← Back to list

Yerçekimine Direnmek.

İnsan, doğası gereği eylemsizliğe başkaldıran bir canlıdır.

Said Koçu in Türkiye Yayını · 2026-05-18 05:58 · 140 claps · 3.4 min read paywalled
#felsefe #psikoloji #türkçe
Open on Medium ↗

Yerçekimine Direnmek.

Hayatta uyandığımızda yerçekimine karşı bir direnç uygularız. Aslında bizim varoluşumuz hep karşı çıkmaya dayalıdır; var olan sistem içerisinde hep karşı çıkarak hayatta kalırız. Karşı çıkarak ayağa kalkarız, karşı çıkarak yürürüz. Direnç gösteririz: Zorluklara karşı, sevgiye karşı, acıya karşı, her şeye karşı direniriz. Yani biz aslında doğduğumuzdan beri çalışıyoruz.

Ne kadar fazla ya da az olduğunu düşünmedin; hayat bizi yoruyor. Neden buradayız bilinmez ama yorduğu kesin. Her konuda ne yapacaksak yapalım, ne inşa edeceksek edelim biz yoruluyoruz. Çünkü yaşamak bunu gerektiriyor; yaşamak yerçekimine karşı meydan okumak demek.

“Her varlık, kendi varlığında sürüp gitmek için elinden gelen çabayı gösterir.” – Baruch Spinoza

Yaşamak o yatakta her zaman yatmak demek değil. İnsanlar bunu size yaptırmıyorlar çünkü hepsi çalışıyor, çünkü hepsi aynı yerlerden geçiyorlar. Sizin farklı bir yol olduğunu sunmanız onların çok da umurunda değil; çünkü zaten her şey takır takır işliyor. Ama sistem sanki biraz fazla katı değil mi? Bu çarkların dönmesi için fazla uğraşıyoruz gibi geliyor. Fazla emek harcıyoruz gibi geliyor. Tüm ihtiyaçlarımızı karşılamak, tüm hormonlarımızı yaşatmak, hayatımızı anlamlı gördüğümüz seçenekleri gerçekleştirmek için çabalıyoruz.

Ama “biz de birer insanız” diyemiyoruz. İnsan olmak zorluklara karşı ayağa kalkmayı gerektirir. Yatakta yatmak sizi nasıl tatmin eder? Bir Reels videosu izlemek, YouTube’da herhangi bir videoyu izlemek, film izlemek, dizi izlemek sizi nasıl tatmin eder? Hayatımızın yarısı bir avuç kadar alana bakarak geçiyor. Ancak o kadar iyi dizayn edilmiş ki o renk karmaşıklığı yüzünden daha çok odaklanıyoruz. Oysa telefonu gri modda kullanacak olsak dikkatimizi hiç çekmez ve bu sorunu bu kadar basit yok edebiliriz.

“Performans öznesi, kendini sömürmektedir. Bu sömürü, özgürlük hissiyle birlikte gerçekleştiği için o kadar etkilidir.” – Byung-Chul Han

Ama hayat sizi zorlamaya niyetliyse bunu eninde sonunda yapar ve siz yatağınızdan kalkamayacak durumda olursunuz. Daha fazla tüketirsiniz, daha fazla tüketirsiniz. Tüketmekten kurtulmak için üretmek istersiniz; üretmek için gene tüketirsiniz. Daha fazla tüketirsiniz. Bu çarkın bir parçasısınız, bu çarktan çıkamazsınız. Çıkamayacağınızı kabul ederseniz bir adım atmanız daha kolay olur. Çünkü ayağa kalkmanızın zorunlu bir şey olduğunu fark edersiniz. Yoksa yatağınızı yakarlar ve o ısı sizi rahatsız ettiğinde kalkmak zorunda kalırsınız. O toplumsal baskı sizi rahatsız ettiğinde yapmak zorunda kalırsınız.

Ben de şu an ne kolum kalkıyor ne bacağım, öylece uzanıyorum. Kalkmam gerek biliyorum; çalışmam gerek, uğraşmam gerek ama bu yazıyı yazarak kendim çalışıyormuş gibi oyalanıyorum. Belki siz de bu yazıyı okuyarak kendinize bir şeyler katıyormuşsunuz gibi oyalanıyorsunuzdur. Bunların hepsi illüzyon.

