Ölüden veya Diriden Şefaat İstemenin Hükmü | Bölüm 2
Peki Şefaat Kimin İçindir?
Ölüden veya Diriden Şefaat İstemenin Hükmü | Bölüm 2
Peki Şefaat Kimin İçindir?
1-) Müslüman, Tevhid Ehli Olupta Büyük Günah İşleyenler İçindir, Deliller:
a-) Enes Bin Malik (Radiyallahu Anh) (Radiyallahu Anh) Şöyle Dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Şöyle Buyurdu: “Şefaatim Ümmetimden Büyük Günah Sahibi Kimseleredir.”
Ebu Davud 4739
b-) Hazır Olanları Şahid Tutuyorum. Benim Şefaatime Ümmetimden Allah’a Hiçbir Şeyi Ortak Yapmadan Ölen Kimseler Nail Olacaktır!”
İmam Acurri 806, Tirmizi 2558, İbni Mace 4317, Tayalisi 997, Abdurrezzak 20865, Ahmed Bin Hanbel Müsned 6/23, 28
c-) Gidin Kalbinde Zerre Ağırlığınca İman Bulunan Kimseleri Oradan Çıkarın! Buyurması Ve Onlarında Birçok Halkı Oradan Çıkarmasına Kadar Devam Eder.
Sonra Mü’minler: Ey Rabb’imiz! Emrettiğin Kimseleri Çıkardık Kendisinde Hayır Olan Hiç Kimseyi Orada Bırakmadık, Derler.”
Ebu Said (Radiyallahu Anh) Şöyle Dedi: Kim, Bu Hadise İnanmazsa, Allah-u Teâlâ’nın Nisâ Suresi 40. Ayetini Okusun!
Allah-u Teâlâ Şöyle Buyuruyor: “Şüphesiz Ki, Allah Zerre Kadar Zulmetmez! Zerre Miktarı Bir İyilik Olsa Onu Kat Kat Yapar Ve Kendi Katından Da Büyük Mükâfat Verir!”
Müslim 183/302
d-) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Şöyle Buyuruyor:
“…Şefaatim, Her Müslümanadır.”
İbni Mace 4317, Terğib Ve Terhib 7/179, Taberânî
e-) Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in Şefaatiyle Ateşten Çıkıp Cennete Girecek Olan Bu İnsanlara ‘Cehennemlikler’ Denilir.
Buhari 6466, Tirmizi 2727, İbni Mace 4315
2-) Şehidlerin Akrabalarından 70 Kişi İçin: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Şöyle Buyurdu: “Şehid Kendi Ehlinden Yetmiş Kimseye Şefaat Edecek!”
Ebu Davud, 2522
3-) Allah’ın İzin Verdiği Ve Razı Olduğu Kimseler İçin:
a-) “O’nun Katında Şefaat Ancak, Kendisine İzin Verdiği Kimselere Fayda Verir!..”
Sebe, 23
“Göklerde Nice Melekler Vardır Ki, Onların Şefaati Ancak, Allah’ın Dilediği Ve Razı Olduğu Kimselere O’nun İzin Vermesinden Sonra Fayda Verir.”
Necm, 26
b-) “…(Melekler, Allah’ın) Razı Olduğu Kimselerden Başkasına Şefaat Edemezler!..”
Enbiya, 28
Şefaat Kimin İçin Değildir?
Şefaat, Müşriklere Ve Kafirlere Fayda Vermez, Delil:
1-) (Sağ Ehli) Cennettedirler. Mücrimlere Şöyle Sorarlar:
“Sizi Sakar’a (Ateşe) Sürükleyen Nedir?
Onlar: Biz Namaz Kılanlardan Değildik! Yoksullara Yedirmez, (Dalalete) Dalanlarla Beraber Dalar Ve Din (Hesap) Gününü De Yalanlardık! Nihayet Bize Ölüm Geldi, Derler. Şefaat Edenlerin Şefaati (Bu Kafirlere) Fayda Vermez.
Müddessir 40–48
2-) Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem Şöyle Buyurmuşlardır: “Sakın Sizden Biri, Kıyâmet Gününde Omuzunda (Hıyânetle Elde Ettiği) Bir Koyun Avaz Avaz Melerken, Öbürü De Omuzunda Bir At Kişnerken Karşıma Çıkarak:
“Yâ Rasûlallah, Bana Yardım Et!” Diye Yalvarmasın. Aksi Takdirde Ben Ona:
“Sana Hiçbir Şekilde Şefâat Edemem, Ben Sana Dünyada Allah’ın Hükmünü Teblîğ Etmiştim!» Diye Cevap Veririm.
Biri De Omuzunda Bir Deve Böğürdüğü Hâlde Bana Gelip: “–Yâ Rasûlallah, Yardım Eyle!” Demesin!
Ben Ona Da: “Senin İçin Hiçbir Sûretle Şefâat Edemem; Çünkü Ben Sana Dünyada Allah’ın Hükmünü Teblîğ Etmiştim!” Derim.
Bir Başkası Da Omuzunda Altın, Gümüş Yüklü Olarak Gelip: “Yâ Rasûlallah, Bana Yardım Et!” Demesin.
Ben Ona: ”Sana Hiçbir Türlü Yardım Edemem. Çünkü Ben, Dünyada Sana Allah’ın Hükmünü Teblîğ Etmiştim” Derim.
Bir Diğeri De Üzerinde (Hıyânetle Elde Ettiği) Elbiseler Dalgalandığı Hâlde Gelip: “Yâ Rasûlallah, Bana Yardım Et!” Demesin.
Ben Ona Da: ”Sana Hiçbir Şekilde Yardım Edemem. Çünkü Ben Dünyada Sana Allah’ın Hükmünü Teblîğ Etmiştim” derim.”
Buhârî, Cihâd, 189; Müslim, İmâret, 24
Not: Müşriklerden Sadece Ebu Talip İçin Rasulullah Sav’ın Bir Şefaati Söz Konusudur Ki O Sadece Cezasını Hafifletmek İçindir:
Abbas (Radiyallahu Anh) Şöyle Dedi: Ya Rasulallah! Ebu Talib’e Bir Şeyle Fayda Sağladın Mı? Şüphesiz Ki, O Seni Daima Muhafaza Eder Ve Senin İçin Düşmanlarına Karşı Gazap Ederdi.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’de Şöyle Buyurdu: “Evet, O Topuklarına Kadar Ateş Havuzunun İçindedir! Ben Olmasaydım Muhakkak Ki, O Ateşin En Aşağı Derekesinde Olacaktı!”
Müslim 209/357
Şefaat Başlığı Altında Tartışılan Başlıca Meseleleri Zikretmemiz Gerekirse:
Birincisi, Diri Veya Ölü Birini “Allahın İzniyle” Teviliyle Şefaatçi Edinmek , Şefaat Yetkisini Ona Tahsislemektir. Mesela Sofilerin “Şeyhim Bana Allahın İzniyle Şefaat Edecek” Veya “Şeyhim Beni Ateşten Kurtaracak Ama Tabiki Allahın İzniyle” Demesi Gibi…
Bunu Diyen Kimselerin Şirki Kendini Tevhide Nispet Eden Hiçkimse Tarafından Şüphe Edilmeyecek Derecede Açıktır. Ve Burada Kullanılan “Allahın İzniyle” Kaydı Burada Bir Şeyi Değiştirmez Zira O Kişi Allah Değil Ki Allah Adına İzin Vereceğini İddia Edebilsin.
Dolayısıyla Öne Sürdüğü Koşul Şeriatça Kabul Edilmeyen Bir Şey Olduğundan Yani Allahın O Kişilere İzin Verip Vermediğini İspatlayamadığından Bu, Şirkin Şirk Oluşunu İptal Etmedi .
“Onlar, Allah’ı Bırakıp, Kendilerine Zarar Ve Fayda Veremeyen Putlara Tapıyorlar Ve: Bunlar Allah Katında Bizim, Şefaatçilerimizdir Diyorlar. Sen De Ki: Allah’ın Göklerde Ve Yerde Bilmediği Bir Şeyi Mi O’na Haber Veriyorsunuz. Allah, Onların Ortak Koştukları Şeylerden Uzak Ve Yücedir.”
Yunus, 18
“O Gün Rahman Olan Allah’ın İzin Vereceği Ve Sözünden Razı Olacağı Kimselerden Başkasının Şefaati Fayda Vermeyecektir.”
Taha, 109
“Andolsun Ki, Sizi İlk Defa Yarattığımız Gibi Teker Teker Bize Geldiniz. Size Verdiklerimizi Arkanızda Bıraktınız. İçinizde Allah’ın Ortakları Olduğunu İddia Ettiğiniz Şefaatçilerinizi Yanınızda Göremiyoruz. Andolsun Ki, Aranızdaki Bağlar Kopmuş, İlâh Sandığınız Şeyler Sizden Ayrılıp Gitmiştir.”
En’am, 94
Yukarıdaki Ayette Açıkça Görülmektedir Ki Allah Azze Ve Celle, De Ki: Allah’a Göklerde Ve Yerde Bilmediği Bir Şeyi Mi Haber Veriyorsunuz? Diyerek İddia Ettikleri O Sözde Evliyalara Şefaat Hakkı Vermediğini Belirtiyor Ve Müşriklerin İddialarını Boşa Çıkarıyor
Ayrıca Belirtmeliyiz Ki Mekkeli Müşriklerde Allahın Yaratıcılığını Vs Tasdik Ediyordu Lakin Şirk Koşuyorlardı
Nice Canlı Vardır Ki, Kendi Rızkını Taşıyamaz. Onları Da Sizi De Allah Rızıklandırır. O, Es-semi’ Yani İşiten Ve Dualara İcabet Eden , El-alîm’dir Yani Her Şeyi Bilendir.
Ankebût, 60
Onlara: “Gökleri Ve Yeri Kim Yarattı, Güneş’i Ve Ay’ı Kim Emrinize Amade Kıldı?” Diye Soracak Olsan Kesinlikle: “Allah!” Diyecekler. O Hâlde, Nasıl Oluyor Da (Tevhidden Şirke) Çevriliyorlar?
