Defansif Tıp ve Hukuki Yönü
Defansif tıp: hekimlerin hukuki risklerden korunmak için aşırı tedbirli veya çekingen davranması. Hukuka aykırı bu durumun nedenleri…
Defansif Tıp ve Hukuki Yönü

Dur durak bilmeden yenileriyle karşı karşıya kaldığımız sağlık çalışanlarına yönelik kötü ve haksız tutumların/davranışların karşısında olumsuz sonuçların doğması elbette ki kaçınılmazdır. Tıbbiyeye adım atılan andan itibaren “Primum non nocere” (Önce, zarar verme!) düsturuyla başlayan ve uzun yıllar yoğun emek sarf edilen hekim olma süreci, uygulama boyutunda öngörülemez ve çirkin tutum ve davranışlar sebebiyle “Zarar göreceksin ama zarar vermeyeceksin.” düsturuyla devam ettirilmektedir.
Defansif tıbbın yüzeyde belirgin duran sebeplerinden bir tanesi şiddet hususu olsa da yargısal süreçlerin de bir şiddet unsuruymuşçasına kullanılması, hekimlerin defansif tıp uygulamalarına başvurmalarında başlıca sebeplerdendir. Nasıl ki bir devlet işleyişi bakımından hukuk güvenliği-hukuk devleti kavramları kıymetli ise, insanlar hayatlarını yaşarken yargılanma korkusu ile yaşamamaları gerekmekte ise, yargılanmanın sınırları hukuk ve kanun güvencesi altında ise; hekimlik açısından da yargılanma korkusunun meslek ifası sırasında ön planda hissedilmemesi gerekmektedir. Zira aksi taktirde, hukuksal güvenlik barındırmayan bir günlük yaşamda var olmaya çalışan insan örneğindeki gibi hekimler de ya hiç hareket edemeyecektir ya da aşırı tutumlar sergilemekten kendisini alıkoyamayacaktır.
Tıp alanında çalışmak yalnızca bedensel emek sarfı üzerine kurulmuş değil aynı zamanda gözle görünmeyen, soyut şekilde bilgi ve mesleki donanıma dayalı fikirsel bir emek üzerinden yürütülmektedir. Soyut bir bilimsel donanım temelinde inşa edilen tıbbi süreçlerin, hekimlik ifasında benimsenen katılımcı yaklaşım modeli ile birlikte, hasta-hekim arasında bir güven ve işbirliğine dayalı yürütülmesi gerekmektedir.
Öte yandan hekimin hastaya yönelik tıbbi müdahale niteliğini haiz her türlü işlemi hem temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliğini taşımaktadır hem de kanunen tanınmış yetkiler çerçevesinde gerçekleşen müdahalelerdir. Bu anlamda hastanın en mahrem haline ve kişisel nitelikli verilerine temas etme yetkisi bulunan hekimlerin, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirirken hasta ile arasında oluşması gereken güven ve işbirliğini yürütmesi oldukça sancılı olabilmektedir. Bu bakımdan yıllar içerisinde, hasta haklarının kuvvetlendirilmesinin de vesilesiyle, tıbbi uygulama hatalarına yönelik yargılama süreçlerinin fazlaca gündemde oluşu hekimlik mesleğinin ifasında defansif tıp uygulamalarına başvurulmasını kolaylaştırmıştır.
Defansif Tıp Nedir?
Kelime anlamı itibarıyla defansif; (defensive) savunma, korunma, savunan anlamlarına gelmektedir. En basit ifadeyle ise defansif tıp, hekimin yasal tehditlere karşı kendisini korumak adına gösterdiği defansif tutumdur.
Daha kapsamlı bir tanım ile defansif tıp; hekimin ceza veya hukuk davalarıyla karşılaşmak, tazminat ödemek, sigorta poliçe primlerini artırmak gibi hukuki risklerle karşılaşmamak adına aşırı korumacı veya çekingen davranarak, tanı ve tedaviye yönelik tıbbi uygulamaları gereksiz kullanması ve/veya tıbbi uygulamalardan kaçınması ve/veya tıbbi gereklilik dışı müdahalelerde bulunmasıdır. Belirtmek gerekir ki tıbbi müdahalede, tıbbi endikasyon unsuru bulunmakta ise bu bir defansif tıp uygulaması değildir.
