← Back to list

Salieri Kompleksi’nin Panzehiri Samuraylarda mı?

Geçen hafta uzun zaman sonra kapalı alanda bir tiyatroya gittim, Zorlu’da Amadeus’u izledim. Uzun süredir merak ettiğim, fakat bir türlü…

Hazan Aydın Yeşilova · 2021-11-04 12:15 · 1 claps · 2.5 min read
#salieri #samurai #ustalık
Open on Medium ↗

Salieri Kompleksi’nin Panzehiri Samuraylarda mı?

Geçen hafta uzun zaman sonra kapalı alanda bir tiyatroya gittim, Zorlu’da Amadeus’u izledim. Uzun süredir merak ettiğim, fakat bir türlü denk getiremediğim bir oyundu. Çok da beğendim.

Mozart’ın müzik için, sanat için, tarih için önemi malum. Fakat Mozart’ın hayatında önemli olan bugün adını hiç bilmediğimiz birisi olduğunu bilmiyordum: Antonio Salieri. Oyunun adının Amadeus olduğuna bakmayın, daha çok Salieri üzerinden gidiyor ve Selçuk Yöntem çok güzel duyguyu yansıtıyor. Amadeus’un kitabı 1979 ve filminin ilk gösterimi 1984 tarihinde olmuş. Ve sonrasında psikolojiye Salieri Kompleksi diye bir tanım kazandırmış.

Peki nedir bu Salieri kompleksi?

En basit haliyle ortalama yeteneğe sahip kişilerin, yetenekli kişileri kıskanması olarak tanımlanıyor. Ancak tabii ki bununla kısıtlı değil.

Salieri çok disiplinli, bütün hayatını müziğe harcamış ve görülmek isteyen bir müzisyen. Fakat şanssızlığı Mozart ile aynı döneme denk gelmesi. Günlerini, aylarını harcayarak yazdığı bestelerin, Mozart’ın sadece günlerini alan bestelerin yakınına bile yaklaşamadığını görmesi. Hatta Mozart’ı Salieri’nin zehirlediği ve öldürdüğü dahi söylentiler arasındaymış.

Beni en etkileyen cümle şu oldu:

Tanrım madem bana Mozart’ta olan yeteneği vermedin, öyleyse onun ne kadar iyi müzik yaptığını anlayacak zekayı da vermeseydin.

Hayatta en çok istediği şeyin başkası tarafından önemsenmeden, basitçe yapılabildiğini görmenin verdiği bir haset.

Salieri ile Mozart’ın ilişkisi bir yerde de birbirine bağlı. Çünkü yeteneğine hayran olduğu bu adamın kabul görmesi ve hayatını kazanabilmesi Salieri’nin takdirine bağlı. O da bunu biliyor ve Mozart’ı hep yanlış yönlendiriyor.

Mozart da malumunuz sınırları zorlayan bir ruh olduğu için 1800ler Avrupa’sında çizginin dışına kayması oldukça kolay oluyor.

Bahsedilen bu komplekse sahip kişilerin görülen özellikleri içinse birkaç farklı kaynakta şunlar yazılmış:

  • Kişinin destekçisi gibi görünür, fakat onun kötülüğü için çalışır
  • Kişinin kötü olduğu alanları övüp, iyi olduğu alanlarda yererek onu şüpheye düşürür
  • Kişiyi çıkmaz olduğunu bildiği yollara yönlendirir
  • İş verir, fakat yeterli kaynağı sağlamayarak onu işi yapamaz hale getirir
  • Henüz hazır olmadığı konularda onu cesaretlendirerek hayal kırıklığı yaşamasına sebep olur.

Kısacası Şeytan Salieri kompleksine sahip kişilerin ancak getir götürünü yapar diyebilir miyiz? :) Bence evet. Bu nasıl kötülüktür?

Oyundaki iyi kısım ise şuydu; Selçuk Yöntem bu kötülüğü öyle iyi anlatıyor ki o kötülükteki acınası düşkünlüğü de hissediyorsunuz. Bilim, sanat gibi yaratıcı sektörlerde bir konuya ömrünü verip yetenekli birinin seni kolayca geçmesini görmek oldukça zor olsa gerek.

Senin istediğin şan, şöhret ve ustalık bir anda ellerinden gidebilir.

Peki nedir bunun çözümü diye düşünürken aklıma samurayların ustalık reçetesi geldi. Binlerce yıl öteden görüp cevaplamış olmaları paha biçilemez.

Gerçek bir usta olmak için önce ustanı geçeceksin, ama yetmez öyle öğrenciler yetiştireceksin ki onlar da seni geçecek. Ancak o zaman usta mertebesine ulaşabiliyorsun. Çok güzel değil mi?

Darwin’in evrim teorisi de, Newton’un “Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam bu devlerin omuzlarında durduğum içindir” sözü de bizi aynı yere getiriyor.

Hem senden sonrakilerin seni geçeceğini bilmenin verdiği tevazu, hem de seni buraya taşıdıkları için senden öncekilere verdiği değerin ahde vefası kalp yumuşatır, kırılgan egoları esnetir cinsten. Sadece bununla da sınırlı değil, hayatın akışına ayak uydurmaya da yardımcı.

Hayatın boyunca en iyi sporcu, en keskin zekaya sahip bilim adamı ya da en güzel müziklerin yaratıcısı olamayabilirsin ama zirveyi gördükten sonra sana ilerleme gücü verebilecek şey başka bir düzleme geçmek, başka bir düzlemde kendini aramaya devam etmek olabilir.

Amadeus’u da, anlattığı konuyu ve anlatış tarzını da çok beğendim. Bazı Black Mirror bölümlerinde olduğu gibi “kimse kınanmadığı günahın masumu değildir”i Salieri’nin yaşadığı iç çatışmalarıyla oldukça güzel veriyor. Meraklılarına tavsiye ederim. :)


메타데이터
post_id
ece098ee0642
slug
salieri-kompleksinin-panzehiri-samuraylarda-mı-ece098ee0642
url
https://medium.com/@hazanaydin/salieri-kompleksinin-panzehiri-samuraylarda-m%C4%B1-ece098ee0642
canonical_url
https://medium.com/@hazanaydin/salieri-kompleksinin-panzehiri-samuraylarda-m%C4%B1-ece098ee0642
author_url
https://medium.com/@hazanaydin
status
ok
fetched_at
2026-07-21 15:40:34