← Back to list

Entelektüel Tevazu

Onlar yeryüzünde tevazu içinde yürürler Furkan 25/63

Barış Güleç · 2022-04-17 09:36 · 0 claps · 4.6 min read
#tevazu #entelektüel #başlangıç-zihni #mutluluk #bilgi
Open on Medium ↗

Entelektüel Tevazu

Onlar yeryüzünde tevazu içinde yürürler Furkan 25/63

İnsan zihni, sahip olduğu bilgi düzeyini yeterli kabul edip, yeni fikirlere kendini kapatma konusunda tuhaf bir yeteneğe/meyile sahiptir.

Geçmişten günümüze, çok farklı alanlarda, konusunda ‘uzman’ kişilerin, nasıl büyük gaflar yaptığı ile ilgili bir çok örneğe rastlanabilir.

Dünya’yı sabit ve evrenin merkezi kabul eden skolastik perspektif; ya da Graham Bell’in icat ettiği telefonu işlevsiz bir oyuncak olarak gören Amerikan Başkanı; ya da 1989 Yılında asla 32 bit işletim sistemi yapmayacağını 2004’te spam probleminin 2 yıl içinde biteceğini söyleyen Bill Gates gibi…

Dogmatik düşüncelerin ve bilimsel ilerlemeyi engelleyen önyargıların temelinde; insanının kendisini bir konunun sarsılamaz uzmanı olarak görmesi, buna bağlı olarak da “zihnini öğrenmeye kapatması” var gibi duruyor.

İnsan zihninin bu tuhaf aksiyonu, Zen felsefesinde hoş bir biçimde incelenir: Şöyle ki: “Bir konu hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olduğunuzu düşünürseniz, zihninizi uzman olduğunuzu düşündüğünüz konu ile ilgili yeni bilgilere o denli kapatırsınız” der; ve ortaya “başlangıç zihni” (Shō Shin/ “beginner’s mind) kavramını koyar.

Herhangi bir konuyu yeni öğrenirmişcesine, sadece öğrenmeye odaklanıldığı, algıların tarafsız biçimde açık tutulduğu, ilgili konu hakkında önyargısız zihin süreçlerinin aktif olduğu bir durum/bir hâldir; başlangıç zihni.

“Başlangıç zihni” için dünya mucizevi bir tecrübe ve öğrenme alanıdır. Öğrenilecek bir çok konu ve bu konuların farklı varyasyonları vardır. Çeşitlilik heyecan verici düzeydedir.

Bunun karşısında ise “Uzman zihni” vardır. Bu bilince sahip birisi için ise neredeyse tüm soruların geçmişte cevaplandığını ve nihai bilgiye sahip olunduğunu varsayabiliriz.

Her sorunun sabit bir cevabı vardır. Karşılaşılan durumlar için test edilmiş, onaylanmış bir tane çözüm vardır.

Başlangıç Zihni için bir adım daha atıp, kavramın davranış önermesi olarak Entelektüel tevazu’yu düşünürüz. Bu tür bir tevazu, -basit ifade ile- hatalı olma ihtimalini kabul eden bir bilince sahip olmak demektir. Ardı-sıra ‘peşin hükümlü olmamak, öğrenmeye açık bilince sahip olmak ve sahip olduğu bilgisinin ‘mutlak’ olmadığını kabul etmek’ gelir.

Zihin, kendini çok kolaybiçimde yeni fikirlere kapatabilecek bir mekanizmaya sahiptir.

Bir konu hakkında yüksek düzeyde bilgi sahibi olduğuna kendini ikna etmek tüm gelişmelere ve farklı fikirlere kendini kapatmaya dönüşür.

entelektüel tevazu

entelektüel tevazu

Başlangıç zihni fikri ile uyumlu davranış kalıbı olarak ‘entelektüel tevazunun’ tercih edilmesi ise bireye, yeni şeyler öğrenmenin heyecanını tekrar tekrar yaşatır.

