Tabula Rasa
Yeni hedefler, çevremizdeki sesler, hayal kırıklıkları, beklentiler… “Durmak da bir eylemdir.” ,”Zamane gençleri…”, “Ben senin yerinde…
Tabula Rasa
Yeni hedefler, çevremizdeki sesler, hayal kırıklıkları, beklentiler… “Durmak da bir eylemdir.” ,”Zamane gençleri…”, “Ben senin yerinde olsam…” , “Büyümüşsün…” ,”Okulu bırakmak istiyorum.” , “İşi bırakıyorum.” , “Yok mu hayatında biri ?” , “… de yük olurmuş insana :)” ,”Hadi buluşalım.” ,”Özleştik sanki” ,”OLMUYORR!”
Bazen bir şeyler isteriz, olmaz, belki olur ama istediğimiz gibi olmaz, olmaması gerekir, bir veda gerekir bazen üzse de. Hayat devam eder ama zamanı durdurmak istersin yine de o, inatla akmaya devam eder. ”Hayat sen üzgünsün diye yol vermez sana, göz yaşını silmez.” Çözümler ararsın iyileşmek için. İyileştim zannedersin sonra bir bakarsın kabuk bağlayan yaran kanamış. Parmak izlerini çıkaramazsın ne kadar silsen de hayatından unutmak istediklerinin. Bakarsın mutlusun, bakarsın dalıp gitmişsin bir yerlere.

Sebep ne olur nasıl olur değişir belki de ama hepimiz bir şeyleri bir şekilde yaşıyoruz iyisiyle kötüsüyle. Ben de bir önceki yazımı paylaştıktan sonra yine o günden itibaren yaşadım bir şeyler. İlk önce herkesin saygılı ve anlayışlı olmadığını gördüm mesela. Herkesin bir hayatı olduğunu ve o akışın etrafında koşuşturduğunu gördüm.

Bir insan kaynakları müdürü “Hiçbir zaman bir şeylere yetişmek zorunda değilsin. Yaşının, zamanının kıymetini bil. O yaşadığın zamanı doya doya yaşa çünkü tek düzeltemeyeceğin şey yaşadığın anılar olacak. Bizim zamanımıza göre daha çok karar vermeniz gerekiyor ve bu seçimlerinin arasında boğma kendini. Arkadaşlarına, sevdiklerine sana yeterince zaman ayıramıyorlar diye üzülme. Aylar sonra bile bir telefon açıp güzel sohbet edebiliyorsanız bunun kıymetini koru çünkü ilerde öyle zamanlar gelecek ki sen de çevrendeki insanlara yetişemeyeceksin, hayatın akışı bazen zalim olabiliyor. Cenazede çok gözyaşı dökülür, sen sevincini paylaştığında gözleri parlayan ve senin kadar mutlu olabilen birini bulursan o kişiyi bırakma. O kişiden sana zarar gelmez.” demişti.
İnsan tanımayı hep çok sevdim. Kitap okumak gibi bir şey benim için insan tanımak. Bambaşka fikirler, bambaşka hayatlar… İlk başlarda insanlar hayatımdan çıktıkları zaman çok üzülür ve kendimi suçlardım. Şöyle yapsaydım belki de hayatımda olmaya devam ederlerdi fikri üzerdi beni. Aslında bir insandan öğreneceğim paylaşacağımız şeylerin genellikle sınırlı olduğunu farkettim. İnsanları da tüketirmişiz aslında. Bir insanın yaşadığına şahit olmak istermişiz ve o insanın yaşamını çözdüğümüzde genellikle daha fazlasını bilmek istemezmişiz bir şekilde. Sevgimiz bitermiş. Bir formülü yok ama evet… İnsanları da tüketiyoruz her birimiz.