İnsan sevmediği şeyi yaptığında çalışıyordur bence. Çünkü zaten sevdiğimiz bir işi yapma olasılığımız çok düşük gibime geliyor ve biz o düşük şanstaki insanlardan değiliz. Çalışmak, çalışmak, çalışmak… Yıllar boyunca YGS’ye çalıştım. Sonra uygulama yapmaya çalıştım, Medium yazıları yazmaya çalıştım, YouTube kanalı açıp video üretmeye başladım, Discord sunucusu açıp kitle toplamaya çalıştım. Çalıştım, çalıştım, çalıştım ama bir şey elde edemedim. Çünkü bunları sadece ayağa kalkmak için yaptım. O yatakta daha fazla duramazdım; zihnimi meşgul etmeli ve kendimi geliştirmeliydim. Bir şey elde edemesem de…

Aynı o yataktan kalkıp gün içinde her şeyi yapmamıza rağmen, uyguladığımız bu dirence rağmen hiçbir şey elde edemeyip tekrar yatağa girmemiz gibi. Elde ettiğimiz tek şey, gördüklerimiz ve duyduklarımızın kulak dolgunluğu yaratması gibi geliyor. Çünkü çoğu olay birbirini tekrar ediyor. İnsanlar anlamlı şeyler yaratmaktan çok uzakta yaşıyorlar. Hem direnç uygulayıp hayata karşı savaşıp yaşamak zor bir şey, hem de bunu ne uğruna yaptığını bilmek, onun için çabalamak çok çok zor bir şey. Bazen dört seçenekten birini doğru yapabilirsin, bazen dört taneden dört tanesini doğru yapman gerekir. Bu da aynı onlar gibi her şeyi doğru yapmayı gerektiriyor. Yaşamak bir sanatsa, doğru yaşamak ne kadar güzel bir tablodur.

“Sevgi, insan varoluşunun en yüksek ve en nihai hedefidir.” – Viktor E. Frankl

Sensiz geçen onca yıl kendime yetemedim, hayata da öyle. Ama gözle görülür bir uzaklıkta bana yaklaşırsan elbette unutamam. Kulaklarım seni yeterince duyuyorsa… Onca insana denk geldim kendinden uzak ama sen kendinle, benimleydin. Gitmeni istemiyorum, kalmanı istiyorum. Çünkü seni sevmek istiyorum, çünkü sen bu sevgiye layıksın. Ve ben bu sevgiyi boşuna taşımadım. İstemezsen bende kalsın, gene saklarım ama tekrar gel, gene sana vereyim.

Yaşamaya savaşmak diyorlar… Ben çoğu zaman bir başkasına da yardım ettim. Yaralıyım ama yapacak bir şey yok, ben hep böyleydim. Sana sarılmak geliyor içimden, saçlarını okşamak ve bu dünyadan uçurmak geçiyor o cennete. Oradaki gülüşün çok gerçekçi ve doğru geliyor buraya kıyasla. Orayı bırakıp kendimi daha farklı bir yere götürmek istiyorum, daha sakin. Ama benimle gelmek istersen elbette gelebilirsin.

Büyümek zaman zaman hepimizi yoruyor, hayat hepimizi yıpratıyor. Ama var mı çalışmaktan başka çare? İnsan kolay olan şeyler için tembellik eder. Çünkü tembelliğin tek satın alabildiği şey ömürdür. Hiçbir çaba, hiçbir değer o ömrü satın alamaz ve daha da korkuncu, ömrünüzü elinizden alırken size bir şey vermez; çünkü alacak bir şeyiniz de kalmaz.

Beni kaybedenler kaybettikleriyle kalsın, ben sana emanet hep böyle kalmak isterim. Sessiz esiyorsa zaman, sen istersen böyle kalsın. Hırçın bir denizin sarsıcı dalgaları vuruyorsa kıyımıza, sen ıslanmak istersen böyle kalsın. Batsın dünya. Çünkü bazen bir çocuk “Yok olsun bu dünya!” diye bağırdığında dünyanın yok olası gelir. Çünkü dünya, onun gibi binlerce çocuğu aynı bu sebepsizlikle yok ediyordur.

İşte bu şiirle karışık düz yazı gibi, hayat da karmakarışık. Ama özünde, metne başladığımız gibi: Yorucu ve çalışma gerektiriyor.

O zaman kalk, çalış ve tanımla. Çünkü başka çaresi yok.


메타데이터
post_id
ff1479ce0f08
slug
yerçekimine-direnmek-ff1479ce0f08
url
https://mediumturkiye.com/yer%C3%A7ekimine-direnmek-ff1479ce0f08
canonical_url
https://mediumturkiye.com/yer%C3%A7ekimine-direnmek-ff1479ce0f08
author_url
https://medium.com/@saidkocu
status
ok
fetched_at
2026-06-27 18:20:27