Açık-fikirli olmaya yönelik takınılacak bir tutum, sahip olunan bilgi hakkında daha gerçekçi bir değerleme algısı yapmamızı sağlar.

Zekâ ve uzmanlaşmaya nasıl baktığımız, önyargısız ve açık fikirli olmamız sayesindedir. Zekâ ve becerilerin ‘sabit’ değil, geliştirilebilir olduğunu düşünmek potansiyel öğrenme kapasitemiz ile doğrudan ilişkilidir.

Zekamızın geliştirilebilir olduğunu düşünmenin yanında duygu durumumuz da benzer ‘entelektüel tevazu’ toprağında filizlenir.

Bir kurşun kalemin nasıl yapıldığından, gökcisimlerinin nasıl hareket ettiğine, kuantumun ne olduğuna dair bilgimize kadar kavrama becerimizi abarttığımızı söyleyebiliriz. Bu gelişmenin önünde bir engeldir; Yeni şeyler öğrenme konusunda bir engel…

Sahip olduğumuz bilgi ve becerilerimizi abarttığımızı çok basit bir yöntemle tespit edebiliriz; Şöyle: İlgili konuyu kendinize veya başka bir kişiye detaylı olarak açıklamaya çalışın!

Adım adım, sebep — sonuç ilişkisine göre, boşluklar olmaksızın hikayeleştirerek anlatmaya çalışmak, kısa süre içinde sahip olduğumuz bilgi hacmini bize samimiyetle gösterecektir.

Önyargısız ve farkındalık düzeyi yüksek zihne sahip olmanın önündeki diğer bir önemli engel de, bizim normalde, sahip olduğumuz görüş ve inançlarımızı destekleyen türde bilgiler arama veya kabul etme eğiliminde olmamızdır.

Bu psikolojide ‘onaylanma taraflılığı’ olarak bilinen bir zaaftır. Özellikle internet kullanımı ile yaygınlaşan “yankı odalarında” kendi sesimizi duyma arzumuz olarak vücut bulduğuna tanık olabiliriz. Kendi görüşümüze uygun sanal çevre inşa etmemiz, buna uygun haberler için tasarlanan algoritma rüzgarlarına kapılmamıza yankı odaları içinde varolmamız diyebiliriz.

Farklılıklara kendimizi kapatmamız, hemfikir olduğumuz kalabalıkların içinde varolmayı tercih etmemiz; entelektüel tevazudan uzaklaşmamıza sebep olan davranışlara dönüşür. Bildiğimizle yetinen, etrafımızda bizim gibi düşünen insanlardan, bizimkine benzeyen düşünceler duymaya alışan insanlar olarak, çevremizde çok küçük farklılıklar gördüğümüzde bile tedirginliğe kapılırız. Refleks olarak, entelektüel kibrin kullanım kılavuzuna uygun davranırız.

Öğrenilen konu hakkında -paradoksal biçimde- yetkinliğe sahip olduğunu düşünmeye başladıkça yeni şeyleri keşfetme heyecanı yitirilir. Bu noktaya tasavvufi perspektif dikkat çeker:

Buna göre “ben oldum” demek mecazi anlamda “ben öldüm” demektir. İfade edilmek istenen: “öğrenilmiş bilginin ‘nihai nokta — yani son aşama’ olduğunu düşünmenin ve bu bilginin önyargılı taraftarlığının; insan bilincini her tür yeni önermeye kendini kapatmasıdır. Yeşermesini — filizlenmesini sağlayacak ve ona canlılık verecek cansuyunu kesmesidir.

Olgunlaşma ve kamil insan olmanın yollarını bu şekilde tıkar, insan evladı. Bununla baş etme yöntemi ise; tevazu sahibi bir insan olmaktır. Kibirden uzaklaşarak her yaratılanı, Yaratandan ‘ayetler’ olarak görmektir… benlik davası gütmemektir.

Bencillikten uzak durmak, alçakgönüllülük gibi anlamlar içeren “tevazuya” ek olarak “entelektüel tevazu” ise ‘kişinin bilgisinin sınırlarının farkında olmasını’ ifade eder.

