← Back to list

Dört açılsın gözler; o şimdi yönetmen!

Onu ilk tanıdığım/ızda yıl 2009’du. Mahmut Fazıl Coşkun’un da ilk uzun metrajı olan “Uzak İhtimal”le, kısa süre sonra adını kazıyacağı…

Elif Tunca · 2026-07-09 05:01 · 1 claps · 4.1 min read
#nadir-sarıbacak #cinema #gazel #oyunculuk #tiyatro
Open on Medium ↗
Wiki topics: CUL · Culture & Media 🎬 · Film & Television

Dört açılsın gözler; o şimdi yönetmen!

Nadir Sarıbacak

Nadir Sarıbacak

Onu ilk tanıdığım/ızda yıl 2009’du. Mahmut Fazıl Coşkun’un da ilk uzun metrajı olan “Uzak İhtimal”le, kısa süre sonra adını kazıyacağı, sinemaya ilk adımını atmış ve biz de merhum Radikal gazetesi için, filmde rol aldığı camiin karşısında röportaj yaparken arkadaş olmuştuk.

Tarih 26 Ekim 2009; Nadir Sarıbacak’la bir Tophane akşamındaki keyifli muhabbetin çıktısı..

Tarih 26 Ekim 2009; Nadir Sarıbacak’la bir Tophane akşamındaki keyifli muhabbetin çıktısı..

Onu Türkiye’de son gördüğümüzde yıl 2016’ydı. Tolga Karaçelik’in “Sarmaşık” filmindeki rolüyle ödülleri -tam anlamıyla- silip süpürüyordu. Şimdi o Amerika’da, ben Almanya’da; aradan geçen on yılda hayat bambaşka tecrübeler sunsa da o, sanatını, ben de gazeteciliğimi yapmakta inat ediyoruz.

Tabii, itiraf edeyim, o benden daha başarılı yürütüyor süreci ☺ 2021’de rol aldığı kısa film “Leylak”la Tribeca Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı, Ayhan Hülagü ile Stüdyo Garaj’ı kurdu, burada “Çehov’un İnsanları” oyununu yönetti, genç oyuncu adaylarına dersler verdi, tam bir ustalık işi olan, tek kişilik oyun “Yeraltından Notlar”ı sahneledi ve nihayet yine Hülagü ile kaleme aldıkları ve başrolünü üstlendiği “Gazel” filmini, Samy Pioneer ile birlikte yönetti.

Nadir Sarıbacak, Samy Pioneer ile yönettiği “Gazel” ile ilk kez kameranın hem önünde hem arkasında görev aldı.

Nadir Sarıbacak, Samy Pioneer ile yönettiği “Gazel” ile ilk kez kameranın hem önünde hem arkasında görev aldı.

Bana da ‘madem tarih tekerrürdür’ deyip kendisine yine — yeni sorular yöneltmek düştü.

“Sanki ikinci kez yaratıldık”

Seni ‘icra’dan ‘üretim’e geçmiş halde bulduk; hem tiyatroda hem sinemada yönetmenlik yapmaya başladın. Daha önceden buna dair denemelerin/ fikirlerin var mıydı?

Daha önce Türkiye’de amatör gruplarla oyun çalışmıştım. Ama tabii Amerika’da yönetmenlik, özellikle sinema yönetmenliği aklımın ucundan geçmezdi. Bir de kendi ülkemde cesaret edemezdim galiba. Yani ülkem benim evim gibi, çalıştığım yönetmenler de ailem gibi; “Senin ne işin var oğlum, oyunculuğa devam et” falan derlerdi galiba (gülüyor) ya da ben düşünemezdim. Ama burada yeni bir ülkede, yeni bir hayata başladık; sanki ikinci kez yaratıldık.

Bunun sebebi daha çok kariyer planından mı kaynaklı yoksa şartlar öyle geliştiği için mi? Mesela “Gazel”i yazarken bu ‘bir senaryo yazma’ motivasyonu muydu daha çok, yoksa ‘bu hikâyeyi anlatıp içinden çıkarmak’ mı?

Kesinlikle mesleğime dönme arzusu, yazmaya ve film yapmaya itti. Tabii ki seçtiğimiz konu, bizim de göçmen olarak yaşadığımız sıkıntılar üzerineydi. Ayhan’ı (Hülagü) aradım; “Kardeşim, film yazalım, sonra para bulabilirsek çekelim” dedim. Çünkü Amerikan film endüstrisinin çok da umurunda değilsiniz (gülüyor) Bu durum da size “O zaman biz üretelim” duygusu getiriyor.

Senaryoyu yazarken hangi kaynaklardan beslendin -teknik anlamda- yani senaryo matematiği kısmını halletmek için?

Öncelikle burada sinemadan anlayan, anlamanın ötesinde sinema uzmanı, yönetmeni arkadaşlarım var; onlardan destek aldık. Zaten Ayhan’ın yazarlık geçmişi var. Türkiye’de oyunculuk okurken ve pratiğini yaparken de zaten az cok oyun metninin ya da hikâyenin dramatik yapısıyla ilgili bir eğitim de almıştım. Bunun üzerine burada da çok kısa eğitim aldım. Sonra ‘bismillah’ deyip başladık.

“Yönetmenliğin kreatif tarafı Kuzey Işıkları’nı izlemek kadar büyülü”

Yönetmenliğin hangi kısmından keyif aldın, hangi kısmından hazzetmedin?