Ankebût, 61
Bazıları Rad 16'yı Getiripte Diyor Ki “Bakın Mekkeli Müşrikler Böyle İnanmıyordu”
De Ki: “Göklerin Ve Yerin Rabbi Kimdir?” De Ki: “Allah’tır.” De Ki: “(Göklerin Ve Yerin Rabbi O İken Yine De) Allah’ı Bırakıp Kendilerine Faydaları Olmayan Veya Kendinden Zararı Defedemeyen Varlıkları Mı Veliler Edindiniz?” De Ki: “Hiç Kör İle Gören Bir Olur Mu? Yahut Karanlıklarla Aydınlık Bir Olur Mu? Yoksa, Allah’a Tayin Ettikleri Ortaklar (Allah Gibi) Yarattı Da, (Allah’ın Yaratmasıyla Ortakların) Yaratması Birbirine Mi Benzedi (Kimin İlah Olduğuna Dair Kafaları Mı Karıştı)?” De Ki: “Allah Her Şeyin Yaratıcısıdır. Ve O, (Zatında, Fiillerinde Ve Sıfatlarında Tek Olan) El-vâhid, (Her Şeye Boyun Eğdirip Hükmüne Ram Eyleyen) El-kahhâr’dır.”
Ra’d, 16
Bu Cahil Müşrikler Anlamıyorlar Ki Zaten Allah Subhanehu Ve Teala Ankebut Suresinde ,Mekkeli Müşriklerin Yaratma Konusunda Allahın Ortağı Olmadığına İnandıklarını İddia Ettiklerini Lakin İbadete Gelince Burada Şirk Koştuklarını Söylüyor . Rad Suresinde İse, Allah Azze Ve Celle ,Onların Yaratmayı Allaha Nispet Ettiklerine Atıfta Bulunupta İbadette Şirk Koşan Mekkeli Müşriklerin İçine Düştüğü Tenakkuzdan Haber Veriyor (Yani Allahu Teala Burada, Madem Benim Yaratıcı Olduğuma İnanıyorsunuz O Halde Bu Konularda Da Şirk Koşmayın Diyor) Yoksa Buradan Mekkeli Müşriklerin Yaratmayı Allaha Nispet Etmedikleri Ortaya Çıkmıyor. Bunlar Böyle Bir İstidlale Kalkışıyorlar Zira “Bakın Biz Mekkeli Müşrikler Gibi İtikad Etmiyoruz Çünkü Onlar Bir Eylemi Allahın İzniyle Olduğunu, Yaratıcının O Olduğunu Kabul Etmiyorlar Biz İse Tüm Bunları Allahın Yarattığına İtikad Ediyoruz Fakat Allahın İzniyle Başkasından Bunu İstememizde Bir Problem Yok” Diyorlar Lakin Gerçekte Olan Bundan Çok Uzak.
Bu Konuda Salih El-fevzan’ın Yaptığı Açıklama:
**https://www.youtube.com/watch?v=CzFv6EIQEwU**
Lakin Eğer Gelipte Şunu Derse Ki “Benim Kastettiğim Şey, Şeyhim Bize Çok Değer Verir, Eğer Allah Ona Bu Seçim Hakkını Tanırsa, İstediğim Kulumu Seç Onu Ateşten Çıkaracağım Derse Ve Bizden De Razı Olursa, O Bizi Seçer Eğer Tanımazsa Zaten Bunu Yapamaz” Ve Şu Hadisi Delil Getirirse
Sunâbihî Diyor Ki: Ben `Ubâde B. Es-sâmit’in Yanına Girdim. O Ölüm Anındaydı. Ağladım. Bana Dedi Ki: “Yavaş Ol! Niye Ağlıyorsun? Allah’a Yemin Olsun Ki, Eğer Benden Şahidlik İstenirse Mutlaka Sana Şahidlik Ederim. Eğer Bana Şefaat Hakkı Verilirse, Mutlaka Sana Şefaat Ederim…”
Muslim, İmân, Bab: 47, Hn: 29; Tirmizî, İmân, Bab: 17, Hn: 2638; Müsned, İmam Ahmed, V, 318
Bizde Deriz Ki Esas Olan Allahtan Başkasından Bir Şey İstenmeyeceğidir Dolayısıyla Müteşabih Olabilecek Ayet Ve Hadisleri Esas Kaideye Ve Muhkeme Hamletmek Gerekir.
Evvela Derim Ki, Burada Hiçbir Şekilde “Allah İzin Verirse Bana Şefaat Et (Cehennemden Çıkar)” Tarzında Bir Talep Yoktur Bilakis Burada Sadece Olan Şey Durumdan Haber Vermedir Yani Endişeye Kapılan Birine “Rahat Ol, Endişelenme Zira Allah İzin Verirse Şefaate Nail Olacaksın” Tarzında Bir Hatırlatma Vardır, Eğer Ki Bunun Yerine, “Allah Sana İzin Verir Ve Benden De Razı Olursa Şefaat Eder Misin” Yani Cehennemden Çıkarır Mısın Tarzında Bir Talep Olsaydı Bu Eylem Şirk Olurdu Lakin Böyle Bir Şey Asla Olmadı.
Peki, Denilebilinir Ki Aralarındaki Fark Ne ? Burada Allah İzin Verirse Şefaatin Gerçekleşeceğinden Haber Veriyor, Biz İse Bu Cümleye Tersten Yaklaşıp Soru Haline Çeviriyoruz Ve “Allah Sana İzin Verir Ve Benden De Razı Olursa Şefaat Eder Misin” Diyoruz.
Onlara Denir Ki, Arada Dağlar Kadar Fark Vardır, Biz Diyoruz Ki Burada Allaha Ait Olan Bir Şeyi Başkasından Talep Etme Söz Konusu Değil.
Yine Denilebilir Ki, Evet Talep Söz Konusu Değil Lakin Burada Allaha Ait Olan Bir Şey İçin, Yapacacağım Deniliyor.
Bizde Deriz Ki, İşte Bu Noktada Bu Hadisi, Esas Kaide Olan Allahtan Başkasından Şefaat İstemenin Şirk Oluşuna Ve Diğer Açık Naslara Hamlediyoruz.
Derlerse Ki, Bu Sizin Tevilinizdir, Neden Kabul Edelim?
Bizde Deriz Ki, Hadiste “Eğer Bana Şefaat Hakkı Verilirse, Mutlaka Sana Şefaat Ederim…” İbaresinde Sadece Bir Koşuldan Bahsediliyor Ki O Da Allahın Şefaatçi Kişiden Razı Olma Şartı Lakin Şefaat Edilen Kişiden Allahın Razı Olma Şartı Burada Zikredilmiyor Ve Sana Mutlaka Şefaat Ederim Deniyor. O Halde Haşa Bu Hadiste Allahın Şefaat Edilen Kişiden Razı Olmasının Gereği Olmadığını Ve Şefaat Etmesine İzin Verilen Kimsenin Kafasına Göre Birilerine Şefaat Edebileceği Manası Mı Çıkıyor? Ayırca Sorarız Ki, Bugüne Kadar Bu Hadise Bakıpta Hangi Alim, Allahtan Başkasından Şefaat İstemeye Cevaz Vermiş? Böyle Bir Şey Olabilir Mi? Hayır, İşte Bu Yüzden Bu Hadis Mutlak Ve Muhkem Olarak Alınmaz.
İkinci Bir İhtimal, Muhaliflerimize Yanıt İçin Buradaki Şefaatten Kasıt Yukarıda Zikrettiğimiz Şefaatin Diğer Manalarından Biri Olan Allah’a ,Birinin Bağışlanması İçin Dua Etmek Şeklinde Bir Kullanım Vardır Diyebiliriz
Bize Delil Olan Daha Kuvvetli Bir İhtimal İse, Ubade Bin Samit Ölüm Anında O Anın Gerginliğiyle Bunu Söylemiş Olabilir. Biz Biliyoruz Ki Kişinin Korku, Heyecan, Bilincin Gitmesi Gibi İstem Dışı Durumlarda Söyledeği Sözlerden Ona Bir Mesuliyet Yoktur.
“Herhangi Birinizin Tövbe Etmesinden Dolayı Allah Teâlâ’nın Duyduğu Hoşnutluk, Issız Çölde Giderken Üzerindeki Yiyecek Ve İçeceğiyle Birlikte Devesini Elinden Kaçıran, Arayıp Taramaları Sonuç Vermeyince Deveyi Bulma Ümidini Büsbütün Kaybederek Bir Ağacın Gölgesine Uzanıp Yatan, Derken Yanına Devesinin Geldiğini Görerek Yularına Yapışan Ve Aşırı Derecede Sevincinden Ne Söylediğini Bilmeyerek: Allahım! Sen Benim Kulumsun; Ben De Senin Rabbinim, Diyen Kimsenin Sevincinden Çok Daha Fazladır.”
Müslim, Tevbe 7. Ayrıca Bk.tirmizî, Kıyâmet 49, Daavât 99; İbni Mâce, Zühd 30
Bu Hadiste Bu Minvaldedir.
Ayrıca Şunu Da Hatırlatmalıyız Ki, Şefaat Hakkı Verilen Kimsenin Şefaat Edeceği Kişileri Allah Azze Ve Celle Seçmektedir Dolayısıyla Kişi Bu Listeye Dahil Olabilmek Adına Her Ne Kadar Şefaat İzni Verilsede Mahluklardan Değil Allah Azze Ve Celleden Bunu İstemeli Yahut Bunun İçin Bir Müslüman Kardeşinin Yada Şefaate İzin Verilen Kişinin Duasıyla Allahtan İstemelidir. Zira
…Sonra Şefaatte Bulunacağım. Bana Bir Sınır Tayin Edecek, Ben De Onları Ateşten Çıkartıp, Cennete Girmelerini Sağlayacağım …
Hadisi Şerifi Buna Delalet Etmektedir. Dolayısıyla Şu Bilindi Ki , Bu Hadis Mahluklardan Şefaat İstemeye Asla Delil Olamaz
İkincisi, Diri Veya Ölü Birini Allaha Rağmen Şefaatçi Edinmektir Mesela Biri Dese Ki “Benim Şeyhim Bizi Haşa Allaha Rağmen Cennete Koyacak, Şefaat Edecek Vs”. Bunu Söyleyenin Şirkinde Çoğu Sofi Bile Tevakuf Etmez. İşte Bu Şirkte Ziyadedir, Şirkte Gerçekten De Haddi Fazlasıyla Aşmaktır
Üçüncüsü, Yukarıda Zikrettiğimiz Caiz Olan Tevessül Minvalindeki, Diri Ve Yanınızda Bulunan Birinden,ahiret İçin İsteyebileceğiniz Şefaati Yani Müslüman Birinden, “Allaha, Beni Ahirette Bağışlaması İçin Dua Et” Şeklindeki Bir Talebi Alıpta, Kabirlerdeki Veya Uzaktaki Kimselere Yönelten Ki Bunu Çoğu Sofi Yapar. Bunun Şirk Olduğundan Hiçbir Muvahhid Şüphe Duymaz Zira Hem Kabirdekilerden Dua Etmesini İstemek Hemde Direk Zatlarından Bir Talepte Bulunmak İkiside Şirk Olan Amellerdendir Çünkü Kabirdekinin Ameli, Sadaka-i Cariye Vb Durumlar Haricinde Kesilmiştir Ve Artık Buna Muktedir Değildir . O Kimse Kendi İçin Dahi Dua Edemez Kendine Dahi Bir Hayrı Dokunamazken Sana Dua Edebilmesi İşten Bile Değildir Dolayısıyla Bunu Yapan Biri Kabirdeki Kimseye Sadece Allahta Olan Bazı Vasıfları Yüklemiştir Ve Şirke Girmiştir. Ve Onun Mutlak Olarak Hayy Olan Yani Asla Ölmeyen Olduğunu İddia Etmişte Olur.