Farklı fikirlere açık , ön-yargılı bir zihinden uzak, görüşlerini değiştirebilme esnekliğine sahip olmak’ -anlaşılacağı üzere- ‘entelektüel tevazunun’ en önemli çıktısıdır.

Buna sahip kişiler, bu özellikleriyle daha iyi öğrenen, değişimlere adapte olabilen, sosyal ilişkileri daha güçlü ve huzurlu kişilerdir.

Hem özel hayatlarında, hem profesyonel yaşamlarında… Entelektüel tevazunun eksikliğinin ise; -istinasız- her tür ilişkiye zarar verdiğini söylemek, pek de zor olmasa gerek.

Bu alçakgönüllü bilinç yapısının karşısına ‘entelektüel kibiri’ koyabiliriz. Araştırmalar gösteriyor ki; ‘entelektüel kibir’ sadece kurumsal, teknik ya da bilimsel yetkinliği olan, uzmanlaşmış insanları etkisi altına almaz.

Kişilerin belli konularda ‘basit denebilecek bilgilere sahip olması’ dahi, bilgilerini fazlaca abartmalarına, yeni bilgilere kendilerini kapatmalarına sebep oluyor.

Bir çeşit edinilmiş doğmatizm… ya da entelektüel aşırı özgüven… ya da uzmanlık yanılsaması’dır bu ‘entelektüel kibir’ dediğimiz!

Hikmetli sözler söyleme konusunda ünü coğrafyalar aşan divan şairi Nâbi, “ikbal meyhanesi” olan şu dünyada, gurura kapılmamak; dolayısıyla alçak gönüllü olmak gerektiğini, zira kendi gururlanması ile kendinden geçen — sarhoş olan nice insanın, bu sarhoşluk hâli geçince, başlarının nasıl ağrıdığını — yani, nasıl zarara uğradıklarını gördüğünü şöyle ifade eder.

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

“Entelektüel Tevazu” bilinçli farkındalığı insana öğretir. Etrafındaki değişimlerin farkındadır, insan. Zıttı olan “Entelektüel Kibir”de ise, kapalı fikirli olmaya ve ego-savunmacılığına yönelir… Şiirde de bahsedildiği gibi; kişinin kendisi ile fazlaca gururlanmasına bağlı olarak ‘hakikati ıskalamasını’ ve huzurunu yitirmesini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Her birey, tüm yaşamı boyunca, kendi varlığını değerli kılma ve hayatını anlamlandırma çabası içindedir. Bunun için kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü konularda ‘derinleşme ve genişleme arzusu’na ihtiyacı vardır. Özellikle öğrendiği konuların erken evrelerinde… Zamanla, hatasız davranmak ve kusursuzlaşmak ister.

Çekişmenin hakim olduğu ortamlarda, insan hata yapma ihtimalinden ya da bilgisinin eksik olabileceğini düşünmekten hiç hoşlanmaz. Öz-saygısı bundan zedelenir.

Fakat bilgiyi ve zekayı geliştirilecek özellikler olarak görürse, bilgisinde eksiklikler bulmak korkutucu olmayacaktır: özsaygısı zedelemez; dolayısıyla heyecan verici, yeni öğrenme ihtimalleri ile anlamlı bir hayat yaşar.

Bu kabulü hayatın tüm alanları için gereklilik görmek gerekir. Entelektüel tevazu, teşvik edilmesi gereken pozitif bilinç tutumudur. Varılacak bir hedef olarak değil, sürekliliği olan zihni bir tutum olarak görülmelidir.


메타데이터
post_id
f0e358d27241
slug
entelektüel-tevazu-f0e358d27241
url
https://medium.com/@barisgulec/entelekt%C3%BCel-tevazu-f0e358d27241
canonical_url
https://medium.com/@barisgulec/entelekt%C3%BCel-tevazu-f0e358d27241
author_url
https://medium.com/@barisgulec
status
ok
fetched_at
2026-07-27 06:20:56