Bir Damga: Epilepsi
Bir deşarj. Tanrıların hastalığı! Şeytanın laneti! O bir cadı! Hepimize bulaşacak! Kahrolarak öleceğiz!
Bir Damga: Epilepsi
Bir deşarj. Tanrıların hastalığı! Şeytanın laneti! O bir cadı! Hepimize bulaşacak! Kahrolarak öleceğiz!
Ya da sadece epilepsi.

Yüzyıllardır milyonlarca insanın hastalığı; sara. Beynin elektriksel aktivitesinin bozulması. İnsanların deyimiyle korkunç nöbetler hatta büyü. Duyunca dehşetle açılan kulaklarımız ve karşımızdakini direkt mezara hazırlayan tavırlarımız.
Peki, aslında epilepsi nedir ve bu kadar yanlış algı nasıl oluşmuştur?
Epilepsi ya da diğer adıyla sara hastalığı beynin elektrik aktivitesinin normalden fazla ve bozuk olması durumudur. Klinikte, psikiyatrik olarak nitelendirildiği dönemler olsa da tamamen nörolojik bir hastalıktır. Bu yanlış nitelendirmenin sebebi tamamen nöbetlerdir. Lakin bu nöbetlerin bir noktada hastalıktan ayrı tutulması gerekmektedir ve nöbetlerin de kendi içinde çeşitleri vardır.
Bu beyindeki anormal elektrik sinyallerine MR ve EEG’de rastlanmamaktadır. Bu da tanı koymada bize yardım eden temel unsurun nöbetler ve hasta şikayetleri olduğunu göstermektedir. Lakin her nöbet geçiren epilepsi değildir ve her nöbet epilepsi nöbeti değildir. Epilepsi kronik bir hastalıktır, nöbet ise bulgudur. Tıp, epilepsi nöbetlerini üç ayrı başlıkta incelemektedir. Basit parsiyel, kompleks parsiyel ve jeneralize nöbetler.
Halk arasında sara nöbeti adıyla insanları çığlıklarla uzaklaştıran nöbet; jeneralize nöbetlerdir, yani beynin tümünü saran nöbetler. Basit parsiyel nöbetler bilince etki etmediğinden ve sadece lob üzerinde belli davranışları etkilediğinden genelde fark edilmese de bir epilepsi bulgusudur. Kompleks parsiyel nöbetler de ise bilinç kaybolur ve kişi zihnen kapana kısılır, kendini çekiştirebilir veya öylece yatabilir ve nöbet bittiğinde bir şeyler hatırlamayabilir. Sara nöbeti dediğimiz jeneralize nöbetler kasılmalar ve şiddetli hareketlerle karakterizedir. Bu nöbeti görenler epilepsinin bir kas hastalığı yahut bir psikiyatrik sorun olduğuna inanmış olsalar da bu sadece beyin deşarjıdır.

Epilepsi hakkındaki korkunç söylemlerin sebeplerinden biri bu nöbetler olsa da asıl sebep epilepsiye olan yanlış yaklaşımdır; hastalığa psikolojik sorun denmesi, nöbet geçiren hastaya yanlış müdahale ve batıl inançlar. Değinilmesi gereken nokta ise epilepsi geçirmiş insanlar; ressam Van Gogh, yazar Dostoyevski, diktatör Jul Sezar ve Büyük İskender. Bu insanların yaşam dönemlerine göre hastalığa lanet, tanrıların hastalığı gibi deyimler kullanılmıştır. Örneğin kendini tanrı ilan ettirmeye çalışan Sezar için bu kesinlikle üstün ırk, tanrı hastalığıydı.
Epilepsi M.Ö. önceden beri tartışmalı bir hastalıktı. İnsanlar epilepsini doğaüstü olduklarına inanıyordu. Bilim ise bir kas spazmı olarak nitelendiriyordu. MÖ 450 yılında epilepsiyi beyin disfonksiyonuyla ilişkilendiren Hipokrat kafaları doğru yere çevirmeyi başarmıştı.
Bunca araştırmaya rağmen bile günümüzde dahi epilepsiye karşı bir sürü önyargı ve yanlış bilgi yaygın. Epilepsinin bulaşıcı olduğu dahi tartışılmış bir konu.
Epilepsi nörolojik, kronik ve nöbetlerle karakterize bir hastalık. Tedavisi var ve ilaçlarla normal bir hayat sürdürülebilir. Bulaşıcı bir etkisi gözlemlenmedi ve epilepsi hastalarının psikolojik sorunları bulunmamakla beraber nöbetler bilinç dışı gerçekleşebilmekte. Nöbetlerde kaskatı kesilen vücut sadece bir bulgu ve bu kas hastalığı değil; beyin hastalığı.

Epilepsi de kanser, MS, AIDS, tüberküloz ve daha birçoğu gibi damga yiyen bir hastalık ve her damga gibi bu da toplumun zayıflaştırdığı kadınlara vuruluyor.
J’eanne D’arch. Bir aziz. Cadı olduğu düşünülerek yakıldıktan sonra aziz olan kadın.

1487 yıllarında Heinrech Kraner’ın sara nöbetlerini cadı eylemlerine benzeterek kurgulaştırdığı Malleus Maleficurum (Cadıların Çekici) eserine dayanarak epilepsi hastası J’eanne D’arch cadı ilan edildi ve Tanrıların hastalığının bir kadına sadece lanet olabileceğini ve onun gerçekten cadı olduğunu söyleyen kilise kadını bir cadı gibi yaktı. Hatta bu kitap temel alınarak binlerce kadın yargılandı, işkence gördü ve öldürüldü.
Hastalık bedenlerimizde değil zihinlerimizde!
Öleceksin! Bu bir illet! Büyü! Çocuklarında öyle doğacak! Kusurlusun! Tedavi edilemez! Psikolojisi bozuk!
Bir deşarj. Tanrıların hastalığı! Şeytanın laneti! O bir cadı! Hepimize bulaşacak! Kahrolarak öleceğiz!
Ya da sadece epilepsi.
Hastalık zihinlerimizde.
Editör: Buse Özcan
메타데이터
- post_id
- f58f620d80c3
- slug
- bir-damga-epilepsi-f58f620d80c3
- url
- https://medium.com/yaz%C4%B1/bir-damga-epilepsi-f58f620d80c3
- canonical_url
- https://medium.com/yaz%C4%B1/bir-damga-epilepsi-f58f620d80c3
- author_url
- https://medium.com/@nimetylnoglu
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-25 19:42:16