Literatürde defansif tıp, pozitif defansif tıp (güvence davranışları) ve negatif defansif tıp (kaçınma davranışları) olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Pozitif defansif tıp hekimin tıbbi malpraktis riskini azalmak adına hastaya, endikasyon unsuru bulunmayan tıbbi uygulamalara maruz bırakarak fazlaca tanı, tedavi ve tetkik uygulaması anlamına gelmektedir. Tıbbi müdahalenin gerektirdiğinden daha fazla tetkik istemek, gereğinden daha fazla ilaç yazmak, tıbbi gereklilik olmamasına rağmen hasta yatışı yapılması, tanı ve tedavi için fazladan konsültasyon istemek, gereğinden fazla görüntüleme tetkiki istemek, tedavi sonrası yapılan takibin sıklığının artırılması, gereğinden fazla vizite çıkmak, bilgilendirmenin daha fazla ve fazla detaylı yapılması; pozitif defansif tıp uygulamalarına örnektir.
Negatif defansif tıp: hekimin tıbbi malpraktis riskini azaltmak adına hastaya, tanı ve tedavi yöntemlerini imkanı ve yeterliliği olmasına rağmen uygulamaktan kaçınması anlamına gelmektedir. Komplikasyon riski yüksek tedavi yöntemlerinin uygulanmasından kaçınılması, dava etme potansiyeli yüksek hastalardan kaçınılması, kompleks ve yüksek riskli tıbbi sorunları olan hastaların sevk edilmesi suretiyle kaçınılması; negatif defansif tıp uygulamalarına örnektir.
Defansif Tıp Uygulamaları Hukuka Uygun Mudur?
Yapılacak bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için üç şart aranmaktadır. Bunlar,
- Müdahaleyi gerçekleştirecek kişinin tıp mesleğini icra yetkisi bulunması gerekir.
- Müdahalenin hastanın aydınlatması ve akabinde rızasının alınması ile yapılması gerekir.
- Müdahaleye sebep bir endikasyon unsuru bulunması gerekir.
Defansif tıp uygulamaları elbette bir sağlık çalışanı olmak suretiyle gerçekleştirilecektir. Bu anlamda tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartlarının ilk maddesi sağlanır. Fakat defansif tıp uygulamasına konu işlemde hastaya yönelik tam bir aydınlatma yapılmamakta ve akabinde hastanın gerçek rızası alınmamaktadır. Tam aksine, defansif tıp uygulamaları hastanın manipüle edilmiş rızasına dayanmaktadır.
Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartlarının üçüncü unsuru olan endikasyon ise defansif tıp uygulamalarında bulunmamaktadır. Dolayısıyla defansif tıp uygulamalarının hukuka uygun bir tıbbi müdahale olmadığı söylenebilir.
Dolayısıyla önemle altını çizmek gerekir ki hekimin yaşadığı malpraktis endişesi sonucu başvurduğu defansif tıp uygulamaları, hekimi bir malpraktis sürecine sokabilecek niteliktedir.
Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları 13. maddesinde malpraktis “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir.” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan bakımdan eğer ki hekimin başvurduğu defansif tıp uygulaması sonucu somut bir zarar oluşuyorsa ve defansif tıp uygulaması ile oluşan zarar arasında illiyet bağı kurulabilir ise uygulanan defansif tıp uygulamasının bir malpraktis olduğu söylenebilecektir.
