← Back to list

Bektaşi Devleti Başkanı Baba Mondi(1)

Bektaşilik: Sırların İçinde Sırlı Dünya!

Bahadır Özerdem in Türkiye Yayını · 2024-09-27 04:48 · 932 claps · 8.0 min read paywalled
#albania #bektashi #türkçe #i̇nceleme #hacı-bektaş-veli
Open on Medium ↗

Bektaşi Devleti Başkanı Baba Mondi(1)

Bektaşilik: Sırların İçinde Sırlı Dünya!

Resim yazara aittir.

Resim yazara aittir.

Ücret duvarına takılmadan yazımın tamamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Birkaç gün önce gündeme bomba etkisi yaratan bir haber düştü;

“Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, ülkesinin başkenti Tiran’da ‘Bektaşi Egemen Devleti’ adında Vatikan benzeri bir yapı kurulması kararı aldıklarını açıkladı. Ülkenin önde gelen Bektaşi lideri Baba Mondi’nin başına geçmesi planlanan devletin, başkent yakınlarında kendisine ait sınırları ve ayrı bir pasaportu olacak. Ancak devlete ait bir ordu ve yargı kurumu bulunmayacak.”

(Baba Mondi) Resim kaynağı

(Baba Mondi) Resim kaynağı

Haberin ardından yoğun bir tartışma başladı. Bu tartışmalara Türkiye’den bazı Alevi Bektaşi dernekleri ve federasyonları da peş peşe açıklamalar yaparak katıldı. Arnavutluk, Makedonya ve Romanya gibi bazı Balkan ülkelerindeki Bektaşiler bu haberi coşkuyla karşılarken, Türkiye’de bu karar epey tartışılacağa benziyor.

Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı Y.K Başkanı, Sarı Saltuk Dergahı Postnişini Mahmut Erik Aydın Baba ile yaptığım görüşmede;

Çok sayıda telefon ve mesaj aldıklarını fakat topluluk olarak bu karara ihtiyatlı yaklaştıklarını, Baba Mondi’nin ve Arnavutluk hükümetinin açıklamalarını yakından takip ettiklerini, istişareler yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde bu konuda bir pozisyon belirleyip açıklama yapacaklarını” ifade etti. Sarı Saltuk Bektaşi topluluğunun yapacağı açıklamayı beklerken, biz de böyle bir yazıyı kaleme almaya başladık.

Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı Y.K Başkanı, Sarı Saltuk Dergâhı Postnişini Mahmut Erik Aydın Baba

Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı Y.K Başkanı, Sarı Saltuk Dergâhı Postnişini Mahmut Erik Aydın Baba

Balkan Bektaşileri, Arnavutluk ve Baba Mondi’ye dair yazmadan önce, yazının birinci bölümünde Bektaşiliğe genel bir bakış sunmanın daha doğru olacağına inanıyorum.

Bu yazı, “Bektaşilik: Sırların İçinde Sırlı Dünya!” başlıklı çalışmamın başlıklarından, kısa kısa değinmelerden oluşacak. Zira her bir başlık, başlı başına bir kitap konusu olabilir. Tartışmaya neden olmayacak bir üslup benimsemeye çalışırken, seçtiğim konuların da farklı Bektaşi topluluklarının ortaklaştığı noktaları temel almaya özen gösterdim.

Yazının ikinci bölümünde ise; Baba Mondi’nin kısa bir öz geçmişi, kim olduğu, babalığa giden süreci ve şimdi de Arnavutluk hükümetiyle birlikte “Bektaşi devleti” adımının ne anlama geldiğine dair bir pencere açmaya çalışacağım.

Bektaşilik: Sırların İçinde Sırlı Dünya

Bektaşilik Tarihine Genel Bir Bakış

Bektaşilik, hümanizm esaslı bir öğreti olup, doğa ve insanı “hakikat” felsefesi içinde birleştirir . İnsan ve doğadaki tüm canlıları “Hakk-Hakikat” döngüselliğinde bir nevi reenkarnasyon diyebileceğimiz içkin evren felsefesini savunur. Alevi toplum kimliği ise bir üst kimliktir.

