← Back to list

Savaşın Bittiği Söylenen Yerde Hayat Hâlâ Kuşatma Altında

Kobani bugün bir cephe hattı değil; ama hâlâ bir savaş alanı.

Sami Zana Aslan · 2026-01-26 17:39 · 0 claps · 3.2 min read
#kurdistan #rojava #kobani #human-rights #middle-east
Open on Medium ↗
Wiki topics: SOC · Sociology & Politics

Savaşın Bittiği Söylenen Yerde Hayat Hâlâ Kuşatma Altında

Kobani için “savaş bitti” denildiğinde, burada yaşayanların yüzünde acı bir tebessüm beliriyor. Çünkü Kobani’de savaş, sadece silahların sustuğu anlarla ölçülmüyor. Savaş, bugün hâlâ süren abluka, sürekli tehdit, kesintisiz baskı ve gündelik hayatın boğulması demek.

Kobani, bir zamanlar IŞİD’e karşı verilen direnişle dünyanın gözünü çevirdiği bir kentti. Bugün ise aynı kent, dünyanın gözlerini başka yöne çevirdiği bir insani kriz alanı. Manşetlerde yer almıyor, acil gündem sayılmıyor; ama burada yaşayanlar için kriz her sabah yeniden başlıyor.

Bugün Kobani’de yaşam, normalleşme değil, hayatta kalma üzerinden tarif ediliyor. Elektrik ve suya erişim düzensiz. Sağlık hizmetleri sınırlı; ilaç bulmak çoğu zaman şans işi. Çocukların omuzlarında, yaşlarının çok ötesinde bir yük var: savaşın bıraktığı travma.

Üstelik bu tablo, “savaş sonrası toparlanma” hali değil. Çünkü savaş, Kobani’yi terk etmiş değil. Abluka hâlâ sürüyor. Kent, fiilen ve ekonomik olarak kuşatma altında. Temel ihtiyaçlara erişim, siyasi ve askeri dengelerin insafına bırakılmış durumda. Zaman zaman artan saldırılar, top atışları ve güvenlik baskısı, insanların hayatını sürekli bir belirsizlik içinde tutuyor. Geceleri sessiz geçen bir şehirde bile, sessizlik güven anlamına gelmiyor; sadece bir sonraki saldırının ne zaman olacağını bilmemek anlamına geliyor.

Savaşın bugünkü hali daha sessiz, daha görünmez ama daha yıkıcı. Bombalar her gün düşmüyor olabilir; ama yoksulluk, ilaçsızlık, soğuk, psikolojik çöküntü her gün can alıyor. Çocuklar artık mermilerden kaçmıyor belki, ama yetersiz beslenmeden, tedavi edilemeyen hastalıklardan, sürekli stresin bedenlerinde bıraktığı izlerden hayatlarını kaybediyor.

Uluslararası kamuoyu ise büyük ölçüde sessiz. Çünkü Kobani artık “acil” sayılmıyor. Jeopolitik çıkar üretmediği ölçüde görünmezleşiyor. Bir zamanlar direnişin sembolü olan bu kent, bugün sembollerin arkasında unutulmuş gerçek insanların yaşadığı bir yer. Devletler çıkar hesaplarıyla meşgul, uluslararası kurumlar temkinli, diaspora ise çoğu zaman dağınık ve etkisiz.

Ama Kobani’nin yaşadığı bu durum bir kader değil. Aynı zamanda bir hesaplaşma. Savaşın sadece başladığı anlarda değil, bitmediği anlarda da sorumluluk alıp almadığımızın göstergesi. Çünkü savaş, sadece silahların konuştuğu bir dönem değil; ablukanın, baskının ve ihmalin sürdüğü bir süreçtir.

Bu yüzden Kobani’nin bugün ihtiyacı olan şey sadece kısa vadeli yardımlar değil. Elbette gıda, ilaç ve insani destek hayati. Ama asıl ihtiyaç, sürekli ve engelsiz insani erişim, sağlık ve psikososyal destek, eğitim ve yerel ekonomiyi ayağa kaldıracak kalıcı çözümler. Daha da önemlisi, Kobani’nin bir güvenlik başlığı değil, insani bir sorumluluk olarak görülmesi.

