← Back to list

Haşere ve Tekne

Hava sakindi yatağa girdiğimde, hala öyle. Güzel bir serinlik akıyor içeriye açık lombozdan. Zaten hava hep 20 derece civarında burada…

Çağrı in Türkçe Yayın · 2024-11-30 10:07 · 51 claps · 2.0 min read
#varoluşçuluk #tekne #öykü #türkçe #türkçe-yayın
Open on Medium ↗

Haşere ve Tekne

Hava sakindi yatağa girdiğimde, hala öyle. Güzel bir serinlik akıyor içeriye açık lombozdan. Zaten hava hep 20 derece civarında burada, bana kalırsa insanın ideal uyuma ortamı. Gece karanlığının rengine bakılırsa saat üç-dört civarında olmalı.

Limanda deniz çok sakin, Yaşar Kemal’in “karıncanın su içtiği” diye anlattığı sakinlikte. Okyanus ortasında izole bir adanın limanının bu kadar sakin olmasına hâlâ alışamadım. Halbuki bir buçuk aydır bu limandayız.

Dışarıdan gelen tıkırtılarla uyandım birkaç dakika önce. Zaten teknenin her tarafı her zaman tıkırtı ama bu sefer farklı biraz.

Tıkırtılar sanki küçük ayakların güvertede yürürken çıkartabilecekleri cinsten. Fareler. Acaba lağım faresi mi yoksa tarla faresi mi? Tarla faresinin pek yaygın olmadığı bir coğrafyadayız, yani lağım faresi, bildiğin sıçan. Büyük olsa çok ses çıkar, acaba yavru mu? Yavru sıçanlar çok şirinler aslında, siyah boncuk gözleri, meraklı meraklı etrafı koklarken hareket eden burun delikleriyle. Şirin sıçan, güzel bir tezat.

Eşim yanımda uyuyor, zaten top atsan uyanmaz genel olarak, yavru sıçan tıkırtısı rüyasının kapısını bile çalamaz.

Gece uykumun bölündüğü her zaman olduğu gibi şimdi de paranoyalarımla baş etmek zorundayım.

Dün süpermarkette fare zehri görmüştüm. Kesin fare problemi var bu memlekette. Birkaç makaleye de denk gelmiştim tekneye dadanan fareler hakkında.

Düşününce biraz, tekne fareler için cennet aslında. Küçük kuytu köşeler, sağda solda boş yerleri değerlendirmek için saklanan bakliyatlar ya da konserveler. Yola çıkmadan önce alıp zulaladığımız kilolarca yeşil mercimek, tosya pirinci ve nohut.

Teknenin tavanı ile güverte arasında bir boşluk var, kablolar ve teknenin bazı teknik ekipmanlarının bağlantı noktaları gibi şeylerle dolu. Kısaca teknenin içini steril tutuyor çirkin şeyleri saklayarak. Fare oraya bir girse. Kabloları kemirse, arıza çıkarsa. Kakasını yapsa, koksa bir güzel. Hadi bir de ölürse orada? El de girmiyor ki temizlik ya da tamir yapılsın kolayca.

Hayır neden teknede yaşamaya başladık ki güzelim evimizi bırakıp?

Kedi mi alsak tekneye? Zaten istiyorduk da tekneyi bırakıp seyahat etmek istediğimizde ne olacak diye karar verememiştik. Belki de bazı kısıtlar gerekiyor bu hayatta. Eski zaman denizcileri biliyormuş bu işleri hakkaten, muhtemelen tekneyi bırakıp, uçağa binip aile ziyaretine de gitmiyorlardı.

Dur bakayım bir ses çıkarayım korkutabilecek miyim?

Kesildi gibi birkaç saniye.

Şimdi tekrar başladı. Yoksa aklım muzip bir oyun mu oynuyor?

Acaba hamam böceği olabilir mi? Kocamanından. Sokakta birkaç kere gördüm, teknenin ahşap plastik karışımı güvertesinde acaba ayak sesi bu kadar artar mı? Büyüğünden olabilir, semirmişi iyice.

Şaka bir yana, bu ülkede büyük bir problemmiş hamam böcekleri. Zaten yollarda kuytu köşelerde de çokça denk geldik. Tekneye gelebileceğini pek düşünmemiştim şimdiye kadar. Ama fare gelebiliyorsa hamamböceği hayli hayli gelir.

Belki de Kafka’nın böceği bu. Kafası karışmışından biraz, yatağın altı yerine güvertede yabancılaşıyor hayata. E tabii, nerede ve nasıl geleceği belli olmuyor sembolizmin. Belki de güvertede böcekleşen benim. Geride bırakmaya çalıştığımız kurumsal iş ve şehir hayatıyla teknede konar göçer hayatın arasında dünyaya yabancılaşan. Kolay mı olacaktı onyıllardır yaşadığımız dünyadan pat diye çıkmak? Yolda geçirdiğimiz altı ayın sonunda bu mu özeti seyahatin?

Hakkaten ne yapıyoruz burada biz?


메타데이터
post_id
e8a3e24ce2d5
slug
hasere-ve-tekne-e8a3e24ce2d5
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/hasere-ve-tekne-e8a3e24ce2d5
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/hasere-ve-tekne-e8a3e24ce2d5
author_url
https://medium.com/@bircevapsizcagri
status
ok
fetched_at
2026-07-21 22:45:11