“Her bektaşi alevidir fakat her alevi bektaşi değildir” anlayışında olan sürekler vardır. Tarih bilincini bir “kök arayışı” olarak görmez. İnsana renk, dil, din, ırk ayrımı ile bakmaz ve her insanı “ Hakkın tecellisi” olarak görür.

Cinsiyet ayrımına karşıdır; “Kadının dişiliğini, erkeğin kişiliğini” öldürerek onları “ Can” kimliğinde eşitler. Bektaşiliğe girmeden önce Aşıklık aşaması vardır. Aşık vazgeçirilmeye çalışılır. Aşk onun vazgeçilmezi olduğu anlaşılıp yola kabul edildiğinde „Nasip Erkânı “ kurulur. Burada aranan ilk temel özellik „Can“ olup olamadığıdır. Yani eşikten girenin cinsiyetsiz girmesi istenilir. Bu nedenle Bektaşiler kadın erkek cinsiyet kimliği ile değil „Can“ kimliği kazanırlar.

Kadıncık Ana eşiniz mi?” diye sormuşlar Hünkara;

Eşim değil , eşitimdir .” demiş.

Hünkar Hacı Bektaş Veli`nin;

Erkek, dişi sorulmaz muhabbetin dilinde.

Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde.

Kadın erkek farkı yok bizim nazarımızda.

Noksanlık da, eksiklik de senin görüşlerinde.” sözleri ile cinsiyet eşitliği temellendirilir.

Hünkar Hacı Bektaş Veli

Hünkar Hacı Bektaş Veli

Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli öğretinin esaslarını oluşturmuş ve „Horasan Postu“ ile temsil edilmektedir. Öğretide tek “ Pir” Hünkar Hacı Bektaş Velidir. Onu temsil eden “Horasan Postu” “Dedebaba” kurumu ile sürdürülmektedir. Dedebaba, çeşitli ülkelere dağılmış Halife babalar tarafından iki turlu seçim ile belirlenir. Baba, Halife Baba ve Dedebabaların nitelikleri, dört kapı kırk makam eğitim sistemi içinde oluşur. Öğretiyi benimseyip içselleştirmeleri, egolarını tamamen öldürmüş olmaları, şiddetten kesinlikle arınmış olmaları, en az bir sanat dalıyla uğraşmaları, edebiyatta kendilerini geliştirmiş olmaları, mümkünse bir yabancı dil öğrenmiş olmaları, zorunlu olmasa da yüzyıllar içinde en belirgin seçilme geleneği haline gelmiştir.

Bektaşiliğin kendine özgü bir dili vardır. Bektaşi dili, Batın inancın mecazlı dilidir desek yanılmış olmayız. Öğretide, Zahir ve Batın olmak üzere iki yaşam, iki anlam, iki farklı bakış arasında keskin bir çizgi vardır. Bu nedenle kullanılan dil, zahir ve batın olarak iki farklı anlam oluşturur. Öğretinin içinde pişme sürecini yaşayanlar, sözün arkasındaki anlamını yani batın anlamını bilirler. Batın-i tasavvuf dilinin Bektaşilikte kullanılıyor olmasını, yaşadığı baskılar ve yasaklamalara dayandırabiliriz. Bu nedenle Bektaşi dili, ikili anlam içerir. Bir Bektaşi babasının muhabbetine katıldığınızda, her cümlenin hatta her kelimenin derin felsefi bir anlamı olduğunu bilmek gerekir.

Örneğin; yeni tanıştığı birine Baba ; “ Sen hangi bahçenin gülüsün?“ diye sorduğunda „hangi babaya ikrar verdin, bu kadar güzel huylu olmanı hangi bahçeye borçluyuz?“ gibisinden bir anlam içerir.

İnanç ritüelleri insan merkezlidir. Ritüellerde her davranış her uygulama insanı merkez alır ve onu yüceltir. ( İnanç ritüelleri çok geniş ve nüans farklılıklar içerdiği için bu yazının konusu olmayacak)

Hararet nardadır sacda değildir

Keramet baştadır Taç’da değildir

Her ne arar isen , kendinde ara

Kudüs’te Mekke’de hac ’da değildir…“

Hünkârın sözlerini aktararak bu konuyu geçelim.

Bektaşi edebiyatı çok zengindir. Babaların çoğu yazı ve söz ustalarıdır. Divan edebiyatının pek çok köşe taşları, Bektaşi dergâhlarında pişmiş yazar, şair ve söz ustalarıdır.

