← Back to list

VİCDANI ANLAMAK / SPEAK NO EVİL FİLMİ

Yazıdaki analizler, karakterler arası ilişkiler ve verilen örneklerin hepsi öznel düşüncemdir. Bu yazı çıkarımlarımın harmanlandığı bir…

Enes Yayla · 2025-03-06 07:22 · 0 claps · 5.1 min read
#speak-no-evil #vicdan #iyi #kötü #gri
Open on Medium ↗

VİCDANI ANLAMAK / SPEAK NO EVİL

Bu yazı çıkarımlarımın harmanlandığı bir denemedir. Analizler, karakterler arası ilişkiler ve verilen örneklerin hepsi öznel düşüncemdir.

SPOİLER UYARISI!

2022 yapımı Speak No Evil filminden spoiler bulunmaktadır.

Filmin başlarındaki babanın tavşanı arama sahnesi olsun, müzikal kısımda duygulanıp ağlaması olsun her seferinde kıvırcık adam sanki her zaman onun her hareketini izleyen bir göz gibi. İyi ya da kötüyü gören bir göz değil, yargılayan bir gözde de değil. Baştaki bu gözler izleyen, anlamaya çalışan gözler.

Genel izlenime baktığımızdaysa baba rolündeki kişi bu gözlerle temas kurduğunda olumlu tepkiler veriyor. Çünkü oluşturduğu ve alıştığı jenerik aile tablosunun gerekliliklerini yerine getiriyor. Bu kalıbın uzantısı olarak da “ayıp olmasın” diye tatil tekliflerini kabul ediyorlar.

Diğer aile için filmin akışına bakarak henüz bir şey söyleyemeyiz ama filmin sonunu bilerek konuşacak olursak evlerine davet ettiklerinde zaten her şeyin bilincindeydiler, filmin sonu belliydi. Yaşanılan garipliklere ses çıkarmadılar, olmasına izin verdiler. Anne tepkilerini ayrıldıkları gün tavşanı unuttukları için geri döndüklerinde söyledi, evet. Fakat o tepki ancak zorunda kaldığı için ve kendi rahatlaması için vermiş olduğu bir tepkiydi. Kendisi de kocası da o diğer ailenin çocuğunu kendi kaderine terk ettiklerinin farkındaydı.

En gerilimli sahnelerden biri olan bu itiraf sahnesinde o kadar beklemediğim bir şey oldu ki. Yatakların küçük olmasından, dans olayından ve birtakım “zamanı geçmiş” şeylerden bahsetti ama radyonun sesini kısma yerinden bahsetmedi çünkü orada film boyunca tek gerçek tepkisini vermişti, hem de tek seferde. Bağırarak radyonun sesini kısması gerektiğini söyledi, kadın haklıydı. Kıvırcık adam da özrünü diledi. Gerçek tepkisini sunmasına sebep olan şey de sarhoş olması ve bu sayede kanıksadığı imajı bir kenara bırakabilmesiydi.

Diğer ailenin dilediği de başından beri buydu aslında. Kıvırcık adamın diğer adamı alıp götürmesi, ona fark etmesi için bir şans vermesi. Kıvırcık adamın özünde istediği şey misafirlerinin kızlarının gerçek sahibinin kim olduğunu hissettiren bir cesarete sahip olmaları.

Adam bunu az çok anladı (dans etme yerinde, kadın kızını durdurmaya çalıştığında son bir kez denesin demesi) ama ne anladığını bilmediği için çok uzun sürmedi ve eşinin aile paketine, alıştığı hazır tepkilere uymaya devam etti. Kıvırcık adamın yaptığı çocuğa kızma ve kupayı kırma hareketleri, yaptığı her şey gibi bir testti. Maalesef geçemediler.

Misafir eden ailedeki annenin diğer ailedeki annenin çocuğunu sahiplenir hareketler yapmasında başında ses çıkartmayıp sadece bakışlarla geçiştirmesi, ardından ani bir patlamayla kızını savunmasının da yine gecikmiş ve duygusal bir tepki olduğunu anlamaktayız. “Bu şekilde yorum yapman çok yersiz olur, hiçbir şekilde buraya bağlayamazsın” diyecek olanlar için filmin sonundaki kıvırcık adamın “Buna siz izin verdiniz” sözünü hatırlatmak istiyorum.

Taşlama kısmına kadar “şeytan”olanların diğer aile olduğunu düşündürdü film bize. Daha doğrusu bir şeytan olacaksa o diğer aile olurdu herhalde diye düşünürdük, sona kadar.

Sonlara doğru olan, misafir annenin kızını kucağına alıp savunduğu sahnedeki tepkisi de duygusal bir tepkiydi. Elinden bir şey gelmediğinin, yaptığı sarılma hareketinin boşa olduğunun farkındaydı, artık iş işten geçmişti. En sonda kocasının aksine sessizce, şeytanlığını kabul edercesine susması ve söyleneni yapması da bunun kanıtıydı.

