← Back to list

Masonların 30. Derece Kitabı ve Düşündürdükleri

İlimler Hiyerarşisi ve Farabi ile Bağlantı

Özgün Kabacaoğlu in Türkçe Yayın · 2025-07-19 06:45 · 0 claps · 4.6 min read
#masons #farabi #aydınlanma #30-derece #türkçe
Open on Medium ↗

Masonların 30. Derece Kitabı ve Düşündürdükleri

İlimler Hiyerarşisi ve Farabi ile Bağlantı

Mason amblemi

Mason amblemi

Beni sosyal medya ve çeşitli gazete yazılarımdan takip edenler, bir eğitim yılı boyunca New York’ta yoğun akademik araştırmalarda bulunduğumu bilirler. Bu araştırmalarda bir takım ilgi çekici, ülkemizde gizli addedilen kitaplara da ulaştım. Bu arada; bu kitaplar ülkemizde gizli ama New York’ta halka açık kütüphanelerde bulma ihtimaliniz var.

Bugünkü konumuz ise 1950'li yıllardan bir kitap. Kitap henüz Türk masonları tek bir çatı altındayken basılmış, Masonların 30. derece ritüel kitabı. Bu kitabı görünce merakla elime aldım, gördüğüm bir şekil beni çokça düşündürdü. Bu düşünceler neticede bu yazıyı ortaya çıkardı.

İtiraf etmek gerekirse, Kurtlar Vadisi’ni izlemeye başladığım ergenlik dönemlerimden itibaren gizli cemiyet konularına çokça insan gibi ben de merak duydum, duyuyorum. Bu ilgiyle beraber, tarihin bilimsel yönüyle ilgilenmeden önce, Tapınak Şövalyeleri olsun, Opus Dei olsun çeşitli gizli addedilen yapıların dünyaya yön verdiğini düşünürdüm. Zaten, tarihi kurgusu olan ilk romanım Oğuz Müteferrika’da da dünya çapında savaşlar veren gizli cemiyetlerin mücadelesine tanıklık ediyorduk. Hatta bir ipucu vereyim; Oğuz Müteferrika’nın ikinci kitabı için tasarladığım bir Batılı tarikatı; mason ve Floransa’nın kadim platonist akademilerinden esinlendim. Yani bilimsel olarak saçmalıkla dolu bu düşünce, yani gizli tarikat yapılarının devletleri aşan savaşlar verdiği fikri, roman gibi hayallerin, güzel aşkların ve ihtiraslı sahnelerle dolu dizi ve filmlerin bir çeşit yatağı gibi. Ben de keyifle takip eder, hayal kurar kitaplar kaleme alırım.

Ama roman yazıyorum dedim, tarih bilimiyle alakalı akademik makalelerimi bu fikirden beslemiyorum. Zira gizli cemiyetler olarak bildiğimiz çoğu yapının komplo teorileriyle bezeli popüler anlatılarının, bilimsel tarihi gerçeklikle uyuşmadığını söylemeye gerek yok. Hem zaten, bu cemiyetler, elbette çeşitli tarihi anlarda etkililerdi ama genel dünya seyrine yön veren şeyin, siyasi çıkar ağları olduğunu ve bu çıkar ağlarının, bu gizli cemiyetler dahil çoğu zümresel yapıyı kuşatıp aştığını, onları çoğu zaman yönlendirdiğini şahsi bloğumda yayınlanan Talat Paşa hakkındaki yazımda incelemiştik.

Bu bilgiler ışığında günümüzün en çok merak edilen, geniş çevrelerde ister hayranlık ister kızgınlıkla olsun takip edilen yapılarından Masonların 30. derece ritüel kitabına ve bu kitabın başındaki ilgili şekle bakabiliriz.

