← Back to list

ATİNALILARIN DEVLETİ — İNCELEME

GİRİŞ

Axiom · 2026-06-30 12:32 · 0 claps · 4.5 min read
#felsefe #siyaset #siyaset-felsefesi #tarih #kitap
Open on Medium ↗

ATİNALILARIN DEVLETİ — İNCELEME

GİRİŞ

Her ne kadar eserin tamamının Aristoteles’e ait olmadığı düşünülse hatta bulunan parşömenlerin bir kısmı yırtık ve yok edilmiş olsa da eserin çoğunluğunun meşhur Aristo’ya ait olduğu düşünülüyor.

Atinalıların Devleti, tamamen Aristo’nun tarihi kaynaklardan ve o dönemin gözlemlerinden oluşma bir kitaptır. Okumuştur, izlemiştir ve sistemin nasıl çalıştığını yazmıştır. Kendi fikirlerini “Politika” eserlerinde belirtirken, bu eserinde sadece işleyen sistemin nasıl işlediğini aktarmayı amaçlamıştır.

Mahkemelerden meclise, memur atamalarından Atina halkının sosyolojisine dair her şeyi bu kitapta bulabilirsiniz. Nadiren etkileyici sözler vardır, sosyolojik veya politik tespitlerin nadiren yapıldığı; daha çok tarihin ve sistemin anlatılıp, işin detaylarına girildiği bir eserdir.

Solon yasalarının ne kadar iyi olduğundan, ileri zamanlardaki hükümdarların nasıl politikalar izlediğini ve Atinalıların Devleti’ni nasıl şekillendirdiği bu kitapta detaylıca anlatılmakta, en aradığınız bilgilerden en aramadığınız bilgilere kadar her şeyi elinizin altına sunmaktadır.

Kısadır, tek oturuşta bitirilebilir ancak odaklı bir şekilde ve not alarak okunması da şahsım tarafından önerilir. Çünkü her ne kadar bir tarih kitabı okuyor olsak da, Aristo’nun kitabını okuyoruz. Her zaman odaklanmaya değer ve not almaya değerdir.

-Kitabın Dili ve Çevirisi

Kitap her ne kadar Türkçe olsa da ve genellikle anlaşılır bir yapı sunsa da kitaptaki birçok kavram, zorunlu olarak, Antik Yunancadan çevrilmedir ve Türkçe olarak değil, Yunanca okunuşunun latin harfleriyle yazımından ibarettir.

Bu da kitabı okumak ve daha da ötesi anlamak için sürekli geriye dönüp kavramın anlamına bakmak, veya bir not kağıdına her karşılaştığını Yunanca kavramı yazıp oradan bakmak, kitabı ve Atinalıların devletinin siyasi kavramlarını anlamanız için birebir olacaktır. Şayet bunlar olmadan kitabın anlaşılması zordur, anlamları bilinmeden okunursa kitabın büyük bir çoğunluğu anlamsız.

Yöneticilerin isimleri bu kategoriye dahil değildir ancak bunların haricindeki birçok diğer kavram da Yunancadır.

Örneğin;

demos-küçük yerleşimler arkhon-yönetici basileus-kabile şefi strategos-general prytaneion-kentin idare merkezi

gibi kavramlar yer almaktadır ve bunlar Türkçe anlamlarıyla değil, başta yazıldıkları gibi Yunanca olarak geçmektedir. Bunları anlamak, bir yandan da kitabı anlamaktır.

-Politikanın Değişmezliği Üzerine

Kitabı okurken bir başka şey daha fark ediyoruz ki bu da politikanın özünün o dönemde de bu dönemde de aynı olduğudur.

İsyanlar, başkaldırılar, yöneticilik, kurnazlık, liyakat(sizlik), retoriğin (konuşma sanatının) gücünün hakim olması Antik Yunan’dan bugüne kadar ulaşmıştır. Bu tür durumlar birçok devlette de mevcuttur.

Politikanın özünde halihazırda kurnazlık, sinsilik, manipülasyon, arsızlık vardır ve bunlar aynı zamanda insanın doğasında da yer almaktadır. Bu yüzden insan politik olmak zorundadır. Ancak bu politikliğin de Antik zamanlardan günümüze kadar benzer kalması, hatta bazı kavramların bile değişmemesi bizi şaşırtmaktadır.