O’nu (Allah’ı) Bırakıp Da Kendilerine İbâdet Ettikleriniz, Bir Çekirdek Zarına Bile Sahip Olamazlar. Eğer Onları (Putları) Çağırırsanız (Onlara Yalvarsanız), Sizin Çağırmanızı (Yalvarmanızı) İşitmezler. Faraza İşitseler Bile, Size Cevap Veremezler. Kıyâmet Günü De Onlar Sizin Ortak Koşmanızı Reddederler. (Bu Gerçeği) Sana, Her Şeyden Haberdâr Olan (Allah) Gibi Hiç Kimse Haber Veremez.
Fâtır; 13,14
Allah’ı Bırakıp, Kendilerine Hiçbir Zarar Ve Fayda Vermeyecek Şeylere İbadet Ediyor Ve: “Bunlar, Bizim Allah Katındaki Şefaatçilerimizdir.” Diyorlar. De Ki: Allah’a Göklerde Ve Yerde Bilmediği Bir Şeyi Mi Haber Veriyorsunuz?” O (Allah), Onların Şirk Koştuklarından Münezzeh Ve Yücedir.
Yûnus, 18
Bazı Sıkıntılı Zihniyete Sahip Olan Kişiler Diyebilir Ki “Onlar Kendi İçin Dua Edemez Amel Defteri Kapanmıştır Ama Senin Kapanmadığından Senin İçin Dua Edebilir” Bunu Diyen Olursa (Ki Kimsenin Aklını Bu Kadar Kaybedeceğini Düşünmüyorum) Bizde Deriz Ki Bu Taksimatı Nereden Getirdin, Hadi Bir Kılıf Buldun Peki Sana Sorarım , Bu Kabirdeki Kimse Müslümanların Düşmanları Lehinde Dua Etse Mesela Siyonistlerin Filistini Katletmesi İçin Dua Etse Küfre Veya Günaha Girmeyecek Mi Ve Bu Onun Amel Defterine Yazılmayacak Mı Yazılıyorsa Ölüyü Amellerinden Sorumlu Mu Tutuyorsunuz Veya Kafir Birisi Gelipte Kabirde Yatan Müslüman Olarak Ölmüş Birinden Allah Muhafaza, Allaha Sövmesini İstese Ve O Kabirdeki Müslüman Da Sövse (Madem Diri Ve Dışarıdakileri Duyabiliyor Ya) Mürted Mi Olur Ne Olur?
Bu Amelden Sorumlu Olur Mu Olmaz Mı? Sorumlu Olur Derseniz Ölüyü Amelle Mesul Tutmuş Olacaksınız Olmaz Dersenizde (Sizin İnancınıza Göre) Duyup Dua Edebilcek İnsiyatif Alabilecek Hala Düşünebilen Birini Sorumlu Tutmayarak Dünyadakilere Haksızlık Yapmış Olacaksın! Belki Çok Absürt Bir Örnek Oldu Ama Bu İtikadın Gereği Bu. İşte Böyle Saçmalık Ötesi Yerlere Gider Bu Konu
Ayrıca Onun Zatından Bir Şey Talep Etmen Mesela Seni Rızıklandırmasını İstemek Tamamen Şirktir Zira Bunlar Sadece Allaha Mahsus Şeylerdir Ve Bu Konuda Allahın İzniyle Demen Hiçbir Şeyi Değiştirmeyecektir. Veya Diri Olsa Bile Uzaktaki Birine Bana Dua Et Diyen Yahut Onun Zatından Bir Şey Talep Eden Kişi Müşriktir Zira Allahın Es Semi İsmini Yani Her Şeyi Duyan Manasındaki İsmini, Onu Duyması Mümkün Olmayan Uzaktaki Birine Vermiş Ve Ona Mutlak İşitme Vasfı Vererek Onu İlah Edinmiş Olur.
Şefaat Ya Rasulallah Demekte Bu Minvalde Olup Şirktir. Ayrıca Bilinmelidir ki Bu Konu Tam Olarak Ölülerin Duymasıyla Alakalı Değildir, Aralarında Bir Bağ Sözkonusudur Doğru Lakin Bu Konu Başka Bir Konudur . Varysayalım Ki Kabirdekiler Oradakilerin Seslerini Duyuyor , Bu Yine Size Delil Olmaz Zira Duymak Başka Bir Şeydir O Duyduklarıyla Amelde Bulunmak Başka Bir Şeydir. Mesela Kabirdeki Birine Oruç Tut Desen O Oruç Tutabilir Mi? Veya Ezberinden Kuran Oku Sevabını Başka Ölüye Hediye Et Desek Bunu Yapabilecek Mi? Ezberden Diyelim De Diğer Türlü Nereden Kuranı Okucayacak Bulacak Vesaire Demesinlerde Bu Konu İşte Böyle Saçma Sapan Bir Hal Alacaktır.
Yani, Genel Olarak Bu Grubun İçindekiler, Ölülerin Duyması Konusuyla Birde
Peygamberlerin, Şehidlerin Diri Olması Konusuyla Gelirler Ve Diri Olduklarına Göre Onlardan İsteyebiliriz Şeklinde Hezeyanlarda Bulunurlar Oysaki Bu Durum Sandıkları Gibi Değildir.
Bazı Delil Getirdikleri Ayet Ve Hadisler Şunlardır:allah Yolunda Öldürülenlere “Ölüler” Demeyin. (Hayır, Öyle Değil!) Bilakis, (Rableri Katında) Dirilerdir. Fakat Siz Farkında Değilsiniz.
Bakara, 154
Ve Allah Yolunda Öldürülen (Şehitleri) Ölüler Sanma. (Hayır, Öyle Değil!) Bilakis, Onlar Diridirler Ve Rableri Katında Rızıklanmaktalardır.
Âl-i İmran, 169
Veya Benzer Şekilde Peygamberlerin, Kabirlerinde Diri Olup Namaz Kıldıklarına Dair Birkaç Hadis Getirirler Bunlardan Çoğusu Zayıf Veya Uydurma Hadislerdir, Olmasa Bile Manaları Düşündükleri Gibi Değildir.
Evvela Derim Ki Bu Cahil Sofiler Bilmiyorlar Ki Şehidler Berzah Aleminde Dirilerdir, Bu Dünyada Değil Ğaybi Bir Alemde Gerçekleşiyor Bu. İspatı İse Bu Hadistir:
Uhud Şehidinin Vasiyeti
Câbir Bin Abdullah (R.a) Şöyle Dedi: “Uhud Harbinden Önceki Gece Babam Beni Yanına Çağırdı Ve: Nebî (S.a.v)’in Sahâbîlerinden İlk Şehîd Edilecek Kişinin Ben Olacağımı Sanıyorum. Rasûlullâh (S.a.v) Hariç, Benim İçin Geride Bırakacağım En Kıymetli Kişi Sensin. Borçlarım Var, Onları Öde! Kardeşlerine Dâima İyi Davran! Dedi.
Sabahleyin Babam İlk Şehid Düşen Kişi Oldu. Bir Başka Şehid İle Birlikte Onu Bir Kabre Defnettim. Sonra Onu Bir Başkasıyla Aynı Kabirde Bırakmayı İçime Sindiremedim. Altı Ay Sonra Onu Kabirden Çıkardım. Bir De Ne Göreyim; Kulağının Bir Kısmı Hâriç, Tüm Vücûdu Kendisini Kabre Koyduğum Günkü Gibiydi. Onu Yalnız Başına Bir Mezara Defnettim.”
Buhârî, Cenâiz, 78
Yine Câbir Bin Abdullah (R.a) Şöyle Anlatır: “Bir Defâsında Ben Mahzûn Bir Hâlde İken Rasûlullah (S.a.v) İle Karşılaşmıştık.
Bana: Seni Niye Böyle Üzgün Görüyorum? Buyurdular.
Ben De: Babam Uhud’da Şehîd Düştü. Geriye Bakıma Muhtaç Kalabalık Bir Âile Ve Bir Hayli De Borç Bıraktı” Dedim.
Bunun Üzerine Efendimiz (S.a.v): Allâh’ın Babanı Nasıl Karşıladığını Sana Müjde Edeyim Mi? Buyurdular.
Ben: Evet! Deyince Şöyle Devâm Ettiler: Allah, Hiç Kimse İle Yüz Yüze Konuşmaz, Dâimâ Perde Arkasından Konuşur.
Ancak, Babanı Diriltti Ve Onunla Perdesiz Yüz Yüze Konuştu: “Ey Kulum, Benden Ne Dilersen İste, Vereyim!” Buyurdu.
Baban: “Ey Rabbim, Beni Dirilt, Senin Yolunda Tekrar Şehîd Olayım!” Dedi.
Allâh Teâlâ Hazretleri: “Ama Ben Daha Önce, Ölenler Artık Dünyâya Geri Dönmeyecekler! Diye Hükmettim.” Buyurdu.