Velhasıl,
Ülkemizde Konya ilinde çalışan hekimler arasında defansif tıp uygulamalarına başvurulmasına ilişkin 2018 yılında yapılan bir çalışma yapılmış olup yapılan çalışmanın sonuçları Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi’nde yayınlanan ve Musa ÖZATA , Kubilay ÖZER, Yusuf AKKOCA tarafından hazırlanan GÜSBD 2018; 7(1): 132–139 künyeli Araştırma Makalesinde yayınlanmıştır. İlgili makalenin sonuç kısmında “Sonuç olarak bu çalışma Konya il merkezinde çalışmaya destek veren dört sağlık kuruluşunda gönüllü 173 hekimle yapılmıştır. Çalışmaya katılan hekimlerden elde edilen bulgular ve literatür araştırmalarına göre; 12 sene önce yürürlüğe giren yeni TCK’dan sonra defansif tıbba yönelen doktorların sayısı giderek artmaya başladığı ve %93,6 oranında defansif tıp uygulandığı, dava açılmayan hekimlerin bile dava açılmış hekimler gibi defansif uygulamalar yaptıkları, hekimlerin malpraktis davalarına maruz kalma yönünde baskı altında hissettiklerini, malpraktis davalarının medyada yer buldukça ve meslektaşlarına dava açılması durumunda baskıyı daha fazla algıladıkları; mesleki zorunlu sağlık sigortası ve hasta güvenliği tedbirlerin sorunu çözmede yetersiz kaldığı tespit edilmiştir.” ifadeleri ile defansif tıp konusunda gelinen acı hal, gözler önüne serilmiştir.
Hasta merkezli tıbbi yaklaşım, hasta haklarında gidilen iyileştirme, hasta haklarında iyileşmeye gidilmesine rağmen eksik kalan tıp okuryazarlığı ve hukuk okuryazarlığı oranı, sağlık çalışanlarına karşı artan şiddet vakaları, hekimlerin yargılanma korkusu ile meslek ifa etme zorunluluğu, hastaların maddi çıkar elde etme arzusu, etkin ve etkili sağlık politikalarının bulunmaması, medya baskısı, sağlık çalışanlarının performans merkezli çalışma düzeni, isminin lekelenme korkusu, kendisine malpraktis davası açılmış hekimlerin yaşadığı kötü tecrübeler, geliştirilen tele-şikayet yollarına teşvik edici politikalar, yüksek sayıda hasta muayene etme zarureti ve en önemlisi tıbbi malpraktis süreçlerinin git gide yaygınlaşması gibi unsurların bir araya gelmesiyle her geçen gün defansif tıp uygulamaları artmaktadır.
Defansif tıp uygulamaları sağlık harcamalarının artmasına, zaman ve iş gücü kaybına, tıbbi müdahale sırasında ihmallere, tıpta uzmanlık sınavında riskli branşların tercih edilmesinde azalmaya, sağlık çalışanlarının farklı ülkelere göç etmesine, şiddet vakalarında artışa, sağlık sistemindeki tecrübe eksikliğinde artışa, motivasyon kayıplarına, emeklilik ve istifa sayısında artışa sebebiyet vermektedir.
Bu bağlamda belirtmek gerekir ki gerektiğinde hasta üzerinde fazlaca tehlikeli tedavi yollarını uygulamak zorunda olan ve mesleki faaliyetini yürütürken büyük risklerle karşı karşıya kalan hekimlerin akıllarının yargılanma korkusu ile meşgul edilmesi hem hekim-hasta arasında işbirliği ile yürütülmesi gereken vekalet ilişkisinin sağlıklı ilerlemesini engelleyecektir hem de olası olumsuz sonuçlarla daha fazla karşılaşılmasına sebep olacaktır.
Hekimlerin, mesleki anlamda da hukuk güvenliği içerisinde meslek ifa etmesinin sağlanması dileğiyle…
Temmuz 2025
Okuduğunu beğendiysen alkış butonuna basarak ve yazıyı paylaşarak bana destek olursan çok sevinirim.
Bana linkedin hesabımdan, instagram hesabımdan veya profilimdeki mail adresimden ulaşabilirsin.
Farklı içeriklerime göz atmak ister misin?
메타데이터
- post_id
- f53da0d2be08
- slug
- defansif-tıp-ve-hukuki-yönü-f53da0d2be08
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/defansif-t%C4%B1p-ve-hukuki-y%C3%B6n%C3%BC-f53da0d2be08
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/defansif-t%C4%B1p-ve-hukuki-y%C3%B6n%C3%BC-f53da0d2be08
- author_url
- https://medium.com/@ercumentyondem
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-25 07:00:49