Bu yazı bir suçlama değil. Bir ajitasyon da değil. Bu yazı, “savaş bitti” denilen bir yerde, savaşın hâlâ nasıl yaşandığını hatırlatma çabası. Kobani bir sembol değil; yaşayan, direnen, ama giderek yorulan bir kent.

Savaş, insanlar onurlu bir hayat kurabildiğinde biter. Abluka kalkmadıkça, baskı sona ermedikçe, saldırı tehdidi ortadan kalkmadıkça Kobani için savaş bitmiş sayılmaz. Bugün Kobani’de savaş hâlâ devam ediyor. Sadece artık daha az kişi bakıyor.

Yardım ve Dayanışma Çağrısı

Kobani için yardım, anlık bir merhamet duygusuna indirgenemez. Bugün ihtiyaç duyulan şey, geçici tepkiler değil, sürekliliği olan bir dayanışma iradesidir. Kobani dünyadan acıma beklemiyor; terk edilmemeyi bekliyor.

Dayanışma, insani yardımların siyasi hesaplara takılmadan kesintisiz ulaşmasını savunmakla başlar. Sağlık sistemlerinin ayakta tutulmasını, ilaç ve tedaviye erişimin temel bir hak olarak görülmesini gerektirir. Eğitim ve psikososyal destek, bir lüks değil; savaşın yarattığı travmayı onarmanın zorunlu bir parçasıdır. Aynı şekilde, yerel ekonomiyi ayağa kaldıracak kalıcı projeler olmadan insanların kendi kentlerinde kalması mümkün değildir.

Sivil toplum için dayanışma, kısa vadeli acil yardımlardan çıkıp uzun soluklu bir varlık göstermeyi ifade eder. Uluslararası kurumlar için bu, abluka ve kuşatmanın da bir şiddet biçimi olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Devletler için ise, istikrarın sivillerin tükenmesi pahasına kurulamayacağını görmek demektir.

Kürt diasporası ve dünya genelindeki destekçiler için dayanışma, duygusal tepkilerden çok örgütlü, koordineli ve sürdürülebilir bir çaba gerektirir. Kobani’nin bir günlüğüne yükselen seslere değil, yıllar sürecek gerçek müttefiklere ihtiyacı var.

Bu bir taraf seçme çağrısı değildir. Bu, yaşamdan, onurdan ve sivillerin var olma hakkından yana durma çağrısıdır. Kobani, bir zamanlar dünyanın ihtiyaç duyduğu anda ayakta durdu. Bugün dünyadan istenen şey çok daha basit ama aynı zamanda çok daha zor: kalmak.

Kalmak, savaşın kameralar gittiğinde bitmediğini kabul etmektir. Abluka sürdükçe, baskı ve saldırı tehdidi devam ettikçe Kobani’de savaş sona ermiş sayılmaz. Bu yüzden yardım ve dayanışma bir lütuf değil, bir adalet meselesidir.

Sami Zana Aslan


메타데이터
post_id
fa2acac47824
slug
savaşın-bittiği-söylenen-yerde-hayat-hâlâ-kuşatma-altında-fa2acac47824
url
https://medium.com/@aslansamizana/sava%C5%9F%C4%B1n-bitti%C4%9Fi-s%C3%B6ylenen-yerde-hayat-h%C3%A2l%C3%A2-ku%C5%9Fatma-alt%C4%B1nda-fa2acac47824
canonical_url
https://medium.com/@aslansamizana/sava%C5%9F%C4%B1n-bitti%C4%9Fi-s%C3%B6ylenen-yerde-hayat-h%C3%A2l%C3%A2-ku%C5%9Fatma-alt%C4%B1nda-fa2acac47824
author_url
https://medium.com/@aslansamizana
status
ok
fetched_at
2026-07-13 15:35:31