Baban Da: “Ey Rabbim, Öyleyse (Benim Hâlimi) Arkamda Kalanlara Bildir!” Dedi. Bu Talep Üzerine Şu Âyet-i Kerîmeler Nâzil Oldu:
Allah Yolunda Öldürülenleri Sakın Ölü Sanmayın. Bilâkis Onlar Diridirler; Allâh’ın, Lutuf Ve Kereminden Kendilerine Verdikleri İle Mesrûr Bir Hâlde Rableri Yanında Rızıklara Mazhar Olmaktadırlar. Arkalarından Gelecek Ve Henüz Kendilerine Katılmamış Olan Şehit Kardeşlerine De Hiçbir Keder Ve Korku Bulunmadığı Müjdesini Vermek İsterler.
Âl-i İmrân, 169–170 İbn-i Mâce, Mukaddime, 13/190
Ayrıca Bakınız:
Şehitler Bu Dünyada Öldürülseler Dahi Ruhları Ahirette Diridir Ve Allah Tarafından Rızıklandırılıyorlar.
İlgili Ayetin İbn-i Kesir Tefsiri
Yani Allah Teâlâ, Şehitleri Kendi Yanında Diriltir Ve Onlar Cennetin Nimetleriyle Rızıklanırlar, Cihat Etmelerine Karşılık Allah’ın Onlara Verdiği Ecir Ve Sevaptan Dolayı Sevinçlidirler.’
İlgili Ayetin Taberi Tefsiri
Ebû Bekir (رضي الله عنه) Dedi Ki: Kim Muhammed’e İbadet Ediyor İse Bilsin Ki, Muhammed ﷺ Ölmüştür!..
Buhari, 4452
Abdullah Bin Mes’ud’a (Radiyallahu Anh) Bu Ayetin Tefsiri Sorulduğunda Şöyle Dedi: «Biz De Bunu Rasulullah’a (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Sormuştuk. O Şöyle Buyurdu: {Onların Ruhları, Yeşil Bir Takım Kuşların Karnındadır. Onların Arş’a Asılı Kandilleri Vardır. Cennette İstedikleri Yerde Dolaşırlar..}
Sahih Müslim, 1887
Görüldüğü Gibi Şehitler, Dünyaya Dönemezler Onlar Başka Bir Alemdedirler
İkincisi Aynı Şekilde Peygamberlerin Namaz Kılması Ve Diri Olması Dünya Ahkamıyla İlgili Değildir, Bunu Keyfiyetini Bilemediğimiz Ğaybi Bir Mesele Olarak Değerlendiririz. Buna Benzer Bir Örnek Miraçta Peygamberimizin Sav , Diğer Peygamberlere Namaz Kıldırması Örneği Verilebilir. Buradan Anlıyoruz Ki Bunların Her Birisi Ğayb Alemindedir
Eğer Dünyevi Anlamda Dirilerse Peygamberler Ve Şehitlerin Hareket Edebilmesi, Yemesi İçmesi Nefes Alması Kısacası İhtiyaçlarını Gidermesi Hastalanması Konuşmasıda Gerekirdi Veya Akitleşmeleri Devam Eder Evlilikleri Bozulmaz, Borçlarından Sorumlu Olurdu Veya Benzeri Dünya Ahkamlarına Tabi Olurlardı Oysaki Böylesine Bir Şey Hem Aklen Hemde Naklen Muhaldir.
Müslimde Geçen Şu Hadisten Anlıyoruz Ki Ölenin Amel Defteri Bunların Haricinde Kapanır:
“İnsanoğlu Öldüğü Zaman, Bütün Amellerinin Sevabı Da Sona Erer. Şu Üç Şey Bundan Müstesnadır: Sadaka-i Câriye, İstifade Edilen İlim, Kendisine Dua Eden Hayırlı Evlat.
Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca Bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizî, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8
Bu Konuda Salih El-fevzan’ın Yaptığı Açıklama:
**https://www.facebook.com/reel/259046943466272**
Benzer Bir Açıklama Da İbni Üseyminden:
**https://www.instagram.com/p/CuKZUyLrde4/**
Bir Not Ve Bir Soru:
Bu Saydığımız Zümrelere Bir De Kabirdekiler’in Duymasını Delil Getirerek Şirk Demeyen Fakat Onun Dışındakilere Şirk Diyen Kesim De Dahildir. Çok İlginçtir Ki Böylesi Neye Göre Böyle Bir Delillendirmeye Gitti? Eğer Şirk Olmasının Sebebi Ğaybtaki Bir Kişiye Seslenmekse Ve Kabirdeki De Diri Olduğu İçin Bizi Duyabildiğinden Ondan İstemek Caiz İse, Ona Sorarız:
Kabirden Kaç Metre Uzaktan Seslenirse Bu Şirk Olur? Veya Kabirin Önünde Duvarlar Varsa Veya Yalıtımlı Bir Şekilde İnşa Edildiyse Türbe Veya Her Neyse… Bu Şirk Olacak Mı Veya Açıkta Bir Mezar Olsa 1–2 Cm Geriden Seslensen Ve Bu Da Bir Şekilde Duyamayacağı Menzile Ulaşmış Olsa Buna Şirk Diyor Musunuz Veya Neye Göre Tespit Ediyorsunuz?… Bu İtikadın Hakettiği Cevap Bu Tarz Karşı Tarafı Alaya Alan Sorulardan Daha Fazlası Değildir. Allah Hidayet Etsin Diyip Geçmekle Yetiniyoruz.
Dördüncüsü, Allahtan Başkasını Şefaatçi Edinmek Diyebileceğimiz Durum Ve Dua İle Yapılan Caiz Tevessül Manasındaki Şefaatle Birbirine Karıştırandır. Bu Kimseler Diri Ve Yanınızda Bulunan Birinden, Ahiret İçin İsteyebileceğiniz Şefaati Yani Müslüman Birinden, “Allaha, Beni Ahirette Bağışlaması İçin Dua Et” Şeklindeki Talebi, Şefaatin Tanımını Yanlış Yaptıklarından Dolayı Bunu Şefaat Olarak Nitelendirmezler Ve Bunun Şirk Olduğunu Söylerler,onlara Göre Diri Ve Yanında Bulunan Birisinden Şefaat İstemek Eşittir Onu Şefaat Yetkisini Allahtan Başkasına Vermek , Allahtan Başkasına Şefaat Yetkisini Ona Tahsis Etmek Demektir. İşte Kendini Tevhide Nispet Edenler Arasındaki Yanlış Anlaşılan Nokta Budur. Bu Konuda Esasen Birbirini Yanlış Anlama Söz Konusu Olduğundan Aslında Taraflar Ne Dediğini Doğru Bir Şekilde İzah Etse Bu Konudaki Tekfirin Önü Alınacaktır.
Beşincisi, Kişiyi Cehennemden Çıkarma Ve Cennete Koyma Manasındaki Şefaati,allahtan Gayrısından Talep Eden Ve Bunu Allahın İzniyle Kaydıyla Kayıtlamaya Çalışan Lakin Şirke Düşen Kimselerdir. Bunlar Ne Yazık Ki Kendini Tevhid Ehli Olarak Tanımlayan Camiada Büyük Bir Paya Sahipler. Aslında Sadece Üzerinde Durduğumuz Şefaat Talebinin Tanımının “Bir İnsanın, Cehennemdeki Birini Cennete Koyması “ Olduğunu Hatırlarsa Biraz Tefekkür Edip Tövbe Edecektir Zira “Beni Cehennemden Çıkarıp Cennete Koyar Mısın, Ey Mücahid Kardeşim” Sözlerinin Ayen Beyan Şirk Olduğu Ortadayken Sofilerin Yaptığı Gibi Ortada Henüz Olup Olmadığını Bilmediğin Ve İspatlayamadığın Bir “İzin Ve Razı Olma” Durumuyla Kayıtlamanın Ne Kadar Da Beyhude Bir Şey Olduğu Anlaşılacaktır. Ayrıca Bu Gruptaki Kimseler , Alimlerin Kavıllerini Doğru Anlamadan Konuşmaktadır.
Böylelerine “Bunlar Allah Katında Bizim, Şefaatçilerimizdir Diyorlar. Sen De Ki: Allah’ın Göklerde Ve Yerde Bilmediği Bir Şeyi Mi O’na Haber Veriyorsunuz. Allah, Onların Ortak Koştukları Şeylerden Uzak Ve Yücedir.”
Yunus, 18 Ayetini Hatırlatmakla Yetiniyoruz.
Bu Noktada Eğer Samimi İseler ,Biz “Bunlar Allah Katında Bizim, Şefaatçilerimizdir “ Tarzında Bir İfade Kullanmıyoruz Demezler De Onun Yerine Bu Yaptıklarının, “Allahtan Başkasını Şefaatçi Edinmek” Manasına Gelen Ve Esasen Şirk Olan Bir Talep Olduğunu Kabul Ederler. Ve Getirdikleri “İzin Ve Rıza” Kaydı İle Hiçbir Şeyi Meşrulaştıramadıklarını Ve Böyle Bir İzni İspatlayamadıklarından Dolayı Da Bunun Şirk Oluşu Üzerinde Hakikatin Değişmediğini Kabul Ederler.
Unutulmaması Gereken Temel Kaide Şudur Ki, Esasen Şeriatta “Helal”, “Haram”, “Şirk”, “İman” Sayılan Bir Şeyi O Kapsamdan Çıkarabilmek İçin Bunu İspat Eden Başka Bir Nas Gereklidir Lakin İzin Ve Rıza Temennisiyle Dile Getirilen Bu Talepte Böyle Bir Durum Sözkonusu Değildir.
Ayrıca Yukarıda Zikrettiğimiz Gibi “Benim Kastettiğim Şey, Mücahit Kardeşim Bize Çok Değer Verir, Eğer Allah Ona Bu Seçim Hakkını Tanırsa, İstediğim Kulumu Seç Onu Ateşten Çıkaracağım Derse Ve Bizden De Razı Olursa, O Bizi Seçer Eğer Tanımazsa Zaten Bunu Yapamaz” Derse, Bunun Cevabı Yukarıda Da Zikrettiğimiz Üzere Bu İddianın Batıl Oluşudur.
Şayet Buradaki Şefaatten Kastettikleri Şey Caiz Olan Tevessül Minvalindeki, Diri Ve Yanınızda Bulunan Birinden,ahiret İçin İsteyebileceğiniz Şefaati Yani Müslüman Birinden, “Allaha, Beni Ahirette Bağışlaması İçin Dua Et” Şeklindeki Bir Talep İse Bu Şirk Değildir.