Bu şekil ilk olarak bir paragrafla açıklanıyor. Buna göre ritüelin yapıldığı alanda basamaklar varmış, Doğu tarafındaki yedi basamakta insani hasetler, Batı tarafında ise bilimler yazılıymış. Bu basamakları bir çeşit piramit çizerek tasvir etmişler ve her basamağa ilgili insan hasetlerini ve bilim adlarını yazmışlar. Bu haliyle piramidin yedi basamağı var, bir yüzü matematikten sosyolojiye bazı ana bilimleri sayıyor, diğer yüzünde ise bağlılıktan içtenliğe kadar iyi insan olma hasetleri sayılıyor. Böylelikle bu piramit bize, belli bir derinleşme yolcuğuna çıkmayı öneriyor. Buna göre önce matematikle başlayarak adım adım önce doğayı sonra da insanı anlayacağımız bir yolculuğa çıkacağız, bunu yedi bilimde ilerleyerek yapacağız. Bu yolculukta diğer taraftan ise iyi insan olma davranışlarını içselleştireceğiz. Bu iyi insan olma hali en tepede samimiyet var. Yani birşeyi yaparken yürekten samimi olma, kendi geçici ömrümüzün üstende bir iyi fikre adanmış olma basireti.

Bana bir arkadaşım, kabala ve masonluk gibi mistik kolların bir çeşit sihir sahibi olduğunu, bu sihir gibi olan kavrayış metotlarıyla insanlığı derinden kavradıklarını söylemişti. İşte bu piramitte tarif edilen yolculuk bu bilgi setinin, kavrayış metodunun kısa bir tasnifi olmalı. 30. Dereceye ulaşmış masonlar bu bilgi setinin yüksek sırrına yani bu hiyerarşik bilgi birikim ve dünya anlama kılavuzuna sahip oluyor, kitaptan anlaşıldığı kadarıyla. Zira kitaba göre, bu dereceye yükselen kişilere ilkin bu basamakların sırrı, muhteviyatı açıklanıyor.

Açık konuşmak gerekirse bu şemayı görünce şaşırdım ve tebessüm ettim. Zira ilgili şema benim çok yakından bildiğim kadim bir bilgeliğin, masonlara basitleştirilmiş (bir ritüel kitabında derin felsefi çözümleme olmasını beklemek de hata olur zaten) bir sunumundan ibaretti. En azından bana, okuduklarımı hatırlattı.

Farabi’nin temsili görseli

Farabi’nin temsili görseli

Yıllar önce Farabi felsefesiyle tanıştım. Farabi felsefesinden ilhamla bir akademik yayın olmak üzerine üstüne çokça çalışma yaptım. Bu çalışmalarımda Farabi’nin, Mutluluğun Kazanılması adıyla Türkçeye çevrilen eserini de inceledim. Mutluluğun Kazanılması kitabı kısaca erdemli bir insan olmanın gereğinden bahseder. Erdemli insan olma yolcuğunda olmazsa olmaz olan şey, matematikten astronomiye, oradan toplumun anlaşılması için diğer gerekli ilimlere kadar felsefi yoluculukta ilerlemektir. Bu ilimler insana dünyayı hakkıyla kavramayı sağlar. Hakkıyla evreni kavrayan insan, iyi insan olma hasetleriyle bu kavrayışı birleştirince de erdemli ve neticede mutlu bir insan olur. Nitekim mutlu insan olmak için dışsal koşulları gereğince karşılamak şarttır. Değişen dinamikler karşısında hem şahsi hem de paylaşımda bulunduğumuz yakın ve geniş çevremiz için doğru adımlar atmamız gerekir. Örneğin doğru toprağa doğru ekimi yapmamamız gerekir, bu ekinleri olası hava değişimlerine karşı korumamız gerekir ve hasadı yaparken de bu hasadı kısa çıkar değil uzun vadeli faydamıza göre dağıtmamız gerekir. Tüm bunlar, iyi insan olma hasediyle birleşmiş rasyonalist ilmi kavrayışla mümkündür.

Farabi’nin bu şekilde ifade edilebilecek görüşünün kökleri, Antik Yunan’a kadar takip edilebilir ama Platon ve Aristo ile zirve yaptığını bugün kabul ettiğimiz Yunanlıların da rasyonalist felsefelerinin ilhamını Antik İran’dan almış olabileceğini kimi uzmanlar dile getirir.

