← Back to list

Haset

Bahtiyar Umut Özer · 2022-08-04 18:47 · 0 claps · 2.3 min read
#haset #short-story
Open on Medium ↗
Wiki topics: LIT · Literature & Writing

Haset

“Hayatımda hiç mutlu olamadım. Olamadım dediysem, elbet benim de güldüğüm eğlendiğim, biraz her şeyi boş verdiğim, keyif aldığım zamanlar olmadı değil. Mutmain olamadım ben, içim tam anlamıyla huzur dolmadı.

En mutlu diyebileceğim, yaşadığım nice anlarda bile bir şeylerin eksik olduğunun hep farkındaydım. Sanki o an mutluluğu hak eden ben değildim. Zaten mutluluğun sevincinden önce utancın korkusu gelirdi hayatımda.

Hep utanırdım. Ayıp bir şeyler yapmaktan değil, zira insanlara karşı ayıp diyebileceğim o kadar az şey vardır ki yaptığım hayatımda. Mutlu olmaktan, bir şeylere sahip olmaktan, biraz refaha ulaşmaktan, o refahın beni rahata kavuşturmasından utanırdım.

Bir şeylere sahip olmak utandırır mı insanı? Gittiğin bir yerde menüde herhangi bir şeyi seçebilecek özgürlüğü sana veren maddiyat örneğin. Veya işe daha rahat gitmeni sağlayacak bir araba. Başını sokabileceğin bir ev, ay sonunda yatan bir maaş. Aç kalmadan pişen bir yemek, rahat geçirdiğin bir uyku, yenilediğin ve sırt ağrılarını azaltan bir yatak..

Evet, utandırıyordu.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. İçimde bu kekremsi duyguları uyandıran bir şey de hasetti, bunu fark ettim. Utancı içimde bir dağ gibi büyüten, elimdeki onca şeye rağmen mutmain olamayan bir iç dünyayı oluşturan hasetti sanki.

İnsan evladına haset eder mi? Kendisinden maddi durumu daha iyi olanlara, refaha kavuşanlara, resmi günlerde daha uzun tatil yapanlara, memur olanlara, araba alabilenlere, emekli olanlara, evi olanlara, babadan zengin olanlara, ay sonunu düşünmeyenlere.. Hatta inancım gereği yaptığım ibadetlerimin esamesi okunmayan hayatlara.. haset eder mi? Ben ediyordum.

Bu haset beni yedi ve bitirdi. En nihayetinde ileri evre kanserim olduğunu öğrendiğimde, 57 yıllık hayatımı gözden geçirdim ve bunları düşündüm.

Bu haset, ne bende olsun ne de onda kıskacına sıkıştırdı beni ömrüm boyunca. İçerde bir şeyler, hasetin içinde olan “onda olmasın bende olsun”a müsaade etmiyordu. Ne bende oldu, ne de onda.

Onda oldu ama hayatımda, hep onda oldu. Bende olsun hiç isteyemedim ben, sanki bende olmasını hak etmiyordum hiçbir zaman. Ama onda olmasına da katlanamadım. Bende olması nasıl içime sinmediyse, onda olması da öyle içime sinmedi. Ve hep mutlu olamadım ben bu sebeple, bir başkasının mutluluğuna.

Bir dönem işsiz kaldığımda oğlumun bütün evin yükünü çekmesine mutlu olamadım örneğin. Okul ile arası pek olmayan evladımın varlığına da, bir milyon liralık arabaya binen patronumun verdiği market çeklerine de asla mutlu olamadım.

Onda olmasın, alttan alta hep işledi hayatımda. Bu sebeple hep laf dokundurdum insanlara. Ne kendi hayatımda yaşadığım tecrübelere ne de ötekinin tecrübesine kulak kabartabildim. İçimde bir şeyler cız ettiğinde bilemedim, karşıdaki acısını anlattığında “bir şey olmaz korkma” deyip geçiştiriverdim.

En nihayetinde 57 yıllık bir ömrü yaşadım, ne kadar yaşayacağımı bilmediğim bir süre daha hayatım devam edecek ve nihayete erecek. Peki sorsanız yaşadım mı? Gerçekten yaşam mıydı hayatım?

Hep bir şeylerin gelecekte daha iyi olacağına dair inancım diriydi. Ama bu inanç, kendi içimde o iyiyi asla hak etmediğime yönelik algılarımla savaş halindeydi hep. Buna rağmen diri tuttuğum bu inanç, bir şeylerin şu anda “iyi” olduğuna dair inancımı en sonunda yok etti.

Ne zamandır, elimdeki zamanın kıymetini bilemez oldum. Hayatın yalnızca şu andan ibaret olduğunu, bu anlatın birikerek hayatı oluşturduğunu ve kıymetin anda gizli olduğunu bilemedim.

Kıymet vermediğim her şeyin özlemini hiç bu kadar hissetmemiştim hayatımda. Bir arada olduğumuz Pazar kahvaltısının, akşam yemeğinden sonra serinlikte içilen çayların, işe gidebilecek bir gücümün olmasının, çevremde onca var olan insanın kıymetini hiç bilemedim.

Çünkü onlarda vardı, bende yoktu. Onların durumları daha iyiydi. Onlar emekli ikramiyeleri ile ev almışlardı kendilerine. Kredi çekerek araba almışlardı. Torunları önemli makamlara gelmişti. Oğulları her yaz geldiğinde yüzlerinde güller açıyordu. Ama bunlar bende yoktu.

Yoktu diyorum da, ben hiç anlayamadım bunları desem yeridir belki ömrümün son demlerinde artık. Zira ben, hafızlığı ve camide hocalık müezzinlik gibi görevlerde yer alanlara bile aynı şeyleri hissettiğim olmuştu.

Her şeyin, kendimin başta, daha iyi olacağına dair inancım; bugünümü yiyip bitiren bir kıvılcımmış da, haberim yokmuş.”

dedi.


메타데이터
post_id
fa0afb3a8ca2
slug
haset-fa0afb3a8ca2
url
https://medium.com/@bahtiyarumutozer/haset-fa0afb3a8ca2
canonical_url
https://medium.com/@bahtiyarumutozer/haset-fa0afb3a8ca2
author_url
https://medium.com/@bahtiyarumutozer
status
ok
fetched_at
2026-07-26 19:34:20