Altıncısı, Şefaati İnkar Eden Harici Mutezile Ve Hadis İnkarcıları Benzeri Taifelerdir. Bu Taifeden Hadis İnkarcıları, Hadisleri Reddedip Genellikle Kurandaki Şefaati Nefyeden Ayetleri Esas Alıp Şefaati İspat Eden Diğer Ayetleri Ona Göre Tevil Etmiştir
Harici Ve Mutezilenin Durumu Bazı Noktalarda Benzeşip Bazı Noktalarda Farklılaşır. Bu Taife Üzerinde Fazla Durmaya Gerek Yok Zira Mutezile Ve Haricilik Eskisi Kadar Etkili Değildir Ve Bu Konular Üzerinde Selefimiz Zaten Uzunca Durmuştur.
Mutezilenin Bu Konudaki İtikadına Dair Kendi Alimi Cubai Şöyle Demektedir:
“Nebi Günah Sahibi Kimselere Şefaat Edemez, Böyle Bir Şeyi Yapması Ona Caiz Değildir! Kuşkusuz Ki, Sevaba Layık Olmayan Kimseye Sevap Vermek Çirkin Bir İştir. Onun Müstahak Olduğu Şey Devamlılık Üzere Ateşte Kalmasıdır. Hal Böyle Olunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in Şefaatiyle O Kimse Ateşten Nasıl Çıkar?”
Şerhu’l-usul 688
Hadis İnkarcılarına Gelince Onların Küfrü Peygamber Sav’ın Hüküm Koyma Yetkisini İnkar Etmeleridir, Bu Taife Günümüzde Fitne Olmaya Devam Ettiği İçin Bu Konu Belki Başka Bir Zaman Ele Alınacaktır Lakin Şuan Bu Kitabın Konusu Değildir.
Şüphelere Reddiye:
Sahabe, Rasulullahtan Şefaat İstemiş Midir?
Bazı Müşrikler Bazı Hadisleri Anlamayıpta Diriden Veya Ölüden Şefaat İstemeye Cevaz Veriyor Genel Şüphelerini Zikredecek Olursak:
1-)
a-) Rasûlullâh -Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem- Kendisine Hizmet Eden Bir Zâta: “Bir İhtiyacın Ve İsteğin Var Mı?” Diye Sorar Dururdu.
Birgün, Yine Ona Böyle Sorduğu Zaman: “Dileğim Vardır Yâ Rasûlallah!” Dedi.
Rasûlullâh -Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem- Ona: “Nedir Dileğin?” Diye Sordu.
O Zât: “Kıyâmet Günü Bana Şefaat Etmendir!” Deyince,
Peygamber (A.s): “Bunu İstemeni Sana Kim Öğretti?” Diye Sordu.
“Rabbim!” Dedi.
Allâh Rasûlü -Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem Ona: “Öyleyse Sen De Çok Secde Ederek Bu Hususta Bana Yardımcı Ol!” Buyurdu.
Ahmed, III, 500
B-) Bu Hadisin Başka Bir Varyasyonunda İse:
Rabîa Bin Kâʻb (R.a) Şöyle Anlatır:
Rasûlullâh (S.a.v) Bir Gün Bana: “Benden İste, Vereyim” Buyurdu.
Ben De: “Yâ Rasûlallah! Müsâade Buyurun, Bir Düşüneyim, Durumuma Bir Bakayım” Dedim.
Efendimiz (S.a.v):“Peki, Düşün, Durumuna Bak!” Buyurdu.
Düşündüm Ve Kendi Kendime: “Dünyaya Âit Menfaatler Çabuk Bitip Tükenir. Ben, Kendim İçin, Âhiretle Alâkalı Bir Faydayı Tercih Etmekten Daha Hayırlı Bir Şey Görmüyorum.” Dedim.
Efendimiz (S.a.v)’in Huzûr-i Âlîlerine Çıktım. Bana: “İhtiyacın Nedir?” Buyurdu.
“Yâ Rasûlallah! Benim İçin Rabbin -Azze Ve Celle-’ye Şefaat Et De Beni Cehennemden Âzâd Eylesin!” Dedim.
Rasûlullâh (S.a.v): “Böyle Demeni Sana Kim Söyledi?” Buyurdu.
“Hayır Vallahi Yâ Rasûlallah, Kimse Söylemedi. Lâkin Durumuma Baktım Ve Gördüm Ki Dünya, Ehlinin Elinde Durmuyor, Hemen Zeval Buluyor. Bu Sebeple Âhiretim İçin Bir Şey Almak Bana Daha Sevimli Geldi.” Dedim.
Rasûlullâh (S.a.v): “O Hâlde Çok Secde Ederek Kendin İçin Bana Yardımcı Ol!” Buyurdu.
Ahmed, IV, 59; 16578
Not: Görüldüğü Üzere Hadiste Hizmetçi, Peygamber S.a.v’dan, Allaha Dua Etmesini Ve Şefaati Ondan İstemesini İstiyor. Böylelikle Bu Şüphe De Darma Dağın Oldu
c-) Avf Bin Malik El-eşcei (Radiyallahu Anh)’den Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in Bazı Seferlerinde Onunla Beraberdik. Nebi (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Bize Geldi Ve Şöyle Buyurdu:
“Bu Gece Bana Rabb’im Tarafından Bir Melek Geldi De Şefaat Etmemle, Ümmetimin Yarısının Cennete Girmesi Arasında Beni Muhayyer Kıldı. Ben Şefaat Etmemi Seçtim.”
Biz: Ya Rasulallah! Bizi Şefaat Edeceğin Kimselerden Kıl, Dedik.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Şöyle Buyurdu: “Şüphesiz Ki, Sizler Şefaatime Ehil Kimselersiniz!”
Sonra Biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) İle Beraber Bir Takım İnsanlarla Karşılaştık. Nebi (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Onlara Da Şöyle Buyurdu: “Bu Gece Bana Rabb’im Tarafından Bir Melek Geldi De Şefaat Etmemle, Ümmetimin Yarısının Cennete Girmesi Arasında Beni Muhayyer Kıldı. Ben Şefaat Etmemi Seçtim.”
Onlar:Ya Rasulallah! Bizi Şefaat Edeceğin Kimselerden Kıl, Dediler.
Bunun Üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’de Şöyle Buyurdu:
“Hazır Olanları Şahid Tutuyorum. Benim Şefaatime Ümmetimden Allah’a Hiçbir Şeyi Ortak Yapmadan Ölen Kimseler Nail Olacaktır!”
İmam Acurri 806, Tirmizi 2558, İbni Mace 4317, Tayalisi 997, Abdurrezzak 20865, Ahmed Bin Hanbel Müsned 6/23, 28
Not: Bu Hadiste Sahabe, Rasulullahtan “Dua Etmesini İstemek Manasında” Şefaat İstenildiğini Görüyoruz. Ayrıca Rasulullah S.a.v’ın Da Vahiy Alan Biri Olması Nedeniyle “Şüphesiz Ki, Sizler Şefaatime Ehil Kimselersiniz” Demesini Açıklıyoruz Zira “Şüphesiz Ki, Sizler Şefaatime Ehil Kimselersiniz” İbaresini Vahiy Almayan Sıradan Birisi Dese O Müşriklerden Olurdu Zira Bu Haber Peygamberimize Bildirilen Ğaybi Bilgilerden Biridir. Daha Sonra Da Bu Kapıyı Kapatmak İçin “Hazır Olanları Şahid Tutuyorum. Benim Şefaatime Ümmetimden Allah’a Hiçbir Şeyi Ortak Yapmadan Ölen Kimseler Nail Olacaktır” Diye Buyurmuştur. Dolayısıyla Size Burdan Bir Delil Çıkmaz
d-) Enes İbni Malik Hazretleri Der Ki: “Resulullah’tan Şefaatini İstedim.”
Dedi Ki: “Evet, Ederim.”
Ben Dedim Ki: “Nerede İsteyeyim?”
Dedi Ki: “Beni Talep Edeceğin İlk Yerde, Yani Sıratta İste.”
Peki Ya Seni Orada Bulamazsam?
“O Zaman Mizan’da Ara.”
Ya Orada Da Bulamazsam?
“Havzın Yanında Ara.”
Tirmizi, Kıyamet, 2357; Müsned-i Ahmed, 12360
Buraya Bu Konuyu Doğru Tefekkür Etmemize Yardımcı Olacak Güzel Bir Hadisi Şerif Eklemek Gerekir:
Ey Resulullah’ın Kızı Fatıma! Sen De Kendini Allah’tan Satın Almaya Çalış; Zira Senin İçin De Bir Şey Yapamam.
Buharî, Vesâyâ 11; Tefsir 26, 2; Müslim, İman 348–352.
Not: Keza Bu Hadistede Aynı Şeyi Görüyoruz, Rasulullah Ğaybi Bir Bir Durum Hakkında Vahiy Alıp Bunu “Evet, Ederim” Zira Allahın İzin Vermesine Bağlı Olan Bir Meselede Haşa Hevasına Göre Konuşmayacaktır Zira
O, Hevadan Konuşmaz.
Necm,3
Ayrıca Buradaki Şefaat Talebi De Aynı Şekilde Dua İstemek Manasındadır.
Diğer Manada Olsa Bile İstenen Kişi Diri Bir Peygamberse Ona Allah İstediği Vakit Ğaybtan Haber Verebilir Aynı Şekilde Allahın İzniyle Mucizeler Gerçekletirebilir Vs… Dolayısıyla Rasulullah’ın Allahtan Kime Şefaat İzni Verildiğini Öğrenmesi Allah İzin Verirse Mümkündür Tüm Bu Hadisler De Bu Mivalde Olup Bu Naslar Da Buna İşaret Etmektedir:
Hicretten 5 Sene Önce, Mekke Müşriklerinden, Velid Bin Mugîre, Ebu Cehil, Âs Bin Vâil, Âs Bin Hişam, Esved Bin Abdi Yağus, Esved Bin Muttalib, Zema Bin Esved, Ve Nadr Bin Haris Gibi Kişiler, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem)e Hitaben, “Eğer Sen Gerçekten Peygamber İsen, Bize Kameri (Ayı), Yarısı Ebu Kubeys Dağı, Yarısı Da Kuaykıan Dağı Üzerinde Görülmek Üzere İkiye Ayır!”dediler. Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem) İse Onlara, “Eğer Bunu Yaparsam İman Eder Misiniz?” Diye Sordu. Onlarda, “Evet! İman Ederiz. ” Dediler.