Siyasetin medyası eskiden ilan tabloları iken şimdi teknolojik cihazlardır, sosyal medyadır. Rüşvetin yaygın olması ve devleti dairelerinde, mahkemelerde ve siyasette kullanılması, halkın zenginler ve yoksullar şeklinde bölünmesi, yöneticilerin halkın seçkin kesiminden seçilmesi, yürürlükte olan yasaların pratiğe dökülmemesi gibi durumlar günümüzde de geçerlidir. Aristoteles bu durumları şöyle anlatır:

Bütün toprak bir azınlığın elindeydi ve toprağı işleyenler kirayı ödeyemediklerinde çocuklarıyla birlikte köle oluyordu. -Atinalıların Devleti, Sayfa 2

Pylos’u düşmana kaptırdığı bahanesiyle dava edilince yargıçlara rüşvet yedirerek kendini kurtardı. -Atinalıların Devleti, Sayfa 32

Daha önce, halkın başındakiler hep seçkin yurttaşlar arasından çıkıyordu. -Atinalıların Devleti, Sayfa 32

Günümüzde yasa yürürlükte olduğu halde uygulanmıyor. -Atinalıların Devleti, Sayfa 68

-Herkesin Politika Yapabilmesi Üzerine

Bir ülkede herkesin politika yapabilmesi demek herkesin iktidara, yüksek yerlere ve devletin farklı alanlardaki kaderini belirleyen yerlere gelebilmesi demektir. Bunun olması durumunda politika yapanlar ÇOK BÜYÜK bir risk almış olur. Çünkü iktidara veya yüksek mertebelere gelmenin sadece iki yolu kalır: Retorik ve Liyakatsizlik. Siyasette kimse bir yerlere “hak ettiği için” gelmez. Bağlantılar hep vardır ve hep olacaktır. Seçim denilen şey ise bunu meşru kılma çabasıdır.

Atinalıların Devleti’nde birçok yönetici halktan seçiliyor, kura ile başa getiriliyor ve zaman zaman da kayyum atama yoluyla göreve atanıyordu. Bu da eğer halk arasında biraz da olsa bilinirliğiniz varsa bir politikacı, bir yönetici, bir bakan olabileceğiniz ve hatta iktidara dahi gelebileceğiniz anlamına gelir.

Eğer bir ülkede herkes politika yapabiliyorsa, bu, o ülkenin hem demokratik olduğu hem de halkın egemen olduğu anlamına gelir ancak bu da liyakatsizlik riskini yok etmez. Sadece azaltır. Bunun önlenmesi şarttır çünkü kimse ülkesinin başına musibet gelsin istemez. İyi yönetici ile kötü yöneticiyi birbirinden ayırmak, bir kişinin sadece retoriğinin gelişmiş olduğunu ve diğer alanlarda yetkin olmadığını anlamak yüksek ilim istemez, gözlem ister.

Bu kitapta da zaman zaman böyle ögelere yer vermiştir. Kimi yöneticiler gelmiştir ki hamleleri o kadar kötü niyetli olmuştur ki halkın bile ahlakını bozmuşlardır (Kleanietos’un oğlu Kleon gibi) kimisi de o kadar adil davranmış ve iyi yönetmiştir ki halk onun vaktinde refaha ulaşmış daha ahlaklı olmuş ve geri ödeme olarak yöneticisini daha da çok desteklemiştir (Solon gibi).

Uzun lafın kısası, herkesin politika yapabilmesi demek, retoriği güzel olan ve halkı kandırma yetisi yüksek olanın ancak yöneticilikten hiç anlamayanın da iktidara gelebilmesi demektir. Retoriği güzel olup iyi yönetenler istisna, onlar aranan “İDEAL POLİTİKACI”dır. Tıpkı kitapta bahsedilen Solon gibi.

Bahsedilene göre Solon, iktidarı boyunca adaletten ödün vermemiş, zengin soylular ile fakir halk arasındaki dengeyi çok iyi tutturmuş, elinde olana bir drakhme (dönemin para birimi) fazla vermemiş, hiç olmayana ise bin drakhme vermekten çekinmemiştir.