Film boyunca kadının yaptığı buydu aslında, duygusal tepkiler vermek. Refleksif tepkiler. “Mutlu bir aile” tablosunda yaşıyordu kadın. Diğer ailenin çocuklarını zorla dans ettirmeye çalıştığı sahnede de doğru olduğunu düşündükleri(!) şeyi söylerken, yanlış olduğunu gördükleri şeyi söylerken ikisi de zorlandı. Diğer ailenin yapmakta olduğu şeyin yanlış olduğunu hissettiler ama kendi yaptıklarının neden doğru olduğunu bilmedikleri için zorlandılar. Eşi dayanamayıp odadan çıktı fakat dayanamadığı şey çocuğun ağlaması ya da başka bir şey değildi. Konu sadece kendinin ne hissettiğiydi.

Buna zıt olarak hemen ardından çocuğuna bağırması, kuralların yıkılabilir olduğunu kabul ettiği anlamına geliyor ama bunun farkına varamıyor. Kendinin farkında olmayan, onların baktığı açıdan bakamayan bir konumda.

Bir başka örnek ise misafir ailenin hasbihal olduğu sahnede çocuklarının yakarışlarını duydukları halde o an sevişmeye devam ediyorlar. Çocuklarını umursamıyor değiller. Umursamanın ne olduğunun farkında değiller. Hayvanlar gibi içgüdüsel hareket ediyorlar. Ortama uyum sağlıyorlar, kendi fikirleri yok. Verdikleri karşı tepkilerin hepsi o an hissettikleri şeylere bağlı.

Bu sahnedeki bir diğer güzel parça ise kıvırcık adamın onlara bir şeyler soran bir yargıç gibi bakmasına rağmen onların olabilecek olan her türlü kötü şeyi kabullenircesine sevişmeyi sürdürmeleri. Ya da kızlarına bakmamalarına sebep olan şeyle aynı sebepten, tepkisellik.

Toparlayacak olursak film, gerçek hayatta çokça karşılığı olan, hayatınızda alacağınız inisiyatiflerde kararlarınızı etkileyebilecek bir yapıda. İyi kötü çatışmasını işlemek bir yana, gri bir alana odaklanıyor. İyi gözükenler aslında iyi mi? Ya da hangi durumlarda iyiliklerini koruyabiliyorlar? Bu iyiliğin kapsamı nereye kadar gidiyor?

Misafir aileye bakacak olursak da boşluktan başka bir şey göremeyiz. Direkt en çarpıcı örnek üzerinden sunmak istiyorum: Bu ailedeki babanın olayları keşfettiği an normal bir insanın yapacağı hiçbir şeyi yapmaması. Ne polise ne de eşine söylüyor. Her şeyi “olduğu gibi” kabulleniyorlar.

Eğer arabaları bozulmasaydı ve eve sağ sağlim gidebilselerdi hiç ses çıkarmayacaklardı çünkü artık görüş alanlarında olmayacaktı, olsa bile umurlarında olmayacaktı çünkü asıl bencil olan asıl saygısı ve sevgisi olmayanlar misafir aile. Belli bir fikirleri yok ve yanlış da olsa fikirleri olan insanları çocuk gibi sağduyudan yoksun bir şekilde yargılıyorlar.

En güzel ve anlattığım birçok fikri destekleyen sahnelerden biri de kıvırcık adamın arabada anahtarları bırakarak işemeye gitme sahnesi. Filmin en sert ve acımasız sahnesiydi. Misafir baba onca şey gördükten sonra bu işin ne şekilde sonlanacağını KESİN olarak biliyordu. Kıvırcık adamın ona arabaya binmesini, başına doğru şeyi yaparsa bir şey gelmeyeceğini söylemesi misafir babanın kafasına geçmedi. Bunu filmin sonunda soyunurken “Neden?” demesinden anlıyoruz, oysa ki eşi çoktan anlamıştı sadece yeni kabul ediyordu ama artık çok geçti. Artık biliyordu ama yine de eli o anahtarı çevirmeye gitmedi. Yapması gereken doğru şey aslında buydu.

Filmin çevirisi ne olur bilmiyorum fakat dilsiz şeytan hem akıl karıştırıcı hem de yerinde bir isim olur diye düşünüyorum. İlhak ettikleri çocukların dillerini kesmelerinin sebebi de ailelerinden geri kalan şeyin onların sembolü olması gerektiği yani dilsiz bir şeytan olması gerektiği fikri.

Son olarak diğer aileyi misafir aileye karşı savunduğumu söyleyemem. Aksini de söyleyemem. Fakat şunu söyleyebilirim ki: Misafir aile taşlanmayı hak etmediler, diğer ailenin kurbanı oldular.


메타데이터
post_id
dfd499cc4de3
slug
vi̇cdani-anlamak-speak-no-evi̇l-fi̇lmi̇-dfd499cc4de3
url
https://medium.com/@enesyayla/vi%CC%87cdani-anlamak-speak-no-evi%CC%87l-fi%CC%87lmi%CC%87-dfd499cc4de3
canonical_url
https://medium.com/@enesyayla/vi%CC%87cdani-anlamak-speak-no-evi%CC%87l-fi%CC%87lmi%CC%87-dfd499cc4de3
author_url
https://medium.com/@enesyayla
status
ok
fetched_at
2026-06-15 20:49:13