İçimdeki kız çocuğunun elini tutmaya çalışıyorum
Yazmak bence kendini doğuran bir eylemdir. İnsan bir kere başladı bu işe kötü de olsa iyi de olsa peşinsıra hep devam etmek istiyor…

Görsel yazara aittir
İçimdeki kız çocuğunun elini tutmaya çalışıyorum
Yazmak bence kendini doğuran bir eylemdir. İnsan bir kere başladı bu işe kötü de olsa iyi de olsa peşin sıra hep devam etmek istiyor sanırım. Veyahut düşüncelerini yutmak yerine kağıdı kalemi alıyor eline. Modern hayatta kağıt ve kalemin yerini tabletler, telefonlar, bilgisayarlar almış olsa da yazmayı unutmuyor insan. Bu çiçek hakkında mı ne düşünüyorum yazıyorum, şu sokak bana neyi mi hatırlattı yazıyorum. Sessiz bir direnişin ilk baş kaldırısı da denilebilir bu eyleme. İlk kıvılcım ben de nerde cereyan etti diye düşünüyorum da... Sanırım günlük tutmayla kapıldım ilk bu serüvene ne anlatıyordum ne yazıyordum diye pek anımsamasam da o zamanlarda da ruhuma huzur veren bir yanı vardı diye hissediyorum. Düşünüyorum da kelimeler unutulsa bile hisler unutulmuyor çünkü. İlerleyen süreçte ne oldu derseniz günlükler yerini yakın arkadaşlara bıraktı. Sanırım artık benim de beni benden daha çok dinleyen ve anlayan nefeslendiğim günlüklerim var.
Dediğim gibi bu kıvılcım ilk günlüklerle başladı ardından kısa öyküler yazar olmuştum sonra tabi hikayelerin uzunluğu bölüm bölüm uzadı. Tabi kalemim yettiğince artık şiirler de yazar oldum. Sonraları aslında yazmanın yaşanmışlıklarla eş değer bir eylem olduğunu anladım. Galiba yaşam ömrüme yıllar katarken sadece yaşımı düşünmemiş komple yeni bir ben olmama vesile olmuş. Tabi değişmeyen bazı şeyler de yok değil mi, elbet var. Değişim için ilk önce insanın kendine izin vermesi gerekiyor sanırım. Bunun nasıl ve ne açıdan bir değişim olduğu muhakkak karşınıza zaten bir şekilde çıkar. Kendi öz benliğimi ele alıcak olursam ben ilk değişimi yazdıklarımda gördüm. Önceden şiir dinlemeyi seven bir insanın zamanla şiirler yazması beni biraz ürkütmedi değildi hani... Peki şimdi bu durum bana ne hissettiriyor derseniz, zaman geçtikçe ve ben geçmişe baktıkça güzel sevdim diyebiliyorum ama her varlığın sevgiye layık olmadığını da gördüm. Artık hayata karşı bir adım atmadan önce o adımımın ardını ilk önce güvence altına almam gerektiğini öğrendim. Yani önce ben sonra diğerleri. Bu bir bencillik mi bilmiyorum ama bu duygunun oluşmasındaki ilk tuğlayı yine karşı taraftan almıştım. Hatta gelin şuna surlar ördüm diyelim.
Düşünüyorum da olayın özetinde beni yazmaya hep insanlar itmiş. Şikayetçi değilim elbet vardır bizimde yaşayacağımız neşeli günler diye umut ediyorum. Sonuçta 'bu dünyadan en son umut göçer öyle değil mi?' Şiirlerim, hikayelerim elbet bir gün benimde baharda açan çiçeklere dönüşecek... Ama şu an yara izlerim yazdıklarımda biraz daha kokusunu bırakacak. Biraz daha düşüncelerim hayatın hizasında yol alırken bükülmeyi sadece kaleminde görücek. İnsan yandıkça kul olurmuş benim kalemim küle dönmüş çok mu sonuçta.
Ve son olarak, içinde yazmanın coşkusunu hisseden, kendine masallar çizen, sırf hissettikleri okunmasın diye günlüğünü kuytu köşelerde saklayan o küçük kız şimdilik biraz yara almış ve kırılmış olsan da seni çok seviyorum. Sen hep benimle kal.
Nazlı OKUMUŞ
메타데이터
- post_id
- ea83df547870
- slug
- i̇çimdeki-kız-çocuğunun-elini-tutmaya-çalışıyorum-ea83df547870
- url
- https://medium.com/@okumusnazli113/i%CC%87%C3%A7imdeki-k%C4%B1z-%C3%A7ocu%C4%9Funun-elini-tutmaya-%C3%A7al%C4%B1%C5%9F%C4%B1yorum-ea83df547870
- canonical_url
- https://medium.com/@okumusnazli113/i%CC%87%C3%A7imdeki-k%C4%B1z-%C3%A7ocu%C4%9Funun-elini-tutmaya-%C3%A7al%C4%B1%C5%9F%C4%B1yorum-ea83df547870
- author_url
- https://medium.com/@okumusnazli113
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-29 12:07:18