Bu durum, kitapta bahsedilen “Solon Yasaları” bölümünde şöyle geçer:

Bütün nimetlere fazlasıyla doymuş olan sizler yüreğinizdeki taşkınlığı dizginleyerek kibrinize gem vurun. Çünkü her istediğinizi kabul etmeyeceğiz ve bu işlerin sonu sizin için iyi olmayacak. -Atinalıların Devleti, Sayfa 7

-Hukuk ve Ahlakın Birbirini Temel Alması ve Oluşturması

Kitaptan, toplumda ahlaki olarak yanlış sayılan birtakım olayların, kişilerin kişilere dava açmak için mahkemelerde geçerli sebepler olarak görüldüğü hakkında bir alıntı:

**Arkhonun (yöneticinin) ön soruşturmalarını yürüttükten sonra mahkemeye sunmakla yükümlü olduğu dava ve iddianame türleri şunlardır:

•Anne babaya kötü davranma davaları (bunlar herkes tarafından açılabilir ve reddedilmeleri durumunda davacıya herhangi bir para cezası verilmez), •Yetimlere kötü davranma davaları, •Epikleros (babasının malvarlığının yasal varisi konumundaki kadınlar) kadınlara kötü davranma davaları, •Ruh sağlığı yerinde olmadığı için aile servetini saçıp savurduğu iddia edilen mirasçılara açılan davalar, •Ortak mal ve mülklerin paylaştırılmasını isteyenler için bölüştürücü tayini davaları, …

-Atinalıların Devleti, Sayfa 65

Bu alıntıdan çıkaracağımız tek şey, bireysel ahlak kurallarının toplumsal hukuku ve yeri geldiğinde de siyaseti belirlediğidir. Hukuk yok iken de yukarıda yazılanlar yasak, yanlış veya ahlaksızlık olarak değerlendiriliyordu. Hukuk işin legal zeminini hazırladı sadece. Fakat bazı durumlar vardır ki hukuk ahlakı etkiler. Yasal olarak çıkarılan bir kanun insanların ahlak yapısını veya anlayışını yeniden şekillendirebilir.

Yeri gelir kırmızı ışıkta durmamak, yere çöp atmak, kirlettiği yeri temizlememek kişi için ahlaksızlık sayılır. Ahlak, yeni şeyleri eklemesi kolay ancak eski şeyleri çıkarması çok zor bir kavramdır. Ahlak, hukuku etkilediği gibi, hukuk da zaman zaman ahlakı etkiler.

Ancak, işin siyasi açısından bakacak olursak; ahlak, politika için sadece bir araçtır. İnsanları kontrol altında tutma, otoriteye isyan etmeme ve düzeni devam ettirme amacıyla kullanılan bir kumanda rolü görür. Durum böyle olunca Machiavelli yazdıklarında haklıdır. Aristoteles’ten bu yana ahlak ile bağdaştırılan ve çoğu zaman aynı kefeye koyulan politika, Machiavelli’ye gelince “Politikanın ahlak ile uzaktan yakından alakası yoktur” sözü ile 180 derece tersine dönmüştür.

Son olarak da yorumunu sizlere bırakacağım bir söz bırakmak istiyorum:

Ahlak bireysel politikadır, siyaset toplumsal ahlaktır.

  • Ahmet Arslan

SONUÇ:

PUAN: ★★★☆☆(6/10) DURUM: ÖNERİLİR. OKURKEN NOT ALINMASI GEREKİR.


메타데이터
post_id
fae594fdf479
slug
ati̇nalilarin-devleti̇-i̇nceleme-fae594fdf479
url
https://medium.com/@axiomfr/ati%CC%87nalilarin-devleti%CC%87-i%CC%87nceleme-fae594fdf479
canonical_url
https://medium.com/@axiomfr/ati%CC%87nalilarin-devleti%CC%87-i%CC%87nceleme-fae594fdf479
author_url
https://medium.com/@axiomfr
status
ok
fetched_at
2026-07-09 10:29:04