Bu düşüncenin kadim kökleri nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, İngiltere’de kurulduğu kabul edilen masonlar bugün yeni-platonculuk gibi felsefi akımları Spinoza üzerinden takip etmekte. Spinoza ise İbn-i Sina’dan yoğun esinlenmeler yaşamakta. İbn-i Sina’nın Farabi’yi takip ettiğini hatırlatmaya gerek yok. Bu minvalde de erken modern çağın Batılılarını Antik Yunan’a bağlayan kaynakları taradığımızda altından büyük İslam uygarlığı çıkar.

Bu durum normaldir. Zira Kavimler Göçü sonrası çöken Avrupa’da bilgi kilisenin elinde kalmıştır. Kilise ise dogmatik öğretisi nedeniyle Aristo gibi isimleri öğretse de bunları dogmatik ele alır ve skolastik felsefeye uygun mitik şahsiyetlere indirger. Neticede Aristo, rasyonalist düşüncesinden soyutlanır. Takip edilen kişiler, hakikatle bağı kalmamış bir şey olur. Bu durumun farkına varan Rönesans döneminin hümanist düşünürleri, İtalya’dan başlayarak kadim eserleri birincil kaynaklarından takip edecektir. Bu çabayı başlatanların çeşitli kaynaklar yoluyla Osmanlı ve Endülüs yeni-platonculuğundan etkilenmiş olduklarını bugün biliyoruz. Ve haddizatında bu hümanist düşünürlerin kimileri Floransa Akademisi gibi okültist-ezoterik bazı yeni-platoncu cemiyetler ortaya çıkaracak ve filozoflar kıta boyunca bu tip felsefi yapılarda bir araya gelecektir. Neticede de masonluk modern çağda yayılırken bu modern öncesi oluşumları bünyesinde eritecektir.

Bu minvalde de Floransa Akademisi gibi gizli cemiyetlerin Papalık, yani rasyonalist felsefi eğitimi silen yapı karşısında bir zaruret olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Zira papalıktan ancak gizli meclislerle kurtulmak mümkündür. Başka bir ifadeyle, bu gizli cemiyetlerin ortaya çıkış nedenlerinden birisi de Orta Çağlarda rasyonalist bilginin dolaşımda kalması ihtiyacıdır.

Masonluk 30. Derece ritüelindeki başlangıç öğretisi neticede beni Farabi’nin eserine götürdü. Felsefenin engin imkanlarını hatırlattı. Bazen bilginin gözümüzün ucunda olduğunu ama onu anlamak için önce kendi gözümüzün içten açılması gerektiğini kavrattı. Ben şahsen bu yolculuğu akademik çabalarda, ilim yolculuğunda buldum. Neticede hadis-i şerifin buyurduğu üzere:

İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.

Bu yol nice güzel kapıları açar kuşkusuz. Kimisi de elbette başka yerlerde, yollarda bulur aydınlık ufukları. Kesin olan, günümüz dijitalleşme çağında isteyenin istediği bilgiye ulaşmasının Orta Çağlardan çok da zor olmamasıdır, yani Oxford yok okuyamadık deme bahanesine artık sahip değiliz. Açınız interneti bulunuz kitapları, okuyunuz efendim. Kadim bilgelik için de Türkçe’ye çevrilmiş Farabi ile başlayabilir, Türk Rönesansı için tohumları saçabilirsiniz. Unutmayın, Avrupa gizli cemiyetlerle Aristo okumaya çalışırken, bizim büyük Katip Çelebi’nin padişahla neler konuşabildiğini, İslami platonist rasyonalizmi, İşrakiyeyi nasıl da rahat destekleyebildiğini.


메타데이터
post_id
e0b71d8b9ca2
slug
masonların-30-derece-kitabı-ve-düşündürdükleri-e0b71d8b9ca2
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/masonlar%C4%B1n-30-derece-kitab%C4%B1-ve-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri-e0b71d8b9ca2
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/masonlar%C4%B1n-30-derece-kitab%C4%B1-ve-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri-e0b71d8b9ca2
author_url
https://medium.com/@ozgunkabacaoglu
status
ok
fetched_at
2026-07-18 21:27:51