Şiirde hiciv ve yergi çok yaygındır. Bektaşi şairlerinin tarihte padişahlara, sadrazamlara, valilere yazdıkları şiirler bilinir. Bundan dolayı pek çok Bektaşi şairi ya idam edilmiş yada sürgüne gönderilmişlerdir.

Fıkra, sözlü geleneğin olmazsa olmazıdır. Babalar esprili bir dil kullanırlar, gülmek ve güldürmek onların ustalığıdır. Edebiyatta öne çıkan yazı ve söz ustası Bektaşileri internetten bulabilir, okuyabilirsiniz.

Bektaşilikte İki Kol

Babagan ve Çelebi Bektaşileri

Bektaşilik, Balım Sultan zamanında kurumsallaşarak bugünkü edep ve erkânları kazanmıştır. Bektaşilikte iki ana kol oluşmuştur: Babaganlar ve Çelebiler.

Babaganlar, Hacı Bektaş Veli’nin mücerret yani evlenmemiş olduğuna inanırlar ve “yoldan gelmeyi” savunurlar. Bugün Anadolu'nun batısı, Karadeniz ve balkan Bektaşileri genellikle „Babagan“ kolunu oluştururlar. „Yol evlâdı ve bel evlâdı“ olmak diye iki şekilde ifade edilen sürek, aynı zamanda Babagan ve Çelebi Bektaşilerinin arasındaki ayrımı ifade eder. Babagan Bektaşileri „ Yol evlâdı“ süreğini temsil ederler. Bu nedenle süreğin, Babalık, Halifebabalık veya Dedebabalık sisteminde, babadan evladına geçen kan bağı aranmaz. Yola girenin (Küre veya kazan denilir) kendini pişirmesi, egosunu öldürmesi( ölmeden önce ölmek denilir) yetkinleşip pişmesi, gönüllülük esasına dayanır. Babadan mühürlü icazet alabilenler, pişmeye başlamış yanmayı bekleyenlerdir.

Çiğ olmak yani hamlık bir olgunlaşmamanın ifadesidir. Bektaşilikte „Hakikat Kapısı“ yani dördüncü kapıya gelen „ Kamil İnsan“ olsa bile „ hiçlik“ kültürü bir insan meziyetidir.

Kırklar ile yedik içtik

Kaynayıp sohbete coştuk

Yetmiş yıl kürede piştik

Dahi çiğsin can dediler.”

Bektaşilerin mezarları mütevazı, göze çarpmayacak şekildedir. Mezar taşının baş kısmında 12 dilimli „ Hüseyni Tacı“ varsa o kişi Bektaşi babasıdır. Doğum tarihleri genellikle 16–17 yaşlarına işaret eder. „Anadan doğma babadan olma“ anlayışına göre Babadan icazet alınan yıl, doğum tarihi olarak yazılır.

Çelebiler ise Hacı Bektaş Veli’nin soyundan geldiklerine inanır ve neslin babadan oğula devamını savunurlar. Bu nedenle Çelebi Bektaşilerinde, Babalıktan ziyade „Dedelik“ kurumu yaygındır.

Tarihte Horasan Postnişini Dedebabalar

Bektaşi tarihinde birçok önemli Dedebaba vardır. İlk örnekler şunlardır:

Seyyid Ali Sultan (1294–1389)

Resul Bali (1361–1441)

Balım Sultan (1462–1521)

Kalender Çelebi (1465–1519)

(…)

Salih Niyazi Dedebaba (1876- 1941 Tiran)

Kendisi Kalender Çelebi`den sonra katledilen ikinci Hacı Bektaş Postnişinidir.

Bedreddin Noyan Dedebaba ( 1912 Yunanistan Serez- 1997 Aydın)

Bedreddin Noyan Dedebaba alanında tanınmış, uluslararası konferanslara davet edilmiş bir Tıp doktoru, profesördü. Bektaşiliğe geçtikten sonra kendini yetkinleştirmiş ve 1960 yılında dedebabalığa seçilmiş en son Dedebabadır. Bektaşilik literatürüne ciltler dolusu kitaplar yazmıştır. Hem Neyzen hem de Hat sanatçısıydı. Yazdığı şiirler ve bestelenen onlarca eseri bugün ona ait olduğunu bile bilmeden dilden dile söylenmektedir. Yazının sonuna kendi eseri olan „ Sevdim Bir Genç Kadını“ isimli Tangoyu bırakacağım.

