip edildiği halde kolektif bilinçte kendine münhasır bir yer edinmesi ilginç, ama hiç de nadir olmayan bir durumdur.

Bu duruma Mandela Etkisi deniliyor;

Yani insanların büyük çoğunluğunun bir konu üzerinde aynı gerçek olmayan / hatalı bilgiye sahip olması olayıdır bu durum.

İsmini aslında 2013'de ölen Nelson Mandela’nın, birçok kişi tarafından 80'li yıllarda hapiste iken öldüğünün sanılıyor olmasından almıştır.

Bu örnekteki Mandela Etkisi vakasında:

  • Duygu Asena “kartpostal şairi” diye bir tanımlama asla yapmamış
  • Doğal olarak Can Yücel’ in de öyle bir cevabı olmamış
  • Nazım Hikmet için “kartpostal şairi” sözünü kullanan Ece Ayhan
  • Ancak onun da Can Yücel ile bir atışması söz konusu değil

Bu esnada…

Ece Ayhan aşağıda resmini gördüğünüz beyefendidir…

Ece Ayhan — https://www.cumhuriyet.com.tr/

Ece Ayhan — https://www.cumhuriyet.com.tr/

Dostoyevski ve Ölüler Evinden Anılar

Dostoyevski ilk kitabı olan İnsancıklar’ı 1846 yılında kaleme alır;

Ancak bu ve devamındaki eserlerinde beklediği başarıyı yakalayamayınca siyasete yönlenir.

Birgün bir toplantıda yüksek sesle okuduğu şiir nedeniyle Dostoyevski Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkûm edilir.

Gerekçe devlet aleyhinde bir komploya karışmak!

Yaklaşık on ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek suretiyle infaz edilecektir ki…

Diğer sekiz arkadaşı ile birlikte affedilirler ve cezası dört yıl kürek ile ardından dört yıl adi hapis cezasına çevrilerek, kararın infazı için Sibirya’da Omsk Cezaevine gönderilir.

Hapis cezasını bitirdikten sonra 1862 yılında “Ölüler Evinden Anılar” adlı eserini tamamlar.

Rusya’da toprak sahibi bir ailenin oğlu olan Aleksandr Petroviç Goryançikov’un kıskançlık nedeniyle karısını öldürmesi,

Ve,

Sibirya’da on yıl kürek cezasına çarptırılmasının anlatıldığı kitap, esas olarak Dostoyevski’nin kendi sürgün günlerini anlattığı bir roman niteliğindedir.

Ölüler Evinden Anılar adlı eserinde şöyle bir itirafta bulunur yazar:

Hapishane hayatından önce insanları tanıdığımı sanırdım,

Ama yanılmışım…

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Dostoyevski Aydınlanıyor

Hapishanede bir köpek vardır.

Bu köpeğin yanından geçen her mahkûm hayvancağıza okkalı bir tekme atmaktadır…

Ancak asıl ilginç olan nokta,

Köpeğin bir mahkûm gördüğünde kaçmak yerine, eğilerek tekmeleme pozisyonunu almasıdır!!!

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Ne bu işkenceden kurtulmak istiyor,

Ne de kendini korumak için herhangi bir refleks gösteriyordur.

Bir gün…

Dostoyevski içerideki herkesten şiddet gören bu köpeğin yanına yaklaşır ve şefkatle başını okşar.

Peki ne oldu sanıyorsunuz?

Köpek Dostoyevski’ye şaşkınca bakar ve hemen ardından acı acı havlayarak uzaklaşır.

Ve…

O günden sonra köpek ne zaman Dostoyevski’yi görse canını sanki o yakmışçasına, sanki hayvancağıza o zarar vermişçesine ani bir refleksle kaçarak uzaklaşır.

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Created with Nightcafe AI by Dr. Cüneyt Yardımcı

Ruhu köleleştirilmiş köpek sevgiyi yadırgar, hatta reddeder hale gelmiştir!!!

Çünkü,

Kötü muamele görmeye o kadar alışmıştır ki…

Sanki İnsanlarda Durum Farklı Mı?

Benzer bir durum insanlar için de geçerli değil midir?

Ömürleri boyunca hep haksızlığa ve kötü muamelelere maruz kalmış kişiler, iyi — ulvi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını, nasıl reaksiyon vermeleri gerektiğini bilemezler.

Bazen kötü davranılan insanlar kendi cellatlarına tapar,

Bazen de iyi davrananlardan nefret ederler.

Çünkü bu insanlar için kötü muamele ve aşağılanma bir beklenti haline dönüşmüştür.