Taberî, Tefsîr, 27, S, 85
Ve
Hani Havariler: “Ey Meryem Oğlu İsa! Sen, Rabbinden Bizim İçin Gökten Sofra İndirmesini İsteyebilir Misin?” Demişlerdi. (İsa:) “Şayet Müminlerseniz Allah’tan Korkup Sakının.” Demişti.
Mâide, 112
Dolayısıyla Günümüzde Böyle Bir Vakıa Olmadığından Yani Peygamberimiz Vefat Ettiğinden Bu Tarz Şirk Taleplere Meyletmek İçin Kimseye Bir Delil Yoktur.
E-)
Utbi Kıssası Ve Nisa 64 Ayeti:
Resûl Yollamamızın Tek Gayesi, Allah’ın İzniyle Ona İtaat Edilsin Diyedir. Şayet Onlar (Günah İşleyip) Kendilerine Zulmettiklerinde Sana Gelseler Ve Allah’tan Bağışlanma Dileselerdi, Resûl De Onlar İçin (Allah’tan) Bağışlanmalarını Dileseydi, Şüphesiz Ki Allah’ı (Tevbeye Muvaffak Kılan Ve Tevbeleri Çokça Kabul Eden) Tevvâb, (Kullarına Karşı Merhametli) Rahîm Olarak Bulacaklardı.
Nisâ, 64
Bu Ayeti Ve Uydurma Olan Utbi Kıssasını Delil Getirip Rasulullahın Kabrinden Şefaat İstemeye Cevaz Veren Zındıkların Getirdiği Nakil Şu Şekildedir:
Ebu Şibl Muhammed B. En-numan B. Şibl El-bâhilî’den (Radıyallahu Anh) Şöyle Rivayet Edildi: Medine’ye Girdim. Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Kabrine Kadar Gittim. Bir Bedevi Devesiyle Gelip Onu Bağladı Ve Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Kabrine Girdi. Güzelce Selam Verip Dua Etti, Sonra Şöyle Dedi: “Anam Babam Sana Feda Olsun Ya Resulallah. Allah Seni Vahyi İle Hususi Kıldı. Sana Kitap İndirdi. O Kitapta Senin İçin Önceki Ve Sonrakilerin İlmini Topladı Ve Sana İndirdiği O Kitapta Şöyle Buyurdu: ‘Eğer Onlar Kendilerine Kötülük Ettiklerinde Sana Gelip De Allah’tan Bağışlanmayı Dileselerdi, Peygamber De Onlar İçin Mağfiret Dileseydi, Elbette Allah’ı Ziyadesiyle Affedici Ve Esirgeyici Bulurlardı.’
Nisa, 64
Ben De Günahlarımı İkrar Ederek Sana Geldim. Rabbimden -Vadettiği Şekilde- Seninle Şefaat Dilenerek Sana Geldim.” Adam Bu Sözlerden Sonra Kabrin Üzerine Kapanarak Şu Şiiri Okudu:
“Ey Kemikleri Toprağa Defnedilip De Yeri Ve Toprağı Şereflendirenlerin En Hayırlısı. Sen Sıratta Ayaklar Kaydığında Şefaati Umulan Peygambersin.
Canım Senin Sakini Olduğun Kabre Feda Olsun. O Kabir Ki İffet Ve Cömertlik Oradadır.” Sonra Bineğine Bindi. Onun Bineğine Mağfiretle Bindiğinden Hiçbir Şüphem Yoktu.
Muhammed B. Abdullah El-utbî Bu Haberi Zikretti Ve Sonuna Şunu Ekledi: Üzerime Bir Ağırlık Çöktü Ve Gözlerim Kapandı. Rüyamda Resulullah’ı (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Gördüm. Bana Şöyle Dedi: “Ey Utbi! Bedeviye Yetiş. Onu Allah’ın Affıyla Müjdele.”
Nevevi, El-izah, S. 455; Kurtubi, El-câmi’ Li-ahkâmi’l-kur’an, 6/439; İbn Kesir, Tefsîrü’l-kur’ani’l-azim, 1/520.
Evvela Derim Ki Bu Ayetin Hemen Bir Sonrasına Baksalar Onlar İçin Cevap Kendiliğinden Mevcut:
Resûl Yollamamızın Tek Gayesi, Allah’ın İzniyle Ona İtaat Edilsin Diyedir. Şayet Onlar (Günah İşleyip) Kendilerine Zulmettiklerinde Sana Gelseler Ve Allah’tan Bağışlanma Dileselerdi, Resûl De Onlar İçin (Allah’tan) Bağışlanmalarını Dileseydi, Şüphesiz Ki Allah’ı (Tevbeye Muvaffak Kılan Ve Tevbeleri Çokça Kabul Eden) Tevvâb, (Kullarına Karşı Merhametli) Rahîm Olarak Bulacaklardı.
Nisâ, 64
Ardından söyle buyruluyor:
Hayır! Rabbine Andolsun Ki, Aralarında Çıkan Anlaşmazlıklarda Seni Hakem Tayin Edip, Verdiğin Hükme İçlerinde Hiçbir Sıkıntı Duymadan Ve Tam Bir Teslimiyetle Teslim Olmadıkça İman Etmiş Olmazlar.
Nisâ, 65
Derim Ki Buradaki İlk Ayette Allah Swt, Diyor Ki: Peygamber Diri İken Ona Gidipte Allaha Tövbe Etmekten Bahsediyor Ki Bu Bizim De Caiz Dediğimiz Tevessüldür Buraya Kadar Tamam Peki Ya Bir Sonraki Ayet?
İşte Buna Cevap Veremezler Zira Allah Swt Çıkan Anlaşmalarda Peygamberi Hakem Tayin Edip Verdiği Hükme Tazı Kalmamızı Emrediyor. Bizde Diyoruz Peygamber Kabrindeyken Onun Zatını Hakem Mi Kılacağız? Buna Evet Diyorsanız Sizin İnancınıza Göre Boşanmak İsteyen Veya Benzeri Sebeplerle Davalaşmış Kişileri Peygamberin Kabrine Götürmeniz Gerek Size Göre O Hüküm Verecektir Çünkü Peygamberler Kabirlerinde Dünyevi Manada Diri Ya(!)
İşte Bu İtikatla Böyle Aciz Ve Komik Hallere Düşersiniz. Bunu Anladıysan Gelelim Utbi Kıssasına
Evvela Derim Ki, Ortada Ne Bir Hadis Ne Ayet Var Ne De Sahabenin Ameli Yada İcması…
Bir Bedevinin Rüyası Dinde Ne Zamandan Beri Hüccet?
Tevhid Şirk Konuları Haşa Bu Kadar Kıymetsiz Ve Ucuz Mu Ki Ne Olduğu Belli Olmayan Hikayelerden Dini Temellendirmeye Gidiyorsunuz!?
Bazı Kimseler De Diyor Ki Bu Nakli Paylaşan İbni Kesir, Nevevi , Kurtubi Kişiler De Mi Müşrik?
Evet Eğer Onlarda Bu İtikattalarsa Onlarda Müşriktir! Ama Hayır Biz Onlar Asla Bu İtikattadır Demiyoruz. Bir Şeyi Rivayet Etmek Ona Mutlak Manada İtikat Etmek Değildir. Belki Tekzip İçin, Belki Bakın Böyle Kişilerde Var Demek İçin Belki De Bilemediğimiz Başka Sebeplerden Olabilir Bu. Biz Genel Olarak İyi Alimler Olduğunu Düşündüğümüz Kişilerin Tekfirinden Olabildiğince Sakınırız. Artık Hâline Dair (Yani Gerçekte İtikadının Ne Olduğuna Dair) Muteber Bir Tevil Kalmazsa O Vakit Elbetteki Tekfir Ederiz Lakin Bu Vakıada Bu Sözkonusu Değil.
Şimdi Gelelim İlim Ehli Bu Rivayet İçin Ne Demiş:
Özetle; Bu Bedeviden Nakledilen Kıssa Delil Olma Vasfı Taşımaz. İsnadı Karanlık Ve Çelişkilidir. Keza Lafzı Da Böyledir. Bu Rivayet Sabit Olsa Bile İtirazcının Maksadına Delil Olmaz. Bu Tip Hikayelerle İhticac Edilmez, Delil Getirilmez. İlim Ehlinin Nezdinde Bu Tip Şeylere İtimad Edilmez”
İbn Abdilhadi, Es-sarim’ul Munki Fi’r Radd Ale’s Subki, S.253
Bazıları, Zikretmiş Oldukları Bu Hikayeyi Utbi’den İsnadsız Olarak Naklederler. [Mesela İbn Asakir, Mu’cem’uş Şuyuh’ta Bu Rivayetin Utbi’ye Kadar Olan Senedini Zikrettikten Sonra “ İbn Tavk El-mevsili, Utbi’den Şu An Hatırlayamadığım Bir Senedle… İfadesini Kullanmaktadır.
(Age 1/600–601) Müt. Notu] Bazıları Da Muhammed Bin Harb El- Hilali’den Rivayet Ederler. Bazısı Da Bunu Muhammed Bin Harb Kanalıyla Ebu’l Hasen Ez-za’ferani’den O Da Sözkonusu Bedevi’den Nakleder. Beyheki Bu Rivayeti Şuab’ul İman’da Muhammed Bin Ravh Bin Yezid Bin
El-basri’den Karanlık Bir İsnadla Nakleder.”
bkz. Es-sarim’ul Munki Fi’r Radd Ale’s Subki, Sf 251–253
Şeyhulislam İbn Teymiyye Şöyle Dedi:
“Bu Hikaye Sebebiyle İmam-ı Şafiî’ye Ve Ahmed’e Bağlı Bazı Son Dönem Fıkıh Alimleri Bu Hikâyeye Dayanarak Böyle Yapmayı Mubah Saymışlardır. Oysa Böyle Bir Hikâye İle Şeriat Kaynaklı Hüküm İsbat Edilemez. Özellikle Böyle Bir Konuda. Eğer Böyle Yapmak Şeriata Uygun Ve Özendirilecek Bir Şey Olsaydı, Sahabiler İle Bağlılarının Bunu Herkesten Daha İyi Bilip, Daha Titizlikle Uygulamaları Gerekirdi. Böyle Olmadığına Göre Sözü Edilen Bedevi İle Diğer Bazı Kimselerin İsteklerinin
Kabul Edilmiş Olmasının Daha Başka Sebepleri Vardır Ve Daha Önce Bu Sebeplerle İlgili Ayrıntılı Açıklamalar Yapmıştık.”