Salih Niyazi Dedebabanın ismine burada bir parantez bırakalım. Zira yazımızın ikinci bölümünde irdeleyeceğimiz „Arnavutluk Bektaşi Devleti ve Baba Mondi“ kararını anlamamız zor olacaktır.

Bektaşilikte Post Ve Hizmet Sistemi

Bektaşilikte 12 post ve 12 hizmet sistemi, öğreti ve örgütlenmenin temel yapısını oluşturur:

1.Horasan Postu: Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli

2.Aşçı Baba: Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli Sultan, Dimetoka Dergahı, Yunanistan Trakya)

3.Ekmekçi: Balım Sultan

4.Nakib Yardımcı: Kaygusuz Abdal Sultan

5.Atacı: Kamber Ali (Şah-ı Merdan Ali’nin satın alıp serbest bıraktığı köle)

6.Meydancı: Sarı İsmail Sultan (Karaca Ahmet Dergahı, Hacı Bektaş Veli)

7.Türbeder: Karadonlu Can Baba Sultan

8.Kilerci: Şahkulu Hacim Sultan

9.Kahveci: Şeyh Şazeli Sultan

10.Kurbancı: Hz. İbrahim

11.Ayakçı: Abdal Musa Sultan

12.Mihmandar: Hızır Postu

Hacı Bektaş Meydan Evi tavanı: Öğretiye göre dokuz katlı “Kırlangıç örtüsü” denilir.

Hacı Bektaş Meydan Evi tavanı: Öğretiye göre dokuz katlı “Kırlangıç örtüsü” denilir.

Dört Kapı Kırk Makam

Bektaşi inancında dört kapı ve kırk makamın anlamı derindir. Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat kapıları ile yol alınır. Her kapının içinde on makam vardır. Bu kapı ve makamlar, öğretinin eğitsel yapısıdır. Dervişten Dedebaba’ya kadar herkes, bu makamları geçerek olgunlaşır.

Anadolu ve Balkan Bektaşiliğini oluşturan, etkileyen hatta zaman zaman iç içe geçen sürekler;

Vefailik, Babailik, Kalenderilik, Haydarilik, Melamilik, Bektaşîlik, Saltukiyelik, Hurifilik, Çelebilik, Celaliyelik, Bedreddinilik, Babalar, Abdallar, Aşıklar, Torlaklar, Cavlaklar, Alevler, Işıklar…

(…)

Önemli Kişilikler

Nesimi ( Azerbaycan ve geniş bir coğrafyada yayılan Hurufilik, Bektaşi öğretisinde Nesimi ismiyle temsil edilir)

Hallacı Mansur ( Adalet mekanizması olan „Dar-ı Mansur „ onun ismiyle temsil edilir), Şah Haydar, Şah İsmail (şiirlerinde Hatayi olarak bilinir), Pir Hacı Bektaşi Veli, Kadıncık Ana, Balım Sultan, Kalender Çelebi, Tapduk Emre, Yunus Emre, Abdal Musa, Bedreddin, Sarı Saltuk Baba, Geyikli Baba, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Karaca Ahmet Sultan, Karyağdı Baba, Kızıl Deli Sultan, Ahi Evran, Gül Baba…bunlardan bazılarıdır.

Nasip Erkânı

Bektaşiliğe giriş erkânıdır.

Gelme, gelme, gelme,

gelsen de dönme.

Gelenin malı, dönenin canı,

öl ama ikrar verme,

öl ikrarından dönme.

Bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir.

Bu yol demirden leblebi, ateşten gömlektir. “

sözleriyle, yola giren bir canın geri dönmemesi gerektiği anlatılır. Bektaşi olan can, batınî öğretinin farkına varmaya başlar ve bu eğitim ömür boyu sürer. Teslim Taşı takılır ve dervişler Tiğbent kuşanır.

(Muhabbet erkânları ve Dem alma konusuna dair yazımı bu serinin bitiminde yayınlayacağım.)