Eşit, adil veya iyi davranıldığında ise onların gözündeki değer birdenbire düşer; çünkü o duygunun geçmiş deneyimi olmamasından ötürü kişide bir karşılığı yoktur.

Karşılıksız bir şey belirsizlik demektir; beynimiz de ruhumuz da belirsizlikten nefret eder…

Temel insan refleksi bu gibi durumlarla karşılaşıldığında reddetmeyi yeğler.

Ölüler Evinden Anılar kitabında Dostoyevski bu durumu şöyle özetliyor:

Dostoyevski bu durumu şöyle özetler:

Zulüm bir alışkanlıktır;

İnsanda bu alışkanlığın kökleşmesi, sonunda hastalığa dönüşmesi mümkündür.

Sarsılmaz inancıma göre, en iyi insan bile alışkanlıkla, sanki bir hayvanmış gibi kabalaşıp o derece aptallaşabilir.

Kanla, kudretle mest olur; hoyratlığı, ahlaksızlığı, içindeki kötülüğü büsbütün geliştirir;

Aklı, duyguları kesinlikle doğal olmayan hareketleri yadırgamaz ve sonunda bundan zevk almaya başlar.

Bir zalimde hem insanlık hem de vatandaşlık tamamıyla yok olmuştur; yeniden onurlu bir insan olması, pişmanlık duyup eski hayatına dönmek imkansızdır artık.

İşin asıl kötü yanı, böyle bir başına buyrukluk kolayca topluluğa sirayet edebilir; kudret, son derece ayartıcı bir şeydir.

Toplum da böyle bir etkiye kayıtsız kalırsa, bu alışkanlığın toplulukta kökleşmesi işten bile değildir.

Kısacası, bir insana kendi benzerine fiziksel ceza verme hakkının tanınması topluluğun yaralarından biridir;

Bu yara bir yandan o topluluktaki özü ve vatandaşlık duygusunu kemirirken, öte yandan önüne geçilmez bir düzensizliğe yol açar.

Dostoyevski’nin Değerlendirmesi Üzerine

Aslında sorunun kaynağı da çözümü de insanın kendisinde…

Âdemoğlu kendisini sevmedikçe, nasıl olur da çevresine karşı sevgi dolu olabilir ki; bu mümkün mü?

Bazı durumlarda ise aslında kök sebep aynı olmakla birlikte, tezahürü tamamen farklı olabiliyor.

Örneğin,

Kendinden sakındığın sevgiyi başkalarına hoyratça sunabiliyorsan,

Kendine fazla gördüğün saygıyı başkalarına adayabiliyorsan, şu hayatta en çok da kendinden çalmış ve kendi varlığına borçlu kalmışsın demektir.

Kendini Sevmek Bencillik Değildir

Kendini sevmek ile bencillik, egoizm, narsizm veya megalomani arasında çok derin uçurumlar var.

Burada da dengeyi iyi korumak gerekiyor;

Aksi halde kantarın topuzu kaçtığında zararı yine kişinin kendi varlığında kök salıyor.

Bu yazıyı çok severek takip ettiğim Hakan Mengüç ’den bir alıntı ile sonlandırmak istiyorum:

Kendini sevmek, kendine zaman ayırmak, kendine değer vermek, ihtiyaçlarını önemsemek, “bencillik” etmek demek değildir.

Bencillik, paylaşmamaktır.

Kendinde olanı, sadece kendine saklamaktır.

Neşeni, coşkunu, iyiliğini, bonkörlüğünü, hoşsohbetini, bilgini, zamanını, enerjini kimsenin yararına kullanmamak, stoklamak ve çürümeye bırakmaktır.

Diğer bir deyişle enerjiyi istiflemektir.

Oysa istiflemek, yoksunluk bilinci ile ilgilidir.

Kileri ağzına kadar bakliyatla doldurup sonra bu bakliyatı kurtlanmaya bırakmaktır.

Ne kendini ne de başkasının karnını doyurabildiğin değerli bir mahsule hamallık etmektir; ziyan etmektir…


메타데이터
post_id
df61e1a4c7b0
slug
zulüm-alışkanlık-yapar-df61e1a4c7b0
url
https://mediumturkiye.com/zul%C3%BCm-al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1k-yapar-df61e1a4c7b0
canonical_url
https://mediumturkiye.com/zul%C3%BCm-al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1k-yapar-df61e1a4c7b0
author_url
https://medium.com/@cuneytyardimci
status
ok
fetched_at
2026-07-24 02:04:39