İbn Teymiyye, İktiza’us Sirat’il Mustakim, 2/290
Abdullatif Bin Abdurrahman Şöyle Dedi:
“Şimdi Velev Ki Bu Hikayenin Sabit Olduğunu Kabul Etsek, Yine De Onda Bu Ahmağın İddia Ettiği Gibi Enbiya Ve Salihlere Dua Etmeye Ve Onlardan Hacetleri Gidermeleri İçin Talepte Bulunmaya Cevaz Verecek Bir Delil Yoktur. Bedevilerin Fiilleri İle Delil Getirilmez. Bunu Sadece Aklında Bir
Musibete Uğramış Ve Fehmi İflas Etmiş Bir Kişi Şer’i Bir Delil Olarak Kabul Eder. Ve Aynı Şekilde Utbinin Nakli Ve Onun Senedindeki Rical, Hiçbir Şey Değildir. Daha Önce Geçtiği Gibi Ahkamın Delilleri Kitab Sünnet Ve İcmadır. Muteber Kıyas Hakkında Ve Ondan Başkasında İse İhtilaf Vardır,
*Delillerden Hiçbirinde Bu Konuda Bir Şey Yoktur Ve Ne Alimlerden Ne De Sahabe Zamanından Hayırlı Asırların Sonuna Kadar Bu Konuda Sabit Bir Şey Yoktur. Ne İstiğfar Taleb Etme Hakkında Ne De Ondan Başkası Hakkında.” *Misbah’uz Zalam, 316
Süleyman Bin Sehman Şöyle Dedi:
“Bu Hikayenin Sahih Olduğu Kabul Edilse Bile Bunda İlim Ve İman Ehli Nezdinde Uyulması Gereken Şer’i Bir Delil Mevcut Değildir. Alimler, Şer’i Delilleri Zikretmişler Ve Sınırlandırmışlardır. Onlardan Hiç Birisi Ümmetten Birisinin Gördüğü Rüyadan Ahkama Dair Delil İstinbat
Etmemiştir. Bilhassa Kitap, Sünnet, İcma Ve Kıyastan Tutunulması Gereken Delillere İstinad Etmediği Zaman Durum Böyledir.”
Es-savaik’ul Murselet’uş Şihabiyye, 253
Süleyman Bin Abdullah Şöyle Dedi:
“İbadetlerin Dayanağı Tevkiftir (Nasstır). Bilhassa Da Rasulullah’ın Yoluna, Şeriatına Ve Sünnetine Dayandırıldığı Zaman Böyledir. Aklın Bir Şeyi Güzel Ya Da Çirkin Bulmasının Dinde Bir Etkisi Yoktur. Ayrıca Bir Sebebe Sarılarak İsteği Yerine Getirilen Herkesin Sarıldığı Bu Sebebin Meşru Olması Gerekmez. Zira Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in Sağlığında Ondan Ne İstenirse Onu Verir Ve İsteyeni Geri Çevirmezdi. Bazen İstenen Şey, İsteyen İçin (Hak Etmediği) Haram Bir Şey de Olabiliyordu.
O Kadar Ki Allah Rasulu (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Şöyle Buyurmuştur: Sizden Biriniz İhtiyacını Bizden Alıp Gider, Fakat Koltuğunun Altına Alıp Götürdüğü, Ateşten Başka Bir Şey Değildir,” Buyurdu. Hz. Ömer: “Vermesen, Ya Resûlallah, Niçin Veriyorsunuz?” Diye Sordum. Resûl-i Ekrem: “Onlar İllâ Da Benden İsteyecekler, Allah U Teâlâ Kesin Olarak Benim Cimriliğimi Yasaklamıştır, Bunun İçin Vermemezlik Edemem” Buyurdu.”
Mecmeu’z-zevâid Ve Menbeu’l-fevâid, 3/94 Mecmeu’z-zevâid Ve Menbeu’l-fevâid, 3/94 , Ahmed Ve Ebû Yâlâ’nın Rivayetlerinden Naklen, Şeyh Süleyman’ın Sözü Burada Sona Erdi.
Et-tavdih An Tevhid’il Hallak, 244
Salih El-fevzan Dedi Ki:
Soru: Araştırmacılardan Biri, İbni Kesir’in Tefsiri Hakkında Kendisiyle Görüştükten Sonra, Utbi Kıssasının Bazı Nüshalarda, Özellikle De Eski Nüshalarda Bulunmadığını Anladığını Söyledi.
Şeyh Fevzan: Allah’a Hamd Olsun, Eğer Orada Yoksa Bunun Batıllığını İspat Eder, Yani Tefsir’e Dahil Edilmesi Doğru Değildir, Uydurulmuş Olabilir.
**https://www.youtube.com/watch?v=c-V5dbnkfcY**
El-elbani Dedi Ki:
“Bu Zayıf Ve Şüpheli Bir İsnattır… Ne Yazık Ki Hafız İbn Kesir Bu Ayetin Tefsirinde Bu Rivayeti Zikretmiştir… Sabuni Gibi Birçok Sapık Ve Bid’at Ehli Bu Rivayeti Ondan Almış Ve Bu Rivayetin Tamamını “Muhtasar”ında Zikretmiştir. (1 / 410)… İbn Kesir’de, Bilinen Hadis Alimlerinden Herhangi Birine Atfedilmez, Ancak Bu Kıssa Dışında Kim Olduğu Bilinmeyen Utbi’ye Atfedilir… Bu, Kitap Ve Sünnet’e Aykırı Olduğu İçin Kınanacak Bir Rivayettir, Hatta Batıldır Ve Bu Yüzden Bidatçiler Tarafından Kullanılmaktadır, Çünkü Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in Vefatından Sonra Ondan Şefaat Dilemeye İzin Vermektedir Ve Bilindiği Gibi Bu En Büyük Batıllardan Biridir Ve Şeyhülislam İbn Teymiyye Bunu Kitaplarında, Özellikle De “Tevessül Ve Vesile” Kitabında Açıklamıştır Ve El-utbi’nin Bu Rivayetini Reddederek Ele Almıştır.”
Silsiletul Sahiha 6/427
2-) Sahabe Birbirinden Şefaat İstemiş Midir?
a-) Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem- Şöyle Buyurmuşlardır:
“Kıyâmet Günü İnsanlar Saf Saf Olur -Bir Rivâyete Göre, Cennet Ehli Saf Saf Olur-. Derken, Cehennem Ehlinden Bir Kişi Cennet Ehlinden Birine Rastlayıp:
Ey Fülan! Hatırladın Mı, Sen Su İstemiştin De Ben Sana Bir İçimlik Su Vermiştim?» Der, (Ve Bu Sûretle Şefaat İster). Mü’min De O Kimseye Şefaat Eder.
(Cehennemlik Olan Bir Başka) Kimse, Cennetlik Olan Birinin Yanına Varır Ve Ona:
Hatırlıyor Musun, Sana Bir Gün Abdest Suyu Vermiştim?» Diyerek (Şefaat İster. O Da Hatırlar) Ve Ona Şefaat Eder.
Yine Cehennemlik Olanlardan Biri, Cennetlik Birisine:
Ey Fülan! Beni Şöyle Şöyle Bir İşe Gönderdiğin Günü Hatırlıyor Musun? Ben De O Gün Senin İçin Gitmiştim» Der. Cennetlik Olan Kimse De Ona Şefaat Eder.”
İbn-i Mâce, Edeb, 8
Not:Buradaki Şefaatten Kasıt “Allaha Dua Etmesini İstemektir”
b-)Şu‘be B. Ziyâd Der Ki: “Ömer B. Abdulazîz’in, Abdullah B. Hasan’ın
Eteğine Yapışıp, “Kıyâmet Günü Bana Şefâatçi Olmanı Ümid Ediyorum” Dediğini
İşittim.
Kitabü’z Zühd, Ahmed Bin Hanbel. 1717.Söz
Not:Yukarıda Zikrettiğimiz Gibi Bu Rivayette De Buradaki Şefaatten Kasıt “Allaha Dua Etmesini İstemektir” Manasına Gelmektedir
İkincisi Bilinmelidir Ki Bu Ne Peygamber Sözüdür Nede Ayettir.
Ayrıca Bu Minvalde Benzer Rivayetler De Gelmiştir.
3-) Alimlerin İhtimalli Sözlerinden Onları Tekfir Eden Yahut Yanlış Anlayarak Şirke Cevaz Verdiğini İddia Edenler:
Bazı Cahiller Şeyhül İslam İbni Teymiyye’nin Ve Diğer Alimlerin Kavillerini Doğru Anlamadıkları İçin Ya Yanlış Anladıkları Cümleyi Mezhepleri Edinip Şirke Girerler Yada Onu Haksız Yere Tekfir Ederler.
Bunlardan Birisi Şeyhül İslamıın Şu Sözleridir:
a-) İbni Teymiyye Dedi Ki:
İkincisi; Peygamberler’den Veya Salihlerden Ölü Ve Gaib Olanlara ‘Benim İçin Allah’a Dua Et veya Rabbine Bizim İçin Dua Et Veyahut Da Bizim İçin Allah’tan İste’ Denilmesidir. Bu Tıpkı Hristiyanların Meryem Ve Onun Gibiler İçin Söyledikleri Gibidir. Bilen Biri İçin Bunun Caiz Olamadığı Şüphe Götürmez Ve Bunun Ümmetin Selefinden Hiçbir Kimsenin Yapmadığı Bidatlerden Olduğu Açıktır…
Mecmuul Feteva, C. 1, S. 350.
Cahil Kimseler Burada Şeyhülislam’ın Bu Tarz Bir Şirk Amele Şirk Demediğini İddia Ediyorlar Sebebi İse Buna Bidat Demesidir Lakin Bilinmelidir Ki Bidat İbaresi “Dine Yenilik Ekleme” Manasına Gelir Ki Bu Bazen Şirk Olur Bazende Dinden Çıkarmayan Haramlardan Olur.
Bu İddiayı Çürüten, Şeyhül İslâm’ın Şu Sözüyle, Bu Müşrikleri Baş Başa Bırakıyorum!
