← Back to list

Farkında olmadan boş kağıda imza atıyorsunuz!

Tarihte kağıt üzerine atılan ilk imza, El Cid lakabıyla anılan ispanyol askeri kumandan Rodrigo Díaz de Vivar(1043–1099)tarafından 1069…

Ramazan Polat · 2021-03-09 14:25 · 6 claps · 7.0 min read
#e-imza #elektronik-imza #imza #5070 #elektronik-imza-kanunu
Open on Medium ↗

Farkında olmadan boş kağıda imza atıyorsunuz!

Tarihte kağıt üzerine atılan ilk imza, El Cid lakabıyla anılan ispanyol askeri kumandan Rodrigo Díaz de Vivar(1043–1099)tarafından 1069 yılında atılmış.

Tarihte bilinen ilk imza, “ego ruderico”

Tarihte bilinen ilk imza, “ego ruderico”

İmza konusu metinde El Cid, Valencia katedraline bağışta bulunduğunu yazmaktadır. Yazının icadından beri o tarihe kadar kimsenin aklına, ayırt edicilik adına el yazısını kullanmak gelmemiş. Oysa “ego ruderico” sayesinde el yazısının kişiye özgü olduğu keşfedilmiş ve imza kullanmak giderek yaygınlaşmış. 1600'lü yıllarda oldukça yaygınlaşan imza, 1677'da The Statute of Frauds yasasının İngiltere parlementosundan geçmesi ile resmilik kazanıyor. 1776'da Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayan John Hancock, imzasında kendine özgü bir tarz ve simge kullanarak imzanın ne kadar önemli olduğunu ve karakteristik özellikler taşıdığını gösteriyor.

John Hancock’a ait imza

John Hancock’a ait imza

Bir metni yazan kişi, yazarın kendisi olduğunu ve yazıda belirtilen niyetin kendisine ait olduğunu imza ile belirtmiş oluyor. Buradaki en önemli nokta, imzanın sadece imza sahibi tarafından atılabiliyor olması yani bir başkasının aynı imzayı atabilme ihtimalinin çok düşük olmasıdır(özgünlük — authenticity). Zaten imza ile sahibi arasında bir ilişki kurulabilmesini sağlayan da budur. Ancak imzanın bu kadar yayınlaşmasını sağlayan yegâne özellik, imzanın kişiye özgü olması(authentic) değildir. İmza gibi parmak izi de kişiye özeldir ancak imzayı parmak izinden ayırt eden en önemli özellik, kişinin niyetini göstermesidir. Parmak izi, herhangi bir kişiden hafif bir zorlama ile alınabilir. Hatta kişinin haberi olmadan, tuttuğu bardaktan veya dokunduğu başka bir eşyadan alınarak da kopyalanabilir. Ancak imza, kişinin kendi rızasına bağlıdır. Tabii ki işkence, tehdit veya zor kullanılarak kişinin şahsi rızası olmadan imza alınması da ihtimal dahilindedir ancak kişinin niyeti olmadığı sürece imza almak imkânsızdır. Yani kişi, her türlü dış etkene karşı imza atmamayı seçebilir(her ne kadar zor olsa da). Öte yandan teknolojinin bu denli ilerlemiş olması, parmak izinin çok kolay bir şekilde kopyalanabilmesine olanak sağlamıştır. Bu nedenle imza, parmak izinden daha kıymetli ve kullanışlıdır.

Peki o zaman neden tarihsel süreç içerisinde parmak izi de imza yerine kullanıldı? Okur-yazar almayan birinin yazı yazması mümkün olmadığı gibi imza atması da mümkün olmadığı için bir zamanlar parmak izi kullanılıyordu. Zaten o zamanlar parmak izinin kopyalanması da çok zordu. Ayırt edicilik açısından imzadan daha üstün olan parmak izi, teknolojinin ilerlemesi ve parmak izi kopyalamanın kolaylaşması nedeniyle terk edildi. Ancak parmak izi, halen doğrulama amacıyla biyometrik tanımada kullanılmaktadır. Elbette günümüz teknolojisinde imza da parmak izi gibi kopyalanabilir ama bu konunun detaylarına daha sonra geleceğiz.

Neden imza atıyoruz?