En gerçek, en zor, en önemli şeyin aslında saygı olduğunu öğrendim. Yıpranma ve yıpratma şeklimiz bu saygıyı nasıl yaşattığımız ve büyüttüğümüzle ilgiliymiş hepten aslında. Her şey özsaygıyla başlarmış meğer. Kendine saygın varsa kendini de sevmeye başlarmışsın, şefkatli olurmuşsun ve anlamaya o zaman başlarmışsın. Kendine değer vermeyi öğrenirmişsin. Şu hayatta kendine doğru değeri veren birinden daha güçlü bir şey yokmuş meğer. Sonra çevrene de böyle yaklaşmaya başlarmışsın.

Ben her insanın bir ayna taşıdığını düşünürdüm hep. Diğer insanlara kendini yansıttığı bir ayna. Beni yanlış anlarlar mı acaba diye endişelenirdim. Samimiyetimi, içtenliğimi, anlatmak istediklerimi yeterince anlıyorlar mı diye sorgulardım o beni yansıttıkları aynadan. Aslında herkes her şeyin çok da güzel farkındaymış. İnsanların düşüncelerini paylaştığı zaman farkettim ki gerçekten kendini bir yere kadar yetiştirmeyi başarabilen insanlar benim cümlelerim ne kadar bozuk da olsa beni anlıyorlarmış ki zaten. Gerçek aşkın ve gerçek arkadaşlığın peşinden koşmayın derler. Gerçekten de öyleymiş. Boştan yere hırpalıyormuşuz kendimizi meğer. İnsanlara koşarken onların da adım atmasına izin vermiyormuşuz bazen. Bizi üzen şeylere “hayır” diyemiyormuşuz çoğu zaman.
Evet; planlar yapıyoruz, rutinler oluşturuyoruz da bir de yağmur, kar ve güneş gibi çevresel faktörler varmış . Sen o dünyanın kurallarını bilmezsen zor yeşertirmişsin hayat bahçeni. Görmezden gelemezsin gerçekleri. Kuralına göre oyunu oynamak zorundaymışız :) Bunun için de güçlü olmak gerekirmiş. Sağlam bir iskele lazım bir şeyi inşa ederken, unutma dostum. Kaçarak, saklanarak, erteleyerek, çalarak, suçlayarak… Hiç başaranı görmedim.
Hadi bir minik egzersiz daha yapalım bu hafta. Gözümüzü kapatıp kendimizi dinleyelim. Saygının ilk aşaması dinlemektir bence. “Nasılsın?, Ne istiyorsun?, Ne istemiyorsun?, Neyi neden yapıyorsun ve sana ne hissettiriyor?” bu tür sorularla kendimizi dinleriz ve anlamaya çalışırız. Cevaplar bulduğumuzda da çevremizdeki insanlara soralım bu soruları. Kendimizi ve karşımızdakileri dinledik, anlamaya çalıştık. Evlilikte bile iletişim bozuklukları yüzünden boşanan çiftler oluyor. Dinlemeyi ve anlamayı hatta saygı duymayı ihmal ettikleri için üstelik. Bu tür yaklaşımların hayatınızda bazı sorunlara çözüm getireceğine eminim.
Bazen de çözümsüz kalması gerekir bazı şeylerin ve bunun için de bir son gerekir. Bazen yeni bir başlangıç içindir bir son. Sonlar güzeldir. Kötü şeyler yaşansa bile güzeldir. Daha kötü şeyleri engellersiniz belki, kim bilir? O zaman da geriye söylenecek bir şey kalıyor:
“Kendine iyi bakmaya çalış. En azından iyi kal, hoşça kal.”
메타데이터
- post_id
- ed38d389c28f
- slug
- tabula-rasa-ed38d389c28f
- url
- https://medium.com/@zeynepaga120/tabula-rasa-ed38d389c28f
- canonical_url
- https://medium.com/@zeynepaga120/tabula-rasa-ed38d389c28f
- author_url
- https://medium.com/@zeynepaga120
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-11 15:53:03