“Peygamber ﷺ ; kabirlerde, Şirk’e vesile olmasın diye, Namaz kılmayı dahi yasakladıysa, o halde; onlardan (kabirdekilerden) gerek ihtiyaç ve sıkıntıların giderilmesini istemek gerekte,(onlara seslenip) Allah’tan (bunu) istemelerini istemek gibi Şirklere ne demeli..?”
İktiza-i Sırat-ı Mustakim, c.2, s.304–305
Yine Şeyh’ül İslâm, şöyle demiştir:
“Onlar, ölülerin kabirlerine gidip, ölüye “benim için Allah’tan … iste” derler veya ğaybdaki (yanında olmayan) diri kimselerden de tıpkı yanlarında bulunurmuşcasına istekte bulunurlar. Onlar, (ölü veya ğaybdaki kişilere) şu şiirleri okuyorlar: “Yâ, falan kişi; senden, bana Allah katında Şefaat etmeni, Allah’tan; bize yardım etmesini istemeni, şunu ve bunu… ona şikayet etmeni, sonra da Allah’tan, bu zorluğu bizden kaldırmasını dilemeni isterim” yahut başkalarının da şu şekilde dediği gibi “senden, Allah’tan beni bağışlamasını istemeni isterim.”
İşte bu tarz durumlar; yani Meleklerden, salihlerden ve Peygamberlerden, onların vefatından sonra (kabirlerinden) veya gıyaplarından (yanımızda bulunmadıkları zaman) bu tarz taleplerde bulunmak… Kitap Ehli olmayan Müşriklerde, Kitap Ehlinde ve Yüce Allah’ın ﷻ izin vermediği Şirk (olan) İbadeti sergileyen (sözde) Müslümanlarda var olan en büyük Şirk türlerindendir.
Mecmû’ul Fetâvâ, c.1, s.158–159
Ayrıca, Şeyhül İslamın Mezhebini Savunan Ve Onun Davetini Devam Ettirip Onu Doğru Anlayan Necid Ulemasının Kavilleri Bize Şeyhin Mezhebini Doğru Anlamakta Adeta Işık Tutuyor Zira Şeyhin Usulünü En İyi Onlar Bilmekteydi.
Aşağıda Necid Ulemasından Bolca Nakiller Paylaşacağız.
Bir Diğeri ;
B-) İmam Nevevi İçin, Öldükten Sonra Rasulullah’ın Zatından Şefaat İstiyor Şeklinde Bir İddiayla Geliyorlar. Buyrun Nevevi Esasen Ne Diyor:
“Ey Allah’ın Rasulü! Sana Filan Oğlu Filandan Da Salat Ve Selam Getirdim.” Daha Sonra Yaklaşık Bir Zira 30–45 Cm. Sağa Doğru Kayarak Hz. Ebu Bekir (R.a.) A Selam Verir. Sonra Hz. Ömer (R.a.)’a Selam Vermek İçin Biraz Daha Geri Çekilir, Onlara Da Selam Verir. Ona Da Selam Verir. Bu Görevlerini De Yerine Getirdikten Sonra Yeniden İlk Durduğu Yerine Döner Ve İlk Konumdaki Gibi, Rasulullah (S.a.v.)’in Yüzüne Doğru Durup O’nu Vesile Edinerek, Kendi Adına Allah’tan Dilekte Bulunur. Yüce Allahkatından Rasulullah’ı Kendisine Şefaatçi Kılmasını İster. Bu Arada, Kendisi, Ana-babası, Arkadaşları, Eş Ve Dostları, Kendisine İyilikte Bulunan Herkes Ve Her Müslüman İçin Duada Bulunur. Burada Bulunduğu Süre İçerisinde Bol Bol Dua Ve Zikirde Bulunmalıdır. Bu Önemli Ve Değerli Yerleri Kendisi İçin Bir Fırsat Ve Ğanimet Olarak Değerlendirmelidir. Allah’a Hamdetmeli, Sübhanellah, Allahu Ekber Demeli, Lailahe İllallah Demeli, Rasulullah (S.a.v.)’a Salat Ve Selam Getirmelidir. Tüm Bu Dua Ve Zikirleri Asla Dilinden Düşürmemelidir.
Nevevi, El Ezkar Ravza Yay. S.362
Görüldüğü Üzere Yine Sonunda Peygamberin Şefaatini Allahtan İstemek Söz Konusudur Ki Burada Sadece Hiçbir Şirk Yoktur.
Benzer Şekilde Bir Başka Baskıya Bakarsak Aynı İbareleri Görürüz:
Eğer Birisi, Rasûlullâh’a Selâm Gönderdiyse, Ziyaretçi Şöyle Der. ‘Ey Allâh’ın Rasûlü! Falan Oğlu Falandan Sana Selâm Olsun. Sonra Bir Adım Geri Çekilerek Bir Miktar Sağa Doğru Gider… Sonra Rasûlullâh’ın Yüzüne Doğru Dönerek İlk Durduğu Yere Döner, Kendisi İçin Peygamberi Vesile Edinir. Noksanlıklardan Munezzeh Olan Yüce Rabbi’ne Yönelerek Peygamberin Şefaatçi Olmasını İster. Hem Kendisine Hem De Ana-babasına, Arkadaşlarına, Dostlarına, Kendisine İyilik Edenlere Ve Diğer Müslümanlara Dua Eder.
Nevevi, El Ezkar İtisam Yay. S.333
Bu Nakillere Rağmen Birisi Bunun Hilafında Neveviden Söz Getirirse Biz Yine Bunu Kabul Etmeyiz Zira Alimlerin Sözleri Üzerinde İhtimaller Olabilir. Ya Tövbe Etmiş Olabilir Ya Eser Tahrif Edilmiş Olabilir Ya Başka Bir Şey Kastetmiş Olabilir (Şefaat Diyipte Diğer Manalarını Kastetmiş Olabilir) Yada Başka Bir İhtimal De Olabilir Veya Hakikaten Allahtan Başkasından Şefaat İstemiş Ve Buna Cevaz Vermiş Ve De Müşrik Olmuştur Bunu Allah Bilir Lakin Biz Burada Hüsnü Zan Yaparak Tekfir Etmiyoruz.
Argüman Dahi Sayılamayacak Komik Bir Şüpheye Cevap:
Bazı Müşrikler Kabirperestliğe Kılıf Bulmak İçin Böyle Bir “Hadis” Uydurmuşlardır:
“İşlerinizde Şaşkınlığa Düştüğünüz Zaman Kabir Ehlinden Yardım İsteyiniz.”
Keşfu’l-hafa; 1/85 H. No: 213
Şeyhulislam İbn Teymiyye Şunları Söyledi:
“Hadis İlmine Vakıf İnsanların İcmaına Göre Bu Hadis Peygamber (S.a.v.)’e İftira Yoluyla Uydurulmuş Yalan Bir Hadistir. Alimlerden Hiç Kimse Böyle Bir Şey Rivayet Etmemiştir, Güvenilir Hadis Kitaplarında Da Böyle Bir Şey Yoktur”
İbn Teymiyye, Kâidetun Celiletun Fi’t-tevessuli Ve’l-vesîle, S. 267
İbn Teyymiyye Başka Bir Yerde De Şunları Söyledi:
“Onlar -Yani Bid’atçılar- Hadis İlminin Uzmanlarınca Yalan Kabul Edilen Bir Hadisi Rivayet Ediyorlar. O Da Şudur: İşleriniz Sarpa Sardığı Zaman Kabir Ehline Muracaat Ediniz. Bu Hadis Olsa Olsa Ancak Şirke Kapı Açmak İçin Uydurulmuştur”
Mecmuu,l-fetava C. II, S. 293
Büyük Alim Es-sehavi,
El-mekasıdu’l-hasene İsimli Eserinde S. 542, No: 883'te Dedi Ki: “İbn Teymiye Bunun Yalan Olduğunu Söyledi. Benzeri Bir Sözü Bizim Hocamız -İbn Hacer- Söyledi Ve Bu Hadisin Aslı Yoktur, Dedi.
El-hindî, Tezkiratu’l-mevuduat, S. 286, S. 286; El-kinanî, Tenzihu’ş-şeria, C: Iı, S. 316; Molla Aliyyu’l-kârî, El-esraru’l-merfua, S.282, No: 376.
Rabî B. Hâdî El-medhalî Dedi Ki: “Ben Bunu Araştırdım Ve Sadece Acluni’nin Keşful-hafa İsimli Eseri, C. I, S. 85'te Şu Lafızlarla Buldum: “Ne Yapacağınızı Bilemez Şaşkın Bir Duruma Düştüğünüz Zaman Kabir Ashabından (Ölülerden) Yardım İsteyin”
Aclûnî Bunu, H. 940 Yılında Vefat Eden İbn Kemal Paşa’ya Nisbet Etti. İbn Kemal Paşa’nın Biyoğrafisi İçin Mucemu’l-muellifin, C.ı, S.238. İbn Kemal Paşa Osmanlı Alimlerindindendir, Fakat Hadis Uzmanı Değildir.!
Şeyhulislam İbn Teymiyye Şunları Söyledi:
“Hadis İlmine Vakıf İnsanların İcmaına Göre Bu Hadis Peygamber (S.a.v.)’e İftira Yoluyla Uydurulmuş Yalan Bir Hadistir. Alimlerden Hiç Kimse Böyle Bir Şey Rivayet Etmemiştir, Güvenilir Hadis Kitaplarında Da Böyle Bir Şey Yoktur”
İbn Teymiyye, Kâidetun Celiletun Fi’t-tevessuli Ve’l-vesîle, S. 267
메타데이터
- post_id
- f2413bc41d31
- slug
- ölüden-veya-diriden-şefaat-i̇stemenin-hükmü-bölüm-2-f2413bc41d31
- url
- https://medium.com/@ehlitevhid/%C3%B6l%C3%BCden-veya-diriden-%C5%9Fefaat-i%CC%87stemenin-h%C3%BCkm%C3%BC-b%C3%B6l%C3%BCm-2-f2413bc41d31
- canonical_url
- https://medium.com/@ehlitevhid/%C3%B6l%C3%BCden-veya-diriden-%C5%9Fefaat-i%CC%87stemenin-h%C3%BCkm%C3%BC-b%C3%B6l%C3%BCm-2-f2413bc41d31
- author_url
- https://medium.com/@ehlitevhid
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-23 13:25:52