İmzanın temel amacı, eser ile sahibi arasında mümkün olan en kuvvetli bağı kurmaktır. Yazının icadından önce insanlar, duvarlara resimler çizerek istediklerini anlatıyordu(ideogram). Ancak resim çizmek herkesin yapabileceği bir sanat değildi. Zaten birçok soyut kavramın resimle anlatılması da çok zordu. Bu nedenle resimler basitleşerek simgelere dönüştü. Sonra da simgeler yerine konuşma dilindeki kelimelerin karşılığı yazılır oldu. Çinliler bir adım daha ileri giderek kelimeleri de bölüp heceler için birer simge kullandılar ki bu yüzden Çin alfabesinde 300'den fazla şekil bulunmaktadır. Şu an kullandığımız latin alfabesi ise en temele inerek harflerin karşılığında birer simge kullanmaktadır. Bunlar da yetmemiş ki harflerin yanında noktalama işaretlerinin kullanımına başlamışız ve hatta bazı duyguların anlatılabilmesi için emojiler kullanıyoruz. Bugün kullandığımız cep telefonlarının hemen hepsinde emoji desteği bulunmaktadır.

Hiyeroglif yazısı

Hiyeroglif yazısı

Resimlerden emojilere uzanan bu yolda insanlar, daima eser ile yazar arasında bir ilişki kurma ihtiyacı duymuştur. Kayalara hakkeedilmiş simgeler ile bu simgeleri kazıyan(hakkeeden) kişi arasındaki bir ilişki kurulabilmesi, yazarın kendini ifade edebilmesi için büyük bir anlam taşıyordu. Çünkü ifade edilen fikirlerin, düşüncelerin, hikayelerin, emirlerin, kanunların, kabullerin ve itirazların kimin tarafından yapıldığı önemliydi; halen önemli ve hep önemli olacak.

MS. 800 ila 1000 yılları arasında Viking’ler tarafından kullanılan üstün özelliklere sahip ULFBERHT kılıcı, kılıcı döven dermircinin imzasını taşıyordu.

ULFBERHT kılıcı

ULFBERHT kılıcı

Nadir bulunan ve zamanına göre çok pahalı olan kılıç, şimdiki zamanın Rolce Royce araçları gibi herkesin ulaşamayacağı bir lükstü. Tamamen çelikten yapılan kılıca işlenmiş

+ULFBERH+T

harfleri, kılıcın ilk görüşte diğerlerinden ayırt edilmesini sağlıyordu ancak iyi ve pahalı olan herşeyde olduğu gibi bu kılıcında da taklitleri vardı. Araştırmacılar bazı kılıçların üzerinde +ULFBERH+T yazıyorken diğerlerinin üzerinde ise +ULFBERHT+ yazdığı halde kılıçların diğer özelliklerinin tamamen aynı olduğunu sanıp neden böyle bir ayrım olduğuna anlam veremiyordu. Ta ki kılıçların dayanıklılık ve esnekliğini büyük ölçüde etkileyecek, görünürde fark edilmeyecek fiziksel farklılıklara sahip olduğunu anlayana kadar. Böylece 44 tane ULFBERHT kılıcından 33'ünün taklit olduğunu anlamış oldular. Günümüzden 1000 yıl önce üretilen bu kılıçlara atılan imzalar, imzanın tarihsel süreç içerisinden ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

İmzanın temel özellikleri

Özgünlük, imzanın sadece sahibine has olması, başkaları tarafından taklit edilememesi, kopyalanamaması demektir.

Eğer aynı imzayı başkaları kolayca taklit edebiliyorsa, o zaman başkasının elinizden çıkmış gibi bir borç-alacak yazısı yazılarak altına taklit imza atılması çok da zor olmaz.

Niyet, imza sahibinin bilinçli bir şekilde imzayı attığını gösterir. Bu nedenle bir yazıyı siz yazmadıysanız, imzalamadan önce iyice okumanız gerekir. Hatta kendi yazdıklarınızı bile imzalamadan önce tekrar tekrar okumalısınız. Parmak izi, niyet konusunda bu açıdan çok zayıf kalmaktadır. Çünkü her gün dokunduğumuz onlarca eşya üzerinde istemeden de olsa parmak izi bırakıyoruz.

İmzanın sahip olması gereken bir diğer özellik, doğrulanabilirliktir. Yani imzanın kime ait olduğunun kolayca anlaşılabilmesi gerekmektedir. Eğer attığınız imzanın size ait olduğunun anlaşılması çok zorsa, o zaman kendi yazdığınız bir belgenin altındaki imzanın size ait olduğunu ıspatlamakta büyük zorluk çekebilirsiniz. Hatta sizin yazmadığınız bir belgenin altındaki imzanın size ait olmadığını ıspatlamakta da zorluk çekersiniz.