Yönetmenlik, aman Allah’ım, o yazdığın metnin adım adım -tabiri caizse- canlanması, karakterlerin ete kemiğe bürünmesi ve beraber yönettiğin arkadaşınla ve görüntü yönetmeniyle sahneleri önce kağıt üzerinde konuşup, tartışıp, sonra uygulamak… harika bir duygu! En etkileyici kısmı ‘ortaklaşa üretmek’; yani filmin ön hazırlığında, çekim esnasında ve sonra prodüksiyonda diğer sanatçıların filme katkısı.Tabii ki yönetmen olarak kendi filtremden geçirdim gelenleri. Adım adım yazarak başladığın metnin değişimine şahit oluyorsun. İşte bu sürece şahit olmak, ‘Kuzey Işıkları’nı izlemek kadar büyülü.

Öte yandan işini öteleyen ya da kötü yapan insanlarla uğraşmak kötüydü. Kreatif taraf çok keyifli ama insan yönetimi çok zor ve sevmedim (gülüyor)

Bütün bu süreçte Amerika’daki sanat ortamına dair nasıl gözlemlerin oldu? Kendine -ve belki senden sonraki kuşağa- notlar çıkarsan ne yazardın?

Amerika sanat ortamını konuşacak kadar Amerikalı değilim henüz. Bir de bu konu çok su götürür, o yüzden atlayalım. Buraya geldiğimde 39 yaşındaydım, şimdi 49 oldum. Son üç yıldır bayağı bereketli geçiyor, şükür Allah’a. Biz Türkiyeliler burada daha yeniyiz; o yüzden heyecanlıyım. Neden biliyor musun; ne yaparsak, tiyatro, sinema vesaire, dostlar bizimle beraber heyecanlanıyor. İşte bu harika! Şunu çok isterim; bizler bu dünyadan göç edince, yeni gelenler bizi hayirla yâd etsin, dualar etsin. Büyük bir diaspora olalım ve sanat üreten, sanat tartışan insanlar yetişsin.

Filmin gösterimlerine eşlik eden uzmanlarla değerli bir network oluşturmuş oldun; seyircilerin yanı sıra bilhassa bu moderatörlerin yaklaşımları nasıl?

Modeteratörleri e-maille davet ettigimizde bazıları önce işi yokuşa sürdü fakat filmi izleyince gelmek istediler. Bu benim için çok önemliydi; onlarin gelip katkıda bulunmasi, filmi desteklemesi. Biliyorsun; bazı film eleştirmenleri huysuz olabiliyor (gülüyor) ya da çok film izledikleri için gelmeyi tercih etmeyebilirler. Onlardan güzel bir liste oluşturdum, bundan sonra yeni işler yapma şansım olursa onlara haber vereceğim. Harika arkadaşlıklara vesile oldu bu film.

“Yeraltından Notlar’la üstümdeki ölü toprağı attım”

Nadir Sarıbacak, Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar”ını, tek kişilik oyun olarak, on yılın ardından Amerika’da yeniden sahneledi.

Nadir Sarıbacak, Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar”ını, tek kişilik oyun olarak, on yılın ardından Amerika’da yeniden sahneledi.

Bir yandan “Yeraltından Notlar”a hazırlanıyorsun; yaklaşık 10 yıl aradan sonra. Proje takvimine eklemenin sebebi ne? Bir yandan belki tek kişilik oyun olduğu için prodüksiyon açısından kolay olduğu düşünülebilir, öte yandan da oyunculuk anlamında bir challenge.

Artık hem bu filmle hem de yeni kurduğumuz tiyatro, “Stüdyo Garaj” ile mesleğimize dönmeye başladık. Birçok öğrencimiz oldu. Onların bir şeyler yaptığını görmek beni çok mutlu ediyor. “Yeraltından Notlar”ı tekrar çalışıp Amerika’da oynamak istedim. Buna hem yakın arkadaşlarım ve ailem para kazanmam için teşvik etti hem de mesleğe dönüp üzerimdeki o -tabiri caizse- ölü toprağını atmak istiyordum. İlk üç oyunu New Jersey’de oynadım. Sana ne kadar heyecanlandığımı anlatamam! Çünkü 10 yıl sonra, 49 yaşında, tek başıma sahnede olmak beni korkutuyordu. Çok korkunca da kendimi cesaretlendirmek icin Genco Erkal’ı hatırlattım kendime; 80 küsur yaşına kadar sahnede kaldı. Şükür ki oyun fena geçmedi, bundan sonra da sponsor bulduğum yerlerde bu oyun ile turne yapacağım. Avrupa’ya da gelmek istiyorum.


메타데이터
post_id
f3c97cc88e76
slug
dört-açılsın-gözler-o-şimdi-yönetmen-f3c97cc88e76
url
https://medium.com/@_elif_tunca_/d%C3%B6rt-a%C3%A7%C4%B1ls%C4%B1n-g%C3%B6zler-o-%C5%9Fimdi-y%C3%B6netmen-f3c97cc88e76
canonical_url
https://medium.com/@_elif_tunca_/d%C3%B6rt-a%C3%A7%C4%B1ls%C4%B1n-g%C3%B6zler-o-%C5%9Fimdi-y%C3%B6netmen-f3c97cc88e76
author_url
https://medium.com/@_elif_tunca_
status
ok
fetched_at
2026-07-10 05:19:05