Teslim Taşı ve Semboller

Teslim taşı, Bektaşiliğe teslimiyeti simgeler ve dervişlerin, babaların boynundan çıkarmadığı on iki köşeli bir taştır.

Teslim Taşı

Teslim Taşı

On iki köşe: On iki imamları simgeler.

Alt ve üst taşlar: İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i simgeler.

Düğüm: Katledilen Nesimi ve Hallaç-ı Mansur’u temsil eder.

İlmekli ip: Pir Sultan’ın asılarak katledilmesini simgeler.

Kızıl renkli ip: Alevi kimliğine gönderme yapar.

Salih Niyazi Dedebaba

Salih Niyazi Dedebaba, Cumhuriyet hükümeti tarafından 1927 yılında çıkarılan “Tekke ve zaviyelerin ilgası” yasası gereği yurtdışına çıkmanın daha doğru olacağına karar vermiştir. Atatürkün Serçeşmeye gelerek Cumhuriyet fikrini ilk paylaştığı kişiler Salih Niyazi Dedebaba ve Cemalettin Çelebidir. Dergaha ait altınlar ve paralar Mustafa Kemale verilir. Dedebaba Cumhuriyetin ilk ve güçlü destekçisi olarak, çıkarılan yasa gereği “ Cumhuriyet için cumhuriyetin önünde engel olmamak düşüncesiyle” dergah çalışmalarını yurt dışına taşıma kararı verir. Önce Mısır’daki Kaygusuz Abdal dergâhına, ardından Arnavutluk’a gitmiştir.

Dedebaba, Arnavutluk yönetimi tarafından hoşgörüyle karşılanmış, arazi satın alarak yeni bir dergahın açılmasına öncülük etmiştir. Arnavutluk dergahı kısa süre içinde hem Türkiye hem de Balkan Bektaşilerinin merkezi olmuştur. Dervişler, babalar, halife babalar, Hacı Bektaş Veli Serçeşme postnişini olan Salih Niyazi Dedebaba’ya ikrar vermişlerdir. Bugün Arnavutluk Bektaşilerinin icazetnameleri Salih Niyazi Dedebaba kütüğüne dayanmaktadır.

Salih Niyazi Dedebaba: Arnavutluk'`ta, askeri, sivil ve dini heyetler tarafından karşılanır.

Salih Niyazi Dedebaba: Arnavutluk'`ta, askeri, sivil ve dini heyetler tarafından karşılanır.

Arnavutluk 1942 yılına kadar Mussolini İtalya’sının, ardından Hitler Almanya’sının işgali altındaydı. Dedebaba, Enver Hoca( kendisi de Bektaşi bir aileden gelmiştir) öncülüğündeki sosyalistlerin kurduğu partizan hareketine katılan bazı Arnavut Bektaşileri ile faşist işgale karşı mücadeleye destek vermiştir. Ancak, Salih Niyazi Dedebaba ve dervişi Aziz Niyazi Triandafil, İtalyan faşist işgalcileri tarafından kurşuna dizilerek katledilmiştir.

Salih Niyazi Dedebaba, 1913–1925 yılları arasında Hacı Bektaş Pir evi postunda bulunmuş, 1930–1941 arasında ise Arnavutluk’ta kurulan “12 Babalar Meclisinde hakka yürüyene kadar Dedebaba olarak kalmıştır. Kalender Çelebiden sonra katledilen ikinci Hacı Bektaş Postnişinidir.

Birinci bölümü burada noktalayalım. İkinci bölüme buradan devam edeceğiz.

Aşk ile.

Bedri Noyan Dedebabaya ait „ Sevdim Bir Genç Kadını“ isimli Tangoyu dinleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=B1kudNqM2Wg


메타데이터
post_id
fb2b861c8ccd
slug
bektaşi-devleti-başkanı-baba-mondi-1-fb2b861c8ccd
url
https://mediumturkiye.com/bekta%C5%9Fi-devleti-ba%C5%9Fkan%C4%B1-baba-mondi-1-fb2b861c8ccd
canonical_url
https://mediumturkiye.com/bekta%C5%9Fi-devleti-ba%C5%9Fkan%C4%B1-baba-mondi-1-fb2b861c8ccd
author_url
https://medium.com/@bahadirmainz
status
ok
fetched_at
2026-08-17 16:22:32