Şimdiye kadar kullanılan hiçbir imzalama yöntemi ne özgünlük, ne niyet ne de doğrulanabilirlik açısından mükemmel değildir. Örneğin ıslak imza, her ne kadar kişiye özgü olsa da yeterli çalışma ve pratikle taklit edilebilir. Ayrıca bir ıslak imzanın doğrulanabilmesi de zordur. Doğrulama için kriminal laboratuvarları tarafından uzun sürecek bir çalışma gerekir. Değişik oturuş şekillerinde, değişik açılardan onlarca imzanız alınır ve uzmanlarca belgedeki ıslak imza ile karşılaştırılır. Sonuç, grafoloji(yazıbilim) uzmanlarının kararına kalmıştır ki bu bile subjektif bir yöntemdir. Öte yandan son yıllarda oldukça yaygınlaşan 3B yazıcılar veya CNC yardımıyla taklit imza atılması hiç de zor değildir ki kullanıcılar kendi imzalarının 3 boyulu halini bile kolayca yazdırabirler.

3 boyutlu hale getirilmiş bir imza.

3 boyutlu hale getirilmiş bir imza.

Hatta bu işi ticarileştirip imzanızı veya el yazınızı 3 boyutlu olarak anahtarlığa çeviren bir hizmet bile bulunmaktadır. Dolayısıyla 3B yazıcı ile atılan imzalar asıl imzanın birebir aynısı olduğu için gerçeği ile ayırt etmek neredeyse imkânsızdır.

www.3p3d.org tarafından ticarileştirilmiş, imzanın 3 boyulu anahtarlığa dönüştürülmesi hizmeti

www.3p3d.org tarafından ticarileştirilmiş, imzanın 3 boyulu anahtarlığa dönüştürülmesi hizmeti

e-İmza

Elektronik imza, imzanın taşıması gereken özellikler yönünden günümüz dünyasından en güçlü seçenektir. Öncelikle taklit edilmesi çok zordur, zira e-imza atılırken kullanılan sertifikanın bulunabilmesi için süper bilgisayarların binlerce yıl çalışması gerekmektedir. Kişinin niyeti de gayet açıktır çünkü imza için bir PIN kodu girilmesi gerekmektedir. Elektronik imzanız için kullanılan sertifika, SIM kart içine gömülüdür ve sadece doğru PIN girildiğinde imzalama işlemini yaparak imza verisini oluşturur. Oluşturulan e-imzanın doğrulanması ise sadece birkaç saniye sürer. Bu anlamda e-imza, imzanın taşıması gereken özellikler yönünden oldukça güçlüdür.

e-İmza, imzalanan elektronik belgeye iliştirilen bir veriden ibarettir. Ancak bu veri, sadece ve sadece o belgeye özgüdür. İmza verisi doğrulanırken hangi belge için imzanın atıldığı kontrol edilerek doğrulanır. Islak imzada attığınız her imzanın size özgü olması beklenir, aynı zamanda bu imza diğer belgelere attığınız imza ile de aynı olmalıdır. Ancak elektronik imzada bu tam tersidir. Her belgeye attığınız e-imza farklıdır, zaten e-imzanın doğrulanabilmesi, kopyalansa bile doğrulamanın başarısız olmasından kaynaklanmaktadır. Her belgenin içeriği farklıdır, bunu eşi benzeri olmayan bir lego parçası olarak düşünebilirsiniz. e-imza, sadece ve sadece bu lego parçasına uygun bir başka lego parçası uydurularak iliştirilmesine benzer.

Ekran üzerine elimizle imza atsak?

Bazı kargo şirketleri, kargoyu teslim ettikten sonra ceplerinden çıkardıkları bir terminale yine terminal üzerinden çıkardıkları bir elektronik kalem ile imza atmanızı ister. Güya bu imza, sizin ıslak imzanız gibi olacaktır. Oysa bu sadece bir kandırmacadan ibarettir. Çünkü bir ekran üzerine çizdiğiniz çizgilerin sizin tarafınızdan çizilmiş olduğu her ne kadar grafolojistler tarafından bir nebze anlaşılabiliyor olsa da ekran üzerine atılan imza, bir imza sisteminin sağlaması gereken temel özellikleri sağlayamaz!

Öncelikle elektronik bir ekrana resim çizdiğiniz için çizdiğiniz resim kolayca kopyalanabilir! Bu resmi kopyalayan biri, herhangi bir dijital resmin veya dökümanın altına sizin imzanızı yapıştırarak sizin adınıza belge düzenlemiş olur! Bu da hem özgünlük, hem niyet, hem de doğrulanabilirlik kıstaslarının sağlanamaması demektir. Şöyle ki; İmzanız özgün değildir, herhangi biri aynı imzayı, imza olarak çizdiğiniz resmi kopyalayarak oluşturabilir. İmzanız niyetinizi gösteremez, çünkü kopyalanan imzanız farklı bir niyet içeren bir dökümanın altına yerleştirilebilir. İmzanız doğrulanamaz, çünkü bu imzanın sizin attığınız imza mı olduğu, yoksa bunun basit bir copy-paste aracılığı ile oluşturulmuş olduğu anlaşılamaz.

Bu tür bir imzalamanın hukuki olarak geçerli sayılması durumunda bir ekran üzerine, ekranda kalemin bıraktığı izlerin resim olarak kaydedilmesiyle imza atmak, boş kağıda imza atmaktan farksızdır.

Burada şöyle bir paradoks oluşmaktadır: Eğer ekrana attığınız imza hukuki olarak geçerliyse, o halde boş kağıda imza atmış gibi oluyorsunuz, ki hakuk sistemimizde bu tür bir imza, geçerli değildir! Öte yandan geçerli değilse, böyle bir imza atmak veya birilerinden imzayı bu şekilde almak da tamamen yersiz ve gereksizdir, hatta bu tür atılan imzalar GEÇERSİZDİR!

Tarihte belge özgünlüğününe vurulan en büyük balta: FAKS!

Sizce bir belgenin fotokopyası(fotokopisi) belge ile birebir aynı mıdır? Eğer öyle düşünüyorsanız şimdiye kadar onca diplomanın noterlere “aslı gibidir” diye imzalatılmasının da gereksiz olduğunu düşünüyor olmalısınız. Bir döküman(yazıt), imzalı olmadıkça belge niyetliği kazanmaz. Oysa faks, fotokopiden de daha bozuk bir kopyadır. Çünkü belgenin aslının sayısallaştırılması esnasında birçok detay kaybolur(örnekleme sırasınra yaşanan kayıplardan dolayı). Bazı gelişmiş faks cihazları hariç olmak üzere faks cihazının ürettiği kağıtlar genelde sadece 2 renktir: siyah veya beyaz. Çünkü faks cihazları kağıdı lazer ile yakarak siyah rengi oluşturur. Zaten bu yüzden faks kağıtları farklıdır. Kağılar lazerle yakıldığı için bir yerin az yakılması, çok yakılması diye bir kavram yoktur. Dolayısıyla faks kağıtları sadece 2 renkten oluşur, siyah ve beyaz! Faks çıktısında asıl evrakta kullanılan kalemin rengi görünmez. Bir karakalem resim çalışmasındaki renk tonlarını faks çıktısında bulamazsınız. Çünkü faks cihazı belli bir noktadan daha koyu olan alanları tamamen siyah, diğerlerini ise tamamen beyaz olarak çıkarır. Durum böyleyken faks çıktısının asıl belge gibi kullanılması beni daima germiştir. Çünkü insanlar aslında o kağıdın ucuz bir kopya olduğunu bile bile faks kullanmaya devam etmektedir. Veri iletiminde faks, her ne kadar kullanılabilir olsa da aynı veriyi eposta veya cep telefonu ile atmak hem daha kolay, hem daha ucuz, hem de daha çabuktur.


메타데이터
post_id
eef0cacc7ebe
slug
farkında-olmadan-boş-kağıda-imza-atıyorsunuz-eef0cacc7ebe
url
https://medium.com/@ramazanpolat/fark%C4%B1nda-olmadan-bo%C5%9F-ka%C4%9F%C4%B1da-imza-at%C4%B1yorsunuz-eef0cacc7ebe
canonical_url
https://medium.com/@ramazanpolat/fark%C4%B1nda-olmadan-bo%C5%9F-ka%C4%9F%C4%B1da-imza-at%C4%B1yorsunuz-eef0cacc7ebe
author_url
https://medium.com/@ramazanpolat
status
ok
fetched_